16 Eylül 2026 - 2 Rebiü'l-Ahir 1448 - Çarşamba

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Kehf Suresi 44. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Hunâlike-lvelâyetu li(A)llâhi-lhakk(i)(c) huve ḣayrun śevâben ve ḣayrun ‘uk(n)

İşte bu makamda yardım ve nusret, ancak Allah'ındır ve ona itaat, hem mükafat bakımından daha hayılıdır, hem son bakımından daha hayırlı.

İşte burada (bu durumda) velayet (yardımcılık, dostluk) sadece Cenab-ı Hakkındır. O, sevap bakımından da en hayırlı, sonuç bakımından da en hayırlıdır.

İşte bunun içindir ki, her zaman ve her yerde koruyucu ve kayırıcı güç, tamamen Allah'a aittir. Hak edilen karşılığı vermekte de, sonucun ne olacağını belirlemekte de en hayırlı olan O'dur.

İşte, bu noktada, yardım ve dostluk, sığınılacak devlet, otorite, varlığında şüphe olmayan Hak ilâh Allah'a aittir. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel akıbeti sağlayan yine O'dur.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 10/90-91; 40/84.

İşte burada velayet (dostluk, yardım) Hakk olan Allah'ındır. O'nun vereceği sevap da daha hayırlı, sonuç da daha hayırlıdır.

İşte burada (bu durumda) velayet (yardımcılık, dostluk) hak olan Allah'a aittir. O, sevap bakımından hayırlı, sonuç bakımından hayırlıdır.

İşte bu halde, yardım ve hâkimiyyet, hak olan Allah'a mahsustur. O, mükâfatça da hayırlıdır, âkıbetçe de hayırlıdır.

İşte böyle bir durumda gerçekten sahip çıkmak, Hak olan Allah’a mahsustur. O, mükâfatlandırmak ve sonuçlandırmak açısından çok daha yararlıdır.

İşte burada yardım ve dostluk, Hak olan Allah'a mahsustur. Ödülü en iyi olan O, en güzel sonucu veren yine O'dur.

Böyle bir yerde dostluk, hak olan Allahındır; odur hayırlı sevap, hayırlı sonuç veren de

İşte bunun içindir ki; koruyucu, yardımcı güç bütünüyle tek ve gerçek ilah olan Allah’a aittir. En iyi mükâfatı da en güzel sonucu da veren O’dur.

Bkz. 10/90-91, 40/84 Kur’an, insanlara rehberlik ederken temsilî kıssaları ve çarpıcı örnekleri bilinçli bir yöntem olarak kullanır. 32. ayette yer a... Devamı..

Himâye ancak Hak te’âlâdan gelir. Herkesden iyi mükâfât ve en hayırlı ’âkıbet ancak o ihsân ider.

İşte burada kudret ve hakimiyet, varlığı gerçek olan Allah'ındır. Mükafatlandırma bakımından hayırlı olan da, sonuçlandırma yönünden hayırlı olan da O'dur.*

İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. O’nun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.

İşte burada yardım ve dostluk, Hak olan Allah’a mahsustur. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel âkıbeti veren yine O’dur.

İşte burada yardım ve dostluk, Hak olan Allah'a mahsustur. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel âkıbeti veren yine O'dur.

İşte burada yardım, yalnız hak olan Allah'a aittir. O'nun verdiği mükâfat da daha hayırlıdır, netice de daha hayırlıdır.

İşte burada velâyet elhak, Allahındır, o sevabca da hayır, ukbaca da hayırdır

(İnsan; malına mülküne, evladına, makamına ya da kendisine arka çıkan bir topluluğa değil, ancak Allah’a güvenmelidir.) İşte bunun içindir ki, velâyet (yardım etme ve koruyuculuk) yalnızca, (tek) hak (ilâh) olan Allah’a mahsustur. O (kendisine itaat eden kullarına) en iyi mükâfatı ve en güzel akıbeti verendir.

İşte bu durumda velilik, gerçek olarak yalnızca Allah’a aittir. O, ödüllendirme bakımından da en hayırlı olandır. Sonuç bakımından da en hayırlı olandır.

İşte bu makamda (ve bu halde) nusret ve haakimiyyet, hak olan Allahındır. O, sevabca da hayırlı, aakıbetce de hayırlıdır.

İşte bu durumda velayet (:koruma) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. Allah mükâfat verme ve sonuçlandırma bakımından daha hayırlıdır.

İşte orada (kıyâmet gününde) yardım, ancak hak olan Allah'a mahsustur.(Mü'minlere) sevabca en hayırlı, âkıbetce de en hayırlı olan (ve kullarını en güzel ni'metlere kavuşturan) O'dur.

İşte bu durumda velayet (himaye, koruyuculuk, güç ve egemenlik tümüyle) yalnızca (varlığı) gerçek olan Allah’a mahsustur. O’nun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır. *

(*) Yüce Allah önceki âyetlerde inanmayanların cehennemdeki durumlarıyla inananların cennetteki durumlarını anlattıktan sonra, burada da bu iki grubun... Devamı..

Şimdi şu anda sığınılacak tek gerçek ilah, Allah’dır. En hayırlı karşılığı veren ve en adil cezayı veren de O dur.

Böyle bir günde yardım ancak gerçek olan Allah’tan gelebilir. Allah kullarına iyilik vermekten yana yeydir, son biçmekten yana da yeydir.

Öyle bir yerde dostluk [⁹] ancak hak olan Allah/a mahsustur. Mükâfatı en iyi olan, en iyi akıbet veren O/dur.

[9] Veya yardım etmek, iş görmek.

İşte bu durumda yardım ve himaye [velayet] yalnızca Hak olan Allah’a mahsustur. O’nun mükâfatı [sevâb] da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.

İşte burada velayet (egemenlik), hak olan Allah'a aittir. O, sevap bakımından daha hayırlı, sonuç bakımından da daha iyidir.

İşte o anda anladı ki, hüküm verme ve egemenlik yetkisi, tek ve gerçek tanrı olan Allah’a aittir. O’nun yardım ve inâyetine sığınmadan, dünyada da, âhirette de kurtuluşa ulaşmak mümkün değildir. Evet, en güzel ödül ve en hayırlı sonuç, yalnız O’nun katındadır. O’na yürekten bağlanıp hükümlerine boyun eğmek, bu dünyada alınacak mükâfât açısından da, âhirette elde edilecek sonuç bakımından da en güzelidir. Fakat insanlar, aceleci davranıp cenneti dünyada yaşamak istiyorlar. O hâlde, ey Müslüman!

İşte burada Gerçek Velayet / Yönetim, Hakk olan Allah’ındır. O, sevâp (yatırım) bakımından en hayırlıdır, akıbet (sonuç)
bakımından da en hayırlıdır. ***

İşte tam burada, tam yetki Allah’ın elindedir, çünkü en iyi karşılığı ve sonucu o verebilir...

Anlayın ki her türlü kötülüğe karşı sadece Allah tam bir koruma yapar. Bunu iyi kavrayın, sizin kendi kendinize korumalar tutmanız, tedbirler almanız yetmez. Elbette elinizden geleni yapacaksınız. Ancak biz korunmak için gerekli tedbirleri aldık diye kendinizi güvende saymayın! Çünkü kötülüklerin nereden, nasıl geleceğini bilemezsiniz. Onun için hem tedbirlerinizi alın hem kötülüklerden Allah’a sığının! Allah’a sığınan, yasalarına göre yaşayanların mükâfatı daha hayırlıdır. Allah’ın dünya hayatından sonraki hayatta vereceği şeyler daha hayırlıdır. Unutmayın! Dünya malı dünyada kalır.

İşte burada yardım ve dostluk gerçek olan [*] Allah’a aittir. O sevap bakımından hayırlı olandır; son bakımından da hayırlı olandır.

Benzer mesajlar: En‘âm 6:62; Yûnus 10:30, 32; Hacc 22:6, 62; Mü’minûn 23:116; Nûr 24:25; Lokmân 31:30.

İşte bu durumda, koruyuculuk ve egemenlik¹ mutlak doğru olan Allah’a aittir. Mükâfatlandırma bakımından en hayırlı olan da neticelendirme bakımından en hayırlı olan da Odur.

1 Velâyet: Başkası üzerinde ister-istemez sözünü geçirmektir. Sözlük manası sevgi ve yardım demektir.

İşte bunun içindir ki, koruyucu-kayırıcı güç bütünüyle, Tek ve Gerçek Tanrı olan Allah’a aittir. Hak edilen karşılığı vermekte de, sonucun ne olacağını belirlemekte de en iyi olan ⁴⁸ O’dur.

48 Lafzen, “sonuç olarak en iyi”.

İşte orada ve o anda yar ve yardımcı olmak da gerçek ilah olan Allah’a aittir. Zira O, en iyi ödülü verendir ve en iyi sonucu belirleyendir. 3/25-195, 4/40, 16/97, 89/15...30

İşte orada -o anda dahi,-[²³⁹⁸] gerçek anlamda yâr ve yardımcı olma gücü, sadece mutlak gerçeğin ta kendisi olan Allah’a aittir: O, hem hak edilen karşılığı vermede hem de nihaî akıbeti belirlemede rakipsizdir.

[2398] Hunâlike zarfına verdiğimiz bu çifte anlam için 7:119’un ilgili notuna bkz.

Bu durumda yardım ve hakimiyet, hak olan Allah’ındır, mükafatı hayırlı olan O, en güzel akıbeti veren de O'dur.

İşte burada velâyet (koruyuculuk) hak olarak Allah’a aittir. Onun vereceği sevap da netice olarak da daha hayırlıdır.

Böyle bir vaziyette velâyet, ancak hak olan Allah'a mahsustur. O sevapca en hayırlıdır ve akibetce de en hayırlıdır.

Öyle bir yerde himaye ve yardım, sadece hak ve hakikatin ta kendisi alan Allah'a mahsustur. En iyi mükâfatı da, en güzel âkıbeti de veren O'dur. [40, 84; 10, 90-91]

İşte o durumda velilik (koruyuculuk) yalnız hak olan Allah'a mahsustur. O'nun vereceği sevap da daha hayırlıdır, sonuç da daha hayırlıdır.

Öyle durumlarda insanı yalnız gerçek kudret sâhibi olan Allah koruyup kurtarabilir.

Bu gibi hâlâtda velâyet ve nusret, hak olarak Allâh Te'âlâ'ya mahsûsdur. O, sevâb cihetinden hayırlı oldığı gibi 'âkıbet cihetinden de hayırlıdır.

Böyle kara bir günün dostu, gerçeğin kendisi olan Allah'tır. En hayırlı karşılığı verecek olan da işlerin sonunu hayırlı kılacak olan da odur.

İşte burada hakimiyet, şüphesiz Allah'ındır. En iyi mükafatı O verir. En iyi cezayı da O verir.

Bundan da anlaşılıyor ki, velâyet,(6) bütünüyle, gerçek tanrı olan Allah'ındır. Ödülün hayırlısını O verir; âkıbetin hayırlısını da O nasip eder.

(6) Dostluk ve yardımcılık, bir kimsenin üzerindeki güç ve egemenlik, onun hakkında tasarrufta bulunma yetkisi.

İşte böyle bir durumda, dostluk ve koruma, hak olan Allah'tandır. O, karşılık verme bakımından da hayırlıdır, iş sonuçlandırma bakımından da hayırlıdır.

Ana, o‘‎sha joyda madad faqat haq Allohga xosdir. U mukofoti yaxshi va oqibati xayrli Zotdir.

şunda, arķa virmek Tañrı’nuñdur girtü. ol yigrekdür yanuddın yaña daħı yigrekdür śoñradın yaña.

Ol vaḳtda nuṣret‐i ḥaḳ Tañrınuñdur. Ol yigrekdür ẟevāb virmekde. Daḫıyigrekdür pādişahlıḳda.

Belə bir vəziyyətdə kömək göstərmək (və ya hökm,) ancaq haqq olan Allaha məxsusdur. Mükafat verməkdə də, aqibət qismət etməkdə də ən xeyirlisi Odur.

In this case is protection only from Allah, the True. He is best for reward, and best for consequence.

There, the (only) protection comes from Allah, the True One. He is the Best to reward, and the Best to give success.(2385)

2385 All else is vanity, uncertainty, the sport of Time. The only hope or until is from Allah. Other rewards, and other success are illusory; the best... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.