×

Hoşgeldiniz.

Kullanıcı

Şifre




Şifremi UnuttumKAYDOL
Ayarlar

 

Müddessir / 6

وَلَا تَمْنُنْ تَسْتَكْثِرُۙ

Türkçe Transcript

Velâ temnun testekśir(u)

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ve birşeyi, daha fazlasını elde etmek için ve başa kakarak verme.

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Ey Nebim! Sakın karşılığında) “Daha fazla istekte bulunmak (ve başa kakmak) için iyilik yapma!” (Yaptığın hizmeti, çektiğin zahmeti ve yüklendiğin külfeti; “bunları başkaları yapamaz, kimse altından kalkamaz, bu iyiliklerimin karşılığı bulunmaz” diye, ibadet ve iyilikleri gözünde büyütme, insanlara minnet etme, onlara sıkıntı verme, az bir şey verip, karşılığında çok şey istemek, Dinen ve vicdanen uygun mudur?!)

Abdullah Parlıyan Meali

İyilik yapmayı kendine kazanç aracı kılma veya yaptığın iyiliği çok görüp başa kakma.

Ahmet Tekin Meali

Verdiğinden daha fazlasını almak için kimseyi minnet altında bırakma. Yaptığın iyiliği çok sunarak, başa kakma, karşılık bekleme, nazlanma.

Ahmet Varol Meali

Yaptığın iyiliği daha çoğunu istemek için yapma.

Ali Bulaç Meali

Daha çok istekte bulunmak (başa kakmak) için iyilik yapma.

Ali Fikri Yavuz Meali

Az bir şey verib karşılığında çok şey isteme.

Bahaeddin Sağlam Meali

Daha çok gelsin diyerek, (kimseye) bir şey verip minnet etme.(*)

(*) Veya işi çok görüp zaafa düşme!

Bayraktar Bayraklı Meali

Yaptığını çok göstererek başa kakma!

Besim Atalay Meali (1965)

Verdiğini çok görme

Cemal Külünkoğlu Meali

Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma (kendine kazanç aracı kılma)!

Cemil Said (1924)

6,7. Başkasının zararına zengin olmak içün malını virme, rabbini sabır ile bekle.

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

İyiliği, daha fazlasını bekleyerek (bir kazanç elde etmek için) yapma.

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.

Diyanet Vakfı Meali

Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.

Edip Yüksel Meali

İhtiraslı olma.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Yaptığını çok görerek başa kakma.

Elmalılı Meali (Orijinal)

Hem çoksunarak menn etme

Emrah Demiryent Meali

Karşılık bekleyerek iyilik yapma.

Erhan Aktaş Meali

Karşılık bekleyerek iyilik yapma.¹

1- Sen yalnızca görevini yap, sonuç üzerinde beklentiye girme. Davetin kabul görmese de sen kararlılıkla hizmetine devam et.

Hasan Basri Çantay Meali

İyiliği — çoğu isteyerek — yapma.

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Yaptığını çok görüp başa kakma.

Hayrat Neşriyat Meali

Hem (yaptığın ve yapacağın iyilikleri) çok görerek başa kakma!

İhsan Aktaş Meali

Ve (ayrım yapmaksızın herkese) iyilik yapmayı da kendine kazanç aracı kılma (yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma)!

İlyas Yorulmaz Meali

Çoğaltarak, yaptıklarını başa kakma.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Yaptığın iyiliği çok görme.

İsmail Hakkı İzmirli

Çok istemek üzere bir şey verme [¹⁰],

[10] Bir kimseye verdiğin maldan dolayı ivaz isteme, verdiğini çok görme.

İsmail Yakıt

Yaptığın iyiliği çok görüp başa kakma.

Kadri Çelik Meali

Yaptığın iyiliği çok görüp başa kakma.

Mahmut Kısa Meali

Yaptığın iyilikleri gözünde büyüterek başa kakma! Kalp kırarak, gönül inciterek hayır ve hasenatını boşa çıkarma! Hiçbir karşılık beklemeden, yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için iyilik yap; en büyük hayır ve hizmetlerde bulunmuş olsan bile, asla kendini büyük görüp gurura kapılma!

Mahmut Özdemir Meali

Çoğunu istemek üzere iyilik yapma (minnet etme / başa kakma)!

Mehmet Çakır Meali

6,7. İyiliklerini sayarak başa kakma. // Allah için sabret.

Mehmet Çoban Meali

İnsanlara iyilik yaparsan karşılığını bekleme! En güzel, en değerli iyilik karşılıksız yapılan iyiliktir. Yaptığın iyilikleri insanların başına kakma! Bu çok kötü bir huydur.

Mehmet Okuyan Meali

(Yaptığını) çok görerek başa kakma!

Mehmet Türk Meali

(Yaptıklarını) çok görerek başa kakma.¹

1 Bu ayet (تَسْتَكْثِرُ) cümlesi hal olarak alınırsa iki şekilde anlaşılabilir: a- “menn” başa kakmak manasına olarak: yaptığın işi, hizmeti, iyiliği ... Devamı..

Muhammed Esed Meali

İyilik yapmayı kendine kazanç aracı kılma, ³

3 Lafzen, “bir kazanç elde etmek için iyilikte bulunmaktan kaçın”.

Mustafa Çavdar Meali

Bunları gözünde büyütüp de yaptığın iyiliği çok görme. 18/28, 20/131

Mustafa İslamoğlu Meali

İyilik yapmayı kazanç kapısı haline getirme![⁵⁴⁰⁵]

[5405] Veya: “(Allah için) yaptığın iyiliği çok görme!” el-Mennu, yardım edenin yardım alana iyiliğini hatırlatması, bir tür baş kakıncı yapması. Zema... Devamı..

Orhan Kuntman Meali

(Görevini yaparken verdiğin öğütleri) Çok görerek onlara minnette bulunma!

(Onlardan bir şey bekleme, onları Rabbinin rızası için irşâda çalış, muvaffakiyetini sadece O’ndan bekle)

Osman Fırat Meali

Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Çok görerek minnette bulunma.

Suat Yıldırım Meali

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10. Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden! ) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddî manevî kirlerden arın, Pis ve murdar olan her şeyden kaçın Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sûr'a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kâfirlere hiç kolay olmayan bir gün!

Müddessir kelimesi (aslı mütedessir) ayrıca “yalnızlık ve inziva arzu eden” mânasına gelir. Allah Teâlâ, nebîsine “Artık inzivayı bırak, bütün dünyanı... Devamı..

Süleyman Ateş Meali

Verdiğini çok bularak başa kakma.

Süleyman Tevfik (1927)

Ziyâdesini istemek içün virme yâhud çok 'ibâdetinde rabbine minnet itme.

Süleymaniye Vakfı Meali

Yaptığını çok görerek başa kakma!

Şaban Piriş Meali

Yaptığın iyiliği çok görme.

Ümit Şimşek Meali

Yaptığını çok görüp de başa kakma.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Çok bularak başa kakma yaptığın iyiliği!

Sardorxon Jahongir

Berayotgan narsangizni ko‘‎p sanagan holda ehson qilmang.

Eski Anadolu Türkçesi

daħı maluñdan virme çoķ isteyesen ya'nį çoķ yanud umup maluñdan virme kimseye.

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı bir nesne virme çoḳ almaġ‐ıçun!

Bunyadov-Memmedeliyev

(Etdiyin yaxşılığı) çox bilib başa qalxma! (Heç kəsə minnət qoyma!)

M. Pickthall (English)

And show not favor, seeking worldly gain!

Yusuf Ali (English)

Nor expect, in giving, any increase (for thyself)!(5781)

5781 The legal and commercial formula is that you give in order to receive. And usually you expect to receive what is worth to you a little more than ... Devamı..


Designed by ÖFK