×

Hoşgeldiniz.

Kullanıcı

Şifre




Şifremi UnuttumKAYDOL
Ayarlar

 

Bakara / 253

تِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍۢ مِنْهُمْ مَنْ كَلَّمَ اللّٰهُ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَاتٍۜ وَاٰتَيْنَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَاَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا اقْتَتَلَ الَّذ۪ينَ مِنْ بَعْدِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَلٰكِنِ اخْتَلَفُوا فَمِنْهُمْ مَنْ اٰمَنَ وَمِنْهُمْ مَنْ كَفَرَۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا اقْتَتَلُوا وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يُر۪يدُ۟

Türkçe Transcript

Tilke-rrusulu faddalnâ ba’dahum ‘alâ ba’din minhum men kellema(A)llâh(u)(s) verafe’a ba’dahum deracât(in)(c) veâteynâ ‘îsâ-bne meryeme-lbeyyinâti veeyyednâhu birûhi-lkudus(i)(k) velev şâa(A)llâhu mâ-ktetele-lleżîne min ba’dihim min ba’di mâ câet-humu-lbeyyinâtu velâkini-ḣtelefû feminhum men âmene veminhum men kefer(a)(c) velev şâa(A)llâhu mâ-ktetelû velâkinna(A)llâhe yef’alu mâ yurîd(u)

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

O peygamberlerden bazısını bazısına üstün ettik. Onlardan Allah'la konuşan var, bazılarının da derecelerini yüceltmiştir. Meryemoğlu İsa'ya apaçık deliller verdik, onu, RuhulKudüs'le kuvvetlendirdik. Allah dileseydi onlardan sonrakiler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra artık birbirlerini öldürmezlerdi. Ama gene de aykırılığa düştüler. İçlerinde inanan var, inanmayan var. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi, fakat Allah dilediğini, dilediği gibi yapar.

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(İbret ve hikmet dersi olarak anlattığımız) İşte bu elçiler (peygamberler yok mu, onların); bir kısmını bir kısmına (faziletçe) üstün kıldık. Onlardan, (Hz. Musa gibi) Allah’ın kendileriyle kelâm ettiği ve derecelerle yükselttiği (nebiler) vardır. (Örneğin) Meryem oğlu İsa’ya da apaçık belgeler verdik ve Onu Ruhu’l-Kudüs’le destekledik. Şayet Allah dileseydi (ve fırsat vermeseydi), kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, onların peşinden gelen (ümmet)ler, çarpışıp birbirlerini öldürmezlerdi. Ancak (aralarındaki ihtiras ve iktidar yüzünden) ihtilafa düştüler; onlardan kimi inandı, kimi inkâr etti. Allah dileseydi (takdir etmeseydi) birbirlerini öldürmezlerdi. Ama Allah dilediğini İşleyendir. (Ve her işi hikmetli ve adaletlidir.)

Abdullah Parlıyan Meali

Biz elçilerin bazılarına diğerlerinden farklı meziyetler lutfettik. Allah onlardan kimiyle konuştu, kimini de daha üst derecelere yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık belgeler verdik. O'nu Cebrail ile destekledik. Eğer Allah dileseydi bunların arkasından gelen toplumlar, kendilerine açık belgeler geldikten sonra, artık birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler, kimi inandı, kimi de Allah'tan gelen gerçekleri örtbas ederek kâfir olmuş oldu. Ne var ki, Allah dilediğini yapandır.

Ahmet Tekin Meali

O görevlendirdiğimiz rasullerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Onlar-dan bazılarıyla Allah konuştu. Bazılarının da mertebelerini, makamlarını yükseltti. Meryem'in oğlu Îsâ'ya ayan beyan âyetler, mûcizeler verdik. Onu, kâinattaki tabiî, dinî, sosyal, siyasî ve ekonomik düzeni içeren, ihyâ eden, insanları ve toplumları pislikten arındıran kitabı getiren elçi Cebrâil ile destekledik. Eğer Allah'ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun ol-saydı, bu peygamberlerden sonra gelen ümmetleri, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra öldüresiye birbirlerine girmezlerdi. Fakat ayrı baş çekerek kasıtlı ihtilâfa çıkardılar. İçlerinden kimi Allah'a ve peygamberlerine iman etti. Kimi de Allah'ı ve peygamberlerini inkâr etti. Allah'ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı öldüresiye birbirlerine girmezlerdi. Fakat Allah istediği kanunları koyuyor, her an iradesinin tecellisini icraya devam ediyor.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 17/55.

Ahmet Varol Meali

İşte biz bu peygamberlerin bazılarını bazılarına üstün kıldık. Onların içinde Allah'ın kendileriyle konuştukları vardır. Bazılarını ise derecelerle yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya da açık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kuds ile destekledik. Allah dileseydi, onlardan sonra gelenler kendilerine açık belgeler geldikten sonra birbirleriyle çarpışmazlardı. Ama onlar ayrılığa düştüler; kimisi iman etti, kimisi de inkar etti. Allah dileseydi onlar birbirleriyle çarpışmazlardı. Ama Allah istediğini yapar.

Ali Bulaç Meali

İşte bu elçiler; bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Onlardan, Allah'ın kendileriyle konuştuğu ve derecelerle yükselttiği vardır. Meryem oğlu İsa'ya apaçık belgeler verdik ve O'nu Ruhu'l-Kudüs'le destekledik. Şayet Allah dileseydi, kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, onların peşinden gelen (ümmet)ler, birbirlerini öldürmezdi. Ancak ihtilafa düştüler; onlardan kimi inandı, kimi inkâr etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Ama Allah dilediğini yapandır.

Ali Fikri Yavuz Meali

Bu (sûrede sözü geçen) peygamberlerin bir kısmını, kendilerine verilen özelliklerle diğerlerinden üstün kıldık. O peygamberlerden, (arada vasıta olmadan) Allah'ın sözleştiği (Hz. Mûsâ gibi) peygamber var! ve bazılarını da derece bakımından Allah yükseklere çıkarmıştır. Meryem'in oğlu Îsa'ya o açık mûcizeleri verdik ve kendisini melek (Cebrâil aleyhisselâm) ile kuvvetlendirdik. Eğer Allah dileseydi, peygamberlerden sonra gelen ümmetler, kendilerine hidayete ulaştırıcı o apaçık mûcizeler ve deliller geldikten sonra birbirini öldürmezlerdi. Fakat ihtilâfa (ayrılığa) düştüler. Sonunda kimi iman etti, kimi de küfre saptı. Yine Allah dileseydi birbirinin kanına girmezlerdi. Fakat Allah dilediği şeyi yapar.

Bahaeddin Sağlam Meali

İşte o peygamberlerin bazılarını, diğerlerinden üstün kıldık. Allah bazılarıyla (direkt) konuştu, bazılarının derecelerini yüceltti. Meryemoğlu İsa’ya da mucizeler verdik. Onu Ruh-ul Kudüs ile takviye ettik. Eğer Allah dileseydi, onların arkalarından gelen (o ehl-i kitap,) kendilerine mucizeler geldikten sonra, kavga etmezlerdi. Fakat ihtilafa düştüler. Bazıları inanmışken, bazıları münkirdir. Eğer Allah dileseydi, dövüşmezlerdi. Fakat Allah, istediğini yapar.

Bayraktar Bayraklı Meali

O peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Allah onlardan bir kısmıyla konuşmuş, bazılarını derece derece yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya da mucizeler verdik ve onu Rûhulkudüs/Cebrail ile güçlendirdik. Allah dileseydi, o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ihtilafa düştüler de bazıları iman etti, bazıları da inkâr etti. Allah dileseydi onlar savaşamazlardı; lâkin Allah dilediğini yapar.

Besim Atalay Meali (1965)

İşte, peygamberlerin kimini, kimine üstün eyledik, bunlardan bir nicesi Allah ile konuşmuştur, kiminin de derecelerin yücelttik, Meryem oğlu İsa'ya belgeler verip, kutsal ruhla onu pekittik, Allah dileseydi onlardan sonra, kendilerine belgeler geldiği halde, öldürüşmezlerdi, on-larsa ayrıştılar, içlerinde inananları vardır, kâfirleri de var; eğer Allah dileseydi öldürüşmezlerdi, Allah yapar dilediği bir işi

Cemal Külünkoğlu Meali

İşte resuller! Biz, onlara birbirinden farklı üstün özellikler verdik. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. (Örneğin) Meryemoğlu İsa’ya açık belgeler verdik ve onu Rûh-ul Kudüs (kutsal ilham/Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi bunların arkasından gelenler kendilerine açık belgeler indikten sonra artık birbirlerini öldürmezlerdi. Ama (her şeye rağmen ihtiras ve iktidar yüzünden) ihtilafa düştüler. Kimi iman etti, kimi inkârcı oldu. Eğer Allah dileseydi (onları iradeleriyle baş başa bırakmasaydı), onlar birbirlerini öldürmezlerdi. Ancak Allah ne isterse onu yapar (onları kendi iradeleriyle baş başa bırakır). 

Bkz. 2/136, 285, 3/84 17/55 ve dipnotu. Âyette geçen “Biz, onlara birbirinden farklı üstünlükler verdik” ifadesi, peygamberler arasında yüzeysel bir ... Devamı..

Cemil Said (1924)

Rasûlleri biri birinden efdal kıldık, en efdali Allâh’ın hitâbına mazhar olanlarıdır. Meryem’in oğlı Îsâ’yı gönderdik, âna ’alâmât-ı mübeyyine virdik ve ânı rûhu’l kudüs ile takviye iyledik. Eğer Allâh istese idi ânlardan ve ’alâmât-ı mübeyyinenin zuhûrundan sonra gelenler beyninde kıtâl olmazdı. Lâkin ânlar ihtilâf itdiler. Ba’zıları inandı, ba’zıları inanmadı. Eğer Allâh arzu ide idi beynlerinde kıtâl olmazdı ve lâkin Allâh istediğini yapar.

Diyanet İşleri Meali (Eski)

İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Onlardan Allah'ın kendilerine hitabettiği, derecelerle yükselttikleri vardır. Meryem oğlu İsa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs'le destekledik. Allah dileseydi, belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler, kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi, lakin Allah istediğini yapar.*

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69]

Yani Allah, yapmayı irade ve takdir ettiğini mutlaka yapar. Ancak bu irade ve takdir, kulun kendi iradesini kullanacağı yönde gerçekleşir. Bu sebepten... Devamı..

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

O peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Allah içlerinden bir kısmıyla konuşmuş, bir kısmını da derecelerle yükseltmiştir. Meryem oğlu Îsâ’ya açık deliller verdik ve onu Rûhulkudüs’le destekledik. Allah dileseydi elçilerin ardından gelen insanlar, kendilerine bunca açık delil geldikten sonra birbirine düşüp savaşmazlardı; lâkin farklı yollara yöneldiler. Bu sebeple kimileri iman etmiş, kimileri de inkâr etmişlerdir. Allah dileseydi aralarında savaşmazlardı fakat Allah dilediğini yapar.

Diyanet Vakfı Meali

O peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarını da derece derece yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya açık mucizeler verdik ve onu Rûhu'l-Kudüs ile güçlendirdik. Allah dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ihtilafa düştüler de içlerinden kimi iman etti, kimi de inkâr etti. Allah dileseydi onlar savaşmazlardı; lâkin Allah dilediğini yapar.

 Rûhu’l-Kudüs’ten maksat Cebrail’dir.

Edip Yüksel Meali

O elçilerin bazısına diğerlerinden daha fazla lütufta bulunduk. Örneğin, kimileriyle ALLAH konuştu, kimilerini de derecelerle yükseltti. Meryem oğlu İsa'ya apaçık deliller verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik. ALLAH dileseydi, onların ardından gelenler kendilerine apaçık deliller geldikten sonra birbirleriyle kavga etmezlerdi. Fakat anlaşmazlığa düştüler. Kimisi inandı, kimisi inkar etti. ALLAH dileseydi birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat, ALLAH dilediğini yapar.

Bak 2:285.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

O işaret olunan resuller yok mu, biz onların bazısını, bazısından üstün kıldık. İçlerinden kimi var ki Allah, kendisiyle konuştu, bazısını da derecelerle daha yükseklere çıkardı. Biz Meryem oğlu İsa'ya da o delilleri verdik ve kendisini Rûhu'lKudüs (Cebrail) ile kuvvetlendirdik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasındaki ümmetler, kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat ihtilâfa düştüler, kimi iman etti, kimi inkâr etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerininkanına girmezlerdi. Fakat Allah dilediğini yapar.

Elmalılı Meali (Orijinal)

O işaret olunan Resuller, biz onların bazısını bazısından efdal kıldık, içlerinden kimi var Allah kelâmına Kelim etti, bazısını da derecelerle daha yükseklere çıkardı, Meryemin oğlu İsaya da o beyyineleri verdik ve kendisini Ruhul'kudüs ile te'yid eyledik, eğer Allah dilese idi bunların arkasında kümmetler, kendilerine o beyyineler geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi, ve lâkin ıhtilâfa düştüler kimi iyman etti kimi küfür, yine Allah dilese idi birbirlerinin kanına girmezlerdi ve lakin Allah ne isterse yapar

Emrah Demiryent Meali

Biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Onlardan, Allah’ın kendileriyle vasıtasız tekellüm ettiği ve derecelerle yükselttiği vardır. Meryem oğlu Îsâ’ya açık deliller (mu‘cizeler) verdik ve O’nu Rûhu’l-Kudüs’le (Cebrâîl ile) destekledik. Şâyet Allah (insanların irâdesine müdahalede bulunup, hakkı zorla kabul ettirmeyi) dileseydi, onların ardından gelenler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ihtilaflara düşmez ve birbirleriyle savaşmazlardı. (Ancak, cüz’î irâdeleri ile yapmış oldukları tercihler neticesinde insanların) kimi îmân etti, kimi kâfir oldu. Allah dileseydi (onlar, ihtilafa düştüklerinde bile) birbirleriyle savaşmazlardı. Lâkin Allah dilediğini yapar (Allah, imtihân gereği insanların hak-bâtıl tercihlerinde, cüz’î irâdelerine müdahalede bulunmaz).

Erhan Aktaş Meali

İşte o elçiler ki her birine farklı lütuflarda bulunduk. Allah, onların kimisi ile konuşmuş, kimisinin de derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya beyyineler¹ verdik ve onu Kudus'un Ruhu² ile destekledik. Allah dileseydi, onlardan sonra gelenler, bunca açık kanıttan sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Yalnız onlar ihtilafa düştüler; onlardan kimisi iman etti, yine onlardan kimisi de inkâr etti. Eğer Allah dileseydi birbirleriyle savaşmazlardı. Ancak, Allah neyi dilerse onu yapar.

1- Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi. 2- Ruhu\l Kudus, “Ruh” ve “Kudus” sözcüklerinden bir araya gelmiş belirtili isim tamlamasıdır; “Ku... Devamı..

Hasan Basri Çantay Meali

(Bu sûrede zikredilen) o peygamberler (yok mu?) biz onların kimine kiminden üstün meziyyetler verdik. Allah onlardan biri ile söyleşmiş, birini de birçok derecelerle yükseltmişdir. Meryem'in oğlu İsa'ya o beyyineleri (açık âyetleri, burhanları, mu'cizeleri) biz verdik ve onu Ruhul kuds (Cebrâîl) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi onların arkasındaki (ümmet) ler, kendilerine o apaçık bürhanlar geldikten sonra, birbirini öldürmez (ler) di. Fakat ihtilâfa düşdüler. Binnetîce onlardan kimi îman etdi, kimi küfre sapdı. Eğer Allah dileseydi birbirini öldürmezlerdi. Şu var ki Allah ne dilerse yapar.

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

İşte şu resullerin bazılarını, bazılarından üstün kıldık. Allah içlerinden kimi ile konuşmuş, kimini de derecelerle yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya da açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs ile destekledik. Allah dileseydi onların peşinden gelenler kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Ancak ihtilafa düştüler. Onlardan kimi inandı, kimi inkâr etti. Allah dileseydi birbirleriyle savaşmazlardı. Ama Allah dilediğini yapar.

[17/55; 2/136]

Hayrat Neşriyat Meali

İşte bu peygamberler ki, (biz) onların bazı sını bazısına üstün kıldık. İçle rinden kimi var ki, Allah (onunla bizzat) ko nuşmuş, bazıla rını da dereceler le yükseltmiştir. Mer yem oğlu Îsâ'ya ise apaçık delil ler (mu'cize ler) verdik ve onu Rûhü'l-Kudüs (Cebrâîl) ile takviye ettik.
Hâlbuki Allah dileseydi, onlar dan son raki ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra birbirlerini öldürmezlerdi; fa kat (kullarını hayra ve şerre kābil kılarak, irâ de lerinde serbest bı rak tığı için) ihtilâfa düştüler. Bunun ü zerine onlardan bir kısmı îmân etti, bir kısmı da inkâretti. Hâlbuki Allah dileseydi (onlar aslâ) bir bir lerini öldürmez lerdi; fakat Allah, dilediğini yapar.

İhsan Aktaş Meali

İşte o elçilerden bazısını bazısından (kendilerine verdiğimiz mucizelerle) daha üst özellikli kıldık. Onlardan kimiyle Allah (vahiy yoluyla) konuşmuş, kimini de derecelerle taltif etmiştir. Biz, Meryem oğlu İsa’ya da hakikatin bütün kanıtlarını bahşettik ve onu kutsal ilhamla destekledik. Ve eğer Allah dilemiş (ve insanlara özgür irade vermeyip, onları aynı şekilde iman etmeye mecbur bırakmış) olsaydı o (elçiler)den sonra gelenler, kendilerine hakikatin bütün kanıtları geldikten sonra birbirleriyle çatışmazlardı; ancak (vaki olduğu üzere) onlar (kendi özgür iradeleriyle) karşıt görüşlere kapıldılar ve bazıları iman ederken diğerleri de hakikati inkâra yöneldi. Ve eğer Allah yine dilemiş (ve onlara özgür irade vermeyip kendilerini belli bir davranış, bir inanış şekline mecbur bırakmış) olsaydı, birbirleriyle çatışmazlardı. Ve lakin Allah (imtihan gereği insana vermiş olduğu özgür iradesine müdahale etmeme hususunda) dilediğini yapar. *

(*) Yani Allah dileyseydi, onları iman etmeye zorlayabilirdi. Bk: (Maverdi Tefsiri) Allah bütün canlı türleri arasında insanı sorumlu kıldığı ve imtih... Devamı..

İlyas Yorulmaz Meali

İşte biz, elçilerin bazısını, bazısından üstün yaptık. Allah onlardan bazıları ile konuştuğu gibi, bazılarını da derecelerle yükseltti. Meryem’in oğlu İsa ya açıklayıcı ayetler verdik ve onu vahiy meleği (Cebrail) ile destekledik. Allah dileseydi, elçilerden sonra gelenler, kendilerine doğru ile yanlışı ayıran açıklayıcı ayetler geldikten sonra çatışmazlardı. Fakat onlar ayrılıklara düştüler. Onlardan iman edenler olduğu gibi, gerçekleri inkâr edenler de oldu. Allah dileseydi birbirleri ile savaşmazlardı. Fakat Allah dilediğini yapar.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Biz bu peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Onlar arasında Allah’ın Kendileriyle konuştukları da vardır. Kiminin de basamaklarını yükselttik. Meryemoğlu İsa’ya açıklayıcı bilgiler verdik İsa’yı Cebrail ile pekittik. Eğer Allah dileseydi bu peygamberlerden sonra gelenler ellerinde bunca açıklayıcı belgeler varken artık birbirleriyle vuruşamazlardı. Ancak onlar yine de birbirleriyle tutuştular. Çünkü içlerinde Allah’a inananlar olduğu gibi Allah’ı tanımayanlar da vardı. Eğer Allah dileseydi, onlar birbirleriyle vuruşmazlardı. Ancak Allah ne dilerse onu yapar.

İsmail Hakkı İzmirli

Bu Peygamberler ki bâzılarını bâzılarından üstün eyledik [¹], Allah bunlardan bâzısı ile söyleşmiş [²] bâzısının da derecesini yükseltmiştir [³]. Meryem oğlu İsa/ya açık mucizeler verdik, kendisini ruhülkudüs ile te/yit ettik. Allah dileseydi [⁴] kendilerine açık mucizeler geldikten sonra, Peygamberlerden [⁵] sonra gelenler mukateleye düşecek ihtilâfa sapmazlardı. Fakat ihtilâfa düştüler. Bâzısı iman etti, bâzısı kâfir oldu. Allah dileseydi onlar mukateleye düşecek ihtilâfa sapmazlardı; Lâkin Allah ne irade ederse onu işler.

[1] Peygamberimize malûm olan Peygamberlerdir.[2] Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâm gibi.[3] Hazret-i Peygamber Aleyhisselâtü vesselâm veya Hazret-i İbrahim ... Devamı..

İsmail Yakıt

Bu elçilerin bazılarına, bazılarından daha fazla lütufta bulunduk [faddalna]. Onların içinde Allah’ın kendisiyle konuştuğu ve bazısının da derecesini yükselttiği elçiler de vardır. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık deliller verdik ve onu Kutsal Ruh’la destekledik. Şayet Allah dileseydi, bu elçilerden sonra gelenler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat anlaşmazlığa düştüler. Onlardan kimi inandı, kimi de inkâr etti. Eğer Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat Allah dilediğini yapar.

Kadri Çelik Meali

İşte bu peygamberler; bir kısmını, diğerlerinden üstün kıldık. Onlardan Allah'ın kendilerine hitab ettiği, derecelerle yükselttikleri vardır. Ve Meryem oğlu İsa'ya apaçık belgeler verdik, onu Ruh'ul Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Allah dileseydi, apaçık belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler, kimi iman etti, kimi küfre saptı. Allah dileseydi (ihtilafa düştüklerinde bile) birbirlerini öldürmezlerdi, lakin Allah istediğini yapar.

Mahmut Kısa Meali

O elçiler ki, Biz onlardan bazılarına, diğerlerinden farklı üstün özellikler bahşettik: Onlardan kimileriyle Allah bizzat konuşmuş, kimilerini de daha başka derecelerle yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık mûcizeler verdik ve onu Kutsal Ruh Cebrail’in vahiy ve ilham gücü ile destekledik.
Gerçi Allah insanların irâdelerini ellerinden alıp onları zorla Hak Dine boyun eğdirmeyi dileseydi, o elçilerden sonrakiler, kendilerine apaçık mûcizeler gelmesine rağmen ayrılığa düşüp birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat Allah, onları seçimlerinde serbest bıraktı. İçlerinden bir kısmı, kendilerine bahşedilen bu özgürlük ve irâdeyi kötüye kullanınca ayrılığa düştüler; böylece kimileri inandı, kimileri de inkâr etti.
Evet, Allah dileseydi birbirleriyle çatışmazlardı, fakat Allah, sizin sınırlı bilginiz ve arzularınız doğrultusunda değil, kendi sonsuz ilim ve hikmeti gereğince, dilediğini yapar.

Mahmut Özdemir Meali

İşte Rasûller; onların bazısını bazısına üstün kıldık. Onlardan, Allah’ın konuştuğu kimse vardır. Onların bazısını da derece derece terfi’ ettirdik / yükselttik / kaldırdık. Meryem’in oğlu İsa’ya da Beyyineler / Açık Belgeler verdik. Onu rûh-ül Kudüs ile destekledik. Allah dileseydi, onlardan sonra gelenler, kendilerine Açık Belgeler geldikten sonra birbiriyle savaşmazlardı; ama ihtilafa düştüler. Onlardan inanmış kimse vardır; onlardan inkâr etmiş kimse de vardır. Allah dileseydi, savaşmazlardı; ama Allah, ne dilerse yapıyor. ***

Mehmet Çakır Meali

Biz, resuller arasında basamaklar oluşturduk. Allah bunlardan kimileri ile bizzat konuşmuş, kimilerinin de derecesini yükseltmiştir: Meselâ Meryemoğlu İsa'ya mucizeler verip Kutsal Ruh / Cibril ile desteklemişizdir. Şayet Allah isteseydi, peygamberlere gelen bunca mucizelere rağmen, kendilerinden sonra gelenler birbirlerini kırıp geçirmezlerdi: Ama ayrılığa düştüler. Kimileri inandı. Kimileri inkar etti. Evet Allah dileseydi, birbirilerini kırıp geçirmezlerdi. Ama Allah isterse kırdırır...

Mehmet Çoban Meali

İşte elçilerimiz. Kimi öldürüldü, kimi ülkesinden sürüldü, kimi çöllere düştü, kimi devlet oldu, kimine büyük imparatorluklar verdik! Kimi zengindi varlıklarını Allah yolunda harcayarak fakirleşti. Kimi yokluktan, kölelikten, zindandan iktidara yürüdü. Onların dünyadaki yaşamlarına baktığınız zaman hiçbiri aynı değil. Onlar elçiliklerini çok değişik ortamlarda yaşayarak, hayatın bütün kesimlerinde: "Bir Müslimun nasıl olmalıdır?" sorusuna örnek oldular. Siz onların hayatlarını öğrendiğinizde kimini kiminden üstün görürsünüz. Ancak şunu bilin ki Rabbiniz onlardan razı olmuştur. Rabbinizin katında onların yeri vardır. Onlarla ilişkilerimizi çok değişik şekillerle kurduk! Kimiyle direk, kimiyle perdeler arkasından, kimiyle elçilerimiz aracılığıyla konuştuk! Rabbiniz yarattıklarıyla dilediği şekilde iletişim kurmaya güç yetirendir. Hiç kimse Rabbimiz bizimle şöyle iletişim kursun deme hakkına sahip değildir. Kimse Rabbinizi hiçbir şeye zorlayamaz ama Rabbiniz dilerse yarattıklarını istediğine zorlar. Biz Meryem oğlu İsa’ya açık deliller verdik, onu Ruhu’l-Kudüs’le destekledik. Eğer Allah dileseydi bunların arkasından gelen toplumlar, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Ancak imtihan gereği insanları serbest bıraktık ki: "Bakalım ne yapacaklar?" İnsanlar kendilerine verilen özgürlüğü doğru bir şekilde değerlendireceklerine şeytana uyup ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da inkâr edenler de vardır. Yine Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. İnsanlar ne düşünürse düşünsün ne yaparsa yapsın Allah dilediğini yapandır. Sizin bilmediğiniz bir nedenle size dünya hayatını vererek sınamaktadır. Unutmayın ki; Rabbiniz size bir soru sormuşsa, sizin ne cevabını vereceğinizi ne yapacağınızı bilendir. Ama sizler bunu bilemezsiniz.

Mehmet Okuyan Meali

İşte şu elçilerin bir kısmını bir kısmına (farklı oldukları noktalarda) üstün kılmıştık. [*] Allah onlardan bir kısmına konuşmuş, bazılarını da derecelerini yükseltmiştir. (Nitekim) Meryem oğlu İsa’ya da apaçık deliller vermiş ve onu Kutsal Ruh (Cebrail) ile desteklemiştik. Allah dileseydi (Allah’ın dileğine uysalardı) onlardan sonra gelen milletler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ayrılığa düştüler; içlerinden kimi iman etti, kimi de inkâr etti. Allah dileseydi (Allah’ın dileğine uysalardı) onlar savaşmazlardı fakat (her şekilde) Allah dilediğini yapar. [*]

Bu ayet Bakara 2:285, Nisâ 4:152 ve Ra‘d 13:4. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayetteki “üstünlük”, aslında farklılık demektir. Çünkü elçiler belirli ... Devamı..

Mehmet Türk Meali

İşte Biz, bu Peygamberlerin her birine, birbirinden üstün özellikler verdik.¹ Allah, onlardan bir kısmıyla konuştu, bir kısmının da derecelerini yükseltti.² Meryem’in oğlu İsa’ya da apaçık hükümler verdik ve kendisini, Rûh’ül Kudüs³ (Cebrâîl) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi bu Peygamberlerin arkasından gelen ümmetler kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar, aralarında anlaşmazlığa düştüler ve onlardan kimileri îman etti, kimileri de kâfir oldu. Allah dileseydi kimse birbiriyle savaşmazdı.⁴ Ama Allah neyi dilerse onu yapar.

1 Âyetin bu bölümü: ” İşte Biz, bu Peygamberlerin, kimini kiminden üstün kıldık.” şeklinde de tercüme edilebilir. Aynı ifâdeler için Bk. (İsra: 55)2 H... Devamı..

Muhammed Esed Meali

Bu elçilerin bazılarına diğerlerinden daha fazla meziyetler bahşettik: İçlerinden kimi ile Allah [bizzat] konuşmuş, kimini de daha üst derecelere yükseltmiştir. ²⁴³ Biz, Meryem oğlu İsa’ya hakikatin tüm kanıtlarını bahşettik ve o’nu kutsal ilham ile ²⁴⁴ destekledik. Ve eğer Allah dileseydi, o [elçiler]den sonra gelenler, kendilerine hakikatin bütün kanıtları geldikten sonra birbirleriyle çatışmazlardı; ancak [vaki olduğu üzere] onlar karşıt görüşlere kapıldılar ve bazıları imana ererken diğerleri hakikati inkara yöneldi. Buna rağmen Allah dileseydi, birbirleriyle çatışmazlardı. ²⁴⁵ Ama Allah dilediğini yapar.

243 Bu, Peygamber Muhammed (s)’e bir îma gibi görünmektedir, çünkü o Son Peygamber idi ve bütün insanlar ve zamanlar için geçerli olan evrensel bir me... Devamı..

Mustafa Çavdar Meali

İşte bu elçiler, bazı özelliklerle birbirlerinden farklı kıldık. Zira Allah, onlardan bir kısmıyla konuşmuş bir kısmını da derecelerle yüceltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya da açık belgeler verdik ve onu Ruhu’l- Kudüs/(Cebrail) ile destekledik. Allah dilemiş olsaydı, onların ardından gelenler kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat onlar ihtilafa düştüler; onlardan bir kısmı iman etti, bir kısmı da kâfirliği tercih etti. 10/99, 17/55

Mustafa İslamoğlu Meali

Söz konusu elçilerden her birine diğerinden farklı meziyetler bahşettik.[⁴⁶⁵] Onlardan kimisiyle Allah konuşmuş, kimisini de yüce mertebelere çıkarmıştır.[⁴⁶⁶] Meryem oğlu İsa’ya da hakikatin apaçık belgelerini verdik ve onu mukaddes ruh ile destekledik. Eğer Allah isteseydi,[⁴⁶⁷] onların ardından gelenler, kendilerine hakikatin apaçık belgeleri geldikten sonra birbirleriyle çatışmazlardı. Ne ki onlar ihtilafa düştüler; onlardan kimi inandı, kimi de inkâr etti.[⁴⁶⁸] Evet, Allah isteseydi çatışmazlardı, fakat (Allah dileğini onların tercihine bina etmeyi istedi) Nitekim Allah dilediğini yapıyor.[⁴⁶⁹]

[465] Lafzen: “Onlardan bazılarını bazılarına üstün kıldık”. Buradaki tafdil değil tefâdul’dur. Esas itibarıyla çeşitlilik ve farklılığa delâlet eder ... Devamı..

Orhan Kuntman Meali

(Bu surede zikredilen, senin de içinde bulunduğun) O peygamberler (kafilesi yok mu?) Biz onların kimini kiminden üstün kıldık. (Peygamber olmak bakımından hepsi eşit, fakat bazısına özel bir fazilet ayrı bir rütbe verdik) İçlerinden kimi var ki, Allah, kendisiyle konuştu. (Musa a.s. Tur’da belirlenmiş gecelerde, -arada bir aracı olmadan- Allah'ın sözünü dinledi) Kimini de derecelerle daha yükseğe çıkardı. Meryemoğlu İsa'ya da o delilleri (beşikte iken konuşma, ölüleri diriltme ve anadan doğma gözü kör olanı iyileştirme gibi mucizeleri) verdik ve onu Ruhul-Kudüs (Cebrail a.s.) ile destekledik! [¹] Allah dilemiş olsaydı; o peygamberler ümmetleri -kendilerine bu kadar açık deliller geldikten sonra- (peygamberlerinin izinden gider) birbirlerinin kanına girmezlerdi. (Musa a.s. dan sonra ne İsrailoğulları birbiri ile boğuşur ne de, İsa a.s. dan sonra Hıristiyanlar ile döğüşürdü.) Fakat (öyle olmadı) onlar aralarında ayrılığa düştüler, kimi iman etti, kimi de inkar etti. (Evet) Allah dilemiş olsaydı onlar birbirini öldürmezlerdi. Allah dilediğini yapar.[²]

[1] (Kısacası peygamberler topluluğu, peygamber olmakta bir ve aynı olmakla beraber bazılarına Cenâb-ı Hak üstün meziyetler ihsan buyurmuştur; bu arad... Devamı..

Osman Fırat Meali

İşte o resullerden bazısına diğerlerinden üstünlük verdik. Allah onlardan kimiyle konuştu, kimini derecelerle yükseltti. Meryem oğlu İsa’ya apaçık deliller verdik ve onu Rûhu’l-Kudüs ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, onların ardından gelenler kendilerine açık deliller geldikten sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Lakin onlar ihtilafa düştüler; kimisi iman etti, kimisi inkâr etti. Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi; fakat Allah dilediğini yapar.

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

O resûller yok mu, Biz onların bazılarını bazıları üzerine tafdil ettik. Onlardan kimi vardır ki, Allah Teâlâ onunla mükâlemede bulunmuştur. Bazılarına da yüksek dereceler vermiştir. Meryem'in oğlu İsa'ya da beyyineler verdik ve onu Rûhu'lKudüs ile teyid eyledik. Eğer Allah Teâlâ dileseydi onlardan sonrakiler, kendilerine o beyyineler geldikten sonra birbirini öldürüp durmazlardı. Fakat ihtilâfa düştüler, artık onlardan kimi imân etti ve onlardan kimi de kâfir oldu ve eğer Allah Teâlâ dilemiş olsaydı mukatelede bulunmazlardı ve lâkin Hak Teâlâ neyi irâde ederse onu yapar.

Suat Yıldırım Meali

Biz, o peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. Allah onlardan bazısına hitap buyurdu, bazısını birçok derecelerle yükseltti. Meryem'in oğlu Îsâ'ya da o açık belgeleri, mûcizeleri verdik ve onu Rûhulkudüs ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, onların peşlerinden gelenler kendilerine açık delillerin gelmesine rağmen, birbirleriyle savaşmazlardı. Lâkin ihtilâfa düştüler de onlardan bir kısmı iman, bir kısmı ise inkâr etti. Şayet Allah dileseydi onlar birbirleri ile savaşmazlardı, lâkin şu var ki Allah dilediği her şeyi yapar. [17, 55]

Süleyman Ateş Meali

İşte o elçilerden kimini kiminden üstün kıldık. Allah onlardan kimine konuştu, kimini de derecelerle yükseltti. Meryem oğlu Îsa'ya da açık deliller verdik ve onu Ruh'ül-Kudüs ile destekledik. Allah dileseydi onların arkasından gelen milletler, kendilerine açık deliller gelmiş olduktan sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat anlaşmazlığa düştüler, onlardan kimi inandı, kimi de inkar etti. Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Ama Allah dilediğini yapar.

Süleyman Tevfik (1927)

(Senin onlardan bulundığın) bu rasûlleri birbiri üzerine tafdîl ve mümtâz kıldık. Onlardan Allâh Te'âlâ ile tekellüm idenler (Mûsâ 'aleyhisselâm gibi) vardır. Ba'zını ba'zı üzerine derecelerle yükseltdik. 'Îsâ ibni Meryem'e âyât ve mu'cizât-ı bâhire virdik, onı Rûhu'l Kudüs ile te'yîd itdik. Eğer Cenâb-ı Hak dilese idi o rasûllerden sonra gelen akvâm, bu kadar mu'cizâtı gördükden sonra birbiriyle (ihtilâf idüb) mukâtele itmezlerdi. Lâkin ihtilâf itdiler. Onlardan îmân idenler oldığı gibi küfür ve inkâr iyleyenler de vardır. Eğer Allâh murâd itse idi ihtilâf ile mukâtele itmezlerdi. (Cümlesi hidâyet yolunda ve birbirleriyle müttehid olurlardı) Lâkin Cenâb-ı Hak dilediğini işler (Onun işlerine kimsede hakk-ı i'tirâz yokdur).

Süleymaniye Vakfı Meali

Allah, bu elçilerden kimini kimine üstün kıldı. Kimiyle konuştu, kimini birkaç basamak yükseltti. Meryem oğlu İsa’ya da açık belgeler verdi ve onu Kutsal Ruh ile destekledi.[1] Allah, tercihi (insanlara bırakmayıp) kendi yapsaydı, sonrakiler o açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşamazlardı. Ama ayrılığa düştüler; kimi inanıp güvendi, kimi âyetleri görmezlikten geldi (kâfir oldu). Tercihi Allah yapsaydı, birbirleriyle savaşamazlardı. Ama Allah dilediğini yapar.[2]

[*] Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından meâlde bu sanat yok sayılmıştır. (Bkz. Bakara 2/49'un dipnotu) [2] Onun istediği, kullarını ... Devamı..

Şaban Piriş Meali

İşte, bu peygamberlerdir ki biz, onların bir kısmını bir kısmından üstün kıldık. Allah, onlardan bir kısmıyla konuşmuş ve bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya da açık belgeler verdik ve O'nu Ruhu'l- Kudüs ile destekledik. Allah dilemiş olsaydı, kendilerine açık belgeler geldikten sonra o peygamberlerin ardından gelenler birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat, onlar ihtilafa düşüp bir kısmı iman etti, bir kısmı da kafir oldu. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat, Allah, dilediğini yapar.

Ümit Şimşek Meali

İşte bu peygamberlere Biz birbirinden farklı üstünlükler verdik. Onlardan kimiyle Allah bizzat konuştu; bazılarını da derece derece yükseltti. Meryem oğlu İsa'ya ise apaçık deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs ile güçlendirdik.(126) Eğer Allah dileseydi, onlardan sonra gelenler, kendilerine bu kadar açık deliller ulaşmışken birbirleriyle çatışmazlardı. Lâkin anlaşmazlığa düştüler ve onlardan iman eden de oldu, inkâr eden de. Allah dileseydi onlar birbirleriyle çatışmazlardı; fakat Allah murad ettiği şeyi yapar.(127)

(126) Bu sûrenin 87. âyetiyle ilgili açıklamaya bakınız.(127) Allah, 67:2 ve daha başka birçok yerde de belirtildiği gibi, insanların kendi iradeleriy... Devamı..

Yaşar Nuri Öztürk Meali

İşte resuller! Biz onların bazısını bazısına üstün kılmışızdır. Allah, onlardan bazısıyla konuşmuştur. Bazılarını da derecelerle yüceltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya açık ayetler verdik ve onu Ruhul-kudüs'le güçlendirdik. Allah dileseydi, onların ardından gelenler, açık-seçik mesajlar kendilerine ulaştıktan sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Ancak tartışmaya girdiler de içlerinden bazısı iman etti, bazısı küfre saptı. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Ne var ki, Allah dilediğini yapıyor.

Sardorxon Jahongir

Bashariyatga yuborilgan ana shu payg‘‎ambarlarning ba’zilarini ba’zilaridan afzal qildik. Ular orasidan Alloh bevosita gaplashgani va ayrimlarining darajasini yuqori ko‘‎targani ham bor. Maryam o‘‎g‘‎li Iso payg‘‎ambarga mo‘jizalar berdik va uni Ruh ul-Qudus bo‘‎lgan Jabroil bilan qo‘‎llab-quvvatladik. Agar Alloh xohlasa edi, ularga ochiq-oydin dalillar kelgandan keyin ularning orqasidan kelgan ummatlar bir-birlari bilan jang qilmas edilar. Lekin ular turli ixtiloflarga tushdilar, ulardan iymon keltirgan ham, inkor qilgan ham bo‘‎ldi. Agar Alloh istamasa edi, ular bir-birlarini o‘‎ldirmas edilar. Lekin Alloh O‘‎zi istaganini qiladi.

Eski Anadolu Türkçesi

şol, yalavaçlar, arturduķ bir nicelerini bir nice üzere. anlardan bir nice, oldur kim söyledi Tañrı. daħı götürdi bir nicelerini yuķaru ayaķlara. daħı virdük 'įsā’ya meryem oġlına ḥüccetler; daħı ķuvvetleri durduķ anı cebreyil-ile. daħı eger dilesedi Tañrı, çalışmayalardı anlar kim anlardan śoñradı andan śoñra kim geldi anlara ḥüccetler; velįkin ŧartışdılar. pes bir nice anlardan, oldur kim įmān getįrdi; daħı bir nice anlardan, oldur kim kāfir oldı. daħı eger dilese-di Tañrı çalışmayalardı; velįkin Tañrı işler anı kim diler.

Satıraltı Meal (1534)

Ol peyġamberleri efḍal ḳılduḳ niçesi niçesi üstine. Anlaruñ ba‘żısına TañrıTa‘ālā söyledi Mūsā gibi, daḫı yüceltdi niçesinüñ derecelerini, daḫıvirdük Meryem oġlı ‘Īsāya mu‘cizātları, daḫı ḳuvvetlendürdük Cebrā’īl bi‐le. Eger Tañrı Ta‘ālā dilese‐y‐di biri birin öldürmezdi anlar kim nebīlerdenṣoñra geldiler, kendülere geldükden ṣoñra delīller ve mu‘cizātlar. Līkin çekiş‐diler, pes niçeleri īmān getürdiler ve niçeleri kāfir oldı. Daḫı eger TañrıTa‘ālā dilese‐y‐di biri birin öldürmezlerdi, līkin Tañrı Ta‘ālā diledügin iş‐ler.

Bunyadov-Memmedeliyev

(Ya Rəsulum!) Bu peyğəmbərlərin bə’zisini digərindəm üstün etdik. Allah bunlardan bə’zisi ilə danışmış, bə’zisinin isə dərəcələrini yüksəltmişdir. Məryəm oğlu İsaya açıq mö’cüzələr verdik və onu müqəddəs ruhla (Cəbraillə) qüvvətləndirdik. Əgər Allah istəsəydi, bu peyğəmbərlərin ardınca gələn insanlar onlara göndərilən aşkar dəlillərdən sonra bir-biriləri ilə vuruşmazdılar. Fəqət (bununla belə yenə də) ixtilafa düşdülər. Onlarda bə’ziləri (Allaha) iman gətirdilər, bə’ziləri isə kafir oldular. Əgər Allah istəsə idi, onlar bir-biriləri ilə vuruşmazdılar. Lakin Allah Öz istədiyini edər!

M. Pickthall (English)

Of those messengers, some of whom We have caused to excel others, and of whom there are some unto whom Allah spake, while some of them He exalted (above others) in degree; and We gave Jesus, son of Mary, clear proofs (of Allah's sovereignty) and We supported him with the holy Spirit. And if Allah had so willed it, those who followed after them would not have fought one with another after the clear proofs had come unto them. But they differed, some of them believing and some disbelieving. And if Allah had so willed it, they would not have fought one with another; but Allah doeth what He will.

Yusuf Ali (English)

Those messengers We endowed with gifts, some above others(289): To one of them Allah spoke(290); others He raised to degrees (of honour)(291); to Jesus the son of Mary We gave clear (Signs)(292), and strengthened him with the holy spirit(292-A). If Allah had so willed, succeeding generations would not have fought among each other, after clear (Signs) had come to them, but they (chose) to wrangle, some believing and others rejecting. If Allah had so willed, they would not have fought each other; but Allah Fulfilleth His plan(293).

289 Different gifts and different modes of procedure are prescribed to Allah's Messengers in different ages, and perhaps their degrees are different t... Devamı..


Designed by ÖFK