18 Nisan 2026 - 29 Şevval 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Şu’arâ Suresi 200. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Keżâlike seleknâhu fî kulûbi-lmucrimîn(e)

Biz, böylece Kur'an'ı, mücrimlerin gönüllerine kadar işlettik.

(Çünkü) Biz onu (itiraz ve inkârı), mücrimlerin (utanmadan ve uslanıp usanmadan günahlara dalanların) kalbine işte böyle (sokarak hak ettikleri bir kavrayış kısırlığı olarak yerleştirip) işlettik (bu yüzden hidayetleri kararmıştır).

Biz küfrü onların kalbine öylesine soktuk, veya biz Kur'ân'ı onların kalplerine öyle soktuk, yani kendi dilleriyle indirdik, manasını çok iyi anladılar.

Kur'ân'ı yalanlamayı, inkârı ve hidayeti kafalarına, kalplerine soktuğumuz gibi, onun, Kur'ân'ın İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların, günahkârların kafalarında, kalplerinde yankı bulmadan geçip gitmesine de biz yol açtık.

Biz onu suçluların kalplerine işte böyle soktuk.

Biz onu, suçlu-günahkarların kalbine işte böyle işlettik.

Biz, o küfrü mücrimlerin kalblerine öyle sokmuşuz ki,

İşte Biz, böylece o inançsızlığı, o azgın kâfirlerin kalbine soktuk.

200,201. Onu, günahkârların kalplerine böyle soktuk. Bu yüzden, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.

Küfrü günahlılar gönlüne böylece yerleştirdik

İşte böylece biz o Kur’an’ı (kendi dilleriyle okuyarak), o günahkârların kalplerine soktuk.

“Kur’an’ın müşriklerin kalplerine sokulması” ifadesi, vahyin onların kendi ana dilleriyle ve kavramsal dünyalarıyla doğrudan muhatap kılınması anlamın... Devamı..

Biz böylece mücrimlerin kalblerine îmânsızlığı hak itdik.

200,201,202. Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.

İşte böylece biz onu (Kur’an’ı) suçluların kalbine soktuk.[402]

Bu âyetteki “kalp”, A’raf sûresi 179. âyette de olduğu gibi, düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. Buna göre Kur’an’ın müşriklerin kalbine sokulması,... Devamı..

Onu (inkârı) günahkârların zihinlerine böyle soktuk.

200, 201. Onu günahkârların kalplerine böyle soktuk. Onun için, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.  

 Âyetteki «onu» zamiri, «küfür»e gönderilirse «-Kendi günahları yüzünden- soktuğumuz küfür öyle yerleşmiştir ki, azabı açıkça görmeden imana gelmezler... Devamı..

İşte biz onu suçluların kalplerine böylece (yabancı bir dil gibi) sokarız.

200,201. Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.

Biz onu mücrimlerin kalblerine öyle sokmuşuzdur.

İşte böylece biz onu, (müstahak oldukları üzere) kâfirlerin kalbine sokarız.

Kul, kendi fiilinin yaratıcısı değildir. Fiili yaratan Allah Teâlâ, cüzî irâdesi ile kesbeden insandır. * “…biz onu, (müstahak oldukları üzere,) kâfir... Devamı..

Böylece onu¹ mücrimlerin² kalplerine soktuk.³

1- Kur\an\ı yalanlamayı. 2- “Suçlu/Hakikat ile bağını koparmış” demek olan bu sözcük, “basit suçlu” anlamında değil; “gerçeği yalanlayan nankör, müş... Devamı..

Biz (küfrü) o günahkârların kalbine Öyle bir sokduk ki,

Böylece biz onu (:inkâr duygusunu) mücrimlerin zihnine yerleştirdik.

İşte onu (o küfrü) günahkârların kalblerine (yalanlamalarındaki inadları sebebiyle) böyle sokmuşuzdur.

İşte böylece biz onu (indirmekte olduğumuz Kur’an’ı tebliğ yolu ile) suçluların kalblerine (zihin, akıl ve idrak merkezi olan beyinlerine) işlettik.*

(*) Not: (سَلَكْنَاهُ)’’seleknahu’’ fiilindeki zamir, o indirilmekte olan Kur’an’a gider. Bu nedenle bazı meallerde o zamiri ‘’küfre’’ götürmeleri çok... Devamı..

Biz o kitabı günahkârların kalbine yerleştirseydik,

Biz bu suçu suçluların gönlüne işte böylece soktuk.

Küfür ve inat ve inkârı günahkârların kalplerine böyle soktuk.

Biz böylece onu günahkârların kalbine/idrakine sunduk/ yolladık [seleknâ].³³

33 “Seleke” fiili, geçip gitmek, yola koyulmak, bir yol takip etmek, sokmak, sunmak, yollamak gibi anlamlara gelir. Biz burada sunmak/yollamak anlamın... Devamı..

Biz böylece onu, suçlu günahkârların kalplerine soktuk (da okuyup anlamış oldular).

İşte Biz,bu Kur’an’ın eşsiz bir mûcize olduğunusuçluların kalplerine böyle sokarız. Öyle ki;

İşte böyle onu, Mücrimler’in / Suç İşleyenler’in kalblerine soktuk.

Biz bu Kuran’ı suçluların kalbine bir şekilde sokarız,

Biz ayetlerimizi suçluların kalbine hitap ettik ki, suçları açığa çıksın! Onların kendi kendilerine biz suçlu değiliz diye söyledikleri yalanlar yüzlerine vurulsun!

Biz onu (Kur’an’ı), suçluların kalplerine (gözlerinin içine) böylece soktuk. [*]

Benzer mesaj: Hicr 15:12.

İşte bu böyledir. (Ayrıca) Biz o (Kur’-an’ı), günâhkârların kalplerine soktuk.¹

1 Yani anlamını anlarlar, güzelliğini bilirler, benzerinin yapılamayacağına inanırlar ve önceki kitaplarda adının geçtiğini bilirler.

Biz bu [mesajı]n o günahkarların kalplerinden [bir yankı bulmadan] geçip gitmesine yol açtık: ⁸⁷

87 Yani, mesajı kalplerinde kökleştirmeden ve “bir kulaklarından girip ötekinden çıkmak” suretiyle. Allah’ın buna “yol açması” konusunda bkz. 2. sure,... Devamı..

İşte bu Kuran suçluların kalplerine etki etmeden böylece geçip gitti. 41/5

İşte Biz vahyin, günaha batmışların kalplerinde (etki etmeden) geçip gitmesini böyle sağlamışızdır.

İşte biz küfrü, o suçluların kalbine sokarız da;

Böylece mücrimlerin/suçluların kalbine (o inanmamayı) soktuk.

İşte öylece onu (küfrü) günahkârların kalplerine sokmuşuzdur.

200, 201. İşte aynen bunun gibi, Biz o yalanlamayı suçlu kâfirlerin kalplerine öyle bir soktuk ki, o can yakıcı azaba girmedikçe ona iman etmezler.

Biz onu, suçluların kalblerine öyle soktuk.

Âyette geçen hû (ç) zamîri, inanmazlar fi'linin delâlet ettiği küfre de gidebilir, doğrudan doğruya Kur'ân'a da gidebilir. Birinci durumda mânâ: İşte ... Devamı..

Bu sûretle 'inad ve inkârı mücrimlerin kalbine sokduk.

Biz Kur’ân’ı suçluların kalplerine kadar işlettik.

İşte böylece onu suçluların kalbine sokarız da..

Mücrimlerin kalplerinde inkârı Biz böyle yerleştirmişizdir.

Biz onu suçluların kalplerine işte böyle yolladık.

Biz u kufrni jinoyatchilarning qalblariga ana shunday yo‘‎llab qo‘‎yganmiz.

[200b] ancılayın givürdük nifāķı şirki yazuķlular göñüllerine.

Anuñ gibi givürdük şirki, yaman kişilerüñ yüregine.

Biz (küfrü, inadkarlığı) günahkarların qəlbinə belə salarıq.

Thus do We make it traverse the hearts of the guilty.

Thus have We caused it to enter the hearts of the Sinners.(3229)

3229 "Thus" I think means through the medium of the Arabic language and the Arab people. The Qur'an penetrated through their language and their hearts... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.