Ve ennâ zanennâ en len nu’ciza(A)llâhe fî-l-ardi velen nu’cizehu herabâ(n)
Ve gerçekten de iyice anladık ki yeryüzünde Allah'ı aciz bırakmamıza imkan yok ve kaçmakla da asla onu acze düşüremeyiz.
"Biz (mü’min cinnler) şüphesiz, yeryüzünde (bulunsak da) Allah’ı asla aciz bırakamayacağımızı, (çok hızlı hareket edip) kaçmak suretiyle de O’nu çaresizliğe uğratıp hiçbir şekilde (elinden) kurtulamayacağımızı kesinlikle anlamış durumdayız."
Ve sonunda anladık ki, yeryüzünde hayat sürerken Allah'a asla üstün gelemeyiz ve yine anladık ki, kaçarak da O'nun hükmünden kurtulamayız.
“Biz yeryüzünde Allah'ı âciz bırakamayacağımızı, koyduğu kanunların dışına çıkarak yakamızı kurtaramayacağımızı kaçarak da elinden kurtulamayacağımızı, anladık.”
Biz, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamayacağımızı, (göğe) kaçmakla da O'nu aciz bırakamayacağımızı anladık.
'Biz şüphesiz, Allah'ı yeryüzünde asla aciz bırakamıyacağımızı, kaçmak suretiyle de O'nu hiç bir şekilde aciz bırakamıyacağımızı anladık.'
Gerçekten biz anladık ki, Allah'ı yeryüzünde acze düşürmemize asla imkân yok, kaçmakla da hiç bir zaman O'nu âciz bırakamayız.
“Biz, yeryüzünde Allah'ı asla âciz bırakamayacağımızı ve kaçarak da O'ndan kurtulamayacağımızı kesin olarak anladık.”
Anladık ki, yeryüzünde bulunsak da, kaçsak da Allahı hiç âciz kılmış olamayız!
“Biz (Kur’an’ı dinleyince) anladık ki; yeryüzünde (ne kadar güçlü olursak olalım) Allah’ı aciz bırakamayız, (evrenin başka köşelerine) kaçmakla da O’nun elinden kurtulamayız.”
"Biz anlayor idik ki nereye gitsek arz üzerinde Allâh’ın kudretini za’fa dûçâr idemeyiz."
"Yeryüzünde kalsak da Allah'ı aciz bırakamayacağımız, başka yere kaçsak da, O'nu aciz kılamayacağımız gerçeğini şüphesiz anladık."
“Muhakkak ki biz Allah’ı yeryüzünde âciz bırakamayacağımızı, kaçarak da onu âciz bırakamayacağımızı anladık.”
Sonunda anladık ki yeryüzünde Allah’ın iradesini asla engelleyemeyiz; kaçmakla da O’nun elinden kurtulamayız.
(Artık) şu gerçeği şüphesiz anladık ki, biz yeryüzünde bulunsak da Allah'ı âciz bırakamayacağız, başka yere kaçmakla da elinden kurtulamayacağız.
"Biz, yeryüzünde ALLAH'ı aciz bırakamıyacağımızı, kaçmakla da O'nu atlatamıyacağımızı anladık."
"Doğrusu biz anladık ki, Allah'ı yerde acze düşürmemize imkân yok. Kaçmakla da O'nu asla âciz bırakamayacağız."
Ve doğrusu biz anladık ki Allahı Arzda acze düşürmemize ihtimal yok, kaçmakla da onu asla âciz bırakamayız
Biz (Kur’ân’ı dinleyince şu hakikati) anladık ki, yeryüzünde (ne kadar güçlü olursak olalım) Allah’ın irâdesine/gücüne karşı koyamayacağımız gibi, (evrenin başka bir yerine) kaçmaya teşebbüs etmekle de O’nun azabından kurtulamayız.
Doğrusu biz, “Yeryüzünde Allah'ı asla aciz bırakamayacağımızı; kaçmakla da O'ndan asla kurtulamayacağımızı anladık.”
«Şu hakıykatı da şübhesiz anladık ki: Yer (yüzün) de (bulunsak) da Allâhı asla aaciz bırakamayız, (göğe) kaçmakla da Onu asla aaciz kılamayız».
“Artık şübhesiz ki biz, yeryüzünde Allah'ı aslâ âciz bırakamayacağımızı, (hem)kaçmakla da O'nu aslâ âciz bırakamayacağımızı (O'ndan kurtulamayacağımızı) sezdik (iyice anladık)!”
Ve biz (Kur’an’ı dinleyince) kesinlikle anladık ki, yeryüzünde bulunsak da Allah’ı aciz bırakamayacağız (iradesine karşı koyamayız), başka yere kaçmakla da kurtulamayacağız.
Biz kesinlikle yeryüzünde Allah’ı aciz bırakamayacağımızı ve kaçmakla da (bize vereceği iyi veya kötü şeylere) engel olamayacağımızı anladık.
Gerçekten şunu da iyice anladık ki, biz Allah’ı yeryüzünde bulunsak da yıldıramayız, göğe kaçsak da yıldıramayız.
«— Anladık ki yeryüzünde bulunsak da, göğe kaçsak da Allah/ı asla âciz kılamayacağız»;
“Doğrusu biz, yerde olsak da başka yere kaçsak da Allah’ı âciz bırakamayacağımızı (zan da olsa) anladık.”
“Biz şüphesiz Allah'ı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı, kaçmak suretiyle de onu hiç bir şekilde aciz kılamayacağımızı anladık.”
“Zaten şu dinlediğimiz Kur’an sayesinde anladık ki, yeryüzünde ne kadar güçlü kudretli olursak olalım, Allah’ı asla aciz bırakamayız; evrenin en uzak köşelerine kaçmakla da O’nun elinden kurtulamayız!”
Biz, anladık ki; Yeryüzü’nde Allah’ı asla aciz bırakamayacağız. Kaçarak ondan asla kurtulamayacağız.
Artık yeryüzünde nereye kaçarsak kaçalım, Allah'ın takibinden kurtulmayacağımızı anlamış bulunuyoruz.
"Yeryüzüne dair elde ettiğimiz bilgileri Allah’ı inkâr etmek için kullandık! Edindiğimiz bilgilerle gökyüzüne yöneldik! Gökyüzünden elde edebileceğimizi düşündüğümüz bilgilerle Allah’ı aciz bırakacağımızı sandık! Sanki göklere ulaşırsak Allah’ın bize yeryüzünde yüklediği görev ve sorumluluklardan kurtulabileceğiz. Şimdi bunun mümkün olmadığını anladık! Anladık ki, Allah’ın verdiği özellik ve yetilerle bilgi sahibi oluyoruz. Araştırıp kendimizi geliştiriyoruz. Allah bize bu özellikleri ve yetileri vermeseydi bir hiç olurduk! Allah’ın verdiği yetilerle Allah’ı yüceltip yasalarına uyacağımıza, şımarıp azgınlaşmıştık!"
“Artık biz yeryüzünde Allah’ı âciz bırakamayacağımızı ve kaçmakla da Ondan kurtulamayacağımızı iyice anladık.”
Ve sonunda anladık ki yeryüzünde [hayat sürerken] Allah’a asla üstün gelemeyiz ve (yine anladık ki) [hayattan] kaçarak da O’nun hükmünden kurtulamayız.
– Artık kesinkes anladık ki biz yerde Allah’ın gücüne asla karşı koyamayız ve ondan asla kaçıp kurtulamayız. 19/68...72, 51/56
Ve nihayet aklımız kesti ki, yeryüzünde asla Allah’a üstün gelemeyiz ve O’ndan asla kaçıp kurtulamayız.
Şu gerçeği anladık ki yeryüzünde Allah'ı aslı aciz bırakamayız. (Yeryüzünün neresinde olursak olalım, ne kadar gizlenirsek gizlenelim imana gelmedikçe O’nun azabından kurtulamayız) Başka yere kaçsak da Onu asla aciz bırakamayız. (Kurtulmak için göğe kaçsak da -imana gelmedikçe- bizi yakacaktır, biz bunu tecrübe ile anladık)
Ve biz gerçekten Allah’ı yeryüzünde kaçarak aciz bırakamayacağımız zannına/kanısına vardık.
«Ve muhakkak anladık ki, Allah'ı yerde acze düşüremeyiz ve kaçmakla da onu aciz bırakamayız.»
Şunu da anladık ki, biz yerde Allah'ın iradesine karşı koyamayacağımız gibi, kaçmaya teşebbüs etmekle de O'nun elinden yakamızı kurtaramayız.
Biz yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamayacağımızı (yerden) kaçmakla da O'nu aciz bırak(ıp O'ndan kurtul)amayacağımızı anladık.
"Ve biz gerek arzda ve gerek kaçmak sûretiyle Allâh'ı emir ve irâdesini infâzdan 'âciz idemeyeceğimizi bildik ve îmân itdik."
Yeryüzünde Allah’tan gizli bir şey yapamayacağımızı anladık. Başka yere de kaçsak yapamayız.
İyice anladık ki yeryüzünde Allah'tan kaçamayız. Kaçarak ondan kurtulamayız.
“Şunu da anlamış bulunuyoruz ki, biz ne dünyada Allah'ı âciz bırakabiliriz, ne de Ondan kaçıp kurtulabiliriz.
"Ve biz şunu sezdik: "Biz yeryüzünde Allah'ı asla âciz bırakamayız; kaçarak da onu âciz bırakamayız."
Bizlar yana Qur’onni eshitganimizdan so‘ng bildikki, Yer yuzida Allohni ojiz qoldira olmaymiz va Uning jazosidan qochib qutula olmaymiz.
[304b] “daħı bayıķ biz bildük gümānsuz kim hergiz 'āciz eylemeyevüz Tañrı’yı yirde daħı hergiz 'āciz eylemeyevüz anı ķaçıcı iken.”
Daḫı biz bilürüz ki Tañrı Ta‘ālā[yı] ‘āciz eylemezüz yir yüzinde ve andanḳaçup ḳurtulamazuz.
Biz anladıq ki, yerdə də olsaq, (göyə də) qaçsaq, Allahdan (Allahın əzabından) canımızı qurtara bilmərik (heç yerdə, heç zaman Allahı aciz edə bilmərik).
And we know that we cannot escape from Allah in the earth, nor can we escape by flight.
´But we think that we can by no means frustrate Allah throughout the earth, nor can we frustrate Him by flight.(5736)
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |