İż evhaynâ ilâ ummike mâ yûhâ
Hani vahyedilecek şeyi ilham etmiştik anana.
(Ey Musa!) “Hani o zaman, annene (seni kurtarması için yapması gereken şeyi) vahyedileni (Biz) vahyetmiştik.” (Ona şöyle ilham ve ikaz etmiştik:)
Sen doğduğun zaman, annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik.
“Hani bir vakitler annene, vahy ile bildirilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik.”
'Hani, annene vahyolunan şeyi vahyetmiştik, (şöyle ki:)'
Hani bir vakit (Firavun, doğan çocukları öldürüyordu da sen doğduğun zaman annen endişelenmişti. İşte bu sırada) ilham edilen şu ilhamı annene verdik:
Hani annene, bildirilmesi gereken şeyi bildirdik:
“Bir zaman, vahyedilecek şeyi annene vahy etmiştik.”
Hani, senin annene: «Onu bir sandığa koy da, denize bırak, deniz kıyıya atar, hem benim, hem onun düşmanı olan birisi alır!» diyerek vahyetmiş idik; ben sana, kendimin verdim sevgisin, gözümün önünde beslemen için
“Hani bir vakit (sen doğduğunda) annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik.
"Vâlidene karşu şu sözleri söyledik:"
36,37,38,39. Allah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım."
“Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:”
Hani annene şunu vahyetmiştik:
Bir zaman, vahyedilecek şeyi annene (şöyle) vahyetmiştik:
"Hani annene şu vahyi vahyetmiştik:"
Hani bir vakit ilham edilmesi gereken (ancak ilham ile bilinebilen) şu ilhamı annene verdik:
O vakıt ki anana verilen şu ilhamı verdik
38-39. Hani (vaktiyle Firavun, yeni doğan bütün erkek çocukları öldürtüyordu da sen doğduğun zaman annen senin için endişelenmişti. İşte bu sırada, senin kurtuluşun için) annene: “Onu (tahta bir) sandığa koyup suya (Nil nehrine) bırak, su onu kıyıya bıraksın. Onu (Mûsâ’yı), hem bana düşman olan hem de ona düşman (olacak) olan kişi (Firavun) alacaktır” diye ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik. (Ey Mûsâ!) Gözetimim altında yetiştirilmen için senin üzerine tarafımdan (insanların kalplerine) bir sevgi bıraktım.
Hani annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik.
37,38,39. «Andolsun ki biz sana diğer bir zamanda, anana vahyolunacak şey'i ilham etdiğimiz vakıtda da lutf etmiş ve (kendisine): — Onu tabuta koy da denize at ki deniz onu kıyıya bıraksın, onu benim de, kendisinin de düşmanı olan biri alacak diye (emreylemişdik). Sana karşı (Ey Musa) gözümün önünde yetişdirilmen için kendimden bir sevgi bırakmışdım.
Hani annene vahyolunması gerekeni vahyetmiştik:
“O zaman annene ilhâm edilecek olanı ilhâm etmiştik.”
Hani bir vakit (Firavun, doğan erkek çocukları öldürüyordu da sen doğduğun zaman annen endişelenmişti. İşte bu sırada) annene ilham edilmesi gerekeni ilham etmiştik.
Annene yapması gereken şeyi vahy etmiştik.
O gün Biz ananın gönlüne bildirecek olanı bildirmiştik,
“Hani annene (doğduğun zaman) vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik.”
“Hani annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik.”
O zamanlar sen daha küçücük bir bebektin. Firavun, İsrail Oğulları’nın yeni doğan bütün erkek çocuklarını kılıçtan geçirmekteydi. Oysa senin, bu kutsal görev için yaşaman gerekiyordu. Bunun için, seni Firavunun askerlerinden kurtarmak üzere, annene şöyle vahyetmiştik:
Hani, vahyedilecek şeyleri senin annene vahyettik:
Musa! vaktiyle biz, senin annene vahiy yoluyla ulaşmış ve:
"Hani doğduğun zaman annene vahyetmiştik!"
Hani annene [*] vahyedilecek şeyi şöyle vahyetmiştik (bildirmiştik):
“Bir zamanlar, annene vahyedilmesi gerekenleri (şöyle) vahyetmiştik:”
hani, annene vahyî buyruğu şöyle esinlemiştik:
Hani biz annene şöyle ilham etmiştik. 28/7...13
Hani İlâhî mesajı annene şöyle iletmiştik:
"Anana vahyetmiş ve;"
38-39. Annene o vahyedileni vahyettiğimiz zaman (annene dedik ki:) onu bir sandığa koyarak ırmağa bırak ki akıntı onu sahile atsın ve onu benim de onun da düşmanı olan biri alsın. Ve senin üzerine benden bir sevgi koydum ve (sana yapılan) gözetimim altında işlensin diye.
Vaktâ ki, validene vahyolunacak şeyi vahyetmiştik.
O vakit annene ilham edip dedik ki:
(Sen doğduğun zaman,) Annene vahyedileni vahyetmiştik:
38,39. "Vâlidene 'Onı (çocuğı) tâbuta koyub denize at. Deniz onı sâhile ilkâ ider. Benim ve onun düşmanı olan alır' diye vahy iylediğimi, benim taht-ı nezâretimde perverde olmaklığın içün Fir'avn'ın kalbine sana karşı muhabbet ilkâ itdiğimi derhâtır it."
Bir gün annenin gönlüne şunları ilham etmiştik:
Hani annene ilham edilmesi gerekeni ilham etmiştik.
“Hani vahyedilecek şeyi annene şöyle vahyetmiştik:
Hani, annene vahyedileni şöyle vahyetmiştik:
O‘shanda sen beshikda ekaningda onangga shunday vahiy yuborgan edik:
37-39. “daħı bayıķ minnet eyledük senüñ üzere bir gez daķı ol vaķt kim göreline bıraķduķ añanuñ ol kim göñüle bıraġılur kim bıraķ mūsā’yı ŧābut içine pes bıraķ anı deñiz içine pes bıraķsuñ anı deñiz deñiz ķıranına duta anı ya'nį nil ırmaġı [164b] benüm düşmānum daħı anuñ düşmānı daħı bıraķdum senüñ üzerüne sevgülik benden daħı tā bislenesin śaķlamaķlıġum üzere.”
Ol vaḳt ki ilhām eyledük, anaña ilhām olan nesneyi.
Anana vəhy olunacaq şeyi vəhy etdiyimiz zaman.
When We inspired in thy mother that which is inspired,
"Behold! We sent(2557) to thy mother, by inspiration, the message:
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |