2 Mayıs 2026 - 14 Zi'l-Ka'de 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Yâsîn Suresi 66. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Velev neşâu letamesnâ ‘alâ a’yunihim festebekû-ssirâta feennâ yubsirûn(e)

Ve dileseydik onları kör ederdik de doğru yolu ararlar, bulamazlardı, nasıl görebilirlerdi ki?

Eğer dileseydik, (daha dünyada iken) gözlerinin üstüne bastırır-kör ederdik, böylece yollara dökülüp (divaneler gibi sağa sola) koşuşuverirlerdi. Fakat nasıl göreceklerdi ki?

Eğer insanların, doğru ile yanlışı ayırt edememelerini dilemiş olsaydık, onların gözlerini kör ederdik. Bu sefer doğruyu bulmak için, hepsi yollara dökülürlerdi, ama bu durumda doğruyu nereden ve nasıl görebilirlerdi?

Sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olsaydı, elbette gözlerini silme kör ederdik. Bu durumda doğru yola gelmeye yarış ederlerdi. Ama kâinattaki ve peygamberlerin getirdiği sayısız delilleri göremeyen basiret yoksunları bunun nasıl farkına varacaklardı?

Dileseydik gözlerini silme kör ederdik de yolda koşuşup dururlardı. Ama nasıl göreceklerdi?

Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır-kör ederdik, böylece yola dökülüp-koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?

Eğer dileseydik, o kâfirlerin (hakkı görmiyen dalâlet) gözlerini silme kör ederdik de (onlar akıllarını başlarına alarak) hak yola (imana) koşar, yarış ederlerdi. Fakat şimdi onlar nasıl görecekler (hakkı anlayacaklar)?...

İstesek gözlerini giderir; onlar öylece sırata (yola veya Sırat köprüsüne) girerler. Fakat nasıl ve neyi görebilirler? (Asla göremezler.)

Dileseydik, onların gözlerini tamamen kör ederdik. O zaman yola koyulmak isterler, ama nasıl görecekler!

Eğer biz isteseydik, kapatırdık gözlerini onların, imdi yola düşünce, nice göreceklerdi?

Eğer (insanların doğru ile yanlışı ayırt edememelerini) dilemiş olsaydık, onları görüp anlama melekesinden yoksun bırakırdık da (doğru) yoldan hep şaşarlardı. Fakat (o zaman) onlar (gerçeği) nasıl göreceklerdi?

Eğer istese idik onları ru’yetden mahrûm ider idik. O vakit mu’tâdları olan yola giderler. Fakat görirler mi idi?

Dilesek, gözlerini kör ederdik de yol bulmağa çalışırlardı. Nasıl görebilirlerdi?

Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!

Dilesek (dünyada da) gözlerini büsbütün kör ederdik de yolu bulmak için çabalayıp dururlardı; ama o takdirde nasıl görebileceklerdi ki?

Dilesek onların gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlar, ama nasıl göreceklerdi?

Dilesek gözlerini büsbütün silerdik. Yolu bulmaya çalıştıklarında göremezlerdi.

Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler?

Hem dilersek gözlerini üzerinden silme kör ediverdik de yola dökülürlerdi, fakat nereden görecekler?

Eğer dileseydik (inkârları yüzünden, dünyada iken) onların gözlerini kör ederdik de böylece (hepsi perişan bir hâlde) yola dökülüp (sağa sola) koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?

Eğer dileseydik, elbette gözlerini kör ederdik de yol bulmak için koşuşturup dururlardı. Yollarını nasıl bulacaklardı ki?

Eğer dileseydik onları gözlerinin üzerinden silme kör yapardık da yolda koşuşub (didişib) kalırlardı. Artık nasıl göreceklerdi?

Eğer dileseydik gözlerini büsbütün kör ederdik de (yol bulmak için) çabalayıp dururlardı ama o takdirde nasıl göreceklerdi ki?

[6/46]

Hâlbuki dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de yolda koşuşup kalırlardı; o hâlde nasıl görecekler(di)?

Ve eğer isteseydik, (yaptıklarına karşılık bir ceza olarak dünyada) gözlerini silip kör ederdik de, (perişan bir hâlde gittikleri) yolda koşuşup kalırlardı; (bir düşünsünler bakalım,) bu durumda nasıl görebileceklerdi? *

(*) Lafzen, “onların gözlerini kör ederdik”: “onları manevî olarak kör yapardık”ve dolayısıyla, onları her türlü ahlakî sorumluluk duygusundan yoksun ... Devamı..

Biz istesek gözlerinin görmemelerini sağlardık ve sonra onlar doğru yolu bulmak için koşuşturup dururlardı. Ancak onlar (bu halleriyle gerçek doğruları) nasıl görecekler.

Eğer Biz dileseydik onların gözlerini silme kör ederdik. Onlar da yollarda koşuşurlardı, ancak hiç bir yeri göremezlerdi.

Biz dileseydik onların gözlerini silme kör yapardık. Onlar mu/tatları olan yola koşmaya koyulurlardı. Fakat yolu nasıl görebilirlerdi.

Dileseydik Biz onların gözlerini büsbütün kör ederdik de yolda (şaşkın şaşkın) koşuşurlardı. (O zaman) nasıl göreceklerdi/gerçeği nasıl kavrayacaklardı?

Eğer dilemiş olsaydık onların gözlerini büsbütün kör ederdik de o zaman doğru yolda öne geçmeye çalışırlardı; ama (kör olduklarından) nasıl görebilirlerdi ki?

Eğer dileseydik, gözlerini silip kör ederdik de, hepsi perişan bir hâlde yollara dökülürlerdi; bir düşünsünler bakalım, bu durumda nasıl görebileceklerdi?

Eğer dilesek, elbette gözlerini silerdik. O zaman Yol’u bulmaya koşarlardı. Artık nasıl görürlerdi?

İsteseydik görme organlarını tamamen iptal eder, hepsini itiş kakış yollara düşürür, ortada bırakırdık.

Dileseydik gözlerini kör ederdik! O zaman doğru yolu bulmak için sağa sola koştururlardı. Peki, kör etseydik nasıl göreceklerdi?

Dileseydik gözlerini silip (kör eder)dik de yolu bulmaya koşuşurlardı; (bu durumda) nasıl görebilirler ki!

Eğer dileseydik, gözlerini kör ederdik, böylece onlar da îmana gelmek için yarışırlar, fakat (yollarını) bir türlü göremezlerdi. ¹

1 Bu âyet, “Eğer dileseydik, hak yoldan saptırırdık, böylece onlar hidâyete ulaşmak için yarışırlardı, fakat bir türlü (hak yolu) bulamazlardı” şeklin... Devamı..

EĞER [insanların doğru ile yanlışı ayırd edememelerini] dilemiş olsaydık, onları görüp anlama melekesinden yoksun bırakırdık ³³ da [doğru] yoldan hep şaşarlardı: ama [öyle olsaydı] onlar [doğruyu] nasıl görebilirlerdi? ³⁴

33 Lafzen, “onların gözlerini kör ederdik”: “onları manevî olarak kör yapardık” ve dolayısıyla, onları her türlü ahlakî sorumluluk duygusundan yoksun ... Devamı..

Eğer biz dileseydik, gözlerini büsbütün kör ederdik de yol bulmak için şaşkın şaşkın koşuştururlardı. 6/35, 10/43, 27/80-81

EĞER (Âdemoğlu’nu iradesiz yaratmak) isteseydik, onların görüp kavrama yeteneklerini iyice köreltirdik de (hayvanlar gibi) yoldan (çıkmak için) yarışırlardı:[³⁹⁷¹] o takdirde (doğruyu) nereden, nasıl görebileceklerdi?

[3971] Krş: 47:12.

Eğer biz dileseydik (o kâfirlerin daha dünyadayken ceza olarak hepsinin) gözlerini büsbütün kör ederdik de yolda koşuşup kalırlardı. (Onların kalp gözleri körelmişti basiretten yoksun idiler, bunun kendileri için bir ceza olduğunu) nereden bilip de göreceklerdi.

Eğer dileseydik, onların görmelerini giderirdik; doğru yolu bulmak için koşuşurlar, ama nasıl göreceklerdi?

Ve eğer dilese idik gözlerini büsbütün mahvederdik de yola koşar dururlardı. Artık nereden görebilecekler?

Eğer dileseydik gözlerini dümdüz, silme kör ederdik, o zaman yola dökülür, hidayete ulaşmak için yarışırlardı. Fakat o takdirde nasıl görebilirlerdi?

“İmana gelmeleri için, ille de kendilerini böyle sakat, çarpık çurpuk etmemizi mi bekliyorlar? Dileseydik böyle yapardık, Ama o zaman da imâna koşmak ... Devamı..

Dilesek gözlerini silerdik de yola dökülürlerdi, ama nasıl görecekler?

(Bu âyetin meali iki baskıda da bulunmuyor-ÖFK)

Düzeni farklı kursaydık[*] gözlerini silme kör ederdik; arkasından yola gelme yarışına girerlerdi ama nereden göreceklerdi ki?

[*] لَوْ نَشَاء 'nün anlamı "şey etsek ama etmeyiz"dir. Yani koyduğu kanunun (sünnetullah) dışına çıksak, ama çıkmayız, demek olur. Ayete yukarıdaki a... Devamı..

Dileseydik, gözlerini tamamen kör ederdik de yol bulmak için didinirlerdi, oysa nasıl görebilirler?

Dileseydik, gözlerini tümüyle silip kör ederdik de öylece yollarda koşuşurlardı. O zaman nasıl göreceklerdi?

Dilesek, gözlerini siler, onları elbette kör ederiz. O zaman yola koyulmak isterler ama nasıl görecekler?

Agar xohlasak, ularning ko‘‎zlarini yo‘‎q qilgan bo‘‎lar edik. Ana unda yo‘‎lga shoshardilar-u, ammo qanday qilib yo‘‎lni ko‘‎rsinlar.?!

daħı eger dilese-dük gidere-y-idük gözlerini anuñ pes ivelerdi yola pes nite göreler!

Eger biz dilese‐y‐dük giderürdük anlaruñ gözlerini. Pes ivelerdi yola. Nitegörürlerdi yolı?

Əgər istəsəydik, (dünyada) gözlərini büsbütün kor edərdik (onları zahiri gözdən də məhrum edərdik) və onda onlar (adət etdikləri) yolda bir-birini ötməyə çalışardılar (və ya doğru yolu tapmaq üçün bir-biri ilə ötüşərdilər, ora-bura vurnuxardılar). Amma (belə bir vəziyyətdə yolu) necə görə bilərdilər? (Lakin Biz onları dünyada belə bir korluğa mübtəla etmədik. Onlar Allahın qüdrət əlamətlərini görür, bununla belə öz pis yollarını tutub gedirdilər. Beləliklə, onlar iman gətirmədilər ki, gətirmədilər).

And had We willed, We verily could have quenched their eyesight so that they should struggle for the way. Then how could they have seen?

If it had been our Will,(4012) We could surely have blotted out their eyes; then should they have run about groping for the Path, but how could they have seen?

4012 If it had been Our Will: i.e., if such had been the Will and Plan of Allah. If Allah had not intended to give man his limited free will, or power... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.