17 Nisan 2026 - 28 Şevval 1447 - Cuma

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Kehf Suresi 43. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Velem tekun lehu fi-etun yensurûnehu min dûni(A)llâhi vemâ kâne muntasirâ(n)

Ona Allah'tan başka yardım edecek bir topluluk olmadığı gibi onun da bu zararı gidermeye bir kudreti yoktu.

Allah’ın dışında ona yardım edecek adamları da ortaya çıkmamıştı, kendi kendine de yardımı dokunmamış (ve bir çare bulamamıştı).

Kendisine Allah'tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi, kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.

Kendisine Allah'ın dışında kulları durumundakilerden yardım edecek adamları olmadığı gibi, kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

Ona, Allah'tan başka yardım edecek birileri yoktu; kendi kendine de yardım edemedi.

Allah'ın dışında ona yardım edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardım edemedi.

Allah'dan gayri, kendisine yardım edecek bir topluluğu da yoktu, Allah'ın intikamından kendi nefsini de kurtaramadı.

Allah’a karşı, ona yardım edecek kimse olmadığı gibi, kendi kendine de yardımı dokunamadı.

Kendisine Allah'tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi, kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

Allahtan başka, ona yardım eden bir kimse yoktur yardım da olunmadı

Onun, Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

Allâh’a karşu kendisine yardım idecek hiç bir müsellah askerî yok idi. Hiç bir nâsır görmedi.

Ona, Allah'tan başka yardım edebilecek adamları da yoktu, kendi kendini de kurtaramadı.

Onun, Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

Ona Allah’tan başka yardım edecek yandaşları da yoktu; kendisi de (bu felâkete) engel olamadı.

Kendisine Allah'tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.

ALLAH'tan başka kendisine yardım edecek bir destek bulamadı. Kendini de kurtaramadı.

Onun Allah'tan başka yardım edecek adamları yoktur ve Allah'a karşı kendi nefsini de kurtaramadı.

Allahdan başka yardım edecek bir cemaati de olmadı, kendi kendine de kurtaramadı

Kendisine Allah’tan başka yardım edecek bir topluluk (veya herhangi destekçi) olmadığı gibi, (uğradığı bu felaketten) kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

Allah'tan başka kendisine yardım edecek kimseler olmadı. Ve kendi kendisini de koruyamadı.

Ona Allahdan başka yardım edecek bir cemaat yokdu. Kendisi de öc alabilecek değildi.

Allah’tan başka ona yardım edecek bir topluluk da yoktu, kendini de koruyamadı.

[3/160]

Allah'dan başka ona yardım edecek adamları da yoktu; kendi kendini kurtarıcı da değildi.

Ve (bağı yok edilen kişinin) kendisine Allah’tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi, kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.

Bundan sonra onun Allah’dan başka kendisine yardım edecek ne birileri var, nede kendi kendine yardım edecek gücü var.

Allah’tan başka ona yardım edecek yoktu. Nitekim yardım eden de olmadı.

Tanrı/dan başka ona yardım edecek [⁷] hiçbir cemaat yoktu, kendisi de yardım görmedi [⁸].

[7] Helakin önüne geçmek veya öyle bir bağ vermek sadedinde.[8] Veya hiçbir kimse intikam-ı Bâri'den kendini men'edemezdi veya elinden geleni iadeye g... Devamı..

Allah’tan başka kendisine yardım edecek adamları/grubu [fi’e] yoktu. Kendi kendini de kurtaramadı.

Allah'ın dışında ona yardım edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardım edemedi.

Şimdi ona Allah’tan başka yardım edebilecek ne yandaşları vardı, ne de kendisini Allah’ın azâbından kurtarabilecek durumdaydı!

Allah’tan başka ona yardım edecek bir grup bulunmadı. Yardım alarak kurtulacak da değildi.

Artık Allah'tan başka kendisine yâr olacak kimse kalmamıştı. Kendi imkânlarıyla kurtulacak hali de yoktu.

Bağı yok edilen kişinin Allah’tan başka yardım edebilecek kimsesi yoktu. Kendi kendini kurtaracak gücü de yoktu.

Kendisine Allah’tan başka yardım edecek destekçileri yoktu. Kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.

O anda, kendisine Allah’tan başka yardım edecek adamları olmadığı gibi kendi kendisini bile kurtaracak güçte değildi.

Çünkü şimdi artık onun ne Allah yerine kendisine yardım ulaştıracak kimsesi vardı, ⁴⁷ ne de kendi başının çaresine bakabilecek durumdaydı.

47 Lafzen, “hiçbir koruyucusu/hâmîsi yoktu”.

Zira ona Allah’tan başka yardım edecek ne birileri vardı ne de kendi başının çaresine bakabilecek durumdaydı. 26/92...103, 28/81

Artık onun Allah’tan gayrı kendisine destek çıkacak hiç kimsesi yoktu. Üstelik kendi başının çaresine bakacak durumda da değildi.

Ona; Allah’tan başka yardım edecek hiçbir kimse yoktu. O, (dünyada da, ahirette de) kendisini kurtaramadı, (çünkü)

Ve ona Allah’tan başka yardımda bulunan bir topluluk olmadı ve kendi kendine yardımı da olmadı.

Ve onun için Allah'tan başka yardım edecek bir cemaat de yok idi ve kendisine yardım edebilecek bir halde değildi.

Hasılı o, Allah'tan başka kendisine sahip çıkacak bir topluluk da bulamadı, kendi kendini de kurtaramadı.

Allah'tan başka, kendisine yardım eden bir topluluğu da olmadı, kendi kendisini de kurtaramadı.

Ve ona Allâh'dan başka yardım ider kimse olmadı ve kendi kendine de yardım idemedi.

Zaten Allah'tan başka ona yardım edecek kimse olmadı ve bir yardım da görmedi.

Allah'tan başka ona yardım edecek topluluk da yoktu. Yardım edilen de olmadı.

Artık ne ona Allah'tan başka yardım edebilecek birileri vardı, ne de o kendi başının çaresine bakacak haldeydi.

Allah dışında kendisine yardım edecek bir topluluğu da çıkmadı. Kendi kendini de kurtaramadı.

Shuningdek, unga Allohdan boshqa na bir yordam beradigan jamoa bo‘‎ldi va na o‘‎zi o‘‎ziga yordam bera oluvchi bo‘‎ldi.

daħı olmadım aña bir bölük arķa vireler aña Tañrı’dan ayruķ daħı olmadı ögünc alıcı.

Daḫı olmadı aña bir cemā‘at ki yardım ideler özine Tañrı Ta‘ālādan özge.Daḫı ḳurtulmadı Allāh intiḳāmından.

Allahdan başqa ona yardım edə biləcək kəslər yox idi və o da (öz-özünə) kömək edə biləcək bir halda deyildi.

And he had no troop of men to help him as against Allah, nor could he save himself.

Nor had he numbers to help him against Allah, nor was he able to deliver himself.(2384)

2384 He had built up connections and obligated dependents, and was proud of having his "quiver full". But where were all things when the reckoning cam... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.