Ve-iżâ meridtu fehuve yeşfîn(i)
Ve hastalandığım zaman o şifa verir bana.
“Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur;”
Ve hasta olduğum zaman, beni iyileştiren
“Hastalandığım zaman bana şifa verendir.”
Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur.
'Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur;'
Hastalandığım zaman da, O bana şifa veriyor.
Hastalandığım zaman, yalnızca O bana şifa veriyor.
75,76,77,78,80,81,82,83. İbrâhim şöyle demişti: “Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak âlemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Âhiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!”
Odur beni hastalıktan kurtaran
“Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.”
75-82. İbrâhîm "Biliyor mısınız ki sizin sizin tapdıklarınız ve âbâ ve ecdâdınızın tapmış oldukları putlar benim düşmanlarımdır kâinâtın sâhibi yalnız bir Allâh vardır. O Allâh beni yaratdı hidâyete sevk itdi, benim rızkımı ve içeceğimi virdi, hasta oldığım vakit bana şifâ virir, beni öldürecek ve tekrâr diriltecekdir ve ümîd iderim ki dîn gününde günâhlarımı ’afv idecekdir." didi.
75,76,77,78,79,80,81,82,83. İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
“Hastalandığımda da O bana şifa verir.”
Hastalandığım zaman bana şifa verendir.
Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur.
"Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur."
"Hastalandığım zaman bana O, şifâ verir."
Hastalandığım vakıt da bana o şifa verir
Hastalandığım zaman, bana şifa veren O’dur.
“Hastalandığım zaman, O'dur bana şifa veren.”
«Hastalandığım zaman bana şifâ veren Odur».
O, hastalandığımda bana şifa verendir;
“Hem hastalandığım zaman da bana O şifâ verir!”(1)
Ve hasta olduğumda bana O şifa verir.
“Hastalandığımda bana şifa veren.”
Hasta olunca beni iyileştiren Odur.
Hastalandığım zaman bana O şifa verir.
“Ben hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.”
“Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur.”
“Ve hastalandığım zaman beni iyileştiren O!”
Hastalandığım zaman bana O şifâ veriyor.
80,81. Hastalanınca beni iyileştiren de odur. // Beni öldürecek olan da, tekrar diriltecek olan da odur.
"Hastalandığım zaman bana şifa veren odur."
Hastalandığımda bana şifa verendir.
“Hastalandığımda bana şifa veren de O (Allah)’tır.”
ve hasta olduğum zaman beni iyileştiren,
Ve hastalandığımda bana şifa verecek olan. 10/57, 41/44
ve hasta düştüğümde şifa veren de yine O’dur.[³²¹⁵]
Hastalandığımda şifa veren de O!..
ve hastalandığım zaman bana şifasını veren,
«Ve hasta olduğum zaman bana ancak o şifa verir.»
Hastalandığımda O'dur bana şifa veren.
Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur.
"Hasta olursam bana şifâ virir."
Hastalandığımda bana o şifa verir.
Bana şifa veren...
“Hastalandığımda bana şifa veren Odur.
"Hastalandığımda O'dur bana şifa ulaştıran."
Agar kasal bo‘lsam, O‘zi menga shifo beradi.
“daħı ķaçan kim śayru olam ol şifā virür baña.
Ve ḳaçan ḫasta olsam ol baña ṣaġlıḳ virür.
Xəstələndiyim zaman mənə yalnız O, şəfa verir.
And when I sicken, then He healeth me,
"And when I am ill, it is He Who cures me;
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |