Yed’û min dûni(A)llâhi mâ lâ yedurruhu vemâ lâ yenfe’uh(u)(c) żâlike huve-ddalâlu-lbe’îd(u)
Allah'ı bırakır da kendisine ne bir zarar verebilen, ne bir fayda verebilen şeyi çağırır. Budur işte doğruluktan tamamıyla uzak bir sapıklık.
(Böylesi gafiller) Allah’tan başka, (bir de) kendilerine ne zararı ne de yararı dokunmayacak şeylere (kendileri gibi aciz ve çaresiz kimselere) yalvarıp dua etmektedirler. İşte bu, çok derin (ve çirkin) bir sapkınlık (halidir.)
Böyle yaparken Allah yerine, kendisine ne zarar, ne de yarar sağlayabilen şeylere yalvarıp yakarır. İşte budur, doğruluktan tamamıyla uzak bir sapıklık.
Allah'ı bırakıp, kulları durumundaki, kendilerine zarar veremeyecek, fayda sağlamayacak şeylere taparlar ve yalvarırlar. İşte bu, hak yoldan büsbütün uzak, başına buyruk bir hayatın, dalâletin, bozuk düzenin, ahmaklığın, cehaletin ta kendisidir.
Allah'ı bırakıp kendisine ne zarar ne de yarar veremeyen şeylere yalvarır. İşte bu uzak bir sapıklıktır.
Allah'tan başka, kendisine ne zararı dokunan, ne yararı olan şeylere yakarır. İşte bu, en uzak bir sapıklıktır.
Allah'ı bırakır da kendine ne zarar, ne fayda vermiyecek olan şeylere ibadet eder, yalvarır. İşte, hidayetten uzak olan sapıklık budur.
Allah’ın dışında, ona ne zarar ne de yarar vermeyen şeyleri çağırır. İşte en derin sapıklık da budur.
O, Allah'ı bırakıp, kendisine faydası da zararı da dokunamayacak olan şeylere yalvarır. Bu, büsbütün uzak olan sapıklığın ta kendisidir.
Kendözüne ne kârı, ne de zararı olan Allahtan özge bir şeye tapınan nice kimseler vardır, bu en uzak sapkınlıktır
O kimse, Allah dışında, kendisine ne zarar veren ne de yarar sağlayan şeylere yalvarır durur. Kişiyi (haktan) uzaklaştıran en vahim sapıklık da işte budur.
Allâh’ın yerine kendisine hiç fâidesi veyâ zararı dokunmayacak bir şeye ’ibâdet ider, bu ne derin bir dalâletdir!
Allah'ı bırakıp, kendisine fayda da zarar da veremeyen şeylere yalvarır. İşte derin sapıklık budur.
O, Allah’ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir.
Allah’ı bırakıp kendisine ne zarar ne de yarar sağlayabilen şeylere yalvarıp yakarır. Sapkınlığın en uç noktası da işte budur.
O, Allah'ı bırakıp, kendisine ne faydası, ne de zararı dokunacak olan şeylere yalvarır. Bu, (haktan) büsbütün uzak olan sapıklığın ta kendisidir.
ALLAH'tan ayrı olarak, kendisine yarar ve zarar veremiyenlere yalvarır. Sapıklığın en aşırı noktası budur.
Allah'ı bırakır da kendine ne zarar, ne menfaat veremeyecek şeylere yalvarır. İşte derin sapıklık budur.
Allahı bırakır da kendine ne zarar ne menfeat vermiyecek şeylere yalvarır, işte dalâli baîd odur
(O mürted kimse) kendisine hiçbir zarar veya fayda veremeyen, Allah’tan başka şeylere (putlara tapıp) yalvarır. İşte bu, (haktan/hakikatten) uzak olan sapkınlığın ta kendisidir.
Allah'ın yanı sıra kendilerine zarar da fayda da veremeyecek olan şeylere dua ediyorlar. İşte bu derin bir sapkınlıktır.
O, Allahı bırakır da kendisine ne zarar, ne fâide vermeyecek olan şeylere tapar. Bu ise (Hakdan) en uzak sapıklığın ta kendisidir.
Allah'ı bırakıp, kendisine ne bir zararı dokunan, ne de kendisine bir fayda veren şeylere yalvarır. İşte o (haktan) uzak olan dalâlet, budur!
Böyle yaparken Allah’ın yanı sıra, kendisine ne zarar ne de yarar sağlayabilen şeylere (putlara, türbelere, yatırlara veya ölmüş bazı kimselerin ruhlarına) yalvarıp yakarır (veya bunları Allah ile kendi arasında aracı yapar). İşte budur, doğruluktan tamamıyla uzak bir sapıklık.*
Kendisine ne bir zarar ve nede fayda vermeyen, Allah’dan başkalarını yardıma çağırsınlar. Böyle yapmak çok uzak bir sapıklıktır.
O kimse Allah’ı bırakıp da kendilerine ne yararı ne de zararı dokunmıyanlara tapar. Bu da sapkınlığın en büyüğüdür.
O, Tanrı/dan başka, kendisine hiçbir mazarrat ve menfaat vermeyen şeylere ibadet eder. İşte haktan uzak bir sapıklık budur.
Allah'tan başka, kendisine ne zararı dokunan, ne yararı olan şeylere yakarır. İşte bu, en derin bir sapıklıktır.
Allah yerine, kendisine hiçbir fayda veya zarar veremeyen âciz varlıklara kulluk edip yalvarır; işte doğru yoldan uzaklara sapma ve gerçek anlamda yoldan çıkma, budur!
Allah’ı bırakıp, ona zarar vermez ve yarar sağlamaz şeylere dua ediyor / yalvarıyor.
İşte Uzaklaştıran Sapkınlık budur.
Şu işe bakın. Allah’ı bırakıp kendisine fayda ve zararı olmayan putlara el açıyor. Şaşkınlığın bu kadarına da pes doğrusu:
İnkâr eden Allah’ı bırakıp kendine zarar ve fayda vermeyecek olan şeylere tapar. Taptığı şeylerin hiçbir anlamı yoktur. Üstelik taptıklarından bazıları vardır ki, kendisi gibi cahil, kendini bilmez, kibirli insanlardır. Arkalarından giderek uydukları insanlar azgınlıklarından dolayı cehennemle cezalandırılacak olan kişilerdir. İnkâr edenler öyle çelişkilidir ki, kullara kulluk etmeyiz diye yola çıkar, sonra kendileri gibi insanların yasalarına uyarak insanlara kulluk yaparlar. İşte bu sapkınlığın en uç noktasıdır.
O, Allah’ın peşi sıra kendisine yararı da zararı da dokunamayacak şeylere yalvarır. Asıl uzak sapkınlık işte budur.
(Bunlar,) Allah’ı bırakır da kendisine zararı da faydası da olmayan şeylere ibâdet ederler. İşte (haktan) uzak(lara) sapmak böyledir!
[Böyle yaparken,] Allah yerine, kendisine ne zarar ne de yarar sağlayabilen şeylere yalvarıp yakarır; ¹¹ düşülebilecek en vahim sapıklık da zaten budur. ¹²
Sonra da Allah’tan önce kendisine zarar da yarar da sağlayamayacak cansızlara dua ile yalvarıp yakarır. İşte en derin sapıklık budur. 10/18, 26/70...103, 72/21
O kimse, Allah dışında, kendisine ne zarar veren ne de yarar sağlayan nesnelere yalvarıp durur: kişiyi (haktan) uzaklaştıran en vahim sapıklık da zaten budur.
(Çünkü Rabbine; böyle -yar kenarındaymış gibi, gönülsüz ve menfaat için- ibadet eden bir kişi; elbette Eyyub a.s. gibi sabredemez, imtihan başlamadan evvel imtihanı kaybeder ve) Allah'ı bırakıp da, kendisine ne yarar ne de zarar sağlamayacak şeylere yalvarır! (Onlardan medet umar; taştan heykellere, putlara tapınır!) Bu ise en büyük sapıklığın ta kendisidir!
(Kimileri de) Allah’tan ayrı olarak, kendisine ne fayda ne de zarar vermeyene çağrıda (yalvarmada) bulunur; işte bu (haktan) uzak bir sapıklıktır.
Allâh'tan başka kendisine ne zarar ve ne de menfaat veremiyecek olan şeye ibadet eder. İşte bu, en uzak sapıklıktır.
Allah'tan başka, kendisine ne zarar ne de yarar sağlamayacak şeylere yalvarır. İşte besbelli sapıklık budur.
Allah'tan ayrı olarak kendisine ne zarar, ne de yarar veremeyen şeylere yalvarır. İşte (doğru yoldan) uzak(lara) sapma budur!
Allâh'dan gayrı olarak kendine zararı ve fâidesi olmayan şeylere 'ibâdet ider. Bu hal, hidâyetden uzak dalâletdir.
Allah ile araya, kendisine zarar vermeyecek ve bir yararı da olmayacak şeyi koyarak yardıma çağırır. İşte bu, pek derin bir sapıklıktır.
O, Allah'ın dışında kendisine zararı da faydası da dokunmayacak şeylere yalvarır. İşte en uzak sapıklık budur.
Allah'ı bırakıp da kendisine ne bir yarar, ne de bir zarar veremeyen şeylere dua eder. Şaşkınlığın en koyusu da işte budur.
Allah'ın berisinden, kendisine zarar veremeyecek, yarar sağlamayacak şeye dua/davet eder. Dönüşü olmayan sapıklığın ta kendisidir bu.
U, Allohni qo‘yib, o‘ziga zarar ham bermaydigan, foyda ham keltirmaydigan narsalarga iltijo qilar edi. Mana bu eng tuban zalolatdir.
ŧapar Tañrı’dan ayruġa aña kim ziyān degürmez aña daħı aña kim aśśı degürmez aña. şol oldur azġunlıķ ıraķ.
Ṭapar Tañrı Ta‘ālādan özge kimseye, aña ziyān degürmez, aṣṣı daḫı ide‐mez. Ḥaḳdan ıraḳ azġunluḳ oldur.
O, Allahı buraxıb özünə nə zərər, nə də xeyir verən bütlərə tapınar. Haqq yoldan azıb uzaq düşmək də budur!
He calleth, beside Allah, unto that which hurteth him not nor benefiteth him. That is the far error.
They call on such deities,(2783) besides Allah, as can neither hurt nor profit them: that is straying far indeed (from the Way)!
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |