Fe-innemâ yessernâhu bilisânike le’allehum yeteżekkerûn(e)
Gerçekten de öğüt alsınlar diye Kur'an'ı senin dilinle indirdik, okuyuşunu da kolaylaştırdık.
(Ey Resulüm!) Biz O (Kur’an’ı) Senin dilinle (indirip açıklattık ve anlaşılmasını) kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar (böylece gerçeği ve görevlerini öğrensinler).
Böylece ey peygamber! Biz bu kitabı senin kendi dilinde, kolay anlaşılır kıldık ki, insanlar düşünüp ondan ders alabilsinler.
Biz Kur'ân'ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık. Umulur ki, onlar düşünüp öğüt alırlar.
Belki düşünüp öğüt alırlar diye onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık.
Belki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
Biz Kur'an'ı senin dilinle indirib onu (okuyuşunu) kolaylaştırdık; olur ki anlar ve öğüd alırlar.
İşte Biz bu Kur’anı, ancak senin lisanınla kolaylaştırdık ki, idrak edip öğüt alsınlar.
Böylece biz Kur'ân'ı senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
«Öğüt alsınlar diye, Kur'anı senin dilince kolaylattık!»
(Ey Resul!) Biz o (Kur’an’)ı (aklını işleterek anlamaya çalışanlar için) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
(Kur’ân’ı) kolay anlaşılması içün senin lisânında inzâl iyledik, tâ ki kavmin (anlayub) düşünsünler.
58,59. Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.*
(Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Anlayıp düşünsünler diye Kur’an’ı senin dilinde kolaylaştırdık.
Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.
Biz Kur'ân'ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.
Biz onu sâde senin dilinle müyesser kıldık gerek ki iyi düşünsünler
(Habibim!) Biz onu (Kur’ân’ı), senin lisanın (olan Arap dili) ile (vahyederek) kolaylaştırdık ki düşünüp öğüt alsınlar.
İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.
Biz onu, (iyi anlayıb) ibret alsınlar diye, ancak senin dilinle (indirerek) kolaylaşdırdık.
Artık onu (o Kur'ân'ı) sâdece senin dilinle (indirerek insanlara) kolaylaştırdık; tâ ki ibret alsınlar.
(Resulüm!) Gerçekten de öğüt alsınlar diye onu (Kur’an’ı) senin dilinle indirdik, okuyuşunu da kolaylaştırdık.
Biz Kur’an’ı senin dilinde, insanlar anlayıp düşünsünler diye kolaylaştırdık.
Biz o Kur’an’ı senin dilinle bildirerek anlaşılmasını kolaylaştırmış olduk, öğütlensinler diye.
Biz Kur/an/ı, ancak «Anlayıp nasihat kabul etsinler» diye diline kolaylık verdik.
(Ey Peygamber!) Belki düşünüp öğüt alırlar diye Biz onu/Kur’an’ı senin dilinle kolaylaştırdık.
Belki onlar hatırlayıp kendilerine gelirler diye biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
Ey Muhammed! Bu tebliğin ulaştığı hiç kimse, ilâhî çağrıdan habersiz olduğunu öne süremez. Çünkü Biz bu Kur’an’ı, senin dilinde kolayca anlaşılır bir hâle getirdik ki, önce onun ilk muhatabı olan Araplar, sonra da kıyâmete kadar gelecek tüm insanlar onu düşünüp öğüt alabilsinler.
Onu, öğüt almaları için senin dilin ile kolaylaştırdık.
Resulüm! biz bu Kuran’ı, insanları düşünceye salmak için senin dilinle basite indirgedik.
Biz okuduklarını senin diline kolaylaştırdık. Umulur ki; öğüt alırlar.
(Ey Muhammed!) Biz bu (Kur’an’ı) belki düşünüp (inanırlar) diye, senin dilinle (indirerek) kolaylaştırdık.
Düşünüp ibret alsınlar diye bu Kuran’ı senin dilin ile kolaylaştırdık. 19/97, 41/44
İŞTE böylece Biz, bu (vahyi) senin dilinle kolaylaştırdık ki düşünüp de ders alabilsinler.[⁴⁴⁶³]
(Ey Muhammed) Biz onu (Kur’an'ı) öğüt alsınlar diye senin dilinle indirerek, kolaylıkla anlaşılmasını sağladık.
Ve elbette o (Kur’an’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık ki belki hatırlayıp öğüt alırlar.
Şüphe yok ki, onu (Kur'an-ı Mübîn'i) senin lisanınla kolaylaştırdık. Umulur ki onlar tefekkür ederler.
Biz Kur'ân'ı, insanlar iyi anlayıp ibret alsınlar diye, senin dilinle indirerek anlaşılmasını kolaylaştırdık.
Biz o(Kur'a)nı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Biz tezekkür ve tefekkür idüb mütenebbih olsunlar içün sana Kur'ân'ı kendi lisânınla ve anlaşılması kolay olarak gönderdik.
Bunu senin dilinle kolay anlaşılır hale getirdik ki akıllarını başlarına alsınlar.
Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.
İyice düşünüp öğüt alsınlar diye, Biz bu Kur'ân'ı senin dilinde indirdik ve kolaylaştırdık.
Biz o Kur'an'ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.
Bas, ey Muhammad, darhaqiqat, eslatma olishlari uchun Biz bu Qur’onni sizning tilingiz bilan oson qilib berdik.
pes bayıķ geñez eyledük anı dilüñ-ile ya'nį 'arab dili-y-ile ola kim anlar ögütleneler.
Biz bu Ḳur’ānı geñez indürdük senüñ lüġatüñ üstine. Ola kim fehm idüpögütlenür.
Biz onu (Qur’anı ümmətin üçün) ancaq sənin dilinlə asanlaşdırdıq. Bəlkə, anlayıb öyüd-nəsihət qəbul edələr!
And We have made (this Scripture) easy in thy language only that they may heed.
Verily, We have made this (Qur´an) easy,(4734) in thy tongue, in order that they may give heed.
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |