Feeḣażet-humu-ssayhatu muşrikîn(e)
Güneş doğduktan sonra onları bir bağırış, helak ediverdi.
Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıvermişti.
Ve tan yeri ağarırken, hak ettikleri azabın gürültüsü, apansız yakaladı onları.
Güneş doğarken, şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe onların işini bitirdi.
Derken güneşin doğma vaktine girmeleriyle birlikte onları o çığlık alıverdi.
Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.
Nihayet onları, güneşin doğma vaktinde korkunç gürültü yakalayıverdi.
Sabah güneş doğarken bir ses ve patlama onları yakalayıverdi.
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
Gün doğarken bir gürültü yakaladı onları
Ve derken güneşin doğuşu sırasında, onları korkunç bir ses yakalayıverdi.
Sabahleyin bir furtınaya tutuldılar.
Tanyeri ağarırken, çığlık onları yakalayıverdi.
Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
Nihayet ortalık aydınlanırken korkunç ses onları yakalayıverdi!
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
Tan ağarırken onları felaketli bir gürültü yakaladı.
Güneş doğarken o korkunç çığlık onları yakaladı.
Derken işrak vaktine girdikleri sırada bunları o sayha tutuverdi
(Nihâyet) güneş doğarken onları o korkunç bir sayhâ yakaladı.
Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.
Derken onları, işrak vaktına girdikleri sırada, o (korkunç) ses yakalayıverdi.
Gün doğarken onları korkunç bir ses yakaladı.
Nihâyet gündoğumuna ulaşan kimseler iken o (korkunç) ses onları yakaladı.
Nihayet (Lût ve ailesi geceleyin çıktıktan sonra) güneşin doğma vaktine girmeleriyle birlikte o korkunç gürültü (volkanik patlama) onları yakalayıverdi. *
Sabah güneş doğarken, yok edici (yüksek frekanslı) bir ses onları yakaladı.
Gün doğarken onları bir haykırmadır çarptı.
Güneş doğduğu sırada onlar korkunç bir sese giriftar oldular.
Derken güneşin doğuşu sırasında o korkunç ses [sayha] onları yakaladı.
Derken, tan yeri ağarırken onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.
Güneş doğarken, müthiş bir gürültü kıskıvrak yakalayıverdi onları.
İşrak vaktine girdiklerinde (gün doğarken) onları Sayha (Yüksek Ses) yakaladı.
Şafak sökerken müthiş bir patlama oldu.
Güneşin doğma zamanına doğru korkunç bir ses onları yakaladı.
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakalamıştı.
Nihayet güneşin doğuşuyla birlikte onları korkunç bir çığlık yakalayıverdi. 11/81, 37/137-138
Ve şafak ağarırken, onları (dehşetli) sayha[²⁰⁶⁴] kıskıvrak yakalayıverdi;
(Nitekim, Lut ailesi şehirden ayrılıp) Güneş doğarken, o korkunç ses onları yakalayıverdi.
Ve güneşin doğma zamanına girerlerken korkunç ses onları yakaladı.
Artık onları işrak vaktine girdikleri sırada, o sayha tutuverdi.
Güneş doğarken o korkunç ses bastırıverdi onları!
Güneşin doğma zamanına girerlerken korkunç ses onları yakaladı.
Güneş doğmazdan evvel onları sayha alub helâk itdi.
Gün doğarken dehşet bir sesle sarsıldılar.
Güneşin doğuşuyla birlikte onları bir çığlık yakaladı.
Gün doğarken o korkunç ses onları yakaladı.
Nihayet o korkunç titreşimli ses, onları güneş doğarken yakaladı.
Sahar chog‘ida birdan ularni dahshatli qichqiriq tutdi.
daħı ŧuttı anları ün gün doġduġı vaķta giricilerken.
Pes helāk itdi anları Cebrā’īlüñ heybetlü āvāzı güneş çıḳduġı vaḳt.
Şəfəq doğanda o dəhşətli (tükürpədici) səs onları bürüdü.
Then the (Awful) Cry overtook them at the sunrise.
But the (mighty) Blast(1996) overtook them before morning,
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |