17 Nisan 2026 -
28 Şevval 1447 - Cuma
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Cüz Seçiniz
1. Cüz
2. Cüz
3. Cüz
4. Cüz
5. Cüz
6. Cüz
7. Cüz
8. Cüz
9. Cüz
10. Cüz
11. Cüz
12. Cüz
13. Cüz
14. Cüz
15. Cüz
16. Cüz
17. Cüz
18. Cüz
19. Cüz
20. Cüz
21. Cüz
22. Cüz
23. Cüz
24. Cüz
25. Cüz
26. Cüz
27. Cüz
28. Cüz
29. Cüz
30. Cüz
Sayfa Düzeni
سُورَةُ الْكَهْفِ
/ Kehf Suresi
◄
٢٩٤
- 294
►
15. Cüz /
الجزء ١٥
وَاِذِ
madem ki
اعْتَزَلْتُمُوهُمْ
siz onlardan ayrıldınız
وَمَا
ve şeylerden
يَعْبُدُونَ
taptıkları
اِلَّا
başka
اللّٰهَ
Allah'tan
فَأْوُٓ۫ا
o halde sığının ki
اِلَى الْكَهْفِ
mağaraya
يَنْشُرْ
yaysın (bollaştırsın)
لَكُمْ
size
رَبُّكُمْ
Rabbiniz
مِنْ رَحْمَتِه۪
rahmetini
وَيُهَيِّئْ
ve hazırlasın
لَكُمْ
size
مِنْ اَمْرِكُمْ
(şu) işinizden
مِرْفَقاً
yararlı bir şey
﴿١٦﴾
وَتَرَى
görürsün
الشَّمْسَ
güneşi
اِذَا
zaman
طَلَعَتْ
doğduğu
تَزَاوَرُ
eğiliyor
عَنْ كَهْفِهِمْ
mağaralarından
ذَاتَ الْيَم۪ينِ
sağa doğru
وَاِذَا
zaman da
غَرَبَتْ
battığı
تَقْرِضُهُمْ
onları makaslayıp geçiyor
ذَاتَ الشِّمَالِ
sola doğru
وَهُمْ
ve onlar
ف۪ي
içindedirler
فَجْوَةٍ
bir dehlizin
مِنْهُۜ
onun (mağaranın)
ذٰلِكَ
bu (durum)
مِنْ اٰيَاتِ
ayetlerindendir
اللّٰهِۜ
Allah'ın
مَنْ
kime
يَهْدِ
hidayet verirse
اللّٰهُ
Allah
فَهُوَ
o
الْمُهْتَدِۚ
yolu bulmuştur
وَمَنْ
kimi de
يُضْلِلْ
sapıklıkta bırakırsa
فَلَنْ تَجِدَ
artık bulamazsın
لَهُ
onun için
وَلِياًّ
bir dost
مُرْشِداً۟
yol gösteren
﴿١٧﴾
وَتَحْسَبُهُمْ
sen onları sanırsın
اَيْقَاظاً
uyanıklar
وَهُمْ رُقُودٌۗ
uyudukları halde
وَنُقَلِّبُهُمْ
onları (uykuda) çeviririz
ذَاتَ الْيَم۪ينِ
sağlarına
وَذَاتَ الشِّمَالِۗ
ve sollarına
وَكَلْبُهُمْ
köpekleri de
بَاسِطٌ
uzatmış vaziyettedir
ذِرَاعَيْهِ
ön ayaklarını
بِالْوَص۪يدِۜ
girişte
لَوِ اطَّـلَعْتَ
görseydin
عَلَيْهِمْ
onların durumunu
لَوَلَّيْتَ
mutlaka dönüp
مِنْهُمْ
onlardan
فِرَاراً
kaçardın
وَلَمُلِئْتَ
ve içine dolardı
مِنْهُمْ
onlardan
رُعْباً
korku
﴿١٨﴾
وَكَذٰلِكَ
yine böyle
بَعَثْنَاهُمْ
onları dirilttik
لِيَتَسَٓاءَلُوا
sormaları için
بَيْنَهُمْۜ
kendi aralarında
قَالَ
dedi ki
قَٓائِلٌ
konuşan biri
مِنْهُمْ
içlerinden
كَمْ لَبِثْتُمْۜ
ne kadar kaldınız?
قَالُوا
dediler
لَبِثْنَا
kaldık
يَوْماً
bir gün
اَوْ
ya da
بَعْضَ
bir parçası (kadar)
يَوْمٍۜ
günün
قَالُوا
dediler
رَبُّكُمْ
Rabbiniz
اَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِمَا لَبِثْتُمْ
ne kadar kaldığınızı
فَابْعَثُٓوا
gönderin
اَحَدَكُمْ
birinizi
بِوَرِقِكُمْ
gümüş (para) ile
هٰذِه۪ٓ
şu
اِلَى الْمَد۪ينَةِ
şehre
فَلْيَنْظُرْ
baksın
اَيُّهَٓا
hangi
اَزْكٰى
daha temiz ise
طَعَاماً
yiyecek
فَلْيَأْتِكُمْ
size getirsin
بِرِزْقٍ
bir azık
مِنْهُ
ondan
وَلْيَتَلَطَّفْ
ve dikkatli davransın
وَلَا يُشْعِرَنَّ
sakın sezdirmesin
بِكُمْ
sizi
اَحَداً
birisine
﴿١٩﴾
اِنَّهُمْ
çünkü onlar
اِنْ يَظْهَرُوا
ellerine geçirirlerse
عَلَيْكُمْ
sizi
يَرْجُمُوكُمْ
taşlayarak öldürürler
اَوْ
yahut
يُع۪يدُوكُمْ
döndürürler
ف۪ي مِلَّتِهِمْ
kendi dinlerine
وَلَنْ تُفْلِحُٓوا
iflah olamazsınız
اِذاً اَبَداً
o takdirde asla
﴿٢٠﴾
◄
٢٩٤
- 294
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.