Ve-innâ lenahnu-lmusebbihûn(e)
Ve şüphe yok ki biz, mabudumuzu tenzih ederiz elbet.
(Evet) "Biziz, o (sürekli) tesbih (ve tenzih) ederek (Allah’ın emirlerini harfiyen yerine getirenler de) gerçekten biz olmaktayız."
Şüphesiz O'nun sınırsız şanını yücelten biziz, biz.”
Şüphesiz o tesbih edenler biziz."
“Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz.”
Ve Muhakkak ki biz, (Allah'ı şanına lâyık olmayan şeylerden) tenzih edenleriz.”
Ve gerçekten devamlı tesbih ederiz.” (derler.)
“Elbette Allah'ı noksan sıfatlardan uzak tutarız.”
Biz de tespih eden kimselerdeniz
Bizler elbette O’nun sınırsız şanını yüceltenleriz.”
165,166. Saf saf dizileceğiz ve zikru(A)llah ile tesbîh çekeceğiz.
164,165,166. Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
“Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz.”
Ve biz, kuşkusuz Allah’ı tesbih ederiz.”
164, 165, 166. (Melekler şöyle derler:) Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardır. Şüphesiz biz, orada sıra sıra dururuz ve şüphesiz Allah'ı tesbih ederiz.
Biz, anıp yüceltenleriz.
164,165,166. (Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler.
Ve biz elbette biz o tesbih edenleriz
Ve biz Allah’ı (bütün noksan sıfatlardan tenzih edip yücelterek) tesbih edenleriz.”
Biziz biz, tesbih edenler.
Biziz o tesbîh edenler de mutlak biz.
Tesbih edenler de elbette biziz.”
“Hem muhakkak ki, tesbîh edenler gerçekten ancak biziz.”
164 , 165, 166. Ve (müşriklerin, bu iddialarına karşılık melekler de şöyle derler:) “Bizim her birimiz için bilinen bir makamı (görev yeri- boyutu - derecesi) vardır. Biz orada (Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve ona kulluk ve ibadet etmek için) saflar hâlinde duranlarız. Bizler elbette O’nun (Allah’ın) sınırsız şanını yüceltenleriz (yani biz de Allah’ın kullarıyız, onun çocukları değiliz)! (*)
“Biz sürekli Allah’ı noksan sıfatlardan arındırıp yüceltenleriz” dediler.
İşte ululıyanlar da bizleriz."
Biz tespih çekeriz» derler.
“Mutlaka Allah’ı tesbih ederiz.”
“O tesbih edenler de gerçekten biziz.”
“Biz müminler, hem sözlerimizle, hem davranışlarımızla Rabb’imizin adını tüm evrene ilan ederek O’nun sınırsız yüceliğini övgüyle tesbih edenleriz!”
Biz, elbette biz Tesbih Edenler’iz".
her daim Allah'ın erişilmezliğini yad ederiz.
"Biziz Rabbimizin yasalarına uyanlar biziz!" derler. Katımızda olanların hepsi yarattığımız şerefli varlıklardır. Onlar Rabbine isyan etmez, ilahlık taslamaz, yaratılmış olduklarının bilincindedirler.
Şüphesiz ki biz (Allah’ı) [tesbih] edenleriz (yüceltenleriz).”
ve şüphesiz biz de O’nun sınırsız şanını yüceltiriz!”
Ve biz Allah’ın emrinden çıkmayan kimseleriz. 21/26...29
yine (O’nun) yüceliğini dile getirenler de biziz, elbet biz!”
164,165,166. (Melekler) "Bizim her birimizin belirli bir makamı vardır, kuşkusuz biz (Rabbimizin huzurunda) saf bağlayıp duranlarız ve O'nu tesbih edenleriz" derler.
Şüphesiz ki askerlerimiz için galibiyet vardır.
Ve muhakkak ki, bizleriz, o tesbih ediciler.
Allah'ı zikredip O'nu tenzih edenler biziz. ” [21, 26-29]
Biziz, o tesbih edenler, biz.
"Ve tesbîh ideriz" dirler.
Hepimiz Allah’ın emrinden çıkmayan kimseleriz.”
Ve yine biz, tesbih ediciler biziz.
“Ve biz Allah'ı tesbih edenleriz.”
O durmadan tespih edenler elbette biziz.
Hamda bizlar doimo Allohga tasbeh aytuvchilardirmiz.
daħı bayıķ biz tesbįḥ eyleyicilerüz.
Daḫı biz tesbīḥ idiciler‐biz, özge meleklerüñ daḫı. Bu söz, gör Cebrā’il diliüstinedür, özinüñ şerh‐i ḥālidür.
Və (Allahı) təqdis edib şə’ninə tə’riflər deyirik.
Lo! We, even We are they who hymn His praise
"And we are verily those who declare ((Allah)´s) glory!"
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |