Feemmâ men tâbe veâmene ve’amile sâlihan fe’asâ en yekûne mine-lmuflihîn(e)
Fakat tövbe eden ve inanan ve iyi işlerde bulunan, umulur ki kurtulanlardan olur, muradına erer.
Ancak her kim (küfür ve kötülükten samimiyetle) tevbe edip, iman eder ve (her konuda yararlı) salih ameller işlerse (ve geri kalan ömrünü Hakk ve hayır üzere geçirirse) artık onlar kurtuluşa erenlerden olmayı umabilirler.
Ama buna karşılık pişman olup, doğru yola dönen ve dolayısıyla inanıp, doğru dürüst davranışlar ortaya koyan kişiye gelince, böyle biri kurtuluşa erenlerden olabilir.
Fakat geçmişin kirlerinden arınarak tevbe ederek iman edip gevşekliği bırakarak, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçiren, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayan, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olan, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyen, kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenler arasında olmayı umabilir.
Ancak kim tevbe eder, iman eder ve salih amel işlerse kurtuluşa erenlerden olabilir.
Ancak kim tevbe edip iman eder ve salih amellerde bulunursa artık kurtuluşa erenlerden olmayı umabilir.
Fakat küfürden tevbe edip de iman eden ve salih amel işliyen kimse, zafere kavuşanlardan olmayı umabilir.
Fakat böyleler içinde tevbe eden, iman edip iyi işler yapan olursa, onun kurtuluşa ermesi kuvvetle muhtemeldir.
Fakat tövbe eden, inanan ve iyi amel yapanlara gelince; onun kurtuluşa erenler arasında olması umulur.
Tövbe kılıp inanan, yararlı iş yapan, ola kurtulanlardan
Ancak kim (bu dünyada) pişman olup doğru yola döner ve inanıp dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyarsa, böyle birinin kurtuluşa erenler arasında bulunması umulur.
Lâkin tevbe idüb îmân iden ve a’mâl-i sâlihada bulunanların felâh bulması mümkündür.
Fakat, tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyen kimsenin, kurtuluşa erenler arasında bulunması umulur.
Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur.
Tövbe edip iman eden ve iyi işler yapan kimseye gelince, işte onun kurtuluşa erenler arasında olması umulabilir.
Fakat tevbe eden, iman edip iyi işler yapan kimseye gelince, onun kurtuluşa erenler arasında olması umulur.
Kim tevbe eder, inanır ve erdemli davranırsa işte o zaman başarılı olabilir.
Fakat tevbe ederek, iman edip iyi işler yapan kimseye gelince, o, kurtuluşa erenler arasında olmayı umabilir.
Amma tevbe ve iyman edip salâh ile çalışan kimse işte o felâh bulanlardan olmayı umabilir
Kim (dünya hayatında iken küfür ve isyanlarına) tövbe edip, îmân eder ve sâlih ameller işlerse (işte, bu hal üzere ölenler, ahirette) kurtuluşa erenlerden olmayı umabilirler.
Fakat tevbe eden¹, iman eden ve salihatı yapan² kimse, kurtuluşa erenlerden olacağını umabilir.
Amma tevbe ve îman edib de iyi amel (ve hareket) de bulunan kimseler muradlarına erenlerden olacaklarını umabilir (ler).
Tövbe edip iman eden ve salih amellerde bulunan kimseye gelince, onun kurtulanlardan olması umulur.
Fakat tevbe edip îmân eden ve sâlih amel işleyen kimseye gelince, işte onun kurtuluşa erenlerden olması umulur.
Ancak tövbe edip inanmış ve iyi işler yapmış olan kimse, elbette kurtuluşa erenlerden olur. *
Ancak hatasından vaz geçip tövbe eden, iman edip salih amel işleyenlerin, kurtulanlardan oldukları umulur.
Ancak, tövbe edip iyilik işleyen kimseye gelince o, onacaktır.
Ama tevbe edip inanan ve iyi ve yararlı iş [sâlih] yapan kimsenin kurtuluşa ermesi umulur.
Ancak kim tevbe edip iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık kurtuluşa erenlerden olması umulur.
Buna karşılık, fırsat varken günahlarından tövbe eden; Allah’a ve âhiret gününe yürekten inanan ve bu imanın gereği olan güzel ve yararlı davranışları ortaya koyan kimselere gelince; işte bunların dünya ve âhirette kurtuluşa eren kimselerden olması elbette umulabilir. Yeter ki, Allah’ı iyi tanısınlar:
Ancak! Kim tevbe etmiş, iman etmiş ve salih amel işlemiş (iyi iş yapmış) ise, Felaha (Kurtuluşa) Erenler’den olması umulur.
Ama dünyada iken pişman olup inanan ve yararlı işler yapanların, kurtulma ümitleri vardır.
Ancak yeryüzünde yaşarken yaptıkları hataların farkına vararak tövbe edenler. Tövbelerinden sonra inanarak iyi işler yapanlar cezamızdan kurtulurlar. Rabbin tövbe edenlere karşı merhametlidir, bağışlayandır.
Fakat tevbe eden, inanan ve (inandığı) iyi işleri yaşayan kimseye gelince o, kurtulanlardan olmayı umabilir.
Ama buna karşılık, pişman olup doğru yola dönen ⁷³ ve dolayısıyla, inanıp dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan kişiye gelince, böyle birinin [öte dünyada] kendini kurtulan, esenliğe erişen kimseler arasında bulması (elbette) umulabilir.
Yalnız tövbe edip iman ederek iyi ve güzel işler yapanlara gelince, işte onlar kesinlikle kurtuluşa erenlerden olacaklar. 20/82
Ama dönüş yapan, iman eden ve imana uygun davrananlara gelince: işte böylelerinin kurtuluşa ereceklerden olması beklenir.
Tevbe edip, iman eden ve sâlih amel işleyen kimsenin ise kurtuluşa erenlerden olması umulur.
Ancak tövbe edip iman eden ve salih amel işleyenler, umulur ki kurtuluşa erenlerden olurlar.
Amma tevbe eden ve imân edip sâlih amelde bulunan ise felâha ermişlerden olmasını umabilir.
Ama inkârdan dönüş yapıp iman eden, güzel ve makbul işler yapan kimseler felah bulanlardan olmayı umabilirler.
Ama kim tevbe eder, inanır ve iyi iş yaparsa, o kurtuluşa erenlerden olabilir.
Ve tevbe iden ve îmân iyleyen ve 'amel-i sâlih işleyen kimse felâh bulıcılardan olmaya şâyestedir.
Tevbe edip inanmış ve iyi işler yapmış olan kimsenin, umduğuna kavuşması beklenir.
Tevbe eden, inanıp, doğruları yapan kimseye gelince, onun kurtuluşa erenlerden olması umulur.
Tevbe ederek iman eden ve güzel bir iş yapan kimseye gelince, o, kurtuluşa erenler arasında olmayı umabilir.
Ama tövbe eden, inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapan kişinin, kurtuluşa erenlerden olması ümidi vardır.
Bas, kim gunohlaridan tavba qilib, iymon keltirsa va solih amal qilgan bo‘lsa, shoyadki u azobdan qutuluvchilardan bo‘lsa.
ammā ol kim tevbe eyledi daħı įmān getürdi daħı işledi eyü iş pes yaķın oldı kim ola ķurtılmışlardan.
Ol kişi ki tevbe itse ve īmān getürse ve ‘amel‐i ṣāliḥ işlese, ola kim anlariflāḥ olalar.
Tövbə edərək iman gətirib yaxşı işlər görənlərə gəldikdə isə, onların nicat tapmaları mümkündür.
But as for him who shall repent and believe and do right, he haply may be one of the successful.
But any that (in this life) had repented, believed, and worked righteousness, will have hopes to be among those who achieve salvation.
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |