×

Hoşgeldiniz.

Kullanıcı

Şifre




Şifremi UnuttumKAYDOL
Ayarlar

 

Hicr / 3

ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا وَيَتَمَتَّعُوا وَيُلْهِهِمُ الْاَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Türkçe Transcript

Żerhum ye/kulû veyetemette’û veyulhihimu-l-emel(u)(s) fesevfe ya’lemûn(e)

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Bırak onları, yesinler, geçinsinler ve isteklere düşüp oyalansınlar, yakında bilecekler.

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Onları bırak, (şimdilik) yesinler, yararlanıp eğlensinler ve onlar (boş) bir emel ve umutla oyalanıversinler. (Ama) İleride (suçlarını ve sonuçlarını) bileceklerdir.

Abdullah Parlıyan Meali

Şimdilik bırak onları kendi hallerine, yiyip içsinler, avunsunlar, ümitlere kapılsınlar çünkü çok geçmeden gerçeği öğrenecekler.

Ahmet Tekin Meali

Şimdi onları bırak, yesinler, eğlensinler, boş ümitleri onları oyalayadursun. Âkıbetlerinin ne olacağını yakında öğrenecekler.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 77/46.

Ahmet Varol Meali

Bırak onları yesinler, yararlansınlar, emel (umut) onları oyalasın. Pek yakında bilecekler.

Ali Bulaç Meali

Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.

Ali Fikri Yavuz Meali

Ey Rasûlüm) o kâfirleri bırak yesinler, dünyalıkları ile zevk etsinler; emel kendilerini oyalaya dursun, sonra (başlarına gelecek musibeti) bilecekler.

Bahaeddin Sağlam Meali

Bırak onları yesinler, yaşasınlar, arzu ve emeller onları oyalayıp dursun. Onlar yakında, (neyin ne olduğunu) bilecekler.

Bayraktar Bayraklı Meali

Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve boş ümitler onları oyalayadursun. İleride yaptıklarının yanlış olduğunu bilecekler.

Besim Atalay Meali (1965)

Bırakasın onları, yesinler, yaşasınlar, onları avutsun umutları da, yakında bilecekler

Cemal Külünkoğlu Meali

(Şimdi) kendi hallerine bırak onları, yesinler, geçici hazlarla avunsunlar, ihtiraslarıyla oyalansınlar; nasıl olsa günü gelince (neyin doğru, neyin yanlış olduğunu) öğrenecekler (ama iş işten geçmiş olacak). 

Bkz. 77/46

Cemil Said (1924)

Bırak yiyüb içsünler ümîd ile oyalansunlar yakında hakîkati öğrenirler.

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Bırak onları yesinler, zevk alsınlar; ümit onları avundursun; ilerde öğrenecekler.

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Bırak onları; yesinler, yararlansınlar, boş ümit oyalasın onları; yakında bilecekler!

Diyanet Vakfı Meali

Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!

Edip Yüksel Meali

Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve umutlarıyla oyalansınlar; mutlaka öğreneceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onları bırak yesinler, içsinler, zevk alsınlar; arzu onları oyalasın ilerde bileceklerdir.

Elmalılı Meali (Orijinal)

Bırak onları yesinler içsinler, zevketsinler, emel, kendilerini egliye dursun, sonra bilecekler

Emrah Demiryent Meali

(Resûlüm!) Onları bırak, yesinler, eğlensinler ve boş ümitleri onları oyalaya dursun. Yakında (kendilerini nasıl bir felaketin beklediğini) bilecekler.

Erhan Aktaş Meali

Bırak onları; yiyip, içip faydalansınlar; beklentileri onları oyalasın. Fakat yakında gerçeği anlayacaklar.¹

1- Gerçekle karşı karşıya kalacaklar.

Hasan Basri Çantay Meali

Bırak onları (kendi hallerine): Yesinler, faydalansınlar (eğlensinler), onlar emel oyalaya dursun. Sonra bilecekler onlar.

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Bırak onları; yesinler, yararlansınlar ve boş beklentileri oyalasın onları. İleride bilecekler.

[6/91; 23/54; 43/83]

Hayrat Neşriyat Meali

Onları bırak, yesinler (içsinler), zevk etsinler ve emel, onları oyalaya dursun; artık(yaptıklarının âkıbetini) ileride bilecekler!

İhsan Aktaş Meali

Ey Resul! Tebliğ görevini ihmal etmeksizin şimdi) onları bırak yesinler, dünyada elde ettikleri ile yaşasınlar ve kendilerine has hayalleri (düşünceleri) onları oyalasın. Daha sonra (gerçeği) öğrenecekler.

İlyas Yorulmaz Meali

Onları bırak yesinler, dünyada yaşasınlar ve hayalleri (düşünceleri) onları oyalasın, ama sonra öğrenecekler.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bırak onları da yesinler, içsinler, gönensinler, umuda düşsünler. Sonra görürler.

İsmail Hakkı İzmirli

Onları bırakıver de yesinler, lezzet ve şehvetle geçinsinler, emelleri onları avutsun dursun. Onlar yakında akıbet hallerini bileceklerdir.

İsmail Yakıt

(Ey Peygamber!) Bırak onları yesinler ve faydalansınlar. Emelleri kendilerini oyalasın dursun.¹ Nasıl olsa ileride bilecekler.

1 Krş. En’âm, 6/91

Kadri Çelik Meali

Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.

Mahmut Kısa Meali

O hâlde, ey Müslüman! Onları şimdilik kendi hallerine bırak;hayvanlar gibi yiyip içip zevklensinler ve sonu gelmeyen hevesleri, doymak bilmeyen arzuları, gözlerini kör eden ihtirâsları ve boş ümitleri onları oyalasın dursun; bu gidişin sonunda, kendilerini nasıl bir felâketin beklediğini yakında öğrenecekler! Şimdilik, doğru yola yönelmeleri için onlara azıcık daha mühlet vereceğiz, fakat vakti gelince işlerini bitireceğiz. Unutma ki:

Mahmut Özdemir Meali

Bırak onları; yesinler, zevklensinler; onları Emel oyalasın! İlerde bileceklerdir.

Mehmet Çakır Meali

Resulüm! bırak onları, yiyip içip keyiflensinler, boş hayallerin sefasını sürsünler. Pek yakında öğrenecekler...

Mehmet Çoban Meali

Onları şimdilik bırak! Dünyada yesinler, içsinler, eğlensinler, keyiflerine göre yaşasınlar. Yakında yaşadıkları hayatın nasıl sonuçlandığını görecekler.

Mehmet Okuyan Meali

Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun! İleride (gerçeği) bilecekler!

Mehmet Türk Meali

Bırak onları; yesinler, eğlensinler ve (boş) ümitler onları oyalayadursun. İleride (bunların sonunun nereye varacağını) bilecekler.

Muhammed Esed Meali

(Şimdi) kendi hallerine bırak onları, yiyip (içsinler), avunsunlar; bu arada [boş hazların] umudu aldatıp oyalasın onları; nasıl olsa günü gelince [gerçeği] öğrenecekler.

Mustafa Çavdar Meali

Bırak onları kendi hallerine, yesinler-içsinler,1 dünya nimetlerinden biraz daha yararlansınlar, bitmek tükenmek bilmeyen arzuları oyalasın onları; nasıl olsa yakında gerçeği öğrenecekler.2, 13/185, 29/66, 43/83, 211/39, 39/39, 67/29

Mustafa İslamoğlu Meali

Kendi hâline bırak onları; yesinler, geçici hazlarla avunsunlar, oyalasın onları boş umutlar: nasıl olsa zamanı gelince (gerçeği) öğrenecekler.

Orhan Kuntman Meali

(Ey Muhammed, hak daveti ve ahireti inkar eden) O kafirleri (kendi hallerine) terk et, (onlar öğüt kabul edecek kimseler değildirler) yesinler eğlensinler, (nefsâni) arzuları onları oyalaya dursun, (nasıl olsa) yakında (gerçeğin ne olduğunu başlarına azap çökünce) anlayacaklardır.

Osman Fırat Meali

Bırak onları; yesinler, (dünya hayatından) faydalansınlar; emel onları oyalasın. Yakında bilecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Onları bırak, yesinler ve faidelensinler ve onları arzuları oyalayadursun. Artık yakında bileceklerdir.

Suat Yıldırım Meali

Bırak onları, yesin içsinler, zevklerine düşsünler, arzu ve emelleri kendilerini oyalaya dursun. Yakında bilecekler! [77, 46]

Süleyman Ateş Meali

Bırak onlar yesinler, eğlensinler; arzu onları oyalasın. Yakında (yaptıklarının kötü sonucunu) bileceklerdir.

Süleyman Tevfik (1927)

(Yâ Muhammed) Onları bırak yisünler, hayâtdan istifâde itsünler, emelleriyle ve hülyâlarıyla meşgûl olsunlar. Yakında hakîkati görecek ve bileceklerdir.

Süleymaniye Vakfı Meali

Bırak onları yesin-içsin hayatın tadını çıkarsınlar, beklentileri kendilerini oyalasın; nasıl olsa yakında öğrenecekler.

Şaban Piriş Meali

Onları bırak, yesinler, eğlensinler, beklentileri onları oyalasın. Nasıl olsa öğrenecekler.

Ümit Şimşek Meali

Bırak onları yesinler, nasiplensinler, emellerle avunsunlar—yakında öğrenecekler.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Bırak onları yesinler, nimetlenip zevk etsinler ve sonu gelmez arzu kendilerini oyalasın. Ama yakında bilecekler.

Sardorxon Jahongir

Ey Rasulim, ularni o‘‎z holiga qo‘‎yib bering, hozirchalik yeb-ichib qolsinlar, o‘‎tkinchi dunyo matohlaridan foydalansinlar va orzular ularni chalg‘‎itaversin. Bas, yaqinda qilmishlarining oqibatini bilib oladilar.

Eski Anadolu Türkçesi

ķo anları yiyeler daħı göneneler daħı meşġul eyleye anları śaġınç śoñra bileler.

Satıraltı Meal (1534)

Ḳo anları, yiyeler daḫı göneneler. Daḫı meşġūl eyleye mi anları ṣaġınç? Ṣoñra bileler.

Bunyadov-Memmedeliyev

(Ya Rəsulum!) Qoy (kafirlər) hələ (istədikləri kimi) yeyib içsinlər ,(dünyadan) ləzzət alsınlar, arzuları-ümidləri başlarını qatsın. (Düçar olacaqları müsibəti) sonra biləcəklər!

M. Pickthall (English)

Let them eat and enjoy life, and let (false) hope beguile them. They will come to know!

Yusuf Ali (English)

Leave them alone, to enjoy(1936) (the good things of this life) and to please themselves: let (false) hope amuse them: soon will knowledge (undeceive them).(1937)

1936 Literally, "to eat", Cf. 5:66 and n. 776. 1937 The foolish and the wicked set great store by the pleasures of this world. In their pride they thi... Devamı..


Designed by ÖFK