8 Haziran 2026 -
21 Zi'l-Hicce 1447 - Pazartesi
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Cüz Seçiniz
1. Cüz
2. Cüz
3. Cüz
4. Cüz
5. Cüz
6. Cüz
7. Cüz
8. Cüz
9. Cüz
10. Cüz
11. Cüz
12. Cüz
13. Cüz
14. Cüz
15. Cüz
16. Cüz
17. Cüz
18. Cüz
19. Cüz
20. Cüz
21. Cüz
22. Cüz
23. Cüz
24. Cüz
25. Cüz
26. Cüz
27. Cüz
28. Cüz
29. Cüz
30. Cüz
Sayfa Düzeni
سُورَةُ المَائدة
/ Mâide Suresi
◄
١٢٤
- 124
►
7. Cüz /
الجزء ٧
وَاِذَا
zaman
ق۪يلَ
dendiği
لَهُمْ
onlara
تَعَالَوْا
gelin
اِلٰى مَٓا اَنْزَلَ
indirdiğine
اللّٰهُ
Allah'ın
وَاِلَى الرَّسُولِ
ve Elçi'ye
قَالُوا
derler
حَسْبُنَا
bize yeter
مَا
şey
وَجَدْنَا
bulduğumuz
عَلَيْهِ
üzerinde
اٰبَٓاءَنَاۜ
babalarımızı
اَوَلَوْ كَانَ
olsa da mı?
اٰبَٓاؤُ۬هُمْ
babaları
لَا يَعْلَمُونَ
bilmeyen
شَيْـٔاً
hiçbir şey
وَلَا يَهْتَدُونَ
ve doğru yolu bulamayan
﴿١٠٤﴾
يَٓا اَيُّهَا
Ey
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar
عَلَيْكُمْ
siz (bakın)
اَنْفُسَكُمْۚ
kendinize
لَا يَضُرُّكُمْ
size zarar vermez
مَنْ ضَلَّ
sapan kimse
اِذَا
takdirde
اهْتَدَيْتُمْۜ
siz doğru yolda olduğunuz
اِلَى اللّٰهِ
Allah'adır
مَرْجِعُكُمْ
dönüşü
جَم۪يعاً
hepinizin
فَيُنَبِّئُكُمْ
O size haber verecektir
بِمَا
şeyi
كُنْتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapmış
﴿١٠٥﴾
يَٓا اَيُّهَا
Ey
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar
شَهَادَةُ
şahidlik etsin
بَيْنِكُمْ
aranızda
اِذَا
zaman
حَضَرَ
geldiği
اَحَدَكُمُ
birinize
الْمَوْتُ
ölüm
ح۪ينَ
sırasında
الْوَصِيَّةِ
vasiyyet
اثْنَانِ
iki
ذَوَا
kişi
عَدْلٍ
adil
مِنْكُمْ
içinizden
اَوْ
ya da
اٰخَرَانِ
iki kişi (şahidlik etsin)
مِنْ غَيْرِكُمْ
sizden olmayan
اِنْ
eğer
اَنْتُمْ
siz
ضَرَبْتُمْ
yolculuk ederken
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
فَاَصَابَتْكُمْ
başınıza gelmişse
مُص۪يبَةُ
musibeti
الْمَوْتِۜ
ölüm
تَحْبِسُونَهُمَا
onları tutarsınız
مِنْ بَعْدِ
sonra
الصَّلٰوةِ
namazdan
فَيُقْسِمَانِ
yemin etsinler
بِاللّٰهِ
Allah'a
اِنِ ارْتَبْتُمْ
kuşkulanırsanız
لَا نَشْتَر۪ي
satmayacağız
بِه۪
onu (yeminimizi)
ثَمَناً
hiçbir paraya
وَلَوْ
eğer
كَانَ
olsa
ذَا قُرْبٰىۙ
akraba da
وَلَا نَكْتُمُ
ve gizlemeyeceğiz
شَهَادَةَ
şahidliğini
اللّٰهِ
Allah'ın
اِنَّٓا
yoksa biz elbette
اِذاً
o zaman
لَمِنَ
kimselerden oluruz
الْاٰثِم۪ينَ
günahkar
﴿١٠٦﴾
فَاِنْ
eğer
عُثِرَ
anlaşılırsa
عَلٰٓى اَنَّهُمَا
onların
اسْتَحَقَّٓا
işledikleri
اِثْماً
bir günah
فَاٰخَرَانِ
başka iki kişi
يَقُومَانِ
geçer
مَقَامَهُمَا
onların yerine
مِنَ الَّذ۪ينَ اسْتَحَقَّ
haksızlık edilenlerden
عَلَيْهِمُ
kendisine
الْاَوْلَيَانِ
daha layık
فَيُقْسِمَانِ
yemin ederler
بِاللّٰهِ
Allah'a
لَشَهَادَتُـنَٓا
mutlaka bizim şahidliğimiz
اَحَقُّ
daha doğrudur
مِنْ شَهَادَتِهِمَا
onların şahidliğinden
وَمَا اعْتَدَيْنَاۘ
biz (hakka) tecavüz etmedik
اِنَّٓا
yoksa biz elbette
اِذاً
oluruz
لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ
zalimlerden
﴿١٠٧﴾
ذٰلِكَ
budur
اَدْنٰٓى
en uygun olan
اَنْ يَأْتُوا
yapmalarına
بِالشَّهَادَةِ
şahidliği
عَلٰى وَجْهِهَٓا
gereği gibi
اَوْ
yahut
يَخَافُٓوا
korkmalarına
اَنْ تُرَدَّ
reddedilmesinden
اَيْمَانٌ
yeminlerin
بَعْدَ
sonra
اَيْمَانِهِمْۜ
yeminlerinden
وَاتَّقُوا
korkun
اللّٰهَ
Allah'tan
وَاسْمَعُواۜ
ve iyi dinleyin
وَاللّٰهُ
Allah
لَا يَهْدِي
doğru yola iletmez
الْقَوْمَ
topluluğu
الْفَاسِق۪ينَ۟
yoldan çıkan
﴿١٠٨﴾
◄
١٢٤
- 124
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.