2 Haziran 2026 - 15 Zi'l-Hicce 1447 - Salı

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Sebe’ Suresi 45. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Vekeżżebe-lleżîne min kablihim vemâ belaġû mi’şâra mâ âteynâhum fekeżżebû rusulî(s) fekeyfe kâne nekîr(i)

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı ve bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile nail olamadılar, öyle olduğu halde yalanladılar da ceza ve azabım, nasıl gelip çattı, helak etti onları.

Kendilerinden öncekiler de (böyle) yalanlamıştı. Oysa bunlar, (kudret ve medeniyet bakımından) öbürlerine (evvelki ümmetlere) verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardı. Buna rağmen (şımarıp) elçilerimi yalanladılar; ama (bak bu) inkârın (ve kötülük planları kurmanın sonu) nasıl oldu! (Tarihe bakanlar anlayacaktır.)

Onlardan öncekiler de kitap verilmesine ve uyarıcılar gönderilmesine rağmen peygamberleri ve gelen mesajı yalanladılar. Halbuki bu Mekke'liler kendilerinden öncekilere verdiğimiz kuvvet, uzun ömür, mal ve evlat çokluğunun onda birine bile, henüz ulaşamamışlardır. Böyle iken, öncekiler peygamberleri ve mesajlarımızı yalanladılar da, bak beni inkâr edişin neticesi nasıl oldu?

Onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Bunlar, öncekilere verdiğimiz servetin, gücün, yaşadıkları hayatın sahip oldukları devletin onda birine ulaşamamışlardı. Bunlar da, Rasullerimi yalanladılar. Beni tanımamak nasılmış, onları gözden çıkarmam, gazabım nasılmış bir bak!

bk. Kur’an-ı Kerim, 40/82; 46/26.

Bunlardan öncekiler de yalanladılar. Oysa bunlar onlara verdiklerimizin onda birine bile erişememişlerdir. Böyleyken onlar elçilerimi yalanladılar. Ama benim inkârım nasıl oldu?

Kendilerinden öncekiler de yalanladı. Oysa bunlar, öbürlerine verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardı. Buna rağmen (şımararak) elçilerimi yalanladılar; ancak benim de (onları) inkarım (yıkıma uğratmam) nasıl oldu?

Onlardan (o Mekke kâfirlerinden) öncekiler de, (peygamberlerini) yalanlamışlardı; hem de bunlar, evvelki kâfirlere (mal, evlâd ve ömür gibi şeylerden) verdiklerimizin onda birine ermediler; peygamberimizi tekzip ettiler de beni inkâr edişin sonu nasıl oldu?

Bunlardan öncekiler de peygamberleri yalanladılar. (Öyle ki) şimdikiler, onlara verdiğimizin onda birine dahi yetişmiş değiller. Fakat onlar peygamberleri yalanladılar. İşte Benim onları nasıl yakaladığımı görün!

Onlardan öncekiler de yalanladılar. Oysa bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardır. Onlar da peygamberlerimizi yalanlamışlardı. Bak, beni inkârın sonu nasıl oldu?

Bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı, onlara verdiğimiz şeyin onda birine, bunlar ermemişlerdi, benim gönderdiğim peygamberleri yalanladılar, imdi azabım nicedir?

Onlardan öncekiler de (hakikati böyle) yalanlamışlardı. (Sakın servetlerine, güçlerine güvenmesinler) Zira bunlar onlara verdiğimiz (güç ve kuvvetin) onda birine bile ulaşamamışlardır. (Evet onlara bahşettiğimiz bunca nimete rağmen) resullerimi yalanladılar. Fakat sonunda, Bana meydan okumak nasıl olurmuş, gördüler!

Ânlardan evvel gelenler bizim âyâtımızı tekzîb iyledilerdi. Mücâzâtım ne kadar müdhîş oldı?

Kendilerinden önce gelenleri de yalanlamışlardı; oysa bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile erişememişlerdi. Böyleyken peygamberlerimizi yalanladılar; Beni inkar etmek nasıl olur?*

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hâlbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki, beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu!

Onlardan öncekiler de (ilâhî bildirimleri) yalan saymışlardı. Bunlar (şimdikiler) onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar. Buna rağmen onlar peygamberlerimi yalancılıkla itham etmişlerdi. Ben de bilseniz onları nasıl cezalandırdım!

Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) inkâr etmişlerdi. Bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birine erişmemişlerdi. (Böyle iken), peygamberimi yalanladılar; ama benim karşılık olarak verdiğim nasıl olmuştu!

Onlardan öncekiler yalanladılar. Halbuki onlara verilenlerin onda birine ulaşmamışlardı. Elçilerimi yalanladılar. Beni tanımamak da nasılmış?

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hem bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine eremediler. Peygamberlerimi yalanladılar, ama beni inkâr edişin sonu nasıl oldu?

Onlardan evvelkiler de tekzib etmişlerdi, hem bunlar onlara verdiklerimizin onda birine ermediler, Resullerimizi tekzib ettiler de nasıl oldu inkârım?

Onlardan önceki (kavim) lerin de (birçoğu) peygamberlerini yalanlamışlardı. Bunlar, öncekilere verdiğimizin (uzun ömür, mal ve evlat çokluğu ve beden kuvvetinin) onda birine bile ulaşamamışlardı. Buna rağmen (şımararak) peygamberlerimi yalanladılar. (Ve neticede yapmış oldukları küfür ve isyana karşılık olarak) cezalandırmamın nasıl olduğunu gördüler.

Kendilerinden öncekiler de yalanlamışlardı. Ve onlara verdiğimiz nimetlerin onda birine bile sahip değillerdi. Buna rağmen resûllerimizi yalanladılar. Fakat Beni yok sayma neymiş gördüler!

Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) tekzîb etdi (ler) Halbuki bunlar öbürlerine verdiklerimizin onda birine ermemişlerdir. (Böyle iken) öbürleri peygamberlerimizi tekzîb etmişlerdi. (Bak) beni inkâr (edişin akıbeti) nice oldu!

Onlardan öncekiler de yalanladı. Oysa bunlar, öncekilerine verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardı. Buna rağmen resullerimi yalanladılar. Beni tanımamak nasılmış!

[6/156, 157; 43/25]

Bunlardan öncekiler de (peygamberleri) yalanlamıştı; (bunlar, servet ve ömürce)onlara verdiklerimizin onda birine bile erişmediler; böyle iken peygamberlerimi yalanladılar; ama beni inkâr etmek nasıl olurmuş (gördüler)!(2)

(2)“Bu kâinâtı bir muntazam şehir ve bir mükemmel apartman ve misâfirhâne ve bir mu‘cizâtlı kitab ve Kur’ân hükmüne getirip hey’et-i mecmuasından (tam... Devamı..

Onlardan öncekiler de (böyle) inkâr etmişlerdi. Ve onlara (öncekilere) verdiğimiz (güç, mal, mülk ve servetin) onda birine olsun (bunlar) erişememişlerdir. (Böyle iken) elçilerimi yalanladılar; ama benim karşılık olarak verdiğim (yani onların kötülük planları kurmanın sonu) nasıl olmuştu?

Onlardan öncekilerde yalanlamıştı. Henüz onlara verilenlerin onda biri kendilerine ulaşmamışken, elçilerimi yalanlamışlardı. Sonra (bak) inkâr etmenin sonu nasıl olmuş?

Onlardan öncekiler de elçilerimizi yalancı yerine koymuşlardı. Oysaki bunlar onlara verdiklerimizin onda birini edinmemişlerdi. Böyle iken yine elçilerimizi yalancı saymışlardı. Beni yoğumsamanın sonu nasıl olurmuş bakın.

Daha evvel geçenler de peygamberlerini yalancı saymışlardı. Bunlar, onlara verdiklerimizin [³] onda birine bile nâil olamamışlardır. Onlar peygamberlerimi yalancı saydılar. Böyleyken benim ukubetim nasıl olmuştur? [⁴].

[3] Güç, kuvvet, uzun ömür, servet.[4] Onlar güçleriyle, mallarıyle uzun ömürleriyle beraber helâkten kurtulamadılar. Artık onlardan ibret alarak bu h... Devamı..

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Bunlar onlara verdiklerimizin onda birine bile erişememişlerdi. Böyle olduğu hâlde elçilerimizi yalanladılar. O hâlde Beni inkâr nasılmış (görsünler)!

Kendilerinden öncekiler de yalanladı. Oysa bunlar, öbürlerine verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardır. Buna rağmen (azabı engelleyemediler), elçilerimi yalan saydılar, ama benim reddedişim (yıkıma uğratmam) nasıl olurmuş (iyice gördüler)!

Onlardan önce yaşamış olan zâlim toplumlar da hakîkati böyle inkâr etmiş ve sonunda cezalarını çekmişlerdi. Bugünkü müşrikleri de aynı âkıbet bekliyor! Sakın servetlerine, güçlerine güvenmesinler. Çünkü onlar, geçmişte yaşayan bu insanlara verdiğimiz bilgi, güç, servet ve medeniyetin henüz onda birine bile ulaşmış değiller. Evet, onlara gerçekten büyük nîmetler bahşetmiştik. Buna rağmen, elçilerimizi yalanladılar fakat sonunda, Beni inkâr etmek ne demekmiş, gördüler!

Onlardan öncekiler de yalanladı.
Onlara verdiğimiz şeylerin ondabirine bile ermediler. Benim rasûllerimi yalanladılar.
Beni inkâr etmek nasılmış? ***

Resulüm! daha öncekiler de yalanladı, hatta onlar, verdiğimiz ödevin onda birini bile yapamadılar. Peki elçilerimi yalanladılar, beni inkar ettiler de ne oldu?

Daha önce kitap gönderdiğimiz toplumlarda aynı şekilde yalanlamışlardı. Hâlbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamadılar. Geçmiştekiler bunlardan malca, mülkçe, ordularının gücü bakımından daha üstün oldukları halde hepsini yok ettik! Çünkü elçilerimizi yalanlamışlardı. Ayetlerimizi inkâr edenlerin sonu nasıl oldu görmüyorlar mı?

Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. Bunlar, öncekilere verdiklerimizin (gücün) onda birine bile ulaşamamışlardı. (Önceki toplumlar da) elçilerimi yalanlamışlardı. Cezalandırmam (bak) nasıl olmuştu!

Kendilerine verdiklerimiz bunlardan on kat daha fazlasına ulaşan öncekiler de hem gerçekleri hem de Peygamberlerimi yalanladılar. (Sonunda) benim de (onları) inkârım nasıl olurmuş (gördüler).¹

1 Bu âyet, “Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hem bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine ulaşamadılar. Peygamberlerimi yalanladılar. (Sonunda... Devamı..

Onlardan önce yaşamış olanlar[ın çoğu] da, böylece hakikati yalanlamışlardı; bu [eski toplumlar], [kendilerinden sonraki kuşaklara] tevdî ettiğimiz [hakikatin kanıtlarının] onda birine bile sahip olmadıkları halde yine de elçilerimizi yalanladıklarında, Benim onları yok saymam ne korkunç oldu! ⁵⁵

55 Zımnen, “Kur’an gibi açık ve kapsamlı bir ilahî buyruğun kendilerine tebliğ edildiği inkarcıların durumu ne kötü olacaktır!” Bu ayetin tümü ile ilg... Devamı..

Dahası onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hâlbuki bunlar onlara verdiğimiz güç ve nimetlerin onda birine bile sahip değiller. Evet, onlar elçilerimi yalancılıkla suçlamışlar, ama sonuçta benim cezalandırmam nasılmış? 10/13, 50/12...14

Dahası onlardan öncekiler de yalanlamışlardı; ama onlara verilen (mânevî nimetler, bu ümmete) verilenin onda birine bile ulaşmamıştı;[³⁸⁶²] buna rağmen elçilerimi yalanladılar ve sonuçta Beni inkâr nasıl olurmuş gördüler.[³⁸⁶³]

[3862] Ya da: “bunlara verdiklerimiz onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşmamıştı”. Tercihimiz Râzî’nin alternatif olarak sunduğu kişisel yorum... Devamı..

Onlardan öncekiler de (Ad ve Semud gibi, peygamberlerini) yalan saymışlardı oysa müşrikler, onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardır. O kavimler peygamberlerini yalan saydılar. Ama benim de onları inkârım (onları azaba uğratmam) bak ne kadar feci oldu! (Onlar bu ibretlerden hâlâ bir ders almayacaklar mı?)

Ve onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Bunlar onlara verdiğimiz (malın, servetin) onda birine bile ulaşamadılar ve resullerimi yalanladılar; inkarın nasıl olduğunu gördüler.

Ve onlardan evvelkiler de tekzîp etmişlerdi. Halbuki onlar, ötekilerine verdiklerimizin onda birine ermemişlerdir. Resûllerimizi tekzîp ettiler. Artık bak, Benim (onları) inkârım nasıl oldu?

Bunlardan, (Mekke müşriklerinden) öncekiler de hakkı yalan saymışlardı. Halbuki bunların güç ve kuvveti onlarınkinin onda biri kadar bile değildir. Buna rağmen azabı engelleyemediler. Peygamberlerimi yalan saydılar ama, redlerine karşı Benim reddedişim nasıl olurmuş, iyice gördüler! [46, 26; 40, 82]

Bunlardan önceki(millet)ler de yalanlanmışlardı. Bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile erişmemişlerdir. (Onlara o kadar ni'met verdiğim halde yine) elçilerimi yalanladılar. Ama benim de (onları) inkarım nasıl oldu, (onları nasıl mahvettim)!?

Onlardan evvel geçen kavimler de tekzîb itmişlerdi. Ehl-i Mekke onlara virdiğimiz mal ve evlâd ve sâir ni'metin onda birine bile bâliğ olamadılar. (Onlardan on kat fazla müstağrak-ı ni'am olan akvâm-ı sâlife de tekzîb itdilerdi.) Bu kadar ni'mete karşı rasûllerimi tekzîb itdiklerinden onları helâk iyledik. Onlara inkârlarının cezâsı nasıl oldı?

Bunlardan öncekiler de yalana sarılmışlardı. Üstelik bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birini bile ulaşamadılar. Buna rağmen onlar da elçilerimi yalanlamışlar (kitaplarımı tanımamışlar)dı. Onları nasıl da tanınmaz hale getirdim.

Onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Onlara verdiğimizin onda birine bile ulaşamadılar. Buna rağmen peygamberlerimi yalanladılar. Buna karşı benim cezam nasıldı?

Bundan öncekiler de yalanlamışlardı. Şimdikilerin gücü ise onlara verdiklerimizin onda birini bulmuyor. Onlar peygamberlerimi yalanladılar da inkârlarının sonu ne oldu?

Onlardan öncekiler de yalanladılar. Üstelik bunlar, ötekilerine verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar. Resullerimi yalanladılar. Peki, benim azabım nasıl oldu!?

Ulardan ilgari o‘‎tgan kimsalar ham o‘‎z payg‘‎ambarlarini inkor qilgan edilar Holbuki, Makka mushriklari Biz ularga ato etgan ne’matlarning o‘‎ndan biriga ham yetmaganlar. Bas, ular rasullarimni yolg‘‎onchiga chiqardilar, keyin e’tirozim qanday bo‘‎lgan edi?!

daħı yalan duttı anlar kim anlardan ilerü-di daħı irmediler onda birine anuñ kim virdük anlara. pes yalan duttılar yalavacumuzı pes nite oldı 'aźābum!

Daḫı yalanladılar nebīleri anlardan burun geçenler ve bunlar yitişmedileranlara virdügümüz nesnelerüñ ‘öşrine. Pes yalanladılar benüm nebīlerümi.Pes gör nice oldı benüm intiḳāmum.

Onlardan (Məkkə müşriklərindən) əvvəlkilər də (öz peyğəmbərlərini) təkzib etmişdilər. Bunlar (Məkkə əhli) onlara verdiklərimizin (mal-dövlətin, qüdrətin, ömrün) onda birinə belə nail olmamışlar. Amma onlar Mənim Peyğəmbərimi yalançı saydılar. (Ya Rəsulum! Bir görəydin) Mənim (onları) inkar etməyim necə oldu! (Peyğəmbərləri inkar etdikləri üçün Mən də o kafirləri inkar edib onlara olan ne’mətimi nifrətlə əvəz etdim, hamısını məhv edib yer üzünü onlardan büsbütün təmizlədim. Bu, Məkkə müşriklərinə bir ibrət dərsi olmalıdır!)

Those before them denied, and these have not attained a tithe of that which We bestowed on them (of old); yet they denied My messengers. How intense then was My abhorrence (of them)!

And their predecessors rejected (the Truth); these have not received a tenth of what We had granted(3856) to those: yet when they rejected My messengers, how (terrible) was My rejection (of them)!

3856 Passing to Peoples before the immediate ancestors, the People of the Book, or the People of Saba' and 'Ad and Thamud, had received favours and gi... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.