2 Nisan 2026 - 13 Şevval 1447 - Perşembe

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Münâfikûn Suresi 3. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Żâlike bi-ennehum âmenû śümme keferû fetubi’a ‘alâ kulûbihim fehum lâ yefkahûn(e)

Bu da, hiç şüphesiz, inandıklarından, sonra kafir olduklarındandır; derken Allah, gönüllerini mühürlemiştir; gerçekten de onlar, anlamayan bir topluluktur.

Bu, onların (ilk başta; akılları ve vicdanları İslami gerçekleri ve Hakk Dinin gerekliliğini anlayıp) iman etmelerine (rağmen, işlerine gelmediği ve beğenmedikleri için) sonradan (kalben itiraz ve) inkâra yönelmeleri (ama zahiren hâlâ Müslüman görünmeleri) dolayısıyla böyle davranılmaktadır. Bu yüzden kalplerinin üzerine mühür basılmış (hidayetleri kararmıştır), artık onlar (gerçeği ve başlarına geleceği) kavrayamaz konumdadır.

[Not: Özellikle, önceleri safiyet ve samimiyetle iman edip hayırlı hizmetler yaparken, sonradan dünyalık heves ve hesaplar ve bulaştıkları günahlar yü... Devamı..

İşte böyledir, çünkü onlar iman ettiklerini iddia ederler halbuki kendi nefislerinde hakikatleri inkâr edip kâfir olmuşlar ve böylece kalplerine bir mühür vurulmuştur ve artık neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamazlar.

Bu, onların, önce sözde iman etmeleri, sonra inkârda ısrar etmeleri, küfre saplanmaları sebebiyledir. Böylece de, Allah onların kalplerini, kafalarını anlayışsız hale getirdi. Onlar derin düşünemez oldular.

Bu onların iman edip sonra inkâr etmeleri dolayısıyladır. Bu yüzden kalplerine mühür vuruldu. Artık onlar anlamazlar.

Bu, onların iman etmeleri sonra inkâr etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar.

Bu kötü halleri şundan: Çünkü onlar görünüşte iman ettiler, sonra (kalbleri ile) inkâr ettiler. Bu yüzden kalbleri mühürlenmiş de artık anlamaz olmuşlardır onlar.

Çünkü onlar, imana girdiler, sonra kâfir oldular. Bunun üzerine Allah, onların kalplerini mühürledi de onlar anlamaz bir toplum oldular.

Bu davranışlarının sebebi, şudur: “İnanırlar, sonra inkâr ederler; bu yüzden kalplerinin üzeri mühürlenir, artık onlar anlamazlar.”

İşte bunlar, inandılar, sonra kâfir oldular, onların yüreğine Allah da damga vurdu, artık onlar anlamazlar!

Bu, onların önce (dilleriyle) inandıklarını söylemeleri, sonra da (kalpleriyle) inkâr etmelerindendir. Böyle davranmaları yüzünden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar (gerçeği) kavrayamazlar.

Bunlar evvelâ îmân itdiler sonra küfre rücû’ itdiler, kalbleri mühürlendi hiç bir şey anlamıyorlar.

Bu, önce inanıp sonra inkar etmiş olmalarındandır. Bu yüzden kalbleri mühürlenmiştir; artık anlamazlar.

Bu, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.

Şöyle ki, onlar sözde inandılar ama gerçekte inkâr ettiler; bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir; artık anlayıp kavrayamazlar.

Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.

Çünkü onlar inandıktan sonra inkar ettiler; bu yüzden kalpleri mühürlendi; onlar anlamazlar.

Bunun sebebi şudur: Onlar inandılar, sonra inkar ettiler, bu yüzden kalblerinin üzeri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.

O şundan: Çünkü onlar iymana gelmişler, sonra küfre gitmişlerdir de o kâlblerine tab'olunmuş da artık anlamaz olmuşlardır

Bu, (kötü hâllerinin sebebi) onların önce (dilleriyle) inandıklarını söylemeleri, sonra da (kalpleriyle) inkâr etmelerindendir. Bu yüzden kalpleri (manen) mühürlenmiştir. Artık onlar hakkı anlamazlar.

Bu şundandır: onlar önce İman ettiler sonra küfrettiler. Bu nedenle, onların kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar, gerçeği kavrayamazlar.

Bu (kötü amelleri şundandır:) Çünkü onlar (zaahiren) îman etdiler. (Fakat) sonra (kalbleriyle) kâfir oldular. Bu yüzden kalblerinin üstüne (küfür) mühr (ü) basıldı. Onun için onlar (îmanın hakıykatını) anlamazlar.

Bunun sebebi onların önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden zihinleri mühürlenmiştir. Artık onlar kavrayamazlar.

[3/86, 90; 4/155; 7/146]

Bu, şübhesiz onların îmân edip sonra inkâr etmeleri yüzündendir; bunun üzerine kalbleri mühürlenmiştir; artık onlar (hakkı) anlamazlar.

Bu, onların (görünüşte) iman edip, sonra da (gönülleriyle) inkâr etmiş olmalarındandır. Bu yüzden (melekler âleminde tanınmaları için) onların kalbleri (akıl merkezi olan beyinleri) üzerine (bir) damga (manevi bir işaret) vurulmuştur. Artık (onlar gerçeği) anlamaya çalışmazlar. *

(*) Yani melekler âleminde tanınmaları için bunların beyin korteksi üzerine manevi bir damga (iz, işaret) bırakılmış. Bilindiği gibi meleklerin bir gö... Devamı..

Bu onların önce iman edip, sonra da inkâr etmelerinden dolayı, kalplerine mühür vurularak kapatılmış olmalarındandır. Artık doğruları hiçbir zaman anlayamazlar.

Bu da şundandır: Onlar önce inandılar, sonra tanımadılar. Bunun üzerine yürekleri katılaştırıldı. Artık onlar kavrıyamazlar.

Şunun için ki onlar dilleriyle iman ettiler. Sonra kalplerinde gizli olarak kâfir kaldılar da kalbleri üzerine mühür basıldı, onlar imanın hakikatini anlayamazlar.

Bu onların önce inanıp sonra da inkâr etmiş olmalarındandır. Bu yüzden kalplerinin üzerine mühür vurulmuştur². Onlar artık anlamazlar.

2 Krş. Bakara, 2/7

Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra küfre sapmalarıdır. Böylece kalplerinin üzerine damga vurulmuştur; artık onlar kavrayamazlar.

Evet, münâfıkların durumu böyledir; çünkü onlar, İslâm hakîkatiyle ilk karşılaştıklarında iman etmiş, fakat daha sonra birtakım çıkar hesapları yüzünden hakîkati bile bile inkâr etmişlerdir. İşte bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir, artık iç dünyalarında gerçeğin sesini duyamaz, doğruyu eğriyi idrâk edemezler.

Bu onların, iman edip sonra da inkâr ettikleri sebebiyledir. Kalblerine mühür vuruldu; fıkıh etmezler / inceden inceye düşünmezler / anlamazlar.

Neden mi? Çünkü önce inandılar, sonra inkar ettiler. Bu yüzden kalpleri damgalandı. Artık kavrayamazlar.

Bu, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleri, bu yüzden ön yargıları nedeniyle kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.

Bunun sebebi, onların önce iman et(tiğini söyley)ip sonra inkâr etmeleridir. (Bu yüzden) kalpleri mühürlenmiştir. [*] Artık (gerçeği) anlayamazlar.

İnkârcıların kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani inkâr “sebep”, mühürlenme ise “sonuç”tur. Benzer mesajlar: Bak... Devamı..

Bu (münâfıklar,) hep böyledir. Onlar, önce îman eder, sonra da inkâr ederler. Onların kalpleri (bu yüzden) mühürlenmiştir. Artık onlar hiçbir şey anlamazlar.

böyledir, çünkü onlar imana erdi[klerini iddia eder]ler, halbuki ² [içlerinde] hakikati inkar ederler ve böylece, kalplerine bir mühür vurulmuştur, artık [neyin doğru, neyin yanlış olduğunu] anlayamazlar. ³

2 Sümme (“ve sonra”) edatı, çoğu zaman, ve basit bağlacı ile aynı fonksiyonu görmektedir ve burada en uygun karşılık olarak “halbuki” şeklinde çevrilm... Devamı..

Dahası onlar iman ettiklerini söylüyorlar ama yaptıkları ile küfre giriyorlar. İşte bu ikiyüzlüler kalplerini inanmaya kapatıyorlar artık gerçeği kavrayamazlar. 2/8...20, 3/7

Bunun nedeni, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleridir; sonunda kalplerine mühür vurulmuştur:[⁵¹¹⁴] artık onlar (imanın hakikatini) kavrayamazlar.

[5114] Adeta kalp suç aleti olarak tescil edilmiş, İlâhî mahkemeye suç aleti olarak getirilmek üzere mühürlenmiştir. İmandan sonra inkârın mazereti yo... Devamı..

Onlar önce iman edip sonra inkâr etmişlerdir. (Hidâyeti bırakıp sapıklığı satın almışlardır.) Bu yüzden kalbleri de mühürlenmiştir. (Şeytan yaptıklarını kendilerine güzel göstermiş, dünya menfaatından başka bir şey düşünmez olmuşlardır, ahirete inanmazlar ve onu hatırlarına bile getirmek istemezler) Artık onlar hiç laf anlamazlar! (Ne kadar uğraşsan tevbe edip imana gelmezler)

Bu, onların iman etmelerinden sonra inkar etmeleri yüzündendir. Onların kalplerinin üzerini mühürlemiştir. Ve onlar artık anlamazlar.

O, şunun içindir ki, şüphe yok onlar (zahiren) imân ettiler, sonra kâfir oldular, imdi kalblerinin üzeri mühürlendi, artık onlar anlayamazlar.

Çünkü onlar önce inandıklarını iddia ettiler, sonra inkâra gittiler. Bu sebeple kalpleri mühürlendi. Artık onlar hakkı anlamazlar.

(Bu davranışlarının) Sebebi şudur: İnandılar, sonra inkar ettiler, bu yüzden kalblerinin üzeri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.

Evvelce îmân idüb sonra küfür itdiklerinden Allâh kalblerine nifâk mührini urdı. Onlar bunı fehm itmezler.

Kötü olan, önce inanmaları sonra ayetleri görmezlikten gelmeleridir. Ardından kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluşturulur[1]; artık (ne hale geldiklerini) anlamazlar[2].

[1] Nisa 4/88 [2] Nisa 4/89, Bakara 2/11-12.

Bu, onların iman edip, sonra da inkar etmiş olmalarındandır. Onların kalpleri paslanmıştır. Onun için anlamazlar.

Çünkü önce iman etmiş, sonra kâfir olmuşlar, ondan sonra da kalpleri mühürlenmiştir; artık birşey anlayacak durumda değillerdir.

Bu durumun sebebi şudur: Onlar iman ettiler, sonra küfre saptılar da kalpleri üzerine mühür basıldı. Artık onlar incelikleri anlamazlar.

Bunga sabab ular oldin tillarida iymon keltirib, so‘‎ngra dillarida kufr keltirganlaridir. Bas, ularning dillari muhrlab qo‘‎yildi. Endi ular haqiqatni anglay olmaydilar.

şol andan ötürüdür kim anlar įmān getürdiler andan kāfir oldılar. pes mühr uruldı göñülleri üzere pes anlar añlamazlar.

Ol andan ötürüdür kim anlar īmān getürdiler, andan ṣoñra kāfir oldılar. Pesmühr urıldı yürekleri üstine. Pes anlar fehm eylemezler.

Bunun səbəbi odur ki, onlar (dildə) iman gətirdilər, sonra isə (ürəklərində gizli) kafir oldular. Buna görə də onların ürəklərinə möhür vurulmuş, özləri isə anlamaz kimsələr olmuşlar.

That is because they believed, then disbelieved, therefore their hearts are sealed so that they understand not.

That is because they believed, then they rejected Faith: So a seal was set(5468) on their hearts: therefore they understand not.

5468 Cf. 2:7. Their double-dealing has fogged their understanding. In Arabic the heart is taken to be the seat of understanding as well as of affectio... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.