9 Mayıs 2026 - 21 Zi'l-Ka'de 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Cum’a Suresi 1. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Yusebbihu li(A)llâhi mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ardi-lmeliki-lkuddûsi-l’azîzi-lhakîm(i)

Tenzih eder ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde; her şeye sahip ve mutasarrıf olan, ayıplardan ve noksanlardan arı bulunan üstün, hüküm ve hikmet sahibi Allah'ı.

Göklerde ve yerde olanların tümü, (yegâne) Melik (kâinatın ve mahlûkatın asıl hükümdarı); Kuddûs (her türlü noksanlık ve kusurdan münezzeh olan); Azîz (daima galip ve güçlü bulunan); Hakîm (hikmet ve hâkimiyet sahibi) olan Allah’ı tesbih etmektedirler.

Göklerde ve yerde olan herşey, herşeye sahip olan, ayıp ve noksanlıklardan uzak olan, mağlup olmayan güce sahip ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapan, Allah'ın sınırsız şanını yüceltmektedir.

İslâm davetini engellemek için Medine’deki Yahudilerin yaptıkları tüm çabalar boşa gitmiş hepsi böl-geyi terketmişlerdi. Tüm Yahudiler peygamberin ken... Devamı..

Göklerdeki varlıkların, imkânların ve yerdeki varlıkların ve imkânların tamamı; mülkün sahibini, hâkimini, her türlü noksanlıktan, ayıptan uzak en büyük kutsalını, kudretlisini, hikmet sahibini ve hükümranını, Allah'ı, koyduğu düzen içinde görevlerini yaparak tesbih ve zikrediyorlar.

Göklerde ve yerde ne varsa mülkün sahibi, kutlu, yüce ve hikmet sahibi Allah'ı tesbih etmektedir.

Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik; Kuddüs; Aziz; Hakim olan Allah'ı tesbih eder.

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. O, öyle bir Melik ki, Kuddüs'dür= her noksan şeyden münezzehtir, Azîz'dir= her şeye galibdir, Hakîm'dir= bütün işlerinde hikmet sahibidir.

Göklerdeki ve yerdeki her şey, Allah’ı tesbih ediyor (O’nun yüceliğini ve münezzehiyetini ilan ediyor.) O, her şeyin idaresi elinde olan, mukaddes (pak,) üstün kuvvet sahibi ve her şeyi yerli yerinde yapandır.

Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, kutsal kurtuluşun tek kaynağı, kudret ve hikmet sahibi Allah'ı tesbih ediyor/anıyor.[638]

[638] Cum’a sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 267.

Yerde, gökte bulunan her şey, egemen olan, kutsal olan, emre olan, bilge olan Allaha tespih eder

Göklerde ve yerde olan her şey, mülkün sahibi, eksiklikten ve noksanlıktan uzak, Aziz ve Hakîm olan Allah’ı tesbih eder (O’nun verdiği vazifeyi icra ederek O’na karşı sorumluluğunu yerine getirir).

Cuma Sûresi, Medine döneminde nazil olmuş olup on bir ayetten oluşur. Sûre, adını dokuzuncu ayette geçen ve “toplanma, bir araya gelme” anlamı taşıyan... Devamı..

Semâvâtda ve arzda ne kadar mevcûdât var ise hükümdârlığında şerîk ve zevâl olmayan Allâh’a hamd iderler.

Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar, hükümran, çok kutsal, güçlü ve Hakim olan Allah'ı tesbih ederler.

Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ı tespih eder.

Göklerde bulunanlar da yerde bulunanlar da egemenliğin mutlak sahibi, her türlü eksiklikten uzak, üstün ve her işi hikmetli olan Allah’ı tesbih ediyor.

Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih eder.

Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi ALLAH'ı yüceltir. O Kraldır, En kutsaldır, Üstündür, Bilgedir.

Göklerde ve yerde olanların hepsi padişah, mukaddes, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih etmektedir.

Tesbîh eder Allah için Göklerde ki ve Yerdeki o öyle lekesiz kuddûs melik ki hem azîz hem hakîm

Göklerdeki ve yerdeki her şey, bütün mülkün yegâne sahibi, her türlü noksan sıfatlardan münezzeh, her işinde mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ı tesbih eder.

Göklerde ve yerde bulunanların tamamı, Melik¹, Kuddûs², Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah'ı tesbih³ etmektedir.

1- Evrenin sahibi, egemeni, yöneticisi. 2- Tertemiz, her türlü eksiklikten uzak, saygın, kusursuz. 3- Her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile... Devamı..

Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) O mülk-ü melekûtun eşsiz hükümrânı, noksaanı mucib herşeyden pâk ve münezzeh, gaalib-i mutlak, yegâne hukûm ve hikmet saahibi Allâhı tesbîh (ve tenzîh) etmekdedir.

Göklerde ve yerde olanların hepsi Melik, Kuddûs, Azîz ve Hakîm olan Allah’ı tesbih eder.

[59/1, 23-24]

Göklerde olan ve yerde bulunanlar, Melik (mülkünde istediği gibi tasarruf eden), Kuddûs (bütün noksanlıklardan münezzeh olan), Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Hakîm(her işi hikmetli olan) Allah'ı tesbîh eder.

Göklerde (uzayda) ne var, yerkürede ne varsa hepsi melik (kâinatın gerçek hükümdarı), kuddûs (çok yüce, her noksandan münezzeh), azîz (üstün, galip), hakîm olan (doğru hüküm veren) Allah’ı (Allah’ın evrende koyduğu yasalara boyun eğerek lisani hâl ile) tesbih eder. *

(*) Not: Varlık âleminin tesbihi, yüce Allah’ın teşrii değil, tekvini, yani yaratılışları için evrende koyduğu sünnetullaha /ilahi kanunlara boyun eğm... Devamı..

Göklerde ve yerde olan her şey, bütün mülkün sahibi, kendisinden başka kutsal olmayan, en güçlü ve her şeyin hükmünü veren Allah’ı yüceltirler.

Yerlerde, göklerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Kutsal, erkli, doğruyu bildirici olan o hakan uludur.

Göklerde ve yerde olan her bir şey muazzam bir padişah [²], pek mukaddes, yegâne galip, hâkim olan Allah/ı tenzih eder,

[1] Medine'de nâzii olmuş (11) âyettir.[2] Veya her şeye mutasarrıf, her şeye mâlik.

Göklerde ve yerde bulunanların hepsi; Melik, Kuddûs, Azîz ve Hakîm olan Allah’ı tesbih eder.¹

1 Krş. İsrâ, 17/44

Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi kâinatın gerçek hükümdarı, her noksandan münezzeh, çok güçlü ve hikmet sahibi olan Allah'ı tesbih eder.

(Medine’de nazil olmuştur ve 11 ayettir. Adını, 9. ayetinde geçen “cum’a” kelimesinden almıştır)

Göklerde ve yerde bulunan bütün varlıklar, Mutlak Hükümran, Mukaddes, Sonsuz Kudret ve Hikmet Sahibi olan Allah’ın sınırsız kudret ve azametini övgüyle anıp yüceltmektedir. Şu muhteşem kâinat nizamı içerisinde yer alan her şey, kendisini yaratan Allahu Teâlâ’nın her türlü kusur ve noksanlıktan uzak olduğunu haykırmakta, O’nun sonsuz ilim, kudret, merhamet, hikmet, iyilik, güzellik ve adâletini gözler önüne sermektedir. Eğer çevrenizdeki varlıklara ibret nazarıyla bakacak olursanız, her zerresinin Allah’ı zikrettiğini duyacak, göreceksiniz.
İşte, Allah’ın sınırsız kudret ve hikmetinin bir tecellîsi olarak:

Medîne döneminin başlarında gönderilen bu sûre, adını Cuma namazını emreden dokuzuncu ayetinden almıştır. 11 ayettir.

Yer’dekiler ve Gökler’dekiler, Hakîm Azîz Kuddûs Melik Allah için tesbih ediyor.

Göklerde ve yerde olan tüm varlıklar, Allah'ın erişilmez yüceliğini dile getirirler. Allah, her şeyin başı, saygın, güçlü ve egemendir.

Gökler ve yerdeki her şey onu tesbih eder. O, mülkün sahibi olan Mutlak güçlü olan, hüküm ve hikmet sahibi Allah’tır. Allah’tan başka kutsanacak varlık yoktur.

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi, (gerçek) hükümdar, kutsallığın kaynağı, güçlü, doğru hüküm veren Allah’ı [tesbih] eder (yüceltir).

Göklerde ve yerde olan her şey, O her şeyi hükmü altına alan, mukaddes,¹ çok şerefli,² hüküm (ve hikmet) sahibi³ olan Allah’ın şânını yüceltir.⁴

1 Kuddûs: Kelime anlamı olarak, gayet mukaddes, her türlü şaibeden münezzeh, temiz, hiç bir lekesi olmayan, bütün eksiklik ve kusurlardan münezzeh ola... Devamı..

GÖKLERDE ve yerde olan her şey, Mülkün Sahibi, Mukaddes, Kudret ve Hikmet Sahibi Allah’ın sınırsız şanını yüceltmektedir.

Göklerde ne varsa, yerde ne varsa hepsi, kâinatın yegâne sahibi, kutsalın tek kaynağı, mutlak üstün ve yüce olan ve her hükmü doğru olan Allah’ın koyduğu yasaya boyun eğmekte ve ona göre hareket etmektedir. 14/2-3, 53/31-32

GÖKLERDE olanlar da, yerde olanlar da mutlak otorite sahibi, mukaddes, her işinde mükemmel ve her hükmünde tam isabet sahibi Allah için hareket ederler.[⁵⁰⁹⁴]

[5094] Benzer bir âyet, tesbih ile ilgili bir not ve âyetin sonundaki esmanın bağlamla münasebeti için bkz: 59:1. Bu, kozmik ilâhîye katılım çağrısıdı... Devamı..

Göklerde ve yerde ne varsa; Melik, Mukaddes her şeye gücü yeten ve hikmet sahibi olan Allah'ı tesbih eder. (Her şeyi hikmet iledir, nitekim)

Göklerde ve yerde ne varsa, her şeyin sahibi, mukaddes, üstün, hakim olan Allah’ı tesbih eder.

Melik, Kuddûs, Azîz, Hakim olan Allah için göklerde ne varsa ve yerde ne varsa tesbihte bulunur.

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi melik (kâinatın gerçek hükümdarı), kuddûs (çok yüce, her noksandan münezzeh) azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih ve tenzih eder.

Göklerde ve yerde bulunanların hepsi padişah, mukaddes, aziz, hakim olan Allah'ı tesbih etmektedir.

Göklerde ve yerde olan şeylerin cümlesi kavî, gâlib ve hakîm olan melikü'l mülük Allâh Te'âlâ'yı tesbîh ve tenzîh iderler.

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’na[1]; bütün yetkiyi elinde tutan, yaptığını tertemiz yapan, daima üstün ve bütün kararları doğru olan Allah’a boyun eğer[2].

[1] İltifat [2] Boyun eğme ya zorunlu ya da gönüllü olur. İmtihana tabi olan insan ve cinler de dahil her şey, varlığını sürdürebilmek için Allah'ın k... Devamı..

Göklerde ve yerde ne varsa; hükümran, kuddüs, güçlü ve hakim olan Allah'ı takdis ederler.

Göklerde ne var, yerde ne varsa, hepsi, yegâne egemenlik sahibi olan, her türlü eksiklik ve çirkin sıfattan temiz ve yüce olan, kudreti herşeye üstün olan ve hikmeti herşeyi kuşatan Allah'ı tesbih eder.

Göklerdekiler ve yerdekiler o Melik, o Kuddûs, o Azîz, o Hakîm Allah'ı tespih ediyor.

Osmonlardagi va Yerdagi barcha narsa mutlaq podshoh, ayb va nuqsonlardan pok, qudrat va hikmat sohibi bo‘‎lgan Allohga tasbeh aytadi.

teşbiḥ eyler Tañrı’ya ol kim göklerdedür daħı ol kim yirdedür pādişāh gey arı beñdeşsüz dürüst işlü sözlü.

Tesbīḥ ider Allāha gökler ehli ve yirler ehli. Ol Allāh pādişāhdur, her ‘ayb‐dan münezzehdür, ‘azīzdür, ḥakīmdür.

Göylərdə və yerdə nə varsa, (hamısı) mülkün (yer-göy mülkünün) hökmdarı (sahibi), müqəddəs (pak), yenilməz qüvvət, hikmət sahibi olan Allahı təqdis edib Onun şə’ninə tə’riflər deyər!

All that is in the heavens and all that is in the earth glorifieth Allah, the Sovereign Lord, the Holy One, the Mighty, the Wise.

Whatever is in the heavens and on earth, doth declare(5449) the Praises and Glory of Allah,- the Sovereign,(5450) the Holy One, the Exalted in Might, the Wise.

5449 See n. 5408 to 59:24, where I have explained the difference in signification between sabbaha and yusabbihu. The latter form is used here to expre... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.