وَالَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَهُمُ الْبَغْيُ هُمْ يَنْتَصِرُونَ
Türkçe Transcript
Velleżîne iżâ esâbehumu-lbaġyu hum yentasirûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Ve bir zulme uğradıkları zaman haddi aşmaksızın birbirlerine yardım ederek karşı duranlara.
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
(Olgun ve onurlu mü’minler;) Bir haksızlığa uğradıkları (milli çıkarlarına ve temel insan haklarına tecavüze kalkışıldığı) zaman; yardımlaşarak (tüm haklarını koruyacak kurum ve kuralları oluşturarak) birlikte (ortak savunma paktı geliştirip) harekete geçenlerdir.
Abdullah Parlıyan Meali
Ve bir zulme uğradıkları zaman, birbirlerine yardım ederek karşı dururlar.
Ahmet Tekin Meali
İman edenler, bir haksızlığa, bir saldırıya, bir baskıya ve zulme uğradıkları zaman, zâlimlere, saldırganlara ve baskı yapanlara yardımlaşarak hadlerini bildirenlerdir.
Ahmet Varol Meali
Bir tecavüze uğradıklarında birlikte karşı koyarlar.
Ali Bulaç Meali
Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır.
Ali Fikri Yavuz Meali
O kimselerdir ki, kendi haklarına tecavüz vaki olduğu zaman, onlar yardımlaşırlar (ve intikam alırlar, haklarını yerine getirirler).
Bahaeddin Sağlam Meali
Onlar ki; zulüm başlarına geldiği zaman, kendilerini savunurlar.
Bayraktar Bayraklı Meali
Kendilerine bir haksızlık yapıldığında yardımlaşarak üstesinden gelirler.
Besim Atalay Meali (1965)
Bir zulme uğrayınca yardımlanırlar, Tanrının katındaki daha hayırlıdır, daha da kalıcıdır
Cemal Külünkoğlu Meali
Onlar, bir haksızlığa, zorbalığa uğradıkları zaman, birlik olup karşı koyarlar (zulme boyun eğmezler).
Cemil Said (1924)
36,37,38,39,40. Dünyâda nâil oldığınız şeylerden istifâdeniz muvakkatdır. Allâh’ın âhiretde ihzâr iylediği, îmân ve tevekkül idenler, büyük günâhlardan ve fuhuşdan ictinâb iyleyenler ve hiddetine mağlûb olmayub ’afv itmesini bilenler, Allâh’ına itâ’at idüb namâz kılanlar ve umûrları içün meşveret idenler ve ihsân iylediğimiz rızıklardan sadaka virenler ve dûçâr oldukları küffârın zulümlerini def’ iyleyenler ve seyyiâta seyyiât ile mukâbele iyleyenler içün daha hayırlı ve daha devâmlıdır. Ma’mâfîh seyyiâtı ’afv ile sulh idenlere Allâh mükâfât virecekdir. Zîrâ Allâh zâlimleri sevmez.
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Bir haksızlığa uğradıklarında, üstün gelmek için aralarında yardımlaşırlar.
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Onlara haksız bir saldırı yapıldığında elbirliğiyle kendilerini savunurlar.
Diyanet Vakfı Meali
Bir haksızlığa uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.
Edip Yüksel Meali
Haksızlığa uğradıklarında kendilerini savunurlar.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Onlar, bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman birbirleriyle yardımlaşırlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
Ve onlar ki kendilerine bağy (haklarına tecavüz) vaki' olduğu vakıt yardımlaşır onlar öcünü alırlar
Emrah Demiryent Meali
Bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman (haddi aşmadan) kendilerini savunurlar.
Erhan Aktaş Meali
Bir haksızlığa, zulme uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.
Hasan Basri Çantay Meali
36,37,38,39. Size verilen şey dünyâ hayaatının (geçici birer) fâidesidir. Allah indinde olan (sevab) ise daha hayırlı, daha süreklidir. (Bu sevablar) îman edib de ancak Rablerine güvenib dayanmakda, büyük günâhlardan ve faahiş kötülüklerden kaçınmakda, öfkelendikleri zaman bizzat (kusurları) örtmekde (bağışlamakda) olanlara, Rablerinin (tevhîd ve ibâdete âid da'vetine) icabet edenlere, namaz (ların) ı dosdoğru kılanlara — ki bunların işleri aralarında müşavere (ile) dir—, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allaha tâat uğrunda) harcamakda bulunanlara, kendilerine tağallüb ve zulüm vaaki olduğu zaman elbirlik (mazluma) yardım eyleyenlere mahsusdur.
Hayrat Neşriyat Meali
Ve kendilerine zulüm vâki' olduğu zaman, onlar yardımlaş(arak intikamlarını al)an kimselerdir.
İhsan Aktaş Meali
Ve onlar ki kendilerine tecavüz (saldırı, haksızlık, baskı ve zulüm) yapıldığı zaman, (zalimlere, saldırganlara ve baskı yapanlara karşı) yardımlaşarak (hukukun yetkili mercileri vasıtasıyla) haklarını alırlar. *
İlyas Yorulmaz Meali
Onlardan birine bir kötülük isabet ederse, onlar kendi aralarında yardımlaşırlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
kendilerine saldırılınca biribirleriyle yardımlaşıp öc alırlar.
İsmail Hakkı İzmirli
Yolsuzluğa mâruz kalınca öc alıp haddi geçmeyenler hakkında, daha iyidir, daha payidârdır.
İsmail Yakıt
Onlar, zulme uğradıkları zaman da birbirlerine yardım edenlerdir.
Kadri Çelik Meali
Ve hakları çiğnendiği zaman, birlik olup karşı koyarlar.
Mahmut Kısa Meali
Onlar, bir haksızlığa uğradıkları zaman, kendilerini kahramanca savunan ve zâlime karşı durarak dâimâ mazlumun yanında yer alanlardır.
Mahmut Özdemir Meali
Onlara Bağy / Haksızlık / Azgınlık isabet ettiği zaman yardımlaşıyorlar.
Mehmet Çakır Meali
büyük bir haksızlığa maruz kaldıklarında, birbirlerine yardım edenler sahip olabilirler.
Mehmet Çoban Meali
Bir haksızlığa uğradıkları zaman aralarında yardımlaşarak gerçeğin hükümran olması için çalışırlar.
Mehmet Okuyan Meali
Bir haksızlığa uğradıkları zaman yardımlaşırlar.
Mehmet Türk Meali
Bir (zulüm ve) saldırıya uğradıkları zaman¹ da birbirleriyle yardımlaşırlar.
Muhammed Esed Meali
ve bir zorbalık ile karşılaştıkları zaman kendilerini savunanlar [için].
Mustafa Çavdar Meali
Yine onlar haksız bir saldırıya uğradıklarında birbirleriyle dayanışma içinde karşı koyarlar. 4/75, 22/39-40
Mustafa İslamoğlu Meali
yine onlar, haksız bir saldırıya muhatap olduklarında meşru müdafaa için yardımlaşırlar.
Orhan Kuntman Meali
Zulme uğradıklarında birbirlerine yardım ederler.
Osman Fırat Meali
Ve kendilerine karşı bir azgınlık yapılırsa onlar (iman edenler) yardımlaşırlar.
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Ve o kimse için ki onlara bir zulüm isabet ettiği zaman onlar yardımlaşmakta bulunurlar.
Suat Yıldırım Meali
Onlar zulme uğradıklarında yardımlaşıp haklarını alırlar. {KM, Çıkış 32, 26-29; Luka 19, 27}
Süleyman Ateş Meali
Bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman kendilerini savunurlar.
Süleyman Tevfik (1927)
Ve kendilerine küffâr tarafından bir zulüm isâbet iyledikde intikâm idenlere de bu ni'am-ı uhreviye âmâdedir.
Süleymaniye Vakfı Meali
Onlar, kendilerine bir saldırı olduğunda birbirleriyle yardımlaşırlar.
Şaban Piriş Meali
Haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyarlar.
Ümit Şimşek Meali
Onların hakkına tecavüz edildiği zaman hep birlikte yardımlaşarak haklarını alırlar.(17)
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Kendilerine zulüm ve haksızlık gelip çattığında, yardımlaşırlar.
Sardorxon Jahongir
Ular o‘zlariga tajovuz qilinganda unga qarshi kurashib, g‘olib bo‘ladigan zotlardir.
Eski Anadolu Türkçesi
daħı anlar kim ķaçan dege anlara žulm anlar öc alurlar.
Satıraltı Meal (1534)
Daḫı ol kişiler ki ḳaçan ẓulm yitişse özlerine şecā‘at‐ile muntaṣır olurlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
Və o kəslər üçün ki, onlar zülmə (təcavüzə) mə’ruz qaldıqda (həddi aşmadan) intiqam alarlar (zalımdan zülmü müqabilində əvəz çıxar, caniyə də etdiyi cinayətin cəzası nədirsə, onu verərlər).
M. Pickthall (English)
And those who, when great wrong is done to them, defend themselves,
Yusuf Ali (English)
And those who, when an oppressive wrong is inflicted on them, (are not cowed but) help and defend themselves.(4580)
Designed by ÖFK