Ve ente hillun bihâżâ-lbeled(i)
Ki (ey Resulüm; özellikle) Sen, bu şehirde oturmak meşru ve helâl hakkın iken, (onlar Seni öldürmeyi mübah sayıyorlar.)
Sen orada oturuyorsun veya orada senin için bir an savaş helal kılınacaktır veya av bile avlanmanın yasak olduğu bu Mekke şehrinde inkârcılar senin kanını helal sayıp seni öldürmeye niyet etmişlerdir veya ey peygamber! Sen Mekke'de ne yaparsan sana helaldir.
Senin gibi aslı nesli belli birine, işkencenin helâl sayıldığı, hükümranlığını ilan edeceğin, içinde ölüm cezaları verebileceğin, imtiyazlar tanıyabileceğin, haram irtikâp etmeyeceğin bu beldeye yemin ederim.
Ki sen bu beldede oturmaktasın.
Ki sen, bu şehirde oturmakta iken,
Sen (Ey Rasûlüm), ikamet ederken bu beldede;
Hâlbuki onlar, seni onda öldürmeyi helal sayıyorlar.
1,2,3. Senin yaşamakta olduğun bu beldeye; doğurana ve doğana yemin olsun ki, [759][760]
Sen bu kentte hürsün
Sen de serbestçe bu beldede yaşıyorsun.
1,2. Senin gelüb ikāmet itdiğin bu belde (Mekke) nâmına yemîn iderim. (Yâ Muhammed) sen bu beldede mukîmsin.
1,2. Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
1,2,3,4. Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
Senin de içinde oturmakta olduğun o kente;
1, 2, 3, 4. Bu beldeye -ki sen bu beldedesin-, babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.
Ki sen bu kentte oturmaktasın.
Ki sen bu beldede oturmaktasın.
Sen hıll iken bu beldede
Sen bu şehirde oturmaktasın.
Senin de içinde yaşadığın beldeye,
Sen bu beldeye halâl iken.
Sen bu beldede oturmaktasın,
Ki sen bu beldede oturmaktasın.
1,2,3. Hayır! (Gerçek, onların sandığı gibi değil.) Senin yaşamakta olduğun bu (şanlı) beldeye (İbrahim Peygamberin başlattığı tevhid mücâdelesinin, son elçiyle yeniden filizlenip yeşerdiği bu bereketli topraklara, halkının huzur ve güven içerisinde yaşadığı bu kutsal ve emin şehre), doğurana ve doğana kasem ederim ki. *
Senin çok iyi tanıdığın (yaşadığın, yakın olduğun Mekke’ye) bu beldeye.
sen bir gün oraya gireceksin.
Sen bu şehirde oturmaktasın [hıllun].
Sen bu şehirde sakin iken.
Andolsun, Harem Bölgeye sığınan kâtillere, hırsızlara bile dokunulmazken, senin kanını helâl gören ve müminleri en ağır baskı ve işkencelere maruz bırakan bu şehre!
Sen bu Belde’nin bir yerlisisin!
1,2. Mekke şehrine yemin edip derim ki // " bir gün sen, bu şehre özgürce gireceksin. "
Sen o şehirde yaşamaktasın!
Ki sen bu şehirde oturmaktasın.
1,2. Hayır! (Artık başka söze lüzum yok!) Şu beldeye,¹ şu senin içerisinde oturduğun² beldeye yemin ederim.
senin serbestçe yaşadığın bu beldeyi, ¹
Ki sen de bu beldenin şerefli bir sakinisin. 3/96, 94/1...8
senin her tür saldırıya açık olduğun bu beldeye;[⁵⁷²⁸]
Sen bu beldede hürsün!
Ve bu belde sana helal/serbesttir.
Ve sen bu beldede ikamet etmektesin.
Senin bu beldeye girişin hakkı için!
Ki sen bu şehire girmekte(burada yaşamakta)sın.
Sana bu beldede her şey helâl kılınmışdır. (Sâirine harâm olan sana helâl kılındığından istediğini yap)
Sen bu şehirde korumasız iken bile.
Sen de bu şehrin insanısın.
1,2. Yemin ederim bu beldeye—ki sen de bu beldenin sakinisin.
Sen bu kente mahremsin/bu kente gireceksin.
Holbuki, siz shu shaharda muqim turgandirsiz.
daħı sen ḥelālsın uşbu şarda.
Daḫı sen lāyıḳsın bu Mekke şehrine.
Sənin yaşadığın (sənə halal olan) şəhərə;
And thou art an indweller of this city
And thou art a freeman(6131) of this City;-
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |