19 Nisan 2026 - 1 Zi'l-Ka'de 1447 - Pazar

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Cin Suresi 12. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Ve ennâ zanennâ en len nu’ciza(A)llâhe fî-l-ardi velen nu’cizehu herabâ(n)

Ve gerçekten de iyice anladık ki yeryüzünde Allah'ı aciz bırakmamıza imkan yok ve kaçmakla da asla onu acze düşüremeyiz.

"Biz (mü’min cinnler) şüphesiz, yeryüzünde (bulunsak da) Allah’ı asla aciz bırakamayacağımızı, (çok hızlı hareket edip) kaçmak suretiyle de O’nu çaresizliğe uğratıp hiçbir şekilde (elinden) kurtulamayacağımızı kesinlikle anlamış durumdayız."

Ve sonunda anladık ki, yeryüzünde hayat sürerken Allah'a asla üstün gelemeyiz ve yine anladık ki, kaçarak da O'nun hükmünden kurtulamayız.

“Biz yeryüzünde Allah'ı âciz bırakamayacağımızı, koyduğu kanunların dışına çıkarak yakamızı kurtaramayacağımızı kaçarak da elinden kurtulamayacağımızı, anladık.”

Biz, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamayacağımızı, (göğe) kaçmakla da O'nu aciz bırakamayacağımızı anladık.

'Biz şüphesiz, Allah'ı yeryüzünde asla aciz bırakamıyacağımızı, kaçmak suretiyle de O'nu hiç bir şekilde aciz bırakamıyacağımızı anladık.'

Gerçekten biz anladık ki, Allah'ı yeryüzünde acze düşürmemize asla imkân yok, kaçmakla da hiç bir zaman O'nu âciz bırakamayız.

“Ve yeryüzünde Allah’ı aciz bırakıp (ondan kurtulamayacağımızı) ve (yeryüzünden) kaçmakla O’nu aciz bırakamayacağımızı anladık.”(*)

(*) Yani ne yeryüzünde ne de dışında ondan kurtulamayacağımızı anladık.

“Biz, yeryüzünde Allah'ı asla âciz bırakamayacağımızı ve kaçarak da O'ndan kurtulamayacağımızı kesin olarak anladık.”

Anladık ki, yeryüzünde bulunsak da, kaçsak da Allahı hiç âciz kılmış olamayız!

“Biz (Kur’an’ı dinleyince) anladık ki; yeryüzünde (ne kadar güçlü olursak olalım) Allah’ı aciz bırakamayız, (evrenin başka köşelerine) kaçmakla da O’nun elinden kurtulamayız.”

"Biz anlayor idik ki nereye gitsek arz üzerinde Allâh’ın kudretini za’fa dûçâr idemeyiz."

"Yeryüzünde kalsak da Allah'ı aciz bırakamayacağımız, başka yere kaçsak da, O'nu aciz kılamayacağımız gerçeğini şüphesiz anladık."

“Muhakkak ki biz Allah’ı yeryüzünde âciz bırakamayacağımızı, kaçarak da onu âciz bırakamayacağımızı anladık.”

Sonunda anladık ki yeryüzünde Allah’ın iradesini asla engelleyemeyiz; kaçmakla da O’nun elinden kurtulamayız.

(Artık) şu gerçeği şüphesiz anladık ki, biz yeryüzünde bulunsak da Allah'ı âciz bırakamayacağız, başka yere kaçmakla da elinden kurtulamayacağız.

"Biz, yeryüzünde ALLAH'ı aciz bırakamıyacağımızı, kaçmakla da O'nu atlatamıyacağımızı anladık."

"Doğrusu biz anladık ki, Allah'ı yerde acze düşürmemize imkân yok. Kaçmakla da O'nu asla âciz bırakamayacağız."

Ve doğrusu biz anladık ki Allahı Arzda acze düşürmemize ihtimal yok, kaçmakla da onu asla âciz bırakamayız

Biz (Kur’ân’ı dinleyince şu hakikati) anladık ki, yeryüzünde (ne kadar güçlü olursak olalım) Allah’ın irâdesine/gücüne karşı koyamayacağımız gibi, (evrenin başka bir yerine) kaçmaya teşebbüs etmekle de O’nun azabından kurtulamayız.

Doğrusu biz, “Yeryüzünde Allah'ı asla aciz bırakamayacağımızı; kaçmakla da O'ndan asla kurtulamayacağımızı anladık.”

«Şu hakıykatı da şübhesiz anladık ki: Yer (yüzün) de (bulunsak) da Allâhı asla aaciz bırakamayız, (göğe) kaçmakla da Onu asla aaciz kılamayız».

Biz, Allah’ı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı, kaçarak da onu aciz bırakamayacağımızı anladık.

[51/50]

“Artık şübhesiz ki biz, yeryüzünde Allah'ı aslâ âciz bırakamayacağımızı, (hem)kaçmakla da O'nu aslâ âciz bırakamayacağımızı (O'ndan kurtulamayacağımızı) sezdik (iyice anladık)!”

Ve biz (Kur’an’ı dinleyince) kesinlikle anladık ki, yeryüzünde bulunsak da Allah’ı aciz bırakamayacağız (iradesine karşı koyamayız), başka yere kaçmakla da kurtulamayacağız.

Biz kesinlikle yeryüzünde Allah’ı aciz bırakamayacağımızı ve kaçmakla da (bize vereceği iyi veya kötü şeylere) engel olamayacağımızı anladık.

Gerçekten şunu da iyice anladık ki, biz Allah’ı yeryüzünde bulunsak da yıldıramayız, göğe kaçsak da yıldıramayız.

«— Anladık ki yeryüzünde bulunsak da, göğe kaçsak da Allah/ı asla âciz kılamayacağız»;

“Doğrusu biz, yerde olsak da başka yere kaçsak da Allah’ı âciz bırakamayacağımızı (zan da olsa) anladık.”

“Biz şüphesiz Allah'ı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı, kaçmak suretiyle de onu hiç bir şekilde aciz kılamayacağımızı anladık.”

Zaten şu dinlediğimiz Kur’an sayesinde anladık ki, yeryüzünde ne kadar güçlü kudretli olursak olalım, Allah’ı asla aciz bırakamayız; evrenin en uzak köşelerine kaçmakla da O’nun elinden kurtulamayız!”

Biz, anladık ki; Yeryüzü’nde Allah’ı asla aciz bırakamayacağız. Kaçarak ondan asla kurtulamayacağız.

Artık yeryüzünde nereye kaçarsak kaçalım, Allah'ın takibinden kurtulmayacağımızı anlamış bulunuyoruz.

"Yeryüzüne dair elde ettiğimiz bilgileri Allah’ı inkâr etmek için kullandık! Edindiğimiz bilgilerle gökyüzüne yöneldik! Gökyüzünden elde edebileceğimizi düşündüğümüz bilgilerle Allah’ı aciz bırakacağımızı sandık! Sanki göklere ulaşırsak Allah’ın bize yeryüzünde yüklediği görev ve sorumluluklardan kurtulabileceğiz. Şimdi bunun mümkün olmadığını anladık! Anladık ki, Allah’ın verdiği özellik ve yetilerle bilgi sahibi oluyoruz. Araştırıp kendimizi geliştiriyoruz. Allah bize bu özellikleri ve yetileri vermeseydi bir hiç olurduk! Allah’ın verdiği yetilerle Allah’ı yüceltip yasalarına uyacağımıza, şımarıp azgınlaşmıştık!"

Allah’ı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı ve başka yere kaçmakla da (kurtulamayacağımızı) iyice anladık. [*]

Buradaki [zanennâ] fiili 7. ayetin zıddına cinler hakikati artık gördükleri için “sanmak” değil “anlamak” anlamına gelmektedir.

“Artık biz yeryüzünde Allah’ı âciz bırakamayacağımızı ve kaçmakla da Ondan kurtulamayacağımızı iyice anladık.”

Ve sonunda anladık ki yeryüzünde [hayat sürerken] Allah’a asla üstün gelemeyiz ve (yine anladık ki) [hayattan] kaçarak da O’nun hükmünden kurtulamayız.

– Artık kesinkes anladık ki biz yerde Allah’ın gücüne asla karşı koyamayız ve ondan asla kaçıp kurtulamayız. 19/68...72, 51/56

Ve nihayet aklımız kesti ki, yeryüzünde asla Allah’a üstün gelemeyiz ve O’ndan asla kaçıp kurtulamayız.

Şu gerçeği anladık ki yeryüzünde Allah'ı aslı aciz bırakamayız. (Yeryüzünün neresinde olursak olalım, ne kadar gizlenirsek gizlenelim imana gelmedikçe O’nun azabından kurtulamayız) Başka yere kaçsak da Onu asla aciz bırakamayız. (Kurtulmak için göğe kaçsak da -imana gelmedikçe- bizi yakacaktır, biz bunu tecrübe ile anladık)

Ve biz gerçekten Allah’ı yeryüzünde kaçarak aciz bırakamayacağımız zannına/kanısına vardık.

«Ve muhakkak anladık ki, Allah'ı yerde acze düşüremeyiz ve kaçmakla da onu aciz bırakamayız.»

Şunu da anladık ki, biz yerde Allah'ın iradesine karşı koyamayacağımız gibi, kaçmaya teşebbüs etmekle de O'nun elinden yakamızı kurtaramayız.

Biz yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamayacağımızı (yerden) kaçmakla da O'nu aciz bırak(ıp O'ndan kurtul)amayacağımızı anladık.

"Ve biz gerek arzda ve gerek kaçmak sûretiyle Allâh'ı emir ve irâdesini infâzdan 'âciz idemeyeceğimizi bildik ve îmân itdik."

Yeryüzünde Allah’tan gizli bir şey yapamayacağımızı anladık. Başka yere de kaçsak yapamayız.

İyice anladık ki yeryüzünde Allah'tan kaçamayız. Kaçarak ondan kurtulamayız.

“Şunu da anlamış bulunuyoruz ki, biz ne dünyada Allah'ı âciz bırakabiliriz, ne de Ondan kaçıp kurtulabiliriz.

"Ve biz şunu sezdik: "Biz yeryüzünde Allah'ı asla âciz bırakamayız; kaçarak da onu âciz bırakamayız."

Bizlar yana Qur’onni eshitganimizdan so‘‎ng bildikki, Yer yuzida Allohni ojiz qoldira olmaymiz va Uning jazosidan qochib qutula olmaymiz.

[304b] “daħı bayıķ biz bildük gümānsuz kim hergiz 'āciz eylemeyevüz Tañrı’yı yirde daħı hergiz 'āciz eylemeyevüz anı ķaçıcı iken.”

Daḫı biz bilürüz ki Tañrı Ta‘ālā[yı] ‘āciz eylemezüz yir yüzinde ve andanḳaçup ḳurtulamazuz.

Biz anladıq ki, yerdə də olsaq, (göyə də) qaçsaq, Allahdan (Allahın əzabından) canımızı qurtara bilmərik (heç yerdə, heç zaman Allahı aciz edə bilmərik).

And we know that we cannot escape from Allah in the earth, nor can we escape by flight.

´But we think that we can by no means frustrate Allah throughout the earth, nor can we frustrate Him by flight.(5736)

5736 See last note. In any case, they know that Allah's Truth and Allah's Plan must prevail, and no one can frustrate Allah's Purpose, or escape from ... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.