وَجَعَلْنَا سِرَاجاً وَهَّاجاًۖ
Türkçe Transcript
Ve ce’alnâ sirâcen vehhâcâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Ve yalımyalım yanan bir kandil yarattık.
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
(Güneş’i) Parıl parıl yanan (ve sizi aydınlatıp ısıtan) bir lamba kıldık.
Abdullah Parlıyan Meali
Güneşi parıl parıl parlayan bir lamba gibi astık oraya.
Ahmet Tekin Meali
Tepenizde aydınlatan, ısıtan güneşi yerleştirdik.
Ahmet Varol Meali
Parıl parıl parıldayan bir kandil varettik.
Ali Bulaç Meali
Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.
Ali Fikri Yavuz Meali
İçlerinde parıl parıl ışıldayan bir kandil (güneş) astık.
Bahaeddin Sağlam Meali
Güneşi (o saraya) parlak bir lamba yaptık.
Bayraktar Bayraklı Meali
Güneşi ışık ve enerji kaynağı olarak yaratmadık mı?
Besim Atalay Meali (1965)
13,14,15,16. Orada parlayıcı bir de çırağ yandırdık; tane bitsin, ot bitsin, ağaçlı bağlar bitsin için, sıkışan bulutlardan bol bol yağmur indirdik
Cemal Külünkoğlu Meali
Ve oraya parlak kandiller yerleştirmedik mi?
Cemil Said (1924)
Ve parlak bir meş’ale (güneş) vaz’ iyledik.
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Parlak ışık veren güneşi varettik;
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Orada ısı ve aydınlık saçan bir lamba yarattık.
Diyanet Vakfı Meali
(Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.
Edip Yüksel Meali
Parlayan bir lamba yerleştirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
İçlerine ışık saçan bir kandil astık.
Elmalılı Meali (Orijinal)
Ve içlerine şa'şaalı parıl parıl bir kandil astık
Emrah Demiryent Meali
(Size ısı ve ışık veren) parıl parıl parıldayan bir kandil (güneş) yarattık.
Hasan Basri Çantay Meali
(Ona) parıl parıl parıldayan bir kandil asdık.
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Bir de ışık saçan kandil var ettik.
Hayrat Neşriyat Meali
Ve (orada) çok parlayan bir kandil (bir güneş) kıldık!
İhsan Aktaş Meali
Ve (oraya, semaya) son derece güçlü bir ışık ve ısı kaynağı (güneşi) yerleştirdik.
İlyas Yorulmaz Meali
Sürekli ışık veren (güneşi) bir lamba yaptık.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Parıldayan bir ışıldak da astık.
İsmail Hakkı İzmirli
Orada parlak bir çırağ, güneş yaptık,
İsmail Yakıt
Çok aydınlatan ve ısıtan bir kandil yerleştirdik.
Kadri Çelik Meali
Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.
Mahmut Kısa Meali
Ve bu kubbeye, ışıl ışıl parlayan bir lâmba gibi, size ihtiyaç duyduğunuz ölçüde ısı ve ışık gönderen Güneş’i yerleştirdik.
Mahmut Özdemir Meali
Işık saçan bir lamba da yaptık.
Mehmet Çakır Meali
Güneşi, hem ışık hem güç kaynağı yaptık.
Mehmet Çoban Meali
Alev alev yanan aydınlatıcı yıldızlar ve ısıtıcı güneş yaptık!
Mehmet Okuyan Meali
(Orada) aydınlatan bir kandil (güneş) yarattık.
Mehmet Türk Meali
(Güneşi) oraya parıl parıl parlayan bir ışık kaynağı¹ kılmadık mı?
Muhammed Esed Meali
ve [oraya güneşi,] parıldayan ışık yüklü lambayı yerleştirdik.
Mustafa Çavdar Meali
Güneşi de oraya ışık saçan bir kandil olarak asmadık mı? 25/61, 67/5
Mustafa İslamoğlu Meali
Ve (oraya) son derece güçlü bir ışık ve ısı kaynağı yerleştirdik.[⁵⁵²⁴]
Orhan Kuntman Meali
(Güneşi de gökte) Pırıl pırıl parıldayan bir kandil (olarak) astık.
Osman Fırat Meali
Ve göğü sürekli parıldayan ışıklarla donattık.
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Ve çok parıldayan kandil kıldık.
Suat Yıldırım Meali
Orada pırıl pırıl yanan bir lamba koyduk.
Süleyman Ateş Meali
Ve (orada) parıl parıl parlayan bir lamba yarattık.
Süleyman Tevfik (1927)
Ve parlak sirâc kıldık.
Süleymaniye Vakfı Meali
Bir de ısı ve ışık yayan bir kandil[*] oluşturduk.
Şaban Piriş Meali
Işık saçan bir de lamba yarattık.
Ümit Şimşek Meali
Parıl parıl bir kandil astık.
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Bir de parıl parıl parlayan kandil yerleştirdik.
Sardorxon Jahongir
Yana quyoshni harorat taratuvchi chiroq qildik.
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ķılduķ çıraķ ya'nį güneş ıldırayıcı.
Satıraltı Meal (1534)
Daḫı güneşi ḳatı nurlu çerāġ eyledük.
Bunyadov-Memmedeliyev
Sizin üçün çox parlaq bir çıxar (günəş) yaratdıq.
M. Pickthall (English)
And have appointed a dazzling lamp,
Designed by ÖFK