18 Nisan 2026 - 29 Şevval 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Lokman Suresi 24. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Numetti’uhum kalîlen śümme nadtarruhum ilâ ‘ażâbin ġalîz(in)

Onları az bir müddet geçindiririz de sonra istemedikleri halde onları ağır bir azaba atarız.

Biz onları (dünyada belli bir süre ve) az bir nimetle yararlandırıveririz. Sonra onları ağır bir azaba uğratırız.

Onlara kısa bir süre dünyada, hayatın zevkini yaşatır, geçindirir, ama sonunda şiddetli bir azaba sürükleriz.

Onlara biraz zevku safa sürdürürüz. Sonra kendilerini ağır bir azâba sürükleriz.

Onları kısa bir süre geçindirir sonra katı bir azaba atarız.

Biz onları az (bir şey ve zaman) olarak yararlandırırız, sonra onları ağır bir azaba katlandırırız.

Biz, o kâfirlere (dünyada) biraz zevk ettiririz de, sonra kendilerini ağır bir azaba mecbur tutarız.

Biz, onları az bir şey yaşatırız. Sonra onları ağır bir azaba zorlarız.

Onları az bir süre faydalandırırız, sonra da kendilerini ağır bir azaba sürükleriz.

Biz onları az geçindiririz, sonra katı azaba sürükleriz onları

Onlara kısa bir süre hayatın zevkini yaşatırız ama sonunda (yaptıkları yüzünden) onları şiddetli bir azaba sürükleriz. 

Bkz. 3/178, 19/84

Ânların bir müddet-i kalîle içün dünyâdan müstefîd olmalarına müsâ’ade ideceğiz sonra ânlara ağır bir ’azâb çekdireceğiz.

Onları az bir süre geçindiririz, sonra da ağır bir azaba sürükleriz.

Biz, onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz.

Onlara kısa bir süre hayatın nimetlerini tattırır, sonra da onları çok ağır bir azaba katlanmaya mecbur bırakırız.

Onları biraz faydalandırır, sonra kendilerini ağır bir azaba sürükleriz.

Onları biraz yaşatırız, sonra da ağır bir cezaya süreriz.

Biz onlara biraz zevk ettiririz de sonra kendilerini ağır bir azaba zorlarız.

Biz onlara biraz zevk ettiririz de sonra kendilerini galîz bir azâba muztarr kılarız

Biz, onları kısa bir süre (dünya hayatının nimetlerinden) faydalandırırız, sonra da (yaptıkları inkâr ve isyan sebebiyle) onları şiddetli bir azaba süreriz.

Onları biraz yararlandırırız.¹ Sonra ağır bir azaba maruz bırakırız.

1- Dünya nimetlerinden.

Biz onları (dünyâda) biraz geçindirib sonra kendilerini ağır bir azaba (katlanmıya) mecbur edeceğiz.

Onları biraz yararlandırırız, sonra da onları ağır bir azaba mahkûm ederiz.

[15/3; 32/28-30; 51/13, 14]

(Biz) onları azıcık (bir müddet dünyada) faydalandırırız; sonra onları ağır bir azâba(girmeye) mecbur kılarız.

Biz onları (inkâr, isyan, azgınlık, zulüm ve kötü davranışlarından vazgeçsinler diye) biraz geçindirip yaşatırız, ama sonunda (bunlardan vazgeçmedikleri için ahirette) ağır bir azaba sürükleriz.

Bu inkârları ile onları bir müddet yaşatırız, sonra onları azabın en şiddetlisine atarız.

Biz onları önce biraz gönendirir, sonra da en ağır azaba katlanmak zorunda bırakırız.

Onları dünyada biraz geçindiririz, sonra onları âhirette ağır bir azaba nâçar kılarız.

Onları az bir süre yararlandırır, sonra da ağır [ğalîz] bir azaba sürükleriz.

Biz onları oldukça az (bir süre) olarak faydalandırıp yararlandırırız, sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz.

Onların bu dünyada kısa bir süre istedikleri gibi yiyip içipyaşamalarına izin vereceğim fakat göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir ömür sonunda, hepsini cehennemdeki o korkunç azâba mahkûm edeceğim!

Onları biraz geçindiririz; sonrasında onları çetin bir azaba uğratırız.

Şimdilik biraz daha sefamızı sürsünler, çünkü az sonra hepsini ateşe süreceğiz.

İnkâr edenleri yeryüzünde biraz yaşatır, sonra yaptıklarından dolayı şiddetli bir şekilde cezalandırırız. Hesap günü cezamız onlara çok acı gelir.

Onları biraz yararlandırır, sonra da kendilerini ağır bir azaba sürükleriz. [*]

Benzer mesaj: Bakara 2:126.

Biz onlara hayatın zevkini biraz yaşatır, sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz.

Onlara kısa bir süre hayatın zevkini yaşatır, ama sonunda şiddetli bir azaba sürükleriz.

Biz o nankörleri dünya nimetlerinden biraz faydalandırır sonra da onları çok ağır bir azaba uğratırız. 2/126, 45/22, 46/20

Tadımlık bir hazzı kısa vâdede tüketmelerini sağlarız; ardından onları altında ezilecekleri ağır bir azaba mahkûm ederiz.

Onları (dünyada) az bir süre geçindirir, sonra da çok çetin bir azaba sürükleriz.

Onları çok az faydalandırırız, sonra da onları katmerli bir azaba süreriz.

Onları biraz mütena'im kılarız. Sonra onları en şiddetli bir azaba muztar kılacağızdır.

Biz onlara kısa bir süre ömür sürme imkânı veririz, ondan sonra da şiddetli bir azaba mahkûm ederiz.

Onları biraz yaşatırız, sonra kaba bir azaba süreriz.

Biz onları hayât-ı dünyâdan az bir şey müstefîd ideriz ve sonra kalın ve galîz 'azâba muztar kılarız.

Onları, önce biraz nimetlendirir sonra da kaba bir azabı çekmek zorunda bırakırız.

Onları biraz geçindiririz. Sonra da onları şiddetli bir azaba uğratırız.

Onları biraz nasiplendirir, sonra da ağır bir azaba sürükleriz.

Onları birazcık nimetlendiriyoruz. Sonunda hepsini şiddetli bir azaba süreceğiz.

Biz ularni bu o‘‎tkinchi dunyoda ozgina muddat foydalantirib, so‘‎ngra qattiq azob tortishga majbur qilamiz.

gönendürevüz anları az andan gensüz eyleyevüz anları ķatı 'aźābdın yaña.

Gönendürür‐biz anları dünyāda az zamān. Andan ṣoñra güc‐ile ulu ‘aẕābagivürür‐biz.

Biz onlara bir qədər gün-güzəran (bir az dünya malı) verəcək, sonra da (axirətdə) ağır bir əzaba düçar edəcəyik!

We give them comfort for a little, and then We drive them to a heavy doom.

We grant them their pleasure for a little while:(3612) in the end shall We drive them to a chastisement unrelenting.

3612 Cf. 2:126. The respite in this life is of short duration. The ultimate Penalty of Evil is such as cannot be quenched. Cf. 14:17 . It will be too ... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.