18 Nisan 2026 - 29 Şevval 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Sâffât Suresi 177. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Fe-iżâ nezele bisâhatihim fesâe sabâhu-lmunżerîn(e)

Fakat azabımız, yurtlarına gelip çökünce korkutulanlar, ne de kötü bir sabaha kavuşacaklar.

Oysa (azap) onların sahasına (iktidar ve saltanatlarına ansızın) indiği zaman, uyarılıp-korkutulanların (ama çağrımıza uymayanların) sabahı ne kötü (ve ne fecidir).

Fakat azabımız onları yurtlarında indiği zaman uyarılmış olanların uyanması ne kötü olacaktır.

Azâbımız, bulundukları topraklara ansızın indiğinde, sorumluluk, hesap ve ceza hatırlatılarak uyarılanların, uyarıya kulak asmayanların hali, sabahı, ne kötü olur.

Fakat (azap) onların alanlarına [4] inince uyarılanların sabahları ne kötü olur!

4.Yurtlarına, bölgelerine.

Fakat (azab) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur.

Fakat civarlarına (ansızın azab) indiği vakit, ne fenadır o kendilerine acı haber verilenlerin sabahı!...

Fakat o azap onların sahasına indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötü sabah olacaktır!

O azap yurtlarına indiğinde, uyarılmış olup da yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!

Azabımız onların yüresine düşünce, ne kötüdür sabahı kocundurulan kimselerin

Fakat o (azap) bir kez başlarına geldiğinde, uyarılmış olanların uyanması kötü olacaktır!

Hânelerinin ortasına ’azâbımız geldiği vakit beyhûde yere kendilerine ihtârâtda bulunulmuş olanların sabahı ne müdhîş olacakdır.

O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!

Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!

İstedikleri başlarına geldiğinde (önceden) uyarılmış olanların sabahı çok kötü olacaktır!

Azap yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!

Yurtlarına inince uyarılanların sabahı ne kötü olur!

Fakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür!

Amma onların sahasına indiği vakıt ne fenadır o acı haber verilenlerin sabahı!...

Fakat azabımız, yurtlarına gelip çökünce, uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!

Fakat onların bulundukları yere indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötüdür!

Fakat bu, onların bölgesine çökünce (gelecek tehlikelerle öteden beri) korkutulan onların sabahı ne kötü (olacak) dır!

Azap onların bölgesine indiğinde, uyarılanların sabahı ne kötü olacaktır!

Ama (o azab) onların sâhasına indiği zaman, artık o korkutulanların sabâhı ne kötüdür!

Oysa (azap, yıkım) onların sahasına (yurtlarına, iktidar ve saltanatlarına) indiği zaman, uyarılıp da (dikkate almayanların) sabahı ne kötü olur.

Onların bekledikleri başlarına gelince, uyarılanların sabahı ne kadar kötüdür.

Azabımız onların kapılarını çalınca uyarılanların sonu ne kötü olacaktır.

Azap konakların önüne inince o korkutulan kimselerin sabahı [⁵] ne kötü olacak!

[5] Veya baskını.

(Azabımız) onların yurtlarına çöktüğü/indiği [nezele] zaman o uyarılanların sabahı ne kötü olur!

Fakat (azap) onların sahasına indiği zaman, uyarılıp korkutulanların sabahı pek de kötü olacak!

Şunu iyi bilsinler ki, o azap yurtlarına gelip çökünce, uyarıldıkları hâlde kulak asmayanların sabahı, gerçekten çok acıklı bir sabah olacak!

Onların sahasına indiği zaman, Uyarılanlar’ın sabahı kötü oldu.

Ama o gün gelip de acılar sökün etti mi, onların sabahı hiç de hayır olmayacak.

Cezamız onlara geldiği zaman sabahları nasıl olur düşünmüyorlar mı? Cezamıza meydan okuyorlar öyle mi?

(Acele istedikleri azabımız) yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat inanmayanların) sabahı ne kötü olur!

Fakat (azap,) onların yurtlarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötü olur.

Eğer öyleyse, o [azap] bir kez başlarına geldiğinde, uyarılmış olanların uyanması kötü olacaktır! ⁷⁶

76 Lafzen, “o [azap] yurtlarının üstüne çöktüğünde, sabahları ne kötü [yahut “ne acıklı”] olacaktır ...” vd. Eski Arap dilinde “felaket [yahut “bela] ... Devamı..

Şunu iyi bilsinler ki bir sabah azap onların yurtlarına çökünce, uyarıldıkları halde yola gelmeyenlerin sabahları çok korkunç olacak. 10/13, 11/81

Fakat o aniden kendi mekânlarında başlarına indiğinde, uyarılanlar berbat bir sabaha uyanmış olacaklar.

Oysa (o azap) yurtlarına indiğinde; uyarıldıkları halde imana gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur.

Azabımız alanlarına indiği zaman, o uyarılanların sabahı ne fenadır.

Fakat onların sahasına indiği vakit artık korkutulmuş olanların sabahı ne kadar fenadır.

Eğer öyleyse, şunu bilsinler ki, azap onların yurtlarına inerse, o uyarılıp da yola gelmeyenlerin varacakları sabah çok fena bir sabah olacaktır!

Fakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!

'Azâbımız mekânlarına ve civârına inince inzârdan müstefîd olmayanların sabâhı ne fenâ bir sabâh olur.

Azabımız onların sahalarına inince, uyarılmış olan bu kişilerin sabahı ne kötü olur!

Azap, onların alanına inince, uyarılanların sabahı ne acıdır!

Fakat azap onların yurduna bir inecek olursa, o uyarılanların sabahı ne kötü olur!

Azap, yurtlarına indiğinde, uyarılanların sabahı ne kötü olacaktır!

Bas, qachonki, azobimiz ularning hovlilariga tushganida ogohlantirilgan kimsalarning tonglari juda yomon bo‘‎ladi.

pes ķaçan ine ileylerine yavuz oldı śabāḥı ķorķıdınılmışlaruñ.

Ḳaçan inse evlerine ‘aẕāb, ne yaman olur ṣabāḥı ḳorḳudılan ḫalḳuñ.

(O əzab) onlara yetişdikdə (evlərində ikən başlarının üstünü aldıqda) qorxudulanların (lakin yola gəlməyənlərin) sabahı necə də pis olacaq!

But when it cometh home to them, then it will be a hapless morn for those who have been warned.

But when it descends into the open space(4143) before them, evil will be the morning for those who were warned (and heeded not)!

4143 See last note. The parable is that of an enemy camp in a plain, which is surprised and destroyed by a night attack from the hills. Evil is the pl... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.