20 Mayıs 2024 - 12 Zi'l-ka'de 1445 Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Zuhruf Suresi 89. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Fasfah ‘anhum ve kul selâm(un)(c) fesevfe ya’lemûn(e)

Artık yüzçevir onlardan ve de ki: Esenlik size, yakında bilip anlarlar.

Şimdilik (gaflet ve hıyanet ehlini) bırak, onlara aldırma ve "Selamet olsun" diyerek (oyala!) Artık onlar yakında (gerçeği görüp) bilecek ve anlayacaklardır!

Ey Muhammed! Şimdi sen, onlardan yüz çevir, vazgeç ve size “Selam deyiver!” yakında bilecekler.

Gene de, sen onlara azarlamadan, kınamadan müsamaha göster ve:
“Bizden uzak durun” de. Onlar yakında vaziyeti öğrenecekler.

Şimdi sen onlardan geç ve: "Selâm" de! Yakında bilecekler.

Şimdi sen, 'aldırış etmeksizin onlardan yüz çevir' ve: 'Selam' de. Artık onlar bileceklerdir.

(Ey Rasûlüm), şimdilik onlardan yüz çevir, (kendilerini terk et) de “Selâm= anlaşma var” söyle. Artık yakında (başlarına gelecek felâketi) bileceklerdir.

(Allah da:) “Öyle ise onlardan yüz çevir, selam de. Onlar ilerde bileceklerdir” (dedi.)

“Onlara karşı dikkatli ol ve “selam” size de! İleride gerçeği anlayacaklardır.”[539]

[539] Zuhruf sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 377-380.

Bağışla sen onları, de ki: «Selâm ola!», Yakında bilecekler

88-89. Allah, (Elçisinin:) “Ya Rabbi! Bunlar inanmayan bir kavimdir” sözüne (şöyle karşılık verir): “(Ey Resul!) Sen onlara aldırma (yaptıklarını görmezden, söylediklerini duymazdan gel) ve kendilerine selamet dileyerek yoluna devam et! Çünkü onlar zamanı geldiğinde (hakikati) anlayacaklardır.”

Öyle ise Yâ Muhammed! Ânlardan uzak ol ve yalnız selâm vir. Hakîkati öğreneceklerdir.

88,89. Onlar hakkında: "Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir" demesi üzerine Allah: "Onlardan geç, esenlik dile; yakında bileceklerdir" buyurdu.*

Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selâm olsun” de. Yakında bilecekler.

Onları bırak ve “Sizinle kavgam yok” de. Yakında bilecekler!

88, 89. (Resûlullah'ın:) Yâ Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir, demesine karşı Allah: Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yakında bilecekler! buyurdu.

Onlara aldırma ve "Selam" (barış ve esenlik), de; yakında bilecekler.

Ey Muhammed! Şimdilik sen onlara aldırma ve: "Size selâm olsun." de. Onlar yakında bilecekler!

Şimdi sen onlardan sarfı nazar et de selâm: de, artık ileride bileceklerdir

(Resûlüm!) Şimdilik sen onlardan (müşriklerden) yüz çevir (sana sataşmalarına) ve (söylediklerine aldırma, onların seviyesine düşmeden, vakarını koruyarak, “Sizin zararınızdan biz) selâm (ette olalım, bizden uzak durun)” de. (Âkıbetlerinin nasıl olacağını) yakında bilecekler.

Onları kendi hallerine bırak: “Selam olsun.” de. Yakında gerçeği görecekler.

Şimdilik sen (Habîbim) onlardan yüz çevir, «Selâm» de. Artık yakında bileceklerdir.

(Ey Resûlüm!) Şimdi onlardan yüz çevir ve “Selâm! (Allah selâmet versin!)” de! Artık ileride bileceklerdir.

Onlara (Kur’an’ı anlatmaktan) vazgeç ve onlara “Selam” de, geç git. Sonra onlar gerçekleri öğrenecekler.

Onlardan vazgeç artık. Onlara: "Esenlik size" de. Onlar yakında anlıyacaklardır.

Artık onlardan vazgeç, onlara «— Aramızda müsalemet olsun» de, onlar hangi akıbete uğrayacaklarını yakında anlayacaklardır.

“O hâlde, şimdi sen onları hoş gör [fâsfah] ve onlara ‘Selâm!’ de geç. Zaten yakında bilecekler.”

Şimdilik sen onlara aldırma ve “Selâm” (yumuşak söz) de. Onlar yakında bilecekler!

Bunun için, ey Peygamber! Sen onlara aldırma, bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşıncaya dek, bıkıp usanmadan tebliğine devam et. Sana sataşmaya kalkışırlarsa, onlara “Selâm sizlere! Bizim câhillerle işimiz yoktur!” de. Merak etme; Allah’ın ayetlerini inkâr etmenin cezası neymiş, yakında görecekler!

Şimdi onları boş ver; “selâm” de!
Nasıl olsa bileceklerdir.

Sen geç onları, " benim işim barış " de. Nasıl olsa yakında öğrenecekler.

Şimdilik sen onları hoş gör! İnkâr edenlere "Size selam olsun!" de! Onlara barışı, huzuru, esenliği dile! Nasılsa onlar yakında gerçekleri bilecek!

(Şimdilik) onlardan yüz çevir ve (onlara) “Selam!” de! İleride (gerçeği) bilecekler!

Sen onlara aldırış etme ve “selâm!” deyip geç.¹ Artık onlar, ileride (gerçekleri) anlayacaklar!

1 Bk. (Furkan: 63)

Ama sen onlar(ın yaptıkların)a dayan ve de ki: “Selâm [olsun size]!” Çünkü onlar zamanı geldiğinde [hakikati] anlayacaklar.

Sen onlara aldırış etme! Selam size! Deyip geç git. Nasıl olsa yakında gerçeği öğrenecekler. 11/39, 67/29

Fakat sen (verdikleri selamı) güzel bir karşılıkla al; yani “(Size de) selam olsun!”[⁴⁴²⁹] de. Nasıl olsa zamanı geldiğinde (gerçeği) öğrenecekler.

[4429] Yani: Parantez içi açıklamaların gerekçesi selâmen yerine selâmun gelmesidir (Krş: 11:69).

(Ey Muhammed) Sen şimdilik onlardan yüz çevir ve "Size selam olsun" de! (Onlar gerçeğin ne olduğunu) yakında bileceklerdir!

Şimdilik sen onlardan geç ve "selâm size" de. Yakında bilecekler.

Şimdi onlardan iraz et ve «Selâm,» deyiver, artık ileride bileceklerdir.

Şimdi sen onlardan yüz çevir ve: “Selâm size! ” de. Artık yakında mâruz kalacakları âkıbeti öğrenirler.

Şimdi sen onlardan geç ve : "Size esenlik (dilerim)" de. Yakında bileceklerdir.

İmdi onlardan i'râz it. (Hallerine bırak) Ve onlara "Aramızda selâm ve selâmet vardır" söyle. Onlar küfür ve şirkin âkıbetini bileceklerdir.

Onlara göz yum da “selam” deyip geçiver; nasıl olsa yakında öğrenecekler.

Öyleyse onları boş ver ve “selam” de, nasıl olsa öğrenecekler.

Sen onlara aldırma ve “Size selâm olsun” de. Yakında onlar da görecekler.

Artık sen onlara aldırma, "Selam!" deyiver. Yakında bilecekler.

pes 'afv eyle anlardan daħı eyit “selām!” pes tįz bileler.

Pes giç anlaruñ ṣuçından ve eyit ki selām olsun. Anlar bileceklerdür ḥāllerini.

(Ya Peyğəmbər!) Onlardan üz çevir və (arada düşmənçilik, kin-küdurət olmasın deyə, rastlaşdıqda) “Salam!” de. Onlar (küfrləri üzündən başlarına nə gələcəyini) mütləq biləcəklər!

Then bear with them (O Muhammad) and say: Peace. But they will come to know.

But turn away from them, and say "Peace!"(4687) But soon shall they know!

4687 Cf. 25:63, and n. 3123.


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.