18 Nisan 2026 - 29 Şevval 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Duhân Suresi 58. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Fe-innemâ yessernâhu bilisânike le’allehum yeteżekkerûn(e)

Gerçekten de öğüt alsınlar diye Kur'an'ı senin dilinle indirdik, okuyuşunu da kolaylaştırdık.

(Ey Resulüm!) Biz O (Kur’an’ı) Senin dilinle (indirip açıklattık ve anlaşılmasını) kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar (böylece gerçeği ve görevlerini öğrensinler).

Böylece ey peygamber! Biz bu kitabı senin kendi dilinde, kolay anlaşılır kıldık ki, insanlar düşünüp ondan ders alabilsinler.

Biz Kur'ân'ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık. Umulur ki, onlar düşünüp öğüt alırlar.

Belki düşünüp öğüt alırlar diye onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık.

Belki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.

Biz Kur'an'ı senin dilinle indirib onu (okuyuşunu) kolaylaştırdık; olur ki anlar ve öğüd alırlar.

İşte Biz bu Kur’anı, ancak senin lisanınla kolaylaştırdık ki, idrak edip öğüt alsınlar.

Böylece biz Kur'ân'ı senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

«Öğüt alsınlar diye, Kur'anı senin dilince kolaylattık!»

(Ey Resul!) Biz o (Kur’an’)ı (aklını işleterek anlamaya çalışanlar için) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

(Kur’ân’ı) kolay anlaşılması içün senin lisânında inzâl iyledik, tâ ki kavmin (anlayub) düşünsünler.

58,59. Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.*

(Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

Anlayıp düşünsünler diye Kur’an’ı senin dilinde kolaylaştırdık.

Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.

Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.

Biz Kur'ân'ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.

Biz onu sâde senin dilinle müyesser kıldık gerek ki iyi düşünsünler

(Habibim!) Biz onu (Kur’ân’ı), senin lisanın (olan Arap dili) ile (vahyederek) kolaylaştırdık ki düşünüp öğüt alsınlar.

İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.

Biz onu, (iyi anlayıb) ibret alsınlar diye, ancak senin dilinle (indirerek) kolaylaşdırdık.

Biz Kur’ân’ı düşünsünler diye senin dilinle kolaylaştırdık.

[14/4; 19/97; 54/17, 22 ,32, 40; 41/44]

Artık onu (o Kur'ân'ı) sâdece senin dilinle (indirerek insanlara) kolaylaştırdık; tâ ki ibret alsınlar.

(Resulüm!) Gerçekten de öğüt alsınlar diye onu (Kur’an’ı) senin dilinle indirdik, okuyuşunu da kolaylaştırdık.

Biz Kur’an’ı senin dilinde, insanlar anlayıp düşünsünler diye kolaylaştırdık.

Biz o Kur’an’ı senin dilinle bildirerek anlaşılmasını kolaylaştırmış olduk, öğütlensinler diye.

Biz Kur/an/ı, ancak «Anlayıp nasihat kabul etsinler» diye diline kolaylık verdik.

(Ey Peygamber!) Belki düşünüp öğüt alırlar diye Biz onu/Kur’an’ı senin dilinle kolaylaştırdık.

Belki onlar hatırlayıp kendilerine gelirler diye biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.

Ey Muhammed! Bu tebliğin ulaştığı hiç kimse, ilâhî çağrıdan habersiz olduğunu öne süremez. Çünkü Biz bu Kur’an’ı, senin dilinde kolayca anlaşılır bir hâle getirdik ki, önce onun ilk muhatabı olan Araplar, sonra da kıyâmete kadar gelecek tüm insanlar onu düşünüp öğüt alabilsinler.

Onu, öğüt almaları için senin dilin ile kolaylaştırdık.

Resulüm! biz bu Kuran’ı, insanları düşünceye salmak için senin dilinle basite indirgedik.

Biz okuduklarını senin diline kolaylaştırdık. Umulur ki; öğüt alırlar.

Biz onu (Kur’an’ı gerçeği) hatırlasınlar diye senin diline kolaylaştırdık. [*]

Benzer mesajlar: Meryem 19:97; Kamer 54:17, 22, 32, 40; Müzzemmil 73:20.

(Ey Muhammed!) Biz bu (Kur’an’ı) belki düşünüp (inanırlar) diye, senin dilinle (indirerek) kolaylaştırdık.

BÖYLECE [ey Peygamber,] Biz bu [ilahî kelâmı] senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, insanlar düşünüp ondan ders alabilsinler. ³⁴

34 Bkz. 19:97, not 81.

Düşünüp ibret alsınlar diye bu Kuran’ı senin dilin ile kolaylaştırdık. 19/97, 41/44

İŞTE böylece Biz, bu (vahyi) senin dilinle kolaylaştırdık ki düşünüp de ders alabilsinler.[⁴⁴⁶³]

[4463] Yani: Biz onda yer alan yüce hakikatleri ve cennet-cehennem gibi gaybî gerçekleri, beşer dilinin dünyasına indirdik ki, insan bu sayede idraki ... Devamı..

(Ey Muhammed) Biz onu (Kur’an'ı) öğüt alsınlar diye senin dilinle indirerek, kolaylıkla anlaşılmasını sağladık.

Ve elbette o (Kur’an’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık ki belki hatırlayıp öğüt alırlar.

Şüphe yok ki, onu (Kur'an-ı Mübîn'i) senin lisanınla kolaylaştırdık. Umulur ki onlar tefekkür ederler.

Biz Kur'ân'ı, insanlar iyi anlayıp ibret alsınlar diye, senin dilinle indirerek anlaşılmasını kolaylaştırdık.

Biz o(Kur'a)nı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

Biz tezekkür ve tefekkür idüb mütenebbih olsunlar içün sana Kur'ân'ı kendi lisânınla ve anlaşılması kolay olarak gönderdik.

Bunu senin dilinle kolay anlaşılır hale getirdik ki akıllarını başlarına alsınlar.

Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.

İyice düşünüp öğüt alsınlar diye, Biz bu Kur'ân'ı senin dilinde indirdik ve kolaylaştırdık.

Biz o Kur'an'ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.

Bas, ey Muhammad, darhaqiqat, eslatma olishlari uchun Biz bu Qur’onni sizning tilingiz bilan oson qilib berdik.

pes bayıķ geñez eyledük anı dilüñ-ile ya'nį 'arab dili-y-ile ola kim anlar ögütleneler.

Biz bu Ḳur’ānı geñez indürdük senüñ lüġatüñ üstine. Ola kim fehm idüpögütlenür.

Biz onu (Qur’anı ümmətin üçün) ancaq sənin dilinlə asanlaşdırdıq. Bəlkə, anlayıb öyüd-nəsihət qəbul edələr!

And We have made (this Scripture) easy in thy language only that they may heed.

Verily, We have made this (Qur´an) easy,(4734) in thy tongue, in order that they may give heed.

4734 Easy: not only to understand, being in the Arabic tongue; but mellifluous, whose rhythm carries off our spirits to a higher spiritual plane. In a... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.