21 Ocak 2026 - 2 Şaban 1447
Çarşamba
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Cüz Seçiniz
1. Cüz
2. Cüz
3. Cüz
4. Cüz
5. Cüz
6. Cüz
7. Cüz
8. Cüz
9. Cüz
10. Cüz
11. Cüz
12. Cüz
13. Cüz
14. Cüz
15. Cüz
16. Cüz
17. Cüz
18. Cüz
19. Cüz
20. Cüz
21. Cüz
22. Cüz
23. Cüz
24. Cüz
25. Cüz
26. Cüz
27. Cüz
28. Cüz
29. Cüz
30. Cüz
Sayfa Düzeni
سُورَةُ يُونُسَ
/ Yûnus Suresi
◄
٢٢٠
- 220
►
11. Cüz /
الجزء ١١
وَاِنْ يَمْسَسْكَ
sana verirse
اللّٰهُ
Allah
بِضُرٍّ
bir sıkıntı
فَلَا
yoktur
كَاشِفَ
giderecek
لَهُٓ
onu
اِلَّا
başka
هُوَۚ
O'ndan
وَاِنْ
eğer
يُرِدْكَ
senin için dilerse
بِخَيْرٍ
bir iyilik
فَلَا
yoktur
رَٓادَّ
geri çevirecek
لِفَضْلِه۪ۜ
O'nun lütfunu da
يُص۪يبُ
verir
بِه۪
bunu
مَنْ يَشَٓاءُ
dilediğine
مِنْ عِبَادِه۪ۜ
kullarından
وَهُوَ
ve O
الْغَفُورُ
bağışlayıcıdır
الرَّح۪يمُ
merhamet edicidir
﴿١٠٧﴾
قُلْ
de ki
يَٓا اَيُّهَا
Ey
النَّاسُ
insanlar
قَدْ
muhakkak
جَٓاءَكُمُ
size gelmiştir
الْحَقُّ
hak
مِنْ رَبِّكُمْۚ
Rabbinizden
فَمَنِ
kim
اهْتَدٰى
hidayet bulursa
فَاِنَّمَا
şüphesiz
يَهْتَد۪ي
hidayet bulmuştur
لِنَفْسِه۪ۚ
kendi yararına
وَمَنْ
kim de
ضَلَّ
sapıtırsa
فَاِنَّمَا
şüphesiz
يَضِلُّ
sapıtmıştır
عَلَيْهَاۚ
kendi aleyhine
وَمَٓا اَنَا۬
ben değilim
عَلَيْكُمْ
sizin üzerinize
بِوَك۪يلٍۜ
bir vekil
﴿١٠٨﴾
وَاتَّبِعْ
uy
مَا يُوحٰٓى
vahyedilene
اِلَيْكَ
sana
وَاصْبِرْ
ve sabret
حَتّٰى
kadar
يَحْكُمَ
hükmünü verinceye
اللّٰهُۚ
Allah
وَهُوَ
O
خَيْرُ
en hayırlısıdır
الْحَاكِم۪ينَ
hüküm verenlerin
﴿١٠٩﴾
سُورَةُ هُود
مَكِّيَةٌ وَهِيَ
١٢٣
ايَةً - الترتيب الوحي
٥٢
الٓـرٰ۠
Elif. Lam. Ra.
كِتَابٌ
bir Kitap'tır
اُحْكِمَتْ
sağlamlaştırılmış
اٰيَاتُهُ
ayetleri
ثُمَّ
sonra
فُصِّلَتْ
etraflıca açıklanmış
مِنْ لَدُنْ
tarafından
حَك۪يمٍ
hikmet sahibi
خَب۪يرٍۙ
ve her şeyden haberdar olan
﴿١﴾
اَلَّا تَعْبُدُٓوا
öyle ki, kulluk etmeyin
اِلَّا
başkasına
اللّٰهَۜ
Allah'tan
اِنَّن۪ي
şüphesiz ben
لَكُمْ
size
مِنْهُ
O'nun tarafından
نَذ۪يرٌ
bir uyarıcı
وَبَش۪يرٌۙ
ve müjdeleyiciyim
﴿٢﴾
وَاَنِ اسْتَغْفِرُوا
ve bağışlanma dileyin
رَبَّكُمْ
Rabbinizden
ثُمَّ
sonra
تُوبُٓوا
tevbe edin
اِلَيْهِ
O'na
يُمَتِّعْكُمْ
sizi yararlandırsın
مَتَاعاً
nimetlerden
حَسَناً
güzel
اِلٰٓى اَجَلٍ
bir süreye kadar
مُسَمًّى
belirli
وَيُؤْتِ
ve versin
كُلَّ
her
ذ۪ي فَضْلٍ
ihsan sahibine
فَضْلَهُۜ
kendi ihsanını
وَاِنْ
eğer
تَوَلَّوْا
yüz çevirirseniz
فَاِنّ۪ٓي
gerçekten ben
اَخَافُ
korkarım
عَلَيْكُمْ
sizin hakkınızda
عَذَابَ
azabından
يَوْمٍ
bir günün
كَب۪يرٍ
büyük
﴿٣﴾
اِلَى اللّٰهِ
Allah'adır
مَرْجِعُكُمْۚ
dönüşünüz
وَهُوَ
ve O
عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ
her şeye
قَد۪يرٌ
güç yetirendir
﴿٤﴾
اَلَٓا
iyi bilin ki
اِنَّهُمْ
onlar
يَثْنُونَ
bükerler
صُدُورَهُمْ
göğüslerini
لِيَسْتَخْفُوا
gizlenmek için
مِنْهُۜ
ondan
اَلَا
yine iyi bilin ki
ح۪ينَ يَسْتَغْشُونَ
bürünseler de
ثِيَابَهُمْۙ
elbiselerine
يَعْلَمُ
bilir
مَا يُسِرُّونَ
gizlediklerini de
وَمَا يُعْلِنُونَۚ
açığa vurduklarını da
اِنَّهُ
şüphesiz O
عَل۪يمٌ
bilendir
بِذَاتِ
olanı
الصُّدُورِ
gönüllerde
﴿٥﴾
◄
٢٢٠
- 220
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.