Velehu men fî-ssemâvâti vel-ard(i)(c) vemen ‘indehu lâ yestekbirûne ‘an ‘ibâdetihi velâ yestahsirûn(e)
Ve onundur ne varsa göklerde ve yeryüzünde ve onun katındakiler, ona kulluk etmekten çekinip ululanmadıkları gibi yorulmazlar, bıkmazlar da.
(Çünkü) Göklerde ve yerde kim (ve ne) varsa (hepsi ve her şey) O’nundur. O’nun yanında (katında-huzurunda) olanlar, O’na ibadet etmekte kibirlenip büyüklüğe kapılmazlar ve (bu hizmet ve gayretten asla usanıp) yorgunluk ve yılgınlık duymazlar. (Hepsi huzurla ve şuurla Allah’a ibadet ve hizmet üzerindedirler.)
Çünkü göklerde ve yerde var olan herşey O'nundur. O'nun yanında bulunan melekler, O'na kulluk etmekte asla, ne kibre kapılırlar, ne de usanıp bıkarlar.
Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. O'nun huzurundakiler O'na ibadette büyüklüğe kapılmazlar ve yorulmazlar.
Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. O'nun yanında olanlar, O'na ibadet etmekte büyüklüğe kapılmazlar ve yorgunluk duymazlar.
Göklerde ve yerde olan bütün varlıklar Allah'ındır. O'nun katındakiler (melekler), kendisine ibadet etmekten ne çekinirler, ne de yorulurlar.
(Çünkü) göklerdeki ve yerdeki herkes O’nundur. O’nun katında olanlar, O’na ibadet etmekten büyüklenmezler ve bıkkınlık da göstermezler.
Göklerde ve yerde var olan herkes/her şey O'na aittir. O'nun huzurunda bulunanlar, O'na ibadet etmek hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.
Göklerdeki, yerdeki dahi, katındaki de hep önündür, ona kulluk etmekten kasalmazlar, yorulmazlar da
Göklerde ve yerde kim varsa O’na aittir. Ve O’nun katındakiler, O’na ibadet etmekten (O’nun verdiği vazifeyi icra etmekten) ne büyüklüğe kapılırlar ne de yorulurlar.
Semâvâtda ve arzdaki bütün mahlûkât ânın memlûkidir ânın nezdindekiler ’ibâdet itmekde tekebbür itmezler ve ’ibâdetden usanmazlar.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten çekinmezler ve usanmazlar.
Göklerde ve yerde kim varsa hep O’nundur. O’nun katındakiler, ne O’na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar.
Göklerde ve yerde olanlar hep O’na aittir. O’nun huzurunda bulunanlar, O’na ibadet etme hususunda ne büyüklenirler ne de yorulurlar.
Göklerde ve yerde kimler varsa O'na aittir. O'nun huzurunda bulunanlar, O'na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.
Göklerde ve yerde kim varsa O'na aittir. Yanındakiler, O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve duraksamazlar.
Göklerde ve yerde olan bütün varlıklar O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten ne çekinirler, ne de yorulurlar.
Halbuki Göklerde Yerde kim varsa onundur, ve onun huzurundakiler ona ibâdetten ne çekinirler ne de yorgunluk duyarlar
Göklerde ve yerde kim varsa (hepsi) O’nun (yaratmış olduğu mahlûku) dur. O’nun (manevi) huzurunda olanlar (melekler), O’na kulluk etmekten (emirlerini dinlemekten ve ibadet etmekten dolayı, asla) kibirlenmezler ve yorulmazlar.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun yanında bulunanlar O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve usanmazlar;
Göklerde ve yerde bulunan kişiler Onundur. Onun huzuurundaki kişiler kendisine ibâdet etmekden asla kibirlenmezler, yorulmazlar da.
Göklerde ve yerde kim varsa O'nun (kulu)dur. O'nun katında bulunan (melek)ler de O'na ibâdet etmekte kibirlenmezler ve yorulmazlar.
Hâlbuki göklerde ve yerkürede (evrende) kim (ve ne) varsa hepsi O’nun tasarufunda olan yaratıklarıdır. Ve O’nun nezdinde (değerli) olanlar ise, O’na ibadet (kulluk) etmekte büyüklüğe asla kapılmazlar ve yorgunluk da duymazlar.*
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’a aittir. O’nun katında olanlar (melekler), O’na ibadet etmekten kaçınıp kibirlenmezler ve kulluktan kaçmayı da düşünmezler.
Yerlerde, göklerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Onun yanındakiler Ona tapmaktan dolayı küçüklük duymazlar, usanmazlar da.
Göklerde; ve yerde ne varsa hep O/nundur. O/nun nezdinde olanlar O/na tapmakta kibir göstermezler, tapmaktan da yorulmazlar.
Göklerde ve yerde kim varsa hep O’nundur. O’nun katındakiler/yanındakiler de O’na ibadet/kulluk etmekten ne büyüklenirler ne de bıkıp yorulurlar.
Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur, O'nun yanında olanlar, O'na ibadet etmekte büyüklüğe kapılmazlar ve onlar yorgunluk da duymazlar.
Göklerde ve yerde olan herkes, O’nun âciz birer kuludur. Dolayısıyla, O’nun katında bulunan ve müşrikler tarafından ilâhlaştırılan melekler, O’na kulluk etmektenasla kibre kapılmazlar ve ona ibâdette en ufak bir kusur işlemez, hiçbir zaman bundan bıkıp yorulmazlar.
Yer ve Gökler’de kim varsa, O’nundur.
O’nun katında bulunan kimseler, O’na kulluk etmekten büyüklük taslamazlar; yorulmazlar.
Göklerde ve yerde olan akıllı akılsız tüm varlıklar Allah'ındır. Allah’ın emrinde olan melekler, ona hizmet ederken asla böbürlenip yüksünmezler.
Göklerdeki ve yerdeki bütün varlıklar Allah’ındır. Allah’ın yanında olanlar Allah’ın yasalarına uyarlar.
Göklerde ve yerde kim varsa hepsi yalnızca O’na aittir. O’nun huzurunda bulunanlar, O’na ibadetten dolayı kibirlenmez ve yorulmazlar. [*]
Çünkü, göklerde ve yerde var olan her şey O’nundur; O’nun yanında yer alanlar ²³ O’na kulluk etmekte asla ne kibre kapılırlar ne de usanç duyarlar:
Zira göklerde ve yerde canlı cansız ne varsa hepsi O’nundur. O’nun katında olanlar O’na kulluk etmekten asla büyüklük taslamazlar ve bıkıp usanmazlar. 2/116, 4/171, 10/66, 19/91...93, 16/48- 49, 17/44, 21/20 40/7...9, 41/38
Zira, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’na aittir; nitekim O’nun tarafında yer alanlar, O’na kulluk etmede ne kibre kapılırlar, ne de bıkıp usanırlar:[²⁶⁹⁵]
Göklerde ve yerde olan bütün varlıklar O'nundur.. katında olanlar (melekler) O'na kulluk etmekten kibirlenmezler ve usanmazlar da,
Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O’nundur. O’nun katındakiler, O’na kullukta ne büyüklenirler ne de yorulurlar.
Ve göklerde ve yerde kim varsa O'nun içindir ve O'nun huzurundakiler, O'na ibadette bulunmaktan asla kibirlenmezler ve yorgunluk da duymazlar.
Halbuki göklerde olsun, yerde olsun kim varsa O'nun mülküdür. O'nun nezdindeki melekler O'na ibadeti, ne gurur meselesi yapar, ne de ibadetten yorulurlar. [4, 172]
Göklerde ve yerde kim varsa hep O'nundur. O'nun yanında bulunanlar, O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve yorulmazlar.
Göklerde ve yerde olanlar ve 'ind-i ilâhîde bulunanlar (melâike) onun 'ibâdetinden kibir itmezler ve usanmazlar.
Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O’nundur. O’nun katındakiler O’na kulluğu büyütmezler. Kulluktan usanmazlar da.
Göklerde ve yerde kim varsa Allah'a aittir. O'nun katında bulunanlar, O'na kulluk etmekten büyüklenmezler ve usanmazlar.
Göklerde ve yerde kim varsa Onundur. Onun katındakiler ise, Ona kulluk etmekten ne yüksünür, ne usanırlar.
Göklerde ve yerde kim varsa O'na aittir. Ve O'nun katındakiler, O'na ibadet etmekten ne çekinirler ne de yorulurlar.
daħı anuñdur ol kim gökdedür daħı yirde. daħı anlar kim anuñ ķatındadur 'arlanmazlar anuñ ŧapmaġından daħı armazlar.
Tañrı Ta‘ālānuñ mülkidür gökler ve yirler ehli, daḫı anuñ ḳatında muḳarrebolan melā’ikeler. Büyüklenmezler anuñ ‘ibādetinden, yorulmaz daḫı anuñ‘ibādetinden.
Göylərdə və yerdə olan (bütün) məxluqat Onundur (Allahın qüdrət əsəridir). Onun dərgahında olanlar (rütbə və şərəf e’tibarilə mə’nən Allaha yaxın mələklər) Ona ibadət etməyə təkəbbür göstərməz və (bu ibadətdən) yorulmaq bilməzlər.
Unto Him belongeth whosoever is in the heavens and the earth. And those who dwell in His presence are not too proud to worship Him nor do they weary;
To Him belong all (creatures) in the heavens and on earth: Even those who are in His (very) Presence are not(2679) too proud to serve Him, nor are they (ever) weary (of His service):
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |