13 Mart 2026 - 23 Ramazan 1447 - Cuma

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Ankebût Suresi 49. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Bel huve âyâtun beyyinâtun fî sudûri-lleżîne ûtû-l’ilm(e)(c) vemâ yechadu bi-âyâtinâ illâ-zzâlimûn(e)

Hayır, o, kendilerine bilgi verilenlerin gönüllerinde kökleşip yerleşmiş olan apaçık delillerdir ve delillerimizi, zalimlerden başkası da bilerek inkar etmez.

Aslında O (Kur’an), kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde (tasdik ve tâbi olunan ve zihinlerinde saklı ve izahlı) bulunan apaçık ayetlerdir. Zalimlerden (ve hainlerden) başkası, ayetlerimizi bile bile inkâr ve itiraz edip (Bizimle) mücadeleye (kalkışmayacaktır).

Hayır, bu Kur'ân kendilerine gerçek vahiy bilgisi verilenlerin göğüslerinde ışıldayan, açık açık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak yaratılış gayesi dışına çıkanlar inkâr ederler.

Aksine! Kur'an, kendilerine ilim verilen, sorumluluk sahibi ilim adamlarının gönüllerine nüfuz eden apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi ancak inkârda, isyanda ısrar edenler, menfaatlerine düşkün güç ve iktidar sahibi zâlimler-müşrikler bile bile inkâr ederler.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 10/96-97.

Hayır o, kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde (bulunan) apaçık ayetlerdir. Zalimlerden başkası ayetlerimizi bile bile inkar etmez.

Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde apaçık olan ayetlerdir. Zulmedenlerden başkası, bizim ayetlerimizi inkar etmez.

Fakat o Kur'an kendilerine ilim verilmiş kimselerin (alimlerin, hafızların) kalblerinde ışıldayan apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.

Bilakis bu Kur’an, ilim verilenlerin gönlünde muhafaza edilen apaçık ayetlerdir. Ve zalimlerden başka hiç kimse, o ayetlerimizi inkâr etmez.

Oysa tam aksine, Kur'ân, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde apaçık âyetler halindedir. Bizim âyetlerimizi zâlimlerden başkası inkâr edemez.

Hayır o, bilgili bulunanların gönüllerinde olan açık âyetlerdir; ancak zalim olanlar bizim âyetlerimizi tanımıyorlar

Hayır, o (Kur'an, doğrudan Allah tarafından gönderilen), kendilerine ilim verilen (mü'min)lerin kalplerinde (yer eden) apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak (inatçı ve bencil olan) zalimler inkâr eder.

Evet o Kur’ân ’ilme nâil olanların kalblerinde mahfûzdur. Ancak zâlimler bizim âyâtımızı inkâr iderler.

Hayır; Kuran, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde yerleşen apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi, zalimlerden başka kimse, bile bile inkar etmez.

Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.

Hayır! O (Kur’an), bilgiye mazhar kılınmış olanların sıkıntıya düşmeden anlayabilecekleri apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi zalimlerden başkası inkâr etmez.

Hayır, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin sînelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkâr eder.

Gerçekte o, kendilerine bilgi verilmiş olanların göğsünde apaçık ayetlerdir. Zalimlerden başkası ayetlerimizi reddetmez.

Hayır, o (Kur'ân), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Ayetlerimizi ancak ve ancak zalimler bile bile inkâr eder.

Fakat o (Kur'an) kendilerine ılim verilmiş kimselerin sînelerinde parıldayan parlak âyetlerdir ve bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder

Hayır! O (Kur’ân), kendilerine ilim verilenlerin (âlimlerin ve hafızların) kalplerinde (muhafaza edilen) apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi (inatçı, kâfir) zâlimlerden başkası inkâr etmez.

Hayır! O, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde yer eden apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi zalimlerden başkası yalanlamaz.

Hayır, o (Kur'an) kendilerine ilim verilmiş insanların sinelerinde (parıldayan) apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi zaalim olanlardan başkası bilerek inkâr etmez.

Hayır, o Kur’ân kendilerine ilim verilenlerin içlerinde açık ayetlerdir. Ayetlerimizi ancak zalimler kabul etmezler.

[21/6]

Hayır! O (Kur'ân), kendilerine ilim verilen kimselerin sînelerinde (bulunan) apaçık âyetlerdir. Zâlimlerden başkası, âyetlerimizi bilerek inkâr etmez.

Aksine, o (sana göndermekte olduğumuz Kur’an), kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde (yer eden) açık ayetlerdir. Zaten zalimlerden başkası ayetlerimizi bile bile inkâr etmez.

Hayır, O kitap, kedilerine ilim verilenlerin sinelerinde yer eden (kabullendikleri) apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi zulmedenlerden başkaları inkâr etmezler.

Oysa ki Kur’an, kendilerine bilim verilmiş olan kimselerin gönlündeki apaçık belgelerdir. Bizim belgelerimizi yadıgayanlar ise yalnız kıyıcılardır.

Hayır, Kur/an ilim ve irfana sahip olan mü/minlerin kalplerinde yerleşmiş açık ve beliğ âyetlerdir, âyetlerimizi yalnız zalim olan Yahudiler bilerek inkâr ederler.

Bilakis o (Kur’an’ın ayetleri) kendilerine ilim verilenlerin gönlünde [sudûr] apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi ancak zalimler inkâr ederler.

Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde apaçık olan ayetlerdir. Zulmetmekte olanlardan başkası, bizim ayetlerimizi inkâr etmez.

Hayır; artık hiç kimse, Kur’an hakkında şüpheye kapılmakta mazur görülemez! Bu mesaj, doğrudan Allah katından gelen ve kendilerine ilim verilen müminlerin gönüllerinde taht kuran apaçık ve anlaşılır ayetlerden ibarettir ve Bizim ayetlerimizi, kibirli, inatçı ve bencil zâlimlerden başkası inkâr etmez!

Aksine o, İlim verilmiş kimselerin göğüslerinde açık âyetlerdir. Zâlimler’den başkası, bizim âyetlerimizi bile bile inkâr etmiyor.

Zaten bu Kitap, ehlikitabın yakinen bildiği, anlamı açık sözlerden ibarettir. Bizim sözlerimizi, sadece kişiliksiz olanlar inkar ederler.

Hayır! Kur’an’daki vahiyler kendilerine ilim verilenlerin kalplerini aydınlatır. Ayetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.

Hayır! O (Kur’an), kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde (kalplerinde) apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi zalimlerden başkası inkâr etmez.

Bilakis o (Kur’an), kendilerine ilim verilen kimselerin sinelerinde (parıldayan) apaçık âyetlerdir. Zâten Bizim âyetlerimizi ancak (azılı kâfir olan) zâlimler, inkâr eder.

Hayır, ama bu [ilahî kelâm], doğru bilgi ile (anlayıp kavrama yeteneği ile) donatılmış insanların kalplerine kolayca nüfûz eden ⁴⁸ mesajlardan oluşur; [kendilerine] zulmedenler dışında hiç kimse mesajlarımızı bile bile reddetmez.

48 Lafzen, “kendilerine ilim verilenlerin kalplerinde apaçık olan (beyyinât)” -‘İlm terimi, burada, sezgisel, ruhsal kavrayışı ifade eder.... Devamı..

Gerçekte bu Kuran, kendilerine ilahi kelam ile insan sözünü ayırt edebilecek bir kabiliyet verilmiş olanların gönüllerinde yer etmiş bir mesajdır, zira bilinci alt üst olmuşlardan başkası bizim ayetlerimiz karşısında bile bile yanlışta ısrar ederek zalimlik etmezler. 13/43, 30/55-56, 34/6

Aksine o (Kitab, sahibine seçip ayırma yeteneği kazandıran) bir ilim,[³⁵³⁴] bahşedilenlerin gönüllerinde yer bulan hakikatin apaçık belgelerinden oluşmuştur:[³⁵³⁵] zaten bilinci altüst olmuş kimselerden başkası âyetlerimizi bile bile inkâra yeltenmiyor.[³⁵³⁶]

[3534] ‘İlme parantez içinde verdiğimiz bu anlamın gerekçesi için bkz: 21:74, not 74. [3535] Âyâtun beyyinâtun, vahyin doğruluğuna ve İlâhi kaynağı... Devamı..

Çünkü Kur'an; kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde parıldayan apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi, zalimlerden başkası inkar etmez!

Aksine, o (Kur’an) kendisine ilim verilenlerin göğüslerinde apaçık delillerdir. Bizim ayetlerimizi zalimlerden başkası bile bile inkâr etmez.

Hayır. O kendilerine ilim verilmiş kimselerin sinelerinde pek zahir olan âyetlerdir ve Bizim âyetlerimizi zalimlerden başkası inkar etmez.

(Şüpheye en ufak yer yok) O, kendilerine ilim nasib edilenlerin kalplerini aydınlatan parlak âyetlerdir. Evet, Bizim âyetlerimizi zalimlerden başkası inkâr etmez. [10, 96 - 97]

Hayır, o (sana vahyedilenler) kendilerine bilgi verilmiş olanların göğüslerinde bulunan açık açık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi, zalimlerden başkası inkar etmez.

Belki o Kur'ân, kendilerine 'ilim virilmiş olanların kalblerinde mahfûz, âşikâr âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi inkârda 'inâd idenler ancak zâlimlerdir.

Kur’an aslında, kendilerine ilim verilmiş olanların içine işleyen apaçık ayetlerden oluşur. Yanlışa dalanlardan başka hiç kimse ayetlerimizi bile bile inkar etmez.

Hayır, O, bilgi verilen kimselerin gönüllerinde olan apaçık belgelerdir. Belgelerimizi zalimlerden başkası bile bile inkar etmezler.

Doğrusu bu Kur'ân, kendilerine ilim verilmiş kimselerin gönüllerinde yer eden apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi zalimlerden başkası inkâr etmez.

Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin göğüsleri içinde ayan-beyan ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi, zalimlerden başka kimse inkâr etmez.

Yo‘‎q, bu Qur’on ilm berilgan zotlarning qalblaridagi aniq oyatlardir. Bizning oyatlarimizni faqat zolimlar inkor qiladilar.

belki ol āyetlerdür bellüler gögsinde anlaruñ kim virinildiler 'ilm. daħı inkār eylemeye āyetlerümüze illā žālimler.

Bel ki bu Ḳur’ān bellü ‘aẓīm āyetlerdür. Yüreklerinde maḥfūẓdur ‘ilm viri‐len kişilerüñ. Daḫı inkār eylemezler bizüm āyetlerümüzi, illā ẓālimler.

Xeyr, bu (Qur’an) elm verilmiş kəslərin sinələrində (əzbər) olan açıq-aydın ayələrdir. (Və ya: sənin yazıb oxumaqla məşğul olmadığını kitab əhlindən olan elm sahibləri öz ürəklərində açıq-aşkar bilirlər). Bizin ayələrimizi yalnız zalımlar (kafirlər) inkar edərlər.

But it is clear revelations in the hearts of those who have been given knowledge, and none deny our revelations save wrong doers.

Nay, here are Signs self-evident in the hearts of those endowed with knowledge:(3479) and none but the unjust reject Our Signs.(3480)

3479 "Knowledge" ('ilm) means both power of judgement in discerning the value of truth and acquaintance with previous revelations. It implies both lit... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.