20 Mayıs 2024 - 12 Zi'l-ka'de 1445 Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Nisâ Suresi 104. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Velâ tehinû fî-btiġâ-i-lkavm(i)(s) in tekûnû te/lemûne fe-innehum ye/lemûne kemâ te/lemûn(e)(c) vetercûne mina(A)llâhi mâ lâ yercûn(e)(k) vekâna(A)llâhu ‘alîmen hakîmâ(n)

Düşman olan kavmi takipte gevşek davranmayın. Siz acı duyuyorsanız şüphe yok ki onlar da sizin duyduğunuz acıyı duyuyorlar ve siz Allah'tan, onların ummadığı şeyleri umuyorsunuz ve Allah, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.

(Düşmanınız olan) Topluluğu (takip edip) aramakta (şerli merkezlere ve şeytani kesimlere karşı uyanık ve hazırlıklı olmak ve istihbarat faaliyetleri yapmak hususunda, aleyhinize yazılan internet sitelerini ve gazeteleri araştırıp gerekli tedbirleri almak konusunda) gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı ve sıkıntı çekiyorsanız, şüphesiz onlar (düşmanlarınız) da sizin acı çektiğiniz gibi (çeşitli) acı ve sıkıntı(lar) çekiyorlar. Üstelik siz (çok farklı ve şanslı durumdasınız çünkü), onların (asla) umut etmediklerini Allah’tan umuyorsunuz (dünyada zafer ve izzet, ahirette ise cennet bekliyor ve bunun huzur ve onurunu yaşıyorsunuz). Allah; (her şeyi, niyetinizi, gayretinizi ve teslimiyetinizi hakkıyla) bilip durmaktadır, Hüküm ve Hikmet sahibi olandır.

Düşman ordusunu takip etmekte, korkak davranmayın. Eğer sıkıntı çekerseniz bilin ki, onlar da sizin gibi sıkıntı çekiyorlar. Ama siz Allah'tan onların ümit etmediklerini alacağınızı ümit ediyorsunuz. Ve Allah herşeyi bilendir, herşeyi yerli yerince yapandır.

Düşman ordusunu, düşman kavmi takipte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekmektedir. Üstelik, siz Allah'tan, onların ümit etmedikleri şeyleri umuyorsunuz. Allah her şeyi bilir, hikmet sahibi ve hükümrandır.

O (düşman) topluluğu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız sizin acı çektiğiniz gibi onlar da acı çekiyorlar. Üstelik siz Allah'tan onların ummadığını umuyorsunuz. Allah ilim sahibidir, hakimdir.

(Düşmanınız olan) Topluluğu aramakta gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da, acı çektiğiniz gibi acı çekiyorlar. Oysa siz, onların umud etmediklerini Allah'tan umuyorsunuz. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Düşmanınız olan kavmi (birliği) arayıp takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Siz yaralanıp acı duyuyorsanız, muhakkak ki onlar da sizin çektiğiniz acı gibi acı çekiyorlar. Halbuki siz, Allah'dan onların ümit etmedikleri (ahiret ve cennet gibi) şeyleri umuyorsunuz. Allah (yaptıklarını) hakkıyla bilendir, (emir ve yasaklarında) hikmet sahibidir.

O (kâfir) toplumu yakalamak için gevşeklik göstermeyin. Eğer bir acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da sizin kadar acı çekiyorlar. Üstelik onların hiç ümit etmediği şeyleri siz Allah’tan umut ediyorsunuz. Muhakkak Allah çok ilim ve hikmet sahibidir.

O düşman topluluğunu takip etmekte gevşeklik göstermeyiniz. Eğer siz acı çekiyorsanız, onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekmektedirler. Üstelik siz, Allah'tan onların ümit etmediklerini ümit ediyorsunuz. Allah her şeyi bilendir; hikmet sahibidir.

Düşmanları kovalamak işinde, gevşeklik göstermeyin, sizler acı duyarsanız, onlar da sizin gibi acı duymaktadırlar, onlar ummaz Allahtan, siz umarsınız, Allah bilicidir, Allah bilgedir

O (düşmanlarınız olan) toplumu (dağılıp kaçtıktan sonra) takip etmekte gevşek davranmayın. Eğer siz acı çekiyorsanız, bilin ki onlar da sizin gibi acı çekmektedir. Oysa siz Allah'tan onların beklemediğini (yardım ve cennet gibi şeyleri) bekliyorsunuz. Hiç kuşkusuz Allah (her şeyi) hakkıyla bilen, (emir ve yasaklarında) hüküm ve hikmet sahibidir.

Düşmanları ta’kîbde gevşemeyiniz. Çünki siz nasıl muzdarib iseniz ânlar da muzdaribdirler. Lâkin siz Allâh’dan ümîdvarsınız ânlar değildirler. Allâh ’alîm ve hakîmdir.

Düşman milleti kovalamakta gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekiyorlar; oysa siz Allah'tan onların beklemedikleri şeyleri bekliyorsunuz. Allah Bilendir, Hakim olandır.*

Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Düşman topluluğunu takip hususunda gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyorsanız şüphesiz onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekiyorlar. Üstelik siz Allah’tan, onların beklemedikleri şeyleri umup bekliyorsunuz! Allah her şeyi bilmektedir, hikmet sahibidir.

O (düşman) topluluğu takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız onlar da, sizin çektiğiniz gibi acı çekmektedirler. Üstelik siz Allah'tan, onların ümit etmedikleri şeyleri umuyorsunuz. Allah ilim ve hikmet sahibidir.

O topluluğu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyorsanız onlar da sizin gibi acı çekiyor. Fakat siz, onların ALLAH'tan ummadığını umuyorsunuz. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

Düşman topluluğunu takip etmede gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı çekiyorlar. Oysa siz Allah'tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Kuşkusuz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Düşmanınız olan kavmî ta'kıb etmekte za'f göstermeyin, eğer siz elemleniyorsanız şüphe yok ki sizin elemlendiğiniz gibi onlar da elemleniyorlardır, kaldı ki siz Allahdan onların ümid edemiyecekleri şeyler umuyorsunuz Allah da alîm, hakîm bulunuyor

O (düşman) topluluğu (nu) takip etmekte, gevşeklik göstermeyin. Eğer siz (aldığınız yaralardan dolayı) acı çekiyorsanız onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekmektedirler. Üstelik siz Allah’tan, onların ümit etmedikleri şeyleri umuyorsunuz. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Düşman halkı takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, onlar da sizin acı çektiğiniz gibi acı çekiyorlar. Üstelik siz, Allah'tan onların ummadıkları şeyleri umuyorsunuz. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

(Düşmanlarınız olan) kavmi aramakda (ta'kîb etmekde) gevşek davranmayın. Siz acı duyuyorsanız, şübhesiz ki onlar da sizin duyduğunuz o acı gibi acı duyuyorlar. Halbuki siz Allahdan onların ümîd edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah gerçek bilicidir, yegâne hüküm ve hikmet saahibidir.

Hem (düşmanınız olan) kavmi (tekrar savaşmak üzere) aramakta(toparlanmalarına fırsat vermeden takip etmekte) gevşeklik göstermeyin! Eğer siz acı çekiyorsanız, şübhe yok ki onlar da (sizin) acı çektiğiniz gibi acı çekiyorlar. Hâlbuki (siz, bir üstünlük olarak) Allah'dan, (onların) ümîd etmeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah ise, Alîm (kendisinden ne istediğinizi hakkıyla bilen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.

Bir topluluğu istemenizde gevşek davranmayın, siz acı çekiyorsanız, onlarda sizin çektiğiniz acıyı çekiyorlar. Ayrıca onların Allah’dan beklemedikleri yardımı, siz bekliyorsunuz. Allah her şeyi bilen ve hüküm verendir.

Düşmanınız olan ulusu kovalamakta gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyorsanız besbelli ki sizin gibi onlar da acı çekiyorlar. Hem siz Allah’tan onların ummadıklarını umuyorsunuz. Allah bilici, doğruyu bildirici olandır.

Kâfirleri aramakta gevşeklik göstermeyin, siz, elem çekiyorsanız [⁷] onlar da sizin elem çektiğiniz gibi elem çekiyorlar. Halbuki onların Allah/tan ummadıkları sevap ve ganimeti sizler umarsınız. Allah hakkiyle âlimdir, hakimdir.

[7] Yara acısını tadıyorsanız, canınız yandı ise.

(Düşman) topluluğunu/ordusunu takip etmekte gevşek davranmayınız. Eğer siz acı çekiyorsanız, onlar da acı çekmektedirler. Üstelik siz Allah’tan onların ümit etmediği şeyleri ümit etmektesiniz. Allah Alîm ve Hakîm olandır.

Düşman birliklerini takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da tıpkı sizin gibi acı çekiyorlar. Oysa siz Allah'tan, onların ümit etmedikleri birçok şeyleri (uhrevi sevapları) umuyorsunuz. Allah, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Düşman ordusu dağılıp kaçtığında, onları takip etmekte gevşeklik göstermeyin! Eğersavaşın zorlukları yüzünden acı çekiyorsanız, unutmayın ki, sizin çektiğiniz kadar onlar da acı çekiyorlar. Kaldı ki siz, onların ümit edemeyecekleri cennet nîmetlerini kazanmayı ümit ediyorsunuz. O hâlde, Allah’ın vaadine güvenin ve kahramanca çarpışın. ZiraAllah her şeyi bilendir, her konuda en doğru, en güzel hüküm verendir.
Tu’me bin Ubeyrik adındaki bir münafık, komşusunun zırhını çalarak suçu bir Yahudi’nin üzerine atmıştı. Tu’me’nin kabîlesi, o gece konuyu aralarında görüşerek, her ne pahasına olursa olsun onu savunmaya karar verdiler ve ertesi gün, hep birlikte onun lehinde şâhitlik ederek Yahudi’yi suçladılar. Bunun üzerine, Allah’ın Elçisi –Ona salat ve salât ve selâm olsun— tüm deliller aleyhinde olan Yahudi’nin suçlu olduğuna karar verecekti ki, onun mâsum olduğunu bildirerek mükemmel bir adâlet ölçüsü ortaya koyan şu ayetler nazil oldu:

Kavm’i aramada gevşeklik göstermeyin!
Elem duymaktaysanız, sizin duyduğunuz gibi onlar da elem duyuyorlar.
Ummayacakları şeyleri Allah’tan umuyorsunuz.
Allah hakîm alîm olandır.

Ne kadar yorgun ve bitkin olursanız olun saldırı beklentisini hafife alıp gevşemeyin. Ancak, düşmanın da en az sizin kadar acı çektiğini bilin. Fakat siz onlardan farklı olarak, Allah'tan, onların hiç ummadığı şeyler bekliyorsunuz. Allah, bilgi gücü ile her şeye egemendir.

Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin! Eğer siz savaş şartlarından dolayı acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin gibi acı duyuyorlardır. Eğer siz savaş şartlarından dolayı ağır ve zor şartlarda iseniz, onlar da aynı ağır ve zor şartlardadır. Onun için sadece siz zorlukları yaşıyormuşsunuz gibi şikâyet etmeyin! Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyeceği şeyleri ümit ediyorsunuz! Allah hakkıyla bilen, hüküm ve hikmet sahibidir.

O (düşman) topluluğu takip etmekte gevşeklik göstermeyin! Siz acı çekiyorsanız, onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekmektedir. (Üstelik) siz Allah’tan, onların ümit etmedikleri şeyleri umuyorsunuz. [*] Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

Düşman ordusunu takipte bıkkınlık ve yılgınlık gösterilmemesi gerektiği ifade edilerek, müslümanlar savaş yorgunluğu noktasında sıkıntı çekmiş ve bita... Devamı..

O (düşman) topluluğunu¹ takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız onlar da tıpkı sizin acı çektiğiniz gibi acı çekiyorlar. Üstelik siz Allah’tan, onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz.² Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, hüküm (ve hikmet) sahibidir.

1 Bir kısım müfessirler, bu âyetin Uhud savaşı sonrasında Medîne arazisinin dışına kadar takip edilen müşrik ordusu, hakkında nâzil olduğunu, bazıları... Devamı..

[Düşman] ordusunu takib etmekte korkak davranmayın. Eğer sıkıntı çekerseniz, bilin ki onlar da sizin gibi sıkıntı çekiyorlar; ama siz, Allah’tan onların ümit edemediklerini [alacağınızı] ümit ediyorsunuz. Ve Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Düşman birliklerini, takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz sıkıntı çekiyorsanız, onlar da sizin sıkıntı çektiğiniz gibi sıkıntı çekiyorlar. Oysa siz, Allah’tan onların ummadıklarını umuyor ve bekliyorsunuz. Allah, her şeyi bilen ve verdiği hükümde doğru karar verendir. 2/190, 3/168, 3/173

(Düşman) tarafını takip etmekte ürkek davranmayın. Eğer siz elem duyuyorsanız, sizin duyduğunuz elem gibi onlar da elem duyuyor; fazladan siz onların Allah’tan umut edemedikleri şeyleri umut ediyorsunuz: ve Allah her şeyi bilendir, her hükmünde tam isabet edendir.

(Savaşta) O düşman kavmi takip etmekte de sakın gevşeklik göstermeyin, siz eğer acı çekiyorsanız (zorluklarla karşılaşıp kayıp veriyorsanız), onlar da sizin gibi acı çekmektedirler, (sizlerin onlara karşı azim ve istekle savaşmanız gerekir, çünkü) Siz, Allah'tan, onların ummadığı şeyleri umud etmektesiniz, (onlar, değersiz dünya nimetleri peşinden koşarken, sizler Rabbinizden, İslam uğruna şehit olmayı ve eşsiz cennet nimetlerine nâil olmayı da istemektesiniz) Allah herşeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

(Düşman) ordusunu takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer sıkıntı çekiyorsanız, bilin ki onlar da sizin gibi sıkıntı çekiyorlar; ama siz, Allahtan onlann ümit etmediklerini ümit ediyorsunuz. Ve Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Kavmi aramakta gevşek olmayınız. Eğer siz elem çekmekte olursanız şüphesiz onlar da sizin elem çektiğiniz gibi elem çekerler. Halbuki onların ümit etmediği şeyi siz Allah Teâlâ'dan ümit edersiniz ve Allah Teâlâ alîmdir, hakîmdir.

Düşman birliklerini takip edip arkadan sıkıştırmada gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da tıpkı sizin gibi acı çekiyorlar. Kaldı ki Siz Allah'tan, onların ümid edemeyecekleri birçok şeyleri umuyorsunuz. Allah her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.

O topluluğu takibetmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanuz, onlar da sizin acı çektiğiniz gibi acı çekmektedirler. Üstelik siz Allah'tan, onların ummayacakları şeyleri, ummaktasınız. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Kâfirleri talebde (ta'kîbde) usanıklık, gevşeklik ve za'af göstermeyiniz. Siz mecrûh ve müteellim iseniz (yaralı ve yorgun iseniz) onlar da sizin gibi mecrûh ve müteellimdirler (belki kaçdıkları cihetle daha ziyâde yorgundurlar) ve siz Allâh'dan, onların ümîd itmediklerini ümîd idersiniz (Allâh Te'âlâ'nın yardım ve nusretini beklersiniz Allâh her şeyi bilici ve muktezâ-yı hikmeti icrâ idicidir. [¹]

[1] Uhud gazasının sonlarında Ebû Süfyân ve cemâ'ati ric'at iylediklerinde Rasûlullah arkalarından ta'kîbi emir buyurdı. Ashâbdan ba'zıları yorgun ve ... Devamı..

Düşman topluluğunu kovalamakta gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyorsanız, onlar da sizin gibi acı çekiyorlar. Üstelik sizin Allah'tan bir beklentiniz var. Onların böyle bir beklentileri de yok. Bilen ve doğru kararlar veren Allah’tır.

(Düşmanınız olan) topluluğu aramada / takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Siz (yaralanıp) acı duyuyorsanız onlar da sizin hissettiğiniz gibi acı duyuyor. Siz, Allah'tan onların ummadıklarını umuyorsunuz. Allah, bilendir, hakimdir.

Düşman birliklerini takip etmekte gevşek davranmayın. Siz acı çekiyorsanız, sizin çektiğiniz gibi onlar da acı çekiyorlar. Üstelik siz, onların ummadığı şeyi Allah'tan umuyorsunuz. Allah ise herşeyi bilir, hükümlerini sonsuz hikmetiyle verir.

Düşman topluluğu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Siz sıkıntıya düşüyorsanız, hiç kuşkusuz tıpkı sizin gibi onlar da sıkıntıya düşüyorlar; ama siz, Allah'tan onların umamayacağı şeyleri umuyorsunuz. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

daħı sust olman istemekde ķavmi eger olursañuz açırsiz ya'nį źaḥmetden bayıķ anlar acırlar [47b] nite kim acır siz. daħı umar siz Tañrı’dan anı kim ummazlar daħı oldı Tañrı bilici dürüst işlü.

Süst olmañuz ḳavm istemekde, eger siz zaḥmet çekseñüz anlar daḫı zaḥmetçekseler siz zaḥmet çeker gibi. Daḫı umarsız Tañrıdan anlar umduġı nesne‐leri. Daḫı Tañrı Ta‘ālā bilicidür, ḥikmetler issidür.

(Kafir) qövmü tə’qib etməkdə (ey müsəlmanlar!) zəiflik göstərməyin! Əgər siz (yaralarınızdan və səfərin çətinliklərindən) əziyyət çəkirsinizsə, onlar da sizin kimi əziyyət çəkirlər. Halbuki siz onların ummadıqlarını Allahdan umursunuz. Allah (hər şeyi) biləndir, hikmət sahibidir!

Relent not in pursuit of the enemy. If ye are suffering, lo! they suffer even as ye suffer and ye hope from Allah that for which they cannot hope. Allah is ever Knower, Wise.

And slacken not in following up the enemy: If ye are suffering hardships, they are suffering similar hardships; but ye have Hope from Allah, while they(620) have none. And Allah is full of knowledge and wisdom.

620 Religion should be a source of strength and not of weakness in all our affairs. If we have to struggle hard and suffer hardships, those without f... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.