17 Nisan 2026 - 28 Şevval 1447 - Cuma

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Yûnus Suresi 16. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Kul lev şâa(A)llâhu mâ televtuhu ‘aleykum velâ edrâkum bih(i)(s) fekad lebiśtu fîkum ‘umuran minkablih(i)(c) efelâ ta’kilûn(e)

De ki: Allah isteseydi okumazdım onu size ve o da, onda ne olduğunu bildirmez, anlatmazdı size. O inmeden önce de aranızda ömür sürmüştüm, hala mı aklınızı başınıza almıyorsunuz?

De ki: “Eğer Allah dileseydi, Onu size okuyup (öğretemezdim ve O da) Onu (Kur’an’ı Bizim vesilemizle) size bildirmez ve idrak ettirmezdi. Ben bundan önce de sizin içinizde (40 yıl) bir ömür sürdüm, (aklımdan ve ahlâkımdan nasıl şüphe edersiniz?) Siz yine de aklınızı kullanıvermeyecek (imana gelmeyecek) misiniz?”

De ki: “Eğer Allah dileseydi, bana bu Kur'ân'ı indirmezdi. Ben de onu size okumazdım, Allah ta size onu bildirmezdi. Gerçek şu ki, bu vahiy bana gelmezden önce bir ömür aranızda bulundum, böyle şeylerle hiç ilişkimin olmadığını görüyordunuz, öyleyse yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?”

“- Eğer Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, ben Kur'ân'ı size okumazdım. Onu doğrudan size bildirirdi./ Bununla ilgili size, benim vasıtamla hiç bilgi vermezdi. Bundan önce, bir ömür boyu içinizde nasıl yaşadığımı biliyorsunuz. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” de.

De ki: "Allah dileseydi bunu size okumazdım ve O da bunu size hiç bildirmezdi. Daha önce sizin aranızda belli bir ömür geçirdim. Hiç düşünmüyor musunuz?"

De ki: 'Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Ben ondan önce sizin içinizde bir ömür sürdüm. Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?'

De ki: “- eğer Allah dileseydi, ben KUR'AN'ı size okumazdım ve hiç bir sûretle Allah onu size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben içinizde bundan önce (kırk yıl kadar) bir ömür durdum (okuyup yazdığım bir şey yoktur). Artık Kur'an'ın kendi tarafımdan olmadığını (sırf Allah'ın vahyi bulunduğunu) düşünmez misiniz?

De ki: “Eğer Allah, (onu size okumamı) dilemeseydi, o Kur’anı size okuyamazdım. Ve Allah onu size bildirmezdi. Ondan önce de içinizde bir ömür yaşadım. (Böyle şeylerle hiç ilişkimin olmadığını görüyordunuz.) Artık düşünmeyecek misiniz?

De ki: “Eğer Allah dileseydi, onu size okuyamazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?”

De ki: «Allah dileseydi, onu size okumazdım, size onu bildirmezdim, bundan önce de, aranızda yaşamıştım, anlamaz mısınız?»

De ki: “Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben (peygamber olmadan ve Kur’an inmeden) uzun yıllar aranızda yaşadım. Siz yine de aklınızı kullanarak gerçeği görmeyecek misiniz?”

“Ben, daha önce de uzun yıllar aranızda yaşadım” ifadesi (Yûnus, 16), siyak ve sibakı içinde değerlendirildiğinde, Hz. Peygamber’in nübüvvet öncesi ha... Devamı..

"Eğer Allâh istese idi ben ânları size okuyub ta’lîm itmez idim. Sizin içinizde kırk yaşına kadar yaşadım bir şey yapmadım anlayamıyacak mısınız?"

De ki: "Allah dileseydi ben onu size okumazdım, size de bildirmemiş olurdu. Daha önce yıllarca aranızda bulundum, hiç düşünmüyor musunuz?"

De ki: “Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?”

Yine de ki: “Allah (öyle) dileseydi ne ben onu size okuyabilirdim ne de siz onu anlayabilirdiniz; o gelmeden aranızda uzun bir süre yaşadım, siz aklınızı kullanıp düşünmez misiniz?”

De ki: Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hâla akıl erdiremiyor musunuz?

De ki: "ALLAH dilemeseydi onu size okuyamazdım ve sizin de ondan haberiniz olmazdı. Bundan önce bir ömür boyu aranızda yaşadım. Anlamaz mısınız?"

De ki, "Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım. O da onu hiçbir şekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yıllarca bulundum. Siz hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?"

De ki: eğer Allah dilese idi ben onu size okumazdım, hiç bir suretle de size onu bildirmezdi bilirsiniz ki ben sizin içinizde bundan evvel bir ömür durdum, artık bir kerre aklınıza müracat etmezmisiniz?

(Resûlüm! Yine o müşriklere) De ki: “Allah dileseydi (Kur’ân’ı bana vahyetmez, ben de) onu size okumazdım ve (Allah) onu size bildirmezdi. (Siz de iyi biliyorsunuz ki) ben, bundan (Kur’ân’ın bana vahyedilmesinden) önce (40 yıl) aranızda yaşadım. (Şu ana kadar bir kez bile olsun benim yalan söylediğime şâhit oldunuz mu? Veya bugüne kadar benden, Kur’an’a benzer sözler işittiniz mi? Üstelik benim okuma yazma bilmeyen biri olduğumu da gâyet iyi biliyorsunuz. Bunca açık delillere rağmen hâlâ, Kur’ân’ın benim sözlerim değil de ezelî ve ebedî olan Allah’ın kelâmı olduğunu) hiç düşünmüyor musunuz?”

De ki: “Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım. Onu size hiç bildirmezdim. İçinizde bir ömür kaldım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

De ki: «Eğer Allah dileseydi (bana bu Kur'ânı indirmezdi. Ben de) onu size okumazdım. (Allah) onu (benim lisânımla) size bildirmezdi de. Ben ondan (o Kur'andan) evvel (bu güne kadar) içinizde bir ömür durmuşum (yaşamışım) dır. Siz haalâ aklınızı kullanmaz mısınız»?

De ki: “Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım ve (Allah da) onu size bildirmezdi. Bundan önce sizin içinizde bir ömür geçirdim. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız?”

[2/151; 12/109]

De ki: “Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve (Allah) onu size (benim lisânımla) bildirmezdi. İşte şübhesiz ki (ben) bundan önce sizin içinizde bir ömür boyu durmuşum.(2) (Benim aslâ yalan söylemediğimi siz çok iyi bilirsiniz!) Hiç akıl erdirmez misiniz?”

(2)“Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm kendi kendine güneş gibi bir bürhândır (delildir). Ve kezâ o Zât’ın (asm), dört yaşından kırk yaşına kada... Devamı..

(Resulüm!) De ki: ‘’Eğer Allah (başka türlüsünü) dileseydi, (beni tebliğ yapmakla görevli kılmasaydı) size onu (o vahiy ürünü olan Kur’an’ı) okuyup duyurmazdım. Ve (O da) onu (Kur’an’ı, benim vasıtamla) size bildirmezdi. Doğrusu, (bu vahiy bana gelmezden önce) bir ömür aranızda bulundum. (Benim asla yalan söylemediğimi siz çok iyi bilirsiniz! Peki, aklımdan ve ahlâkımdan nasıl şüphe edersiniz?) Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”

Deki “Eğer Allah isteseydi bu Kur’an’ı size okumazdım ve Allah’da size ayetlerini ulaştırmamış olurdu! Sonra ben, daha önce sizin aranızda bir ömür yaşadım. (Bu size okuduklarıma benzer bir şeyler söyledim mi?) Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?”

De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben onu size okumazdım. O da onu size tanıtmazdı. Bakın, ben Kur’an gönderilmeden önce aranızda ömür boyunca yaşadım. Daha da aklınız yatmıyor mu?"

De ki: Allah dileseydi ben size onu okumazdım. O da size onu benim lisanım ile bildirmezdi. Bilirsiniz ki ben bundan evvel aranızda uzun müddet yaşadım [²]. Daha aklınız ermiyor mu?

[2] O esnada benden böyle bir söz işittiniz mi?

(Ey Peygamber!) De ki: “Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım ve O da size onu bildirmezdi [edrâkum]. Gerçekten ben ondan/Kur’an’dan önce sizin aranızda bir ömür geçirdim. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?”

De ki: “Allah dileseydi ben onu (Kur'an'ı) size okumazdım, (da böylece Allah) size de bildirmemiş olurdu. Daha önce de bir ömür (kırk yıl) aranızda bulundum (ama Allah dilemediği için size bu ayetlerden bir şey okumadım), siz hiç düşünmüyor musunuz?”

Ey Muhammed! Kur’an’ı senin uydurduğunu iddia eden bu câhillere öğüt vererek de ki: “Bu kitap doğrudan doğruya Allah’ın sözüdür ve O’nun emriyle size bildirilmektedir. Nitekim Allah size bu hakîkati ulaştırmamı dilemeseydi, ben bunu size okuyamazdım, çünkü Kur’an gibi bir şaheseri meydana getirebilecek ne bilgim, ne de yeteneğim var ve siz de bunu gâyet iyi bilirsiniz. Kaldı ki, Allah dileseydi onu size hiçbir şekilde bildirmezdi de. Madem size lütfedip böyle muhteşem bir kitap gönderdi, onun kıymetini bilmeniz gerekmez mi? Şimdi düşünün: Ben Peygamber olmadan önceki bütün hayatımı sizin aranızda geçirdim, şu ana kadar bir kez olsun yalan söylediğime şâhit oldunuz mu? Veya bugüne kadar benden, Kur’an’a benzer sözler işittiniz mi? Çocukluğumdan beri beni ‘emin: dürüst ve güvenilir kişi’ lakabıyla çağıran sizler, nasıl olur da Allah adına yalan uydurduğumu iddia edebilirsiniz? Üstelik bu konuda hiçbir bilgi ve tecrübesi olmayan benim gibi ümmî birinin, Kur’an gibi bir şaheser meydana getirmesi nasıl mümkün olabilir, hiç düşünmüyor musunuz?”

De ki:
-"Allah dileseydi, onu size ne okurdum, ne bildirirdim! Bunun öncesinden bir ömür içinizde kaldım. Akletmez misiniz?".

Hem Allah isteseydi, bunları size okumaz, pekâlâ size bu bilgileri vermeyebilirdim. Ayrıca ben, yaklaşık bir ömür boyudur sizin aranızdayım, düşünsenize bir... "

"Eğer Allah dileseydi gönderdiği ayetleri size okumazdım! Ya da kitap hiç gönderilmezdi. Size gönderilen ayetleri okumadan önce aranızda bir ömür yaşadım! Hiç düşünmüyor musunuz? Ayetleri kendiliğimden söylemiş olsaydım bugüne kadar beklemezdim! Söyleyeceklerimi önceden size söylerdim."

De ki: “Allah dileseydi onu size [tilavet] edemezdim (okuyup aktaramazdım); (Allah da) onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür içinizde kalmıştım. Akıl etmiyor musunuz?”

(Ey Muhammed bir de onlara:) “Eğer Allah dileseydi ben onu size okuyamazdım¹ ve (Allah da) onu size bildirmezdi. Sonra ben, O (Kur’an) gelmeden önce yıllardır sizin aranızda yaşadım.² Siz hiç (gerçekleri) idrak etmeye çalışmaz mısınız?” de.

1 Allah dilemedikçe benim böyle bir Kur’an getirmem mümkün değil.2 Daha önce aranızda kırk yıl yaşadım. O zaman ben böyle bir Kur’an’ı niçin okumuyord... Devamı..

De ki: “Allah [başka türlüsünü] dileseydi, size bu [ilahî kelâmı] okuyup duyurmazdım; O da size ulaştırmazdı onu. Gerçek şu ki, bu [vahiy bana gelmezden] önce bir ömür boyu aranızda bulundum: öyleyse, yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?” ²⁴

24 Hz. Peygamber’in diliyle ifade edilen bu muhakemenin iki yönlü bir yüklemi vardır. Çok genç yaşlarından beri Muhammed (s) çevresinde dürüstlüğü, gü... Devamı..

De ki: - Eğer Allah dileseydi ne ben size bu ayetleri okurdum, ne de O bunu size bildirirdi. Düşünsenize bundan önce aranızda bir ömür yaşadım, hiç aklınızı kullanmıyor musunuz? 17/86, 28/86, 21/10

De ki: “Eğer Allah öyle tercih etseydi, ben onu size okumazdım; zaten O da onu size göndermezdi. Hem doğrusu şu ki; ondan önce yıllarımı sizin aranızda geçirmişim: bu kadarını olsun düşünemiyor musunuz?”

De ki: "Eğer Allah dileseydi (bana bu Kur'an'ı indirmezdi. Ben de) onu size okumazdım. Allah da size bildirmemiş olurdu, (sizler benim Kur'an'ı, Rabbimin katından aldığıma inanmak istemiyorsunuz, oysa düşünmeniz gerekir) Ki ben ondan evvel (vahiy gelmeden evvel) aranızda bir ömür boyu yaşadım, (okuma yazma bilmem ve kimseden de bir şey öğrenmiş değilim. Kur'an gibi içinde hikmetli sözlerin ve evvelki ümmetlerin kıssalarının en ufak ayrıntılarının yer aldığı bu eşsiz Kitab'ı ben nasıl tanzim edebilirim? Kur'an'ın benim sözüm olmayacağına) Hala akıl erdiremiyor musunuz? (Müşrikler şirk ve küfürde direndiler; hem Rablerine ortak koştular, hem de Rablerinin ayetlerini inkar ettiler)

De ki: “Şayet Allah dilemeseydi, ben onu size anlatmazdım ve siz de onu idrak edemezdiniz. Ondan (Kur’an’dan) önce bir ömür içinizde kaldım. Akletmez misiniz?”

De ki: «Eğer Allah Teâlâ dilese idi onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Muhakkak ki, ben ondan evvel sizin aranızda bir ömür sürmüştüm. Siz hiç âkilâne düşünmez misiniz?»

De ki: “Eğer Allah dileseydi ben Kur'ân'ı size okuyamazdım, hiçbir suretle de size onu bildirmezdi. Bilirsiniz ki, daha önce, bir ömür boyu aranızda yaşadım, böylesi bir iddiada bulunmadım. Aklınızı kullanıp bunu anlamaz mısınız? ”

De ki: "Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi. Ben ondan önce aranızda bir ömür boyu kalmıştım (böyle bir şey yapmamıştım), düşünmüyor musunuz?"

Di ki: "Eğer Allâh dilemiş olsa idi onı (Kur'ân'ı) size tilâvet itmezdim. Ve onı size teblîğ idüb bildirmezdim. Bundan evvel sizin aranızda uzun zamânlar kaldım, (o vakit böyle bir şey yapmadığımı) düşünüb ta'akkul itmez misiniz?

De ki “Allah farklı tercihte bulunsaydı[*] onu size okumazdım. O, onu size bildirmezdi de. Bundan önce aranızda bir ömür geçirdim. Aklınızı kullanmaz mısınız?”

[*] لَّوْ شَاء (لو لم يكون) اللّهُ (قدرا لأعمال الرسل) مَا تَلَوْتُهُ عَلَيْكُمْ الكهف 27، العنكبوت 45... Devamı..

De ki:-Eğer Allah dileseydi onu size hiç okumazdım ve O'nu size hiç bildirmezdi. Daha önce sizin aranızda bir ömür yaşadım, hiç düşünmüyor musunuz?

De ki: Eğer Allah dileseydi ne ben size onu okurdum, ne Allah size onu bildirirdi. Bundan önce ben sizin aranızda bir ömür geçirdim. Hiç akıl etmiyor musunuz?

De ki: "Allah dileseydi, onu size okumazdım, onu size bildirmezdi de. Ondan önce içinizde bir ömür kalmıştım. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Ey Muhammad, ularga “Agar Alloh xohlaganda edi, men u Qur’onni o‘‎qimas edim va Alloh ham uni sizlarga bildirmagan bo‘‎lar edi. Haqiqatan, sizning orangizda undan oldin ham umr kechirdim-ku!”-deb ayting.

Izoh: Muhammad sollallohu alayhi vasallamning payg‘‎ambar bo‘‎lishlaridan avvalgi qirq yillik umrlari makkalik arablar ko‘‎z o‘‎ngida o‘‎tgan bo‘‎lib,... Devamı..

eyit: “eger dilese-di Tañrı oķımayadum anı sizüñ üzerüñüze daħı bildürmeye-di size anı. bayıķ dölendüm sizde bir 'umr andan ilerü pes ögütlenmez misiz?”

Eyit yā Muḥammed, eger dilese‐y‐di Tañrı Ta‘ālā ben bu Ḳur’ānı oḳumaz‐dum üstüñüze, ne daḫı bildürürdi Tañrı Ta‘ālā size anı. Taḥḳīḳ ben oturdumsizüñ içüñüzde bir ‘ömr, ya‘nī ḳırḳ yıl nebī olmazdan öñdin. Pes niçünfehm eylemezsiz?

De: “Əgər Allah istəsəydi, mən onu sizə oxutmazdım və Allah da onu sizə bildirməzdi. Mən ondan (Qur’an nazil ediləndən) qabaq sizin aranızda (qırx il) ömür sürmüşəm. ( Bu müddət ərzində məni doğru danışan bir adam kimi tanıyırsınız. Qırx yaşından sonra mən sizə necə yalan deyə bilərəm?) Məgər (Qur’anın mənim sözlərim deyil, məhz Allah kəlamı olduğunu) dərk etmirsinizmi?”

Say: If Allah had so willed I should not have recited it to you nor would He have made it known to you. I dwelt among you a whole lifetime before it (came to me). Have ye then no sense?

Say: "If Allah had so willed, I should not have rehearsed it to you, nor would He have made it known to you.(1403) A whole life-time before this have I tarried amongst you: will ye not then understand?"(1404)

1403 It is in Allah's Plan that He should reveal Himself in certain ways to His creatures, and His Messengers are the instruments that carry out His W... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.