25 Şubat 2024 - 15 Şaban 1445 Pazar

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Enfâl Suresi 53. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Żâlike bi-enna(A)llâhe lem yeku muġayyiran ni’meten en’amehâ ‘alâ kavmin hattâ yuġayyirû mâ bi-enfusihim(ﻻ) veenna(A)llâhe semî’un ‘alîm(un)

Bu da, şundan ileri gelir: Şüphe yok ki Allah, bir topluluğa ihsan ettiği nimeti, onlar kendi huylarını değiştirmedikçe değiştirmez ve şüphe yok ki Allah, her şeyi duyar, bilir.

(Bunun) Nedeni şudur ki: Bir kavim (toplum), kendinde olanı (iman esaslarını ve İslam ahlâkını) değiştirip (küfre ve zulme yönelmedikçe) Allah, onlara nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Allah şüphesiz (her şeyi) İşitendir, Bilendir.

Bu gerçek böyledir. Çünkü Allah bir topluma bahşettiği nimeti, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe, asla değiştirip elinden almaz ve bilin ki, Allah herşeyi işiten ve herşeyi bilendir.

Bu ceza, Allah'ın bir millete ihsan ettiği nimetleri, refahı, sosyal, siyasî ve ekonomik dengeyi, onların, sahip oldukları ilahî-insanî değerleri, benliklerini, kendilerindeki yüksek hasletleri değiştirmedikçe değiştirmemesi, geri almaması kuralının işlemesi sebebiyledir. Allah her şeyi işitir, ilmi her şeyi kucaklar.

Bu şundan dolayıdır ki, bir topluluk kendi (iyi) durumunu değiştirmedikçe Allah onlara verdiği nimetini değiştirmez ve Allah işitendir, bilendir.

Nedeni şu: Bir kavim (toplum), kendinde olanı değiştirinceye kadar Allah, ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Allah şüphesiz işitendir, bilendir.

Kâfirlere bu azabın yapılış sebebi şu: Bir kavim, kendilerinden olan iyi hali (kötülüğe) çevirmedikçe, Allah da onlara ihsan ettiği bir nimeti (azaba) çevirici değildir. Gerçekten Allah (her söyleneni) işitendir, (bütün yapılanları) kemâliyle bilendir.

Bu, bir millet kendilerini değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti değiştirmez (yasasından dolayı böyledir.) Ve Allah işiten ve bilendir. (Kimin neye müstahak olduğunu biliyor.)

Bu böyledir. Bir toplum, kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah da onlara verdiği nimeti değiştirmez. Şüphesiz Allah işitendir; bilendir.[159]

[159] Sosyal değişim hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 46-48.

İşte böyle, kendözünü bozmadıkça bir ulus, Allah da, onlara, verdiği bir nimeti bozar değildir, Allah işitici, Allah bilici

İşte (onların kendi yaptıklarının cezası) budur. Çünkü Allah, (koyduğu yasalar gereğince) bir topluma bahşettiği nimeti ve esenliği, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe asla değiştirmez Şüphesiz Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir.

Bkz. R’ad 13/11

Allâh insânlara ihsân itdiği ni’metleri -ânlar kendi nefîslerini ifsâd itmedikce- tağyîr itmez her şeyi işidir ve bilür.

Bu, bir topluluk iyi gidişini değiştirmedikçe Allah'ın da verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden ve Allah'ın işiten, bilen olmasındandır.

Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Bu böyle olmuştur; çünkü Allah, bir topluluğa lutfettiği nimetini, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmez ve Allah her şeyi işitip bilmektedir.

Bu da, bir millet kendilerinde bulunanı (güzel ahlâk ve meziyetleri) değiştirinceye kadar Allah'ın onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden dolayıdır. Gerçekten Allah işitendir, bilendir.

Zira, bir topluluk kendilerini değiştirmedikçe, ALLAH onlara verdiği nimetleri değiştirecek değildir. ALLAH İşitendir, Bilendir.

Bu, Allah'ın bir kavme verdiği nimeti, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmemesinden dolayıdır. Gerçekten de Allah hakkiyle işiten, herşeyi bilendir.

Bu, şundan: bir kerre Allah bir kavme in'am ettiği bir ni'meti onlar nefislerindeki sebebi değiştirinciye kadar değiştirmiş değildir, bir de Allah işitir, bilir

(Kâfirlerin) bu azabı görmelerinin sebebi şudur: Allah, bir topluma lütfettiği nimetini, o toplum kendi gidişatını değiştirmediği müddetçe, (nankörlük ederek azıp şımarmadıkça) verdiği bu nimeti onlardan almaz. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla işitendir, her şeyi hakkıyla bilendir.

Çünkü bir topluluk kendisini değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti değiştirecek değildir.¹ Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.²

1- Verdiği her türlü imkânı, gücü, üstünlüğü vb. 2- 13/Râ\d Suresi, 11.

Bunun hikmeti şudur: Bir kavm nefislerinde olan (iyi haali) değiştirinceye kadar Allah onlara ihsan ettiği ni'meti değişdirici değildir ve şübhesiz ki O, (her şey'i) hakkıyle işidicidir, kemâliyle bilicidir.

Bu (azâb) şundandır: Kendilerinde bulunanı (iyi hâllerini) değiştirmedikçe, muhakkak ki Allah, bir kavme ni'met olarak ihsân buyurduğunu değiştirici olmaz ve şübhesiz Allah, Semî' (herşeyi işiten)dir, Alîm (hâllerini hakkıyla bilen)dir.

İşte bundan dolayı Allah, bir topluma vermiş olduğu nimetleri, o toplum kendi nefislerinde olanları değiştirmedikçe, değiştirecek değildir. Elbetteki Allah her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.

Bu da şundan: Bir ulus kendi özünü değiştirmedikçe , Allah da ona ettiği iyiliği değiştirmez. Çünkü Allah, işiticidir, bilicidir.

Bu azap şunun içindir ki Allah bir kavme in/am ettiği nimeti, onlar, öz nefislerinde olanı bozmadıkça [¹] bozacak değildir, Allah semi/dir, hakkıyle âlimdir.

[1] Şükrü, ta'ati bozup nankörlüğe, masiyete çevirmedikçe.

(Allah’ın yasası şudur): Allah, bir topluma [kavm] lütfettiği nimeti o toplum kendini yozlaştırmadıkça [yuğayyirû] onlardan geri almaz/değiştirmez. Muhakkak ki Allah, Semî’dir, Alîm’dir.²¹

21 Krş. Ra’d, 13/11

Bu, bir kavmin kendilerinde olanı değiştirmedikçe Allah'ın onlara verdiği nimeti değiştirmemesinden dolayıdır. Allah şüphesiz işitendir, bilendir.

İşte zâlimlerin cezası, budur. Ve bu cezayı onlara veren, aslında bizzat kendileridir. Çünkü kıyâmete kadar değişmeyecek olan toplumsal ilâhî yasa uyarınca, bir toplum, kendi iç dünyasındaki güzel ahlâk ve meziyetleribozup değiştirmediği sürece, Allah da onlara vermiş olduğu nîmetleri değiştirecek değildir. Ve çünkü Allah, her şeyi işitendir, bilendir.

İşte bu, şu sebepledir ki bir kavim kendi nefsinde olanı değiştirmedikçe, Allah, ona verdiği nimeti değiştirecek değildi.
Allah, bilen işitendir.

İşin özü şudur: Bir millet kendi öz değerlerini bozmadığı sürece Allah, o millete verdiği yüksek notu değiştirmez. Çünkü Allah, erişilmez bilgi gücüyle her şeyi duyup bilmektedir...

Bunun sebebi şudur: Bir toplum zulümden adalete, yalandan gerçeğe, eğriden doğruya, kötülükten iyiliğe, inkârdan imana, yanlış yaşamdan doğru yaşama geçip kendini değiştirmedikçe; Allah da onların durumunu değiştirmez. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Bunun sebebi, bir toplum kendilerinde bulunanı değiştirinceye kadar Allah’ın onlara verdiği nimeti değiştirmemesi ve şüphesiz ki Allah’ın duyan ve bilen olmasıdır. [*]

Yüce Allah önceki azgın ve sapkın kavimleri cezalandırmasını ve helak etme sebebini dile getirmek üzere [zâlike bi] ifadesiyle cümleye başlamaktadır. ... Devamı..

Bunun böyle olması; bir toplumun (tek tek) kendi durumlarını değiştirmedikçe, Allah’ın da o topluma verdiği nîmeti, değiştirmemesinden dolayıdır.¹ Şüphesiz Allah (söylediklerinizi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) tam bilendir.

1 Yani Allah bir toplumun durumunu yattıkları yerde ve fiiliyata dökülmedik dualarla değiştirmez. İslâm’da fert ve toplum birbirinden sorumludur, Alla... Devamı..

Bu böyledir, çünkü Allah, bir topluma bahşettiği nimeti ve esenliği, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe ⁵⁶ asla değiştirmez; ⁵⁷ ve [bilin ki] Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.

56 Allah’ın, yaratılış olgusu ve yarattığı âlemler için belirlediği sebep-sonuç ilkesi (ki bu, Kur’an’ın başka yerlerinde sünnetullâh, “Allah’ın hüküm... Devamı..

İşte bu, bir toplum kendi öz benliğini değiştirmedikçe Allah’ın da o topluma verdiği nimetleri değiştirmeyeceği gerçeğinden dolayıdır. Zaten Allah her şeyi işitir ve bilir. 11/117, 13/11, 28/47, 30/4, ,42/30- 48

Bu, şu (yasa) gereğidir: Allah bir topluma bahşettiği nimeti, o toplum kendi özünü değiştirip bozmadıkça[¹³⁸²] asla değiştirmez: zira Allah her şeyi işitendir, tarifsiz bir ilimle bilendir.

[1382] Hatta yuğayyirû mâ bi-enfusihim: “kendilerinde olanı değiştirmedikçe.” Anlamı nötr olan bu kalıp, bağlamına göre olumlu ya da olumsuz mana kaza... Devamı..

Bu cezanın sebebi, (onların fıtratlarındaki güzel ahlakı bozmuş olmalarındandır ki) Allah, bir topluma verdiği nimeti -fıtratlarındaki güzel ahlakı bozmadıkça- değiştirmez, şüphe yok ki Allah, herşeyi hakkıyle işitendir ve herşeyi hakkıyle bilendir.

Bu böyledir, çünkü Allah, bir topluma bahşettiği nimeti, O toplum kendi gidişlerini değiştirmedikçe asla değiştirmez; ve (bilin ki) Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.

Bu da, şüphe yok ki Allah Teâlâ bir kavme ihsan etmiş olduğu bir nîmeti değiştirici değildir, onlar kendi nefislerinde olanı değiştirinceye değin. Ve şüphe yok ki Allah Teâlâ bihakkın işiticidir, tamamıyla bilicidir.

Bu cezanın sebebi şudur: Bir millet kendilerinde bulunan güzel ahlâk ve meziyetleri değiştirmedikçe Allah da onlara verdiği nimeti, güzel durumu değiştirmez. Bir de şundan ki: Allah her şeyi hakkıyla işitir ve bilir (dolayısıyla herkese lâyık olduğunu verir).

Bu böyledir, çünkü bir millet kendilerinde bulunan(güzel meziyet)i değiştirmedikçe Allah onlara verdiği ni'meti değiştirmez. Allah işitendir, bilendir.

Allâh Te'âlâ bir kavme virdiği ni'meti, evvelâ onlar nefislerindeki sıdk ve îmânı tağyir itmedikce tağyir iyler olmadığından müşriklere bu 'azâb ('amellerinin cezâsı olarak) isâbet itdi. Allâh Te'âlâ işidir ve bilir.

Bu bir kuraldır: Bir topluluk kendi özünü değiştirmezse Allah ona verdiği nimeti değiştirmez; Allah, dinler ve bilir.

Bu, bir toplum kendi nefsinde olanı değiştirmedikçe, Allah'ın o topluma bahşettiği nimeti değiştirici olmadığı içindir. Allah, işitendir, bilendir..

Bu onların kendi ettiklerinin cezasıdır; çünkü bir toplum kendisinde olanı değiştirmedikçe, Allah da o topluma verdiği nimeti değiştirmez; aynı zamanda Allah herşeyi işitir, herşeyi bilir.

Bu böyledir. Çünkü Allah bir topluma lütfettiği nimeti, o toplum birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmemiştir. Ve Allah, iyice işiten, gereğince bilendir.

şol ya'nį dutmaķ andan ötürüdür kim Tañrı olmadı döndürici bir ni'meti ni'met virdi anı bir ķavm üzere tā döndüreler anı kim gendüzülerindedür. daħı bayıķ Tañrı işidicidür bilicidür.

Ol irişen ‘aẕāb özlerine andan ötürüdür kim Tañrı Ta‘ālā gidermezbir ni‘meti virmiş olsa bir ḳavme, ḥattā taġayyür eylemeyince anlar nefslerin‐de olan niyyeti. Daḫı Tañrı Ta‘ālā işidicidür, bilicidür işlerini.

(Kafirlərə verilən) bu əzab ona görədir ki, bir tayfa özünə bəxş edilən ne’məti (naşükürlük üzündən küfrə) dəyişməyincə, Allah da ona əta etdiyi ne’məti dəyişən (pisliyə çevirən) deyildir. Həqiqətən, Allah (hər şeyi) eşidəndir, biləndir! (Həmin tayfalar Allahın ne’mətlərinə şükür etmək əvəzinə Ona asi olduqlarına, itaəti küfrlə əvəz etdiklərinə, peyğəmbərlərə qarşı düşmən münasibət bəslədiklərinə görə Allah da onlara verdiyi ne’mətini qəzəbə, etdiyi yaxşılığı pisliyə çevirib hamısını əzaba düçar etdi).

That is because Allah never changeth the grace He hath bestowed on any people until they first change that which is in their hearts, and (that is) because Allah is Hearer, Knower.

"Because Allah will never change(1221) the grace which He hath bestowed on a people until they change what is in their (own) souls: and verily Allah is He Who heareth and knoweth (all things)."

1221 Allah bestows His grace freely, but He never withdraws it arbitrarily. Before He changes their state and circumstances, an actual state of rebell... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.