Mużebżebîne beyne żâlike lâ ilâ hâulâ-i velâ ilâ hâulâ-/(i)(c) vemen yudlili(A)llâhu felen tecide lehu sebîlâ(n)
Onlar, imanla küfür arasında bocalayıp dururlar, ne onlara mal olurlar, ne bunlara ve Allah, kimi doğru yolundan saptırdıysa onu yola getiremezsin artık.
(O münafıklar; kaypak ve çıkarcı bir tavırla) Bunlar (kâfirlerle Müslümanlar) arasında tereddütle bocalayıp-yalpalayıp durmaktadırlar. Ne o tarafa (bâtıla tam bağlanıp yaranırlar), ne de bu tarafa (İslam’a tam yanaşırlar). Allah’ın (kötü niyetleri ve bozuk tıynetleri sebebiyle) şaşırttığı kimselere artık kesinlikle (çıkar bir) yol bulamazsın.
İman ile küfür arasında yalpalıyorlar. Ne müslümanlara bağlı kalırlar, ne de kâfirlere. Allah'ın saptırdıkları için, asla bir çıkış yolu bulamazsın.
Arada bocalayıp dururlar. Ne onların ne de bunların tarafına geçerler. Allah kimi saptırırsa onun için bir yol bulamazsın.
Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla. Allah kimi saptırırsa, artık sen ona yol bulamazsın.
O münafıklar küfürle iman arasında tereddütdedirler: Ne mü'minlere, ne de kâfirlere bağlıdırlar. Allah kimi şaşırtırsa artık ona bir yol (kurtuluş) bulamazsın.
142, 143. Şüphesiz münafıklar, (zanlarınca) Allah’ı aldatmaya çalışıyorlar. Hâlbuki Allah, onları (bu yaptıklarından dolayı) aldatır. Namaza kalktıkları zaman, üşene üşene kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah’ı çok az anarlar. İman ile küfür arasında yalpalıyorlar. Ne Müslümanlara bağlanırlar ne kâfirlere. Artık Allah’ın saptırdıklarına sen bir yol bulamazsın.
Bunların arasında bocalayıp durmaktadırlar; ne onlara bağlanıyorlar, ne bunlara. Allah'ın şaşırttığı kimseye asla bir çıkar yol bulamazsın!
Kararsızlık içindeler, ne onlardan yana, ne de bunlardan, Allah kimi saptırırsa, ona hiçbir yol bulamazsın
Onlar küfür ile iman (inkârcılarla inananlar) arasında bocalayıp durmaktadır. Ne onlara ne de bunlara (ne Müslümanlara yâr olurlar ne de inkarcılara). İşte böyle, Allah’ın (kötü niyet ve eyleminden dolayı) sapıklıkta bıraktığı kimseye sen çıkış yolu bulamazsın.
Gâh bir tarafa gâh diğer tarafa meyl iderek ne ânlara ne diğerlerine yâr olmıyorlar Ya Muhammed! Allâh’ın dalâlete sevk itdiği yol bulamaz.
142,143. Doğrusu münafıklar Allah'ı aldatmağa çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne olduğunu gösterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ne onlarla, ne de bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak Allah'ı pek az anarlar. Allah'ın saptırdığı kimseye yol bulamayacaksın.
Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kâfirlere) bağlanırlar. Allah, kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın.
Arada bocalayıp duruyorlar; ne onlara, ne bunlara! Allah’ın şaşırttığı kimseye asla bir yol bulamazsın.
Bunların arasında bocalayıp durmaktalar; ne onlara (bağlanıyorlar) ne bunlara. Allah'ın şaşırttığı kimseye asla bir (çıkar) yol bulamazsın.
Arada bocalayıp dururlar; ne bunlara ne de onlara katılırlar. ALLAH'ın şaşırttığına bir yol bulamazsın.
Münafıklar, küfür ile iman arasında bocalamaktadırlar. Ne bu müminlere bağlanırlar, ne de şu kâfirlere. Allah kimi doğru yoldan saptırırsa, sen artık ona kurtuluş yolu bulamazsın.
Arada müzebzeb bir haldedirler: ne onlara, ne onlara, her kimi de Allah şaşırtırsa artık ona sen yol bulamazsın
(Munâfıklar) ne bunlara (müslümanlara) ne de onlara (kâfirlere katılırlar) arada bocalayıp dururlar. (Israrla hakkı inkâr etmesinden dolayı) Allah kimi (cüz’î irâdesi ile tercih etmiş olduğu) sapkınlıkta bırakırsa, (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmediği müddetçe) artık onun için asla bir (kurtuluş) yol (u) bulamazsın.
Onlar (küfr ile îman) arasında bucalayan bir süre kararsızlardır. Ne onlara, ne bunlara (mal olurlar). Allah kimi şaşırtırsa artık ona bir yol bulamazsın, asla.
(O münâfıklar) bunun (îmanla küfrün) arasında bocalayıp duranlardır. Ne onlara(mü'minlere), ne de bunlara (kâfirlere mensubdurlar)! Artık Allah kimi (kendi küfrü sebebiyle) dalâlete atarsa, o takdirde onun (kurtulması) için aslâ bir yol bulamazsın!
Arada bocalayıp dururlar. Ne onların (inananların) ne de ötekilerin (inkârcıların) tarafına geçerler. Allah kimi (sapıklığı tercih edip, inkâr, kötü niyet ve eyleminden dolayı) sapıklıkta bırakırsa, sen onun için bir çıkış yolu bulamazsın. *
Böylece, acaba öylemi yapsak (inananlara mı yanaşsak), yoksa böylemi yapsak (inkâr edenlere mi yanaşsak) diye bocalar dururlar. Allah kimi sapıklık içerisinde bırakırsa, onun için bir yol bulamazsın.
Onlar tanımamakla tanımak arasında bocalayıp duranlardır. Ne onlardandırlar ne de bunlardan. Allah bir kimseyi saptırdı mı artık sen ona yol bulamazsın.
Onlar (küfürle iman arasında) yalpalayıp dururlar. Ne onlardan ne de bunlardan yana olurlar. (Ey Peygamber!) Allah’ın saptırdığı/şaşırttığı kimseye (çıkar) bir yol bulamazsın.
Ne onlarla, ne de bunlarla, ikisi (imanla küfür) arasında bocalayıp durmaktalar. Allah'ın saptırdığı kimseye yol bulamazsın.
İç dünyaları karmakarışıktır; menfaat, kibir ve inatçılık, onları inkâra sürüklerken vicdanları, Kur’an’ın apaçık mûcize olduğunu haykırır durur!İman mı etsinler, inkâr mı; bu ikisi arasında sürekli bocalayıp dururlar; bu yüzden, Müslümanlarla kâfirler arasında tercih yapmakta zorlanırlar, ne onlara, ne de bunlara! Ne Müslümanlara yar olurlar, ne de kâfirlere! Allah, yaptıkları kötülükler yüzünden onları saptırmıştır. Allah kimi saptırmışsa, ona asla bir çıkış yolu bulamazsın! O hâlde:
Bunların arasında gel-git yapıyorlar (bocalayıp duruyorlar). Ne şunlara, ne bunlara!
Allah kimi şaşırtırsa, ona asla bir yol bulamayacaksın.
Dalgalı akım gibi, bir aşağı bir yukarı dalgalanıp duruyorlar. Resulüm! Eğer bir insanı Allah şaşırttı ise, artık sen bile ona çare bulamazsın...
Çünkü onlar inkârla iman arasında bocalar. Ne Müminlere ne de kâfirlere bağlanırlar. Çıkarları neredeyse o tarafa yönelirler. Allah’ın sapıtma ve doğru yola girme konusunda özgür bıraktığını kimseyi hiç kimse doğru yola getiremez.
Bunların arasında bocalayıp durmaktalar; ne onlara (yakınlar) ne de bunlara! Allah’ın saptırdığı kimse için asla bir (kurtuluş) yolu bulamazsın.
bu taraftakilerle diğerleri arasında bocalayıp dururlar, ne o tarafa ne de bu tarafa [sadık] kalırlar. Allah’ın saptırdıkları için asla bir çıkış yolu bulamazsın.
(İman ile küfür) arasında bocalayıp dururlar; onlar ne müminler tarafındadırlar ne de kâfirler tarafında. Allah, kimin sapıklığını onaylarsa artık onun için bir çıkış yolu bulamazsın. 4/150, 58/14
İki arada bir derede kalmışlardır; ne o tarafa ne de bu tarafa aittirler.[⁸⁴⁹] Nitekim Allah kimi (kendi) sapıklığ(ın)a mahkûm ederse, onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın.
Onlar (küfür ile iman) arasında bocalayan bir sürü kararsızlardır, ne onlara (Kafirlere) ne de bunlara (müminlere) bağlanırlar!(Çünkü onları Allah şaşırtmıştır, ey Muhammed) Allah’ın şaşırttığına da, sen artık bir yol (bir çare) bulamazsın (ne kadar uğraşsan imanda sabit tutamazsın, nerede kaldı ki ona hidayet edebilesin)
İmanla küfür arasında yalpalayıp dururlar; ne bunlara (mü’minlere) ne de onlara (kâfirlere) yönelirler. Allah kimi saptırırsa, onun için (hidayete giden) bir yol bulamazsın.
Onun arasında mütereddittirler. Ne onlara ne de bunlara mensup, ve her kimi ki, Allah Teâlâ saptırırsa artık ona elbette bir yol bulamazsın.
Onlar müminlerle kâfirler arasında bocalayıp dururlar: Ne onlara bağlanırlar, ne de bunlara. Her kimi de Allah şaşırtırsa sen ona hiçbir yol bulamazsın. [2, 20]
Arada yalpalayıp dururlar. Ne bunlara (bağlanırlar), ne de onlara. Allah'ın şaşırttığı kimseye bir (çıkar) yol bulamazsın!
Onlar (münâfıklar) îmânla küfür arasında mütereddiddirler, ne bunlara ve ne onlaradırlar. Cenâb-ı Hakk'ın yolunı şaşırtmış oldığı kimse içün yol (doğrı yol) bulamazsın. (Allâh şaşırdınca kul hidâyet idemez.)
Onlar iki arada bir derede kalır; ne onlarla ne de bunlarla olabilirler. Sen Allah’ın sapık saydığı kişiye bir çıkış yolu bulamazsın.
(İman ile küfür) arasında tereddüttedirler ne müminlere ne de kafirlere (bağlıdırlar.) Allah, kimi sapıklıkta bırakırsa artık ona bir yol bulamazsın.
Arada bocalar dururlar. Ne onlara yâr olurlar, ne bunlara. Sen Allah'ın saptırdığı kimseyi kurtaracak bir yol bulamazsın.
Arada bocalayıp dururlar. Ne şunlardan yanadırlar ne bunlardan yana. Allah'ın şaşırttığına sen asla yol sağlayamazsın.
Ular kufr va iymon orasida sarsonu sargardondirlar. Na bular tomonda va na ular tomondadirlar. Alloh agar kimni to‘g‘ri yo‘ldan adashtirsa, u kimsa uchun aslo qutulish yo‘lini topolmaysiz.
varıcı gelici olınmışlar şunuñ arasında degül şunlaruñ dapa daħı her kimi azdura Tañrı hergiz bulmayasañ aña yol.
Anlar ikisi arasında perākendedürler, kāfirler bile olmazlar mü’minler‐iledaḫı olmazlar. Kimi ki Tañrı Ta‘ālā azdursa anuñ hidāyetine yol ṭap‐mazsın.
(Münafiqlər imanla küfr arasında) tərəddüd edib nə (tamamilə) bunlara (mö’minlərə), nə də onlara (kafirlərə) tərəf dönərlər. Allahın azdırdığı şəxs üçün heç bir yol (nicat yolu) tapa bilməzsən!
Swaying between this (and that) , (belonging) neither to these nor to those. He whom Allah causeth to go astray, thou (O Muhammad) wilt not find a way for him:
(They are) distracted in mind even in the midst of it,- being (sincerely) for neither one group nor for another whom Allah leaves straying,- never wilt thou find for him the Way.(651)
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |