Ve-innehâ lebisebîlin mukîm(in)
Ve şüphe yok ki o şehir, hala herkesin yol uğrağı olan bir yerde.
O (harabe olmuş şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hâlâ) durmaktadır. (Bir mucize olarak bu kalıntılar 2000’li yılların başlarında ortaya çıkarılmıştır.)
Ve şüphe yok, o şehirler, hâlâ herkesin yol uğrağı olan bir yerdedir.
Onların şehirleri hâlâ gözler önünde, bir yol üzerindedir.
Orası kullanılmakta olan bir yol üzerindedir.
O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hâlâ) durmaktadır.
Hem o Lût kavminin bulunduğu şehir harabesi, (Kureyş kâfirlerinin de ibret alabileceği uğrak) bir yol üzerinde bulunmaktadır.
Ve onlar, devamlı uğrak bir yol üzerindedirler.
Onlar hâlâ gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
Bu şehir, işlek bir yol üzerinde
Bu (beldenin yıkıntıları) hâlâ (herkesin çok rahat görebileceği) işlek olan bir yol üzerindedir.
Bu şehirler yol üzerindedir. (Âsârı görülebilür)
O şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hala durmaktadır.
O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
Bakın, o harabeler bir yol üzerinde hâlâ duruyor.
Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
Ve o (yıkıntı kent), yol üzerinde durmaktadır.
Hem o Lût kavminin bulunduğu şehir harabesi bir yol üzerinde bulunmaktadır.
Hem o harabe yol üstünde duruyor
Ve şüphesiz o (helâk edilen şehrin kalıntıları, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.
O (şehrin haraabeleri) hakıykat (herkesin göreceği, Kureyşin işlediği) bir yol üstünde (haalâ) durucudur.
Ve doğrusu o (dehşet gününün alâmeti olan harâbeler), hâlâ (çalışıp) duran (işlek)bir yol üzerindedir.
Ve O (kentin yıkıntıları, herkesin çok rahat görebileceği) işlek olan bir yol üzerindedir. *
Şüphesiz ki bu (yaptıkları çirkinliğin karşılığı olarak) yerine getirilmesi gereken bir yoldu.
İşte bu kentler tam yolun üzerinde durmaktadırlar.
O kasabalar işlek yoldadır.
Şüphesiz o şehrin kalıntıları hâlâ mevcut bir yol üzerinde duruyor.
O (şehrin kalıntıları) işlek bir yol üzerinde hala durmaktadır.
Üstelik geçmişte helâk edilmiş olan bu şehirlerin ibret verici kalıntıları, bugün hâlâ işlemekte olan bir yol üzerindekiLut Gölü’ndedir.Onları görüp de ibret almıyorlar mı?
Orası, işlek bir yol üzerindedir.
Bu harabeler ana yol üzerinde hâlâ ayakta durmaktadır..
Onlar da biliyorlar. Yok ettiğimiz Lut kavminin yaşadığı şehir onların yolu üzerindedir. Onlar çeşitli sebeplerle o şehrin yanından sürekli gelip geçiyorlar. O şehrin yanından geçerken hiç düşünmüyorlar mı? Burada kimler yaşadı? Nasıl yok oldular? Başlarına bunlar neden niçin geldi? Onlar gerçeği öğrenmek isteselerdi, mutlaka bu soruları kendilerine sorarlardı. Gerçeği öğrenip ders almak isterlerdi. Ancak onlar gördüklerinden ders almak istemiyorlar.
O (helâk olan şehir) gerçekten yol(unuzun) üstünde (hâlâ) durmaktadır.
Çünkü, gerçekten de [sözü geçen] bu [şehirler] bugün hâlâ yerinde durmakta olan bir yol üzerindeydiler. ⁵⁵
O şehre ait kalıntılar, insanların gelip geçtikleri yol üzerinde hala durmaktadır. 37/137-138
Yine kuşku yok ki bu (şehir)ler, (hâlâ) varlığı sabit bir yol üzerindedir.[²⁰⁶⁷]
O (şehrin harabeleri, herkesin görebileceği, Kureyş’in gidip geldiği işlek) bir yol üzerinde hâlâ durmaktadır.
Ve o olayın izleri yolda beraber durmaktadır.
Ve şüphe yok ki, o bir sabit yoldur.
Ve o (kent, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.
O kavmin yerleri yol üzerindedir. [¹]
Orası bugün bir yol üzerinde durmaktadırlar.
Orası işlek bir yol üstündedir.
O beldenin izleri, hâlâ yol üzerindedir.
O kentin izleri/işaretleri, hâlâ işleyen bir yol üzerindedir.
daħı bayıķ ol yoldur durıcı.
Daḫı ol Lūṭ ḳavminüñ şehri yol üstine durmışdur.
Həqiqətən, o (Lut tayfasının yaşadığı Sədum şəhərinin xarabaları Qüreyş kafirlərinin Məkkədən Şama getdikləri) yolun üstündə hələ də durmaqdadır!
And lo! it is upon a road still uneffaced.
And the (cities were) right on the highroad.(1998)
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |