30 Nisan 2026 - 12 Zi'l-Ka'de 1447 - Perşembe

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Kasas Suresi 47. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Velevlâ en tusîbehum musîbetun bimâ kaddemet eydîhim feyekûlû rabbenâ levlâ erselte ileynâ rasûlen fenettebi’a âyâtike venekûne mine-lmu/minîn(e)

Onlara, elleriyle hazırladıkları bir felaket gelip çatsaydı Rabbimiz derlerdi, bize bir peygamber gönderseydin de delillerine uysaydık ve inananlara katılsaydık.

Şayet (insanlar) kendi ellerinin öne sürdükleri (işledikleri kötülükleri) dolayısıyla, onlara bir musibet isabet ettiğinde: ’Rabbimiz, bize de bir elçi gönderseydin de, böylece Senin ayetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık’ diyecek (ve mazeret ileri sürecek) olmasalardı (Seni göndermezdik).

Kendi elleriyle yaptıkları günahlar yüzünden, başlarına bir felaket geldiği zaman: “Ey Rabbimiz! bize bir elçi göndersen de, ayetlerine uyup mü'minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni göndermezdik. Bu bahanelere fırsat vermemek için seni gönderdik.

Bizzat dünyada kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde:
“Rabbimiz, ne olurdu, bize özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir peygamber gönderseydin de, Rasullerine inen âyetlerine uysaydık, mü'minlerden olsaydık.” diyecek olmasalardı, seni göndermezdik.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/165; 5/19; 6/156-157.

Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, senin ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).

Kendi ellerinin öne sürdükleri dolayısıyla, onlara bir musibet isabet ettiğinde: 'Rabbimiz, bize de bir elçi gönderseydin de böylece senin ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık' diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).

(Ey Rasûlüm, eğer Kureyş kavmine) yaptıkları inkâr ve isyan yüzünden (kıyamet günü) başlarına bir azab geldiği zaman: “- Ey Rabbimiz, bize bir peygamber göndereydin de ayetlerine uyub müminlerden olsaydık ya.” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik. (Biz ancak onların özrünü kesmek için seni gönderdik).

Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Ey Rabbimiz! Bir peygamber gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve inananlardan olsaydık.” dememeleri için;

Yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde, “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de ilkelerine uyup inananlardan olsaydık, olmaz mıydı?” derler.

Yapmış oldukları işler yüzünden, başlarına bir şey gelse: «Ey Tanrımız! Bize bir peygamber gönderseydin, uyardık hemencek âyetlerine, inanmış bulunurduk!» derler

Kendi yaptıkları (günahlar) yüzünden başlarına bir musibet gelip de: “Ey Rabbimiz! Bize bir resul gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” demesinler diye seni resul olarak gönderdik.

Tâ ki musîbete dûçâr oldukları vakit "Yâ rabbî bize niçün rasûl göndermedin, âyâtına ittibâ’ ider ve îmân iyler idik" dimesünler.

Yaptıklarından dolayı, başlarına bir musibet geldiğinde: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, ayetlerine uysak ve müminlerden olsaydık olmaz mıydı?" derler.

Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.

Önceden yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde, “Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de âyetlerine uyup da müminlerden olsaydık!” diyecek olmasalardı (peygamber göndermezdik).

Bizzat kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, âyetlerine uysak ve müminlerden olsaydık! diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).

Kendi elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde, "Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de senin ayetlerine uysaydık ve inananlardan olsaydık," diyemesinler diye...

Bizzat kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde, "Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, âyetlerine uysak ve müminlerden olsaydık" diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).

47,48. Ellerinin takdim eylediği günahlar yüzünden başlarına birer musîbet gelib de o vakıt «ya rabbenâ bize bir Resûl gönderseydin de âyetlerine uyup verilse ya!» Dediler, ya bundan evvel Mûsâya verilene küfretmediler mi? İki sihir tezâhür etti dediler ve biz hiç birisine inanmayız dediler

(Resulüm! Biz seni peygamber olarak gönderdik ki) kendi elleriyle (cüz’î irâdeleriyle) yaptıkları (günahları) ndan dolayı, başlarına bir musibet geldiğinde, (o müşrikler:) “Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de senin âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” de (yip, mazeretler ileri sür) mesinler.

Eğer elleriyle sundukları nedeniyle¹ onlara bir bela isabet ederse: “Rabbimiz! Keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin ayetlerine tabi olur ve inanlardan olurduk.” diyemesinler diye.²

1- Hesap gününde. 2- Böyle bir mazeretleri olmasın diye seni resul olarak gönderdik.

Kendi elleri (ve ihtiyarları) ile öne sürdükleri (küfür ve zulüm) yüzünden onlara her hangi bir musîybet geldiği zaman: «Ey Rabbimiz, bize bir peygamber göndereydin de biz de âyetlerine ittiba edeydik, mü'minlerden olaydık ya» diyecek olmasalardı...

Onlara, elleriyle hazırladıkları bir musibet gelince: “Rabbimiz, bize bir resul gönderseydin de ayetlerine uyup inananlardan olsaydık.” derler.

[28/59; 35/24]

Ellerinin takdîm ettiği şeyler (işlediği günahlar) yüzünden başlarına bir musîbet isabet edip de: “Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de senin âyetlerine uyupmü'minlerden olsaydık!” diyecek olmasalardı (biz seni göndermezdik)!

Ve eğer (seni elçi olarak kendilerine göndermeden önce) yapmış olduklarından dolayı başlarına azap geldiğinde:"Ey Rabbimiz! Eğer (önceki toplumlara gönderdiğin gibi) bize de elçi göndermiş olsaydın, biz de ayetlerine uyarak iman edenlerden olurduk!" demesinler (bir mazeret ileri sürmesinler) diye (seni hem onlara, hem de bütün insalığa mesajlarımızı iletmek üzere elçi olarak gönderdik).*

(*) Yani yüce Allah kendi mesajlarını iletmek üzere her topluma elçiler gönderdiği gibi son ve evrensel mesajını da bütün insanlığa iletmek üzere Hz. ... Devamı..

Onlara elleriyle kazandıklarının karşılığı olarak bir musibet isabet etmiş olsaydı “Rabbimiz! Bize bir elçi göndermiş olsaydın, inananlar olarak ayetlerine tabi olurduk” derlerdi.

Bilerek, istiyerek yaptıkları işlerden dolayı başlarına bir kötülük gelince şöyle demeselerdi: "Ey çalabımız! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, biz de senin belgelerine uymuş olsaydık, böylelikle bizde inanır kişiler olsaydık."

Elleriyle kazandıkları masiyet sebebiyle başlarına bir musibet gelince «— Ey Rabbimiz! Bize bir peygamber göndereydin, biz de âyetlerine ittiba edeydik de mü/minlerden olsaydık!» demeselerdi peygamber göndermezdik [⁵].

[5] Böyle bir özür dilemeleri için seni gönderdik. Veya musibeti tacil ederdik.

Kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet/ahirette bir azap geldiği zaman, “Ey Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de ayetlerine tabi olup inananlardan olsaydık” dememeleri için (seni onlara gönderdik).

Kendi ellerinin öne sürdükleri dolayısıyla onlara bir musibet isabet ettiğinde, “Rabbimiz! Bize de bir peygamber gönderseydin de böylece biz de senin ayetlerine uysaydık ve müminlerden olsaydık” diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).

Bu Kitabı gönderdik ki, kendi elleriyle yaptıkları çirkin işlerden dolayı başlarına Hesap Gününde bir belâ geldiğinde, o müşrikler, “Ey Rabb’imiz; eğer bize de doğru yolu gösteren bir elçi göndermiş olsaydın, kesinlikle senin ayetlerine uyar ve müminlerden olurduk!” deyip bahaneler ileri sürmesinler.

Ellerinin önceden yapıp sunduğu şeyler sebebiyle başlarına bir musibet isabet ettiğinde:
-"Rabbimiz! Bize bir rasûl gönderseydin de senin âyetlerine uysaydık, Müminler’den olsaydık" demeleri olmasa!

Neymiş, daha önce işledikleri bir suç yüzünden başlarına bir felaket gelmeliymiş. " Ya Rab! bize bir elçi göndersen de, senin sözlerine uysak ve inançlı bir toplum olsak ya " diye yalvarmalılarmış.

Yaptıklarından dolayı cezaya çarptırılacak olanlar: "Rabbimiz, ne olurdu bize bir elçi gönderseydin de ayetlerine uyarak müminlerden olsaydık!" diyecek olmasalardı, seni onlara elçi göndermezdik!

Kendi ellerinin yapıp ettikleri nedeniyle başlarına bir musibet geldiğinde [*]“Rabbimiz! Bize bir elçi gönderseydin de ayetlerine uyup müminlerden olsaydık!” [*]diyecek olmasalardı (seni göndermezdik). [*]

Bu ayet Bakara 2:155, Nisâ 4:62, 79, Rûm 30:41, Şûrâ 42:30 ve 48. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Benzer mesaj: Tâhâ 20:134.,Benzer mesaj: En‘âm 6:156... Devamı..

(Ey Muhammed! Biz seni,) kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musîbet gelince; “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber göndersen, biz de senin âyetlerine derhâl inananlardan olsaydık olmaz mıydı?” diyememeleri için (gönderdik).

Ve [ayrıca, Biz seni, Yargı Günü’nde] kendi elleriyle yapıp-ettiklerinden ötürü başlarına bir musibet geldiği zaman: “Ey Rabbimiz, bize bir elçi göndermiş olsaydın senin mesajlarına uyar ve inanan kimselerden olurduk!” demesinler diye [gönderdik].

Şimdi bunlar, yapıp ettiklerinden dolayı başlarına bir musibet gelmiş olsa “Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de, senin ayetlerine tâbi olup mümin kimselerden olsaydık olmaz mıydı?” demesinler diye. 43/46- 47

İmdi muhataplar, elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet gelmesi durumunda: “Rabbimiz! Keşke bize bir elçi gönderseydin de biz de Senin mesajlarına uyup inanan kimselerden olsaydık, olmaz mıydı?” demesinler diye (gönderdik seni).

(Ey Muhammed, aynı zamanda biz seni onlara) yaptıkları küfür ve zulüm yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde "Ey Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de, ayetlerine uyup müminlerden olsaydık" diye bir özür beyan etmelerine meydan vermemek için gönderdik!

Kendi ellerinin öne sürdükleri yüzünden onlara bir musibet dokunduğunda: “Rabbimiz keşke bize bir resul gönderseydin de biz ayetine tabi olup mü’minler olsaydık” dememeleri için (seni gönderdik).

Ve eğer kendi elleriyle takdim ettikleri (günahları) sebebiyle kendilerine bir musibet isabet edip de, «Ey Rabbimiz! Bize bir resûl göndermeli değil mi idin ki, artık âyetlerine tâbi olup da mü'minlerden olsa idik,» diyecek olmasalardı (onlara resûlgönderilmezdi).

Eğer senin halkın inkâr ve isyanları yüzünden kıyamet günü duruşmasında başlarına azap geldiğinde: “Ey Ulu Rabbimiz, dünyada iken bize de peygamber göndermiş olsaydın, biz de âyetlerine uyarak müminler arasına dahil olurduk! ” demesinler diye seni resul gönderdik. [6, 156-157; 5, 19; 4, 165]

Kendi elleriyle yaptıkları (günahları) yüzünden başlarına bir felaket geldiği zaman: "Ey Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de ayetlerine uyup mü'minlerden olsaydık." diyecek olmasalardı (seni göndermezdik. Bu bahanelerine fırsat vermemek için senigönderdik).

İrtikâb iyledikleri şirk ve ma'siyet sebebiyle kendilerine bir 'azâb ve 'ukûbet isâbet iyledikde: "Yâ Rabbî! Bize bir rasûl göndermiş olsa idin senin âyetlerine tâbi' ve mü'minlerden olurduk" diyememeleri içün seni irsâl iyledik.

Bunu, kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük geldiğinde şöyle demesinler diye yaptık: “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir elçi gönderseydin de, senin ayetlerine uyup biz de müminlerden olsaydık.”

Elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de, senin ayetlerine tâbi olup müminlerden olsaydık” derler diye...

Tâ ki, kendi elleriyle hazırladıkları bir musibet başlarına gelip de “Rabbimiz, keşke bize bir peygamber gönderseydin de Senin âyetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık” demesinler.

Kendi ellerinin önden hazırladıkları yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde hemen şöyle diyorlar: "Rabbimiz, bize bir resul gönderseydin de senin ayetlerine uyup müminlerden olsaydık ne olurdu!"

Toki ularga o‘‎z qilmishlari sababli biror musibat yetganida: “Ey Robbimiz, agarda bizlarga payg‘‎ambar yuborganingda edi, oyatlaringga ergashar va iymon keltiruvchilardan bo‘‎lar edik”, – deb bahona aytmasinlar.

daħı eger degülmisse kim ireyidi anlara 'uķubat andan ötürü kim ilerü duttı elleri anlaruñ ya'nį ma'śįyetdan pes eyideler [209a] “iy çalabumuz! nişe viribimedüñ bizdin yaña yalavaç pes uyaduķ āyetlerüñe daħı ola-y-ıduķ inanıcılardan.”

Eger anlara muṣībet yitişse günāhları sebebi‐y‐ile, eydürler ki: İy bizümtañrımuz, niçün bize bir peyġamber göndermedüñ? Tābi‘ olurduḳ āyetle‐rüñe, daḫı mü’minlerden olurduḳ.

Öz əlləri ilə etdikləri əməlləri (qazandıqları günahları) üzündən onlara bir müsibət üz verincə: “Ey Rəbbimiz! Barı, bizə bir peyğəmbər göndərəydin ki, biz də Sənin ayələrinə uyub mö’minlərdən olaydıq!” – deməsəydilər, səni onlara peyğəmbər göndərməzdik. (Onların bəhanəsini kəsmək üçün belə etdik).

Otherwise, if disaster should afflict them because of that which their own hands have sent before (them), they might say: Our Lord! Why sentest Thou no messenger unto us, that we might have followed Thy revelations and been of the believers?

If (We had) not (sent thee to the Quraish),- in case a calamity should seize them for (the deeds) that their hands have sent forth, they might say: "Our Lord! why didst Thou not(3380) sent us a messenger? We should then have followed Thy Signs and been amongst those who believe!"

3380 Now that a warner has co me among them with all the authority that previous Messengers possessed and with all the knowledge which can only come b... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.