18 Nisan 2026 - 29 Şevval 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Sâffât Suresi 179. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Ve ebsir fesevfe yubsirûn(e)

Ve bir bak, bir gözle, onlar da sonuçları neymiş, yakında görecekler.

(Bundan böyle) Seyret (ve bekle ki, İlahi gazap ve tufanı) yakında göreceklerdir.

Ve bekle de gör, onlar da şimdi görmediklerini görecekler.

Âkıbetlerinin nasıl olacağını onlara göster. Yakında kendileri de müşkil vaziyette kaldıklarını görecekler, akılları başlarına gelecek.

(Başlarına geleceği) gözetle. Nitekim onlar da yakında göreceklerdir.

Ve seyret; (azabı) yakında göreceklerdir.

Gör onları, yakında (azabı) göreceklerdir.

Onları gözetle, başlarına neler geleceğini görecekler.

Onların halini gözetle; onlar da gözetleyeceklerdir.

178,179. Bir zamana değin onlardan yüz döndüresin, Bakasın ki, yakında onlar göreceklerdir

(Onları) gözle! Yakında (başlarına nelerin geleceğini) görecekler.

178,179. Yâ Muhammed! Bir zamân ânlardan uzak dur, bak ne felâketler göreceklerdir.

İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.

(Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.

Ve hallerini gör; ileride kendileri de görecekler!

Onların halini gör, onlar da göreceklerdir.

Onları gözle; onlar da görecekler.

(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir.

Gör, yakında görecekler

Onların başına gelecek olanı bekle. Onlar da (başlarına nelerin geleceğini) yakında göreceklerdir.

Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.

Gözetle (onları). Onlar da göreceklerdir.

Onları gözle, onlar da görecekler.

Ve (başlarına gelecekleri) gör; nihâyet ileride (onlar da) görecekler!

178, 179. Ve (Resulüm! Yine) sen bir süreliğine onlara (o azgınlık edip inkârda ısrar edenlere) aldırma. Ve gözetleyiver onları, ileride onlar da (neler olacağını) göreceklerdir!

Gözetle, onlarda gözetleyecekler.

Onları gözle. Onlar da yakında göreceklerdir.

Yakında onlar görürler.

Sen gözle/gözetle dur, yakında görecekler.

Gözetleyiver onları, ilerde göreceklerdir.

Ve onların başına gelecek azâbı gözetle, zaten onlar dakendilerini bekleyen acı âkıbeti yakında görecekler! Öyle ya:

Bekle gör; artık onlar da göreceklerdir.

Sabret. Nasıl olsa pek yakında görecekler.

Olacakları görmek için bekle! Onlar da olacakları görecekler!

(Onları) gör (gözetle); onlar da ileride görecekler.

Sen biraz gözetle. Onlar yakında (başlarına gelecekleri) görecekler.

ve [onların ne olduklarını] gör; zamanla onlar [da şimdi görmediklerini] göreceklerdir.

Bekle gör onların hallerini, onlar da görecekler kendi hallerini. 67/29, 6/158

ve sen (hallerini) gör, zamanı gelince onlar da (kendi perişan hallerini) görecekler.

Onları gözetle (üzerlerine çökecek azabı bekle) Onlar da (o azabı) yakında görecekler

Ve gözetle; yakında onlar da göreceklerdir.

Ve gör. Onlar da yakında göreceklerdir.

Başlarına inecek azabı gözetle! Zaten kendileri de yakında gerçeği göreceklerdir.

Ve (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir.

Sana va'd olunan nusreti bekle. Onlar karîben göreceklerdir.

Kes de neler yaptıklarını gör; yakında onlar da göreceklerdir.

Ve gözle, onlar da gözleyecekler.

Ve gözetleyedur. Onlar da yakında görecekler.

Ve gör neler olacak. Onlar da görecekler.

Ularni mag‘‎lub bo‘‎lganlarida ko‘‎ring! Bas, yaqinda ular kufrlarining oqibatini ko‘‎radilar.

daħı baķ gör pes tįz göreler.

Daḫı gör anlara olan ‘aẕābı geldükde. Anlar daḫı saña olan nuṣreti görecek‐lerdür.

Və (kənardan) onlara bax! Onlar mütləq (küfrlərinin aqibətini) görəcəklər!

And watch, for they will (soon) see.

And watch (how they fare) and they soon shall see (how thou farest)!


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.