9 Haziran 2026 - 22 Zi'l-Hicce 1447 - Salı

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Duhân Suresi 50. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

İnne hâżâ mâ kuntum bihi temterûn(e)

Gerçekten de buydu şüphe ettiğiniz.

"Gerçekten bu (hesap ve azap), sizin kuşkuya kapıldığınız (olacağını pek hesaba katmadığınız) şeydir."

İşte sizin şüphe edip durduğunuz gerçekten de bu idi.

İşte sizin inkâr edip durduğunuz şey budur.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 52/13-15.

"İşte bu hakkında şüpheye düştüğünüz şeydir.

'Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir.'

İşte bu azab, sizin (dünyada) şübhe edip durduğunuz şeydir.

İşte hakkında şüphe ettiğiniz azap budur!” (denilir.)

İşte şüphe ettiğiniz azap budur.

İşte şüphe ettiğiniz şey budur

İşte bu; doğrusu şüphelenip durduğunuz şeydir.”

49,50. Zebânîler de ânlara: "Sen ki kavminin ’azîz ve kerîmi idin ’azâbını çek, işte sizin inanmadığınız ’azâb" diyecekler.

47,48,49,50. "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

“İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!”

49-50. “Tat bakalım; zira sen (aklınca) güçlü ve itibarlısın. İşte bunlar sizin şüphe ile karşıladığınız şeyler!” deyin.

47, 48, 49, 50. (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.

"Bu, işte kuşkulanıp durduğunuz şeydir."

İşte sizin inkâr edip durduğunuz şey budur."

İşte o sizin şekk ve mücadele edip durduğunuz bu

İşte bu (azap) sizin (dünyada) şüphe edip durduğunuz şeydir.

Bu, sizin kendisinden kuşku duyduğunuz şeydir.

«Şübhesiz ki bu, (hakkında) şübhe, ve mücâdele edib durduğunuz şeydir».

İşte bu, sizin hakkında tereddüt ettiğiniz şeydir.”

“Şübhesiz bu (azab), hakkında şübhe edip durduğunuz şeydir!”

47, 48, 49, 50. (O gün görevli meleklere) tutun onu (o zalim, azgın ve suçlu kimseyi)! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başının üstüne sıcak su azabından (biraz) dökün! (Ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince (herkesten) üstündün (kendini diğer insanlardan hep üstün sanıyordun, kibirlidin, kendini güçlü görüyordun)! İşte bu (azap) sizin kendisinden şüphelenip durduğunuz şeydir.

İşte bu, sizin dünyada iken şüphe ile inkâr ettiğiniz azap.

İşte bu, senin varlığından işkillenmiş olduğun azaptır."

İşte bu, dünyadayken şüphelendiğiniz azaptır.

“İşte bu kuşkulanıp durduğunuz [temterûn] şeydir” (denir).

“Gerçekten bu (ateş), sizin kuşkuya kapılmakta olduğunuz şeydir.”

“İşte, vaktiyle tartışma konusu yaptığınız cehennem budur!”

Bu, şüphe ediyor olduğunuz şeydir.

Bu acılar, hep kuşkularınızın semeresi...

"İşte bu! "Hesap var mı yok mu, ceza var mı yok mu?" diye şüphelenip durduğunuz şeydir."

İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.” (denecektir). [*]

Benzer mesajlar: Rûm 30:56; Yâsîn 36:63; Sâffât 37:21; Kâf 50:20; Zâriyât 51:14; Tûr 52:14; Rahmân 55:43; Mülk 67:27; Me‘âric 70:44; Mutaffifîn 83:17.... Devamı..

“İşte sizin inkâr edip durduğunuz (azap) budur.” (der.)

İşte siz [hakikat inkarcı]larının sorguladığı şey ²⁸ budur!”

28 Yani, ölümden sonra hayatın devamı.

İşte bu, sizin ta baştan beri bir türlü inanmadığınız azabın ta kendisi. 22/5-55

İşin gerçeği, bu, sizin baştan beri ‘acaba’ dediğiniz şeyin ta kendisidir.”

49,50. (Ona ve diğer suçlulara da) "Tad bakalım o azabı, hani sen -zannınca- çok güçlü idin, çok şerefli idin, İşte bu azap sizlerin -dünyadayken- şüphe edip durduğunuz şeydir!" (gerçeğin kendisidir) diye nida olunur.

Orada önceki ölümlerinden başka ölüm tatmazlar; onları (Allah) cehennem azabından korumuştur.

«Şüphe yok ki, işte bu, kendisinde şekk eder olduğunuz şeydir.»

47, 48, 49, 50. Allah Zebanîlere: “Tutun onu da, buyurur, cehennemin ta ortasına sürükleyin. Sonra da başının üstünden kaynar su dökün! ”ve deyin ki: “Tat bakalım! Hani üstündün, kudretliydin, asildin! ”İşte hakkında şüphe ve mücadele ettiğiniz o gerçek budur. [52, 13-15]

İşte o kuşkulanıp durduğunuz şey budur!"

"Bu sizin dünyâda iken ondan şek ve şübhe itdiğiniz 'azâbdır" dirler.

İşte bu ceza, dünyadayken bir türlü inanamadığınız şeydir.”

İşte bu sizin hakkında şüphe ettiğiniz şeydir.

İşte şüpheyle karşıladığınız şey buydu.

"İşte budur o kuşkulanıp durduğunuz şey."

Darvoqe, bu azob sizlar shubha qilib yurgan narsangizdir.

[265b] “bayıķ uşbu oldur kim oldunuz aña gümān eylersiz.”

Taḥḳīḳ uşbudur siz gümān itdügüñüz nesne.

Bu, (dünyada ikən) şəkk etdiyiniz (əzabdır)!

Lo! this is that whereof ye used to doubt.

"Truly this is what ye used to doubt!"(4724)

4724 When the Punishment becomes a realised fact, how foolish will those look who doubted whether there would be a Hereafter?


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.