ثُمَّ اِنّ۪ي دَعَوْتُهُمْ جِهَاراًۙ
Türkçe Transcript
Śumme innî de’avtuhum cihârâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Sonra onları, gerçekten de yüksek sesle çağırdım.
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
“Sonra ben onları açıktan açığa davet ettim.”
Abdullah Parlıyan Meali
Sonra ben onlara yüksek sesle de davette bulundum.
Ahmet Tekin Meali
“Sonra onları açıktan açığa davet ettim.”
Ali Bulaç Meali
'Sonra onları açıktan açığa davet ettim.'
Ali Fikri Yavuz Meali
Sonra ben, onları aşikâre olarak (tevbeye) çağırdım.
Bahaeddin Sağlam Meali
Sonra ben onları, yüksek sesle (hakka) davet ettim.
Bayraktar Bayraklı Meali
5,6,7,8,9. Sonra Nûh şöyle devam etti: “Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilân ettim, hem de gizlice. Özel olarak kendileriyle konuştum.”
Besim Atalay Meali (1965)
Sonra onları yüksek sesle çağırdım
Cemal Külünkoğlu Meali
“Sonra onları daha açık bir şekilde imana davet ettim.”
Cemil Said (1924)
8,9. Sonra ânları (îmâna) cehren veyâ hafiyyen da’vet iyledim.
Diyanet İşleri Meali (Eski)
"Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım."
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
“Sonra ben onları açık açık davet ettim.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Yine de ben onları açıkça çağırmaya devam ettim.
Diyanet Vakfı Meali
Sonra, ben kendilerine haykırarak davette bulundum.
Edip Yüksel Meali
"Sonra onları açıkça çağırdım."
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
"Sonra ben onları açık açık çağırdım."
Elmalılı Meali (Orijinal)
Sonra ben onları yüksek sesle çağırdım
Emrah Demiryent Meali
Sonra (onların, küfürde ısrar etmelerine ve bana yapmış oldukları eziyetlere rağmen, yine de) ben, onları, (açıktan tebliğ yapmanın faydalı olduğu yerlerde) yüksek sesle (açıktan açığa îmâna) davet ettim.
Erhan Aktaş Meali
“Sonra onlara açık açık her fırsatta çağrıda bulundum.”
Hasan Basri Çantay Meali
«Sonra ben onları hakıykaten en yüksek ses (im) le çağırdım».
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Sonra onları açık açık davet ettim.
Hayrat Neşriyat Meali
“Sonra şübhesiz ben, onları yüksek sesle (açıkça) da'vet ettim.”
İhsan Aktaş Meali
Sonra (yine de) ben, onları açıkça (inanmaya ve doğrulara) davet ettim.
İlyas Yorulmaz Meali
“Sonra yine de ben onları doğrulara açıkça davet ettim.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Sonra işte ben onları yüksek sesle de doğru yola çağırdım.
İsmail Hakkı İzmirli
Sonra onları yüksek sesle dâvet ettim,
İsmail Yakıt
“Sonra kendilerini açıktan açığa davet ettim.”
Kadri Çelik Meali
“Sonra ben onları yüksek sesle davet ettim.”
Mahmut Kısa Meali
“Fakatyine de umudumu kesmedim; her türlü imkân ve fırsatları kullanarak, tüm gücümle onları gerçeklere açık açık davet ettim.”
Mahmut Özdemir Meali
Sonra ben, onları seslice çağırdım.
Mehmet Çakır Meali
Davetimi haykırdım olmadı,
Mehmet Çoban Meali
"Sonra ben kendilerini yüksek sesle açıkça davet ettim!"
Mehmet Okuyan Meali
Sonra, ben kendilerini açıktan davet ettim.
Mehmet Türk Meali
“Sonra ben, onlara açıktan açığa da davette bulundum.”
Muhammed Esed Meali
Doğrusu, ben onları açık açık çağırdım;
Mustafa Çavdar Meali
Gün oldu onları tevhide açık açık davet ettim. 21/25, 42/15
Mustafa İslamoğlu Meali
Gün oldu ki ben, onları açıktan davet ettim;
Orhan Kuntman Meali
“(Buna rağmen) Ben onları açıktan açığa (halkın arasında konuşarak imana) davet ettim.”
Osman Fırat Meali
Sonra ben onları açıkça davet ettim.
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Sonra muhakkak ki ben onları, apaçık dâvet ettim.»
Suat Yıldırım Meali
Ben onları bu sefer yüksek sesle dâvet etmeye başladım.
Süleyman Ateş Meali
Sonra ben onları açıkça da'vet ettim.
Süleyman Tevfik (1927)
"Sonra onları âşikâr sûretde da'vet itdim."
Süleymaniye Vakfı Meali
Sonra onlara açıkça davette bulundum.
Şaban Piriş Meali
Sonra ben onları açıktan açığa çağırdım.
Ümit Şimşek Meali
“Derken onları açıkça davet ettim.
Yaşar Nuri Öztürk Meali
"Sonra onları daha açık bir biçimde çağırdım."
Sardorxon Jahongir
So‘ngra men ularni baland ovozda oshkora da’vat qildim.
Eski Anadolu Türkçesi
“andan, bayıķ ben oķıdum anları eşkere.”
Satıraltı Meal (1534)
Andan ben da‘vet itdüm anları āşikāre.
Bunyadov-Memmedeliyev
Sonra mən onları uca səslə (açıq-açığına haqqa) də’vət etdim.
M. Pickthall (English)
And lo! I have called unto them aloud,
Yusuf Ali (English)
"So I have called to them aloud;
Designed by ÖFK