20 Mayıs 2024 - 12 Zi'l-ka'de 1445 Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Bakara Suresi 150. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Vemin hayśu ḣaracte fevelli vecheke şetra-lmescidi-lharâm(i)(c) vehayśu mâ kuntum fevellû vucûhekum şetrahu li-ellâ yekûne linnâsi ‘aleykum huccetun ille-lleżîne zalemû minhum felâ taḣşevhum vaḣşevnî veli-utimme ni’metî ‘aleykum vele’allekum tehtedûn(e)

Nerede bulunursan bulun, yüzünü Mescidi Haram'a çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin de insanlar, aleyhinizde bir itirazda bulunamasınlar, ama haksızlık edenler ve zulümde bulunanlar başka. Siz korkmayın onlardan, benden korkun da hem size verdiğim nimetimi tamamlayayım, hem de bu suretle hidayete erişin.

(Ey Nebim! Namaza) Her nereden çıkarsan, yüzünü (Mekke’deki) Mescid-i Haram yönüne (Kâbe’ye) çevir. (Ey mü’minler, siz de) Her nerede olursanız yüzünüzü onun yönüne çevirin. Öyle ki, (bile bile iftira dizip) zulmedenleri dışında insanların, size karşı (kullanabilecekleri) bir delilleri (ve itiraz gerekçeleri) olmasın. (Artık sakın) Onlardan (güç odaklarından) korkmayın, (sadece) Benden korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakının (ki); üzerinizdeki nimetimi (izzet ve haysiyetinizi, huzur ve hürriyetinizi ve her türlü nimet ve faziletlerimi) tamamlayayım. (Böylece) Umulur ki hidayete erersiniz.

Ey peygamber! O halde, her nerede olursan ol yüzünü Mescidi Haram yönüne çevir. Ey mü'minler! Sizler de nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o yana çevirin. Böylece insanların, sizin aleyhinize kullanacakları hiçbir delilleri olmasın, siz yapacaklarınızı Allah öyle dedi, peygamber de böyle uyguladı diye yapın. Zaten “Bunların kıbleleri yok, onun için bizim kıblemize dönüyorlar” gibi bahaneleri, varlık sebebine aykırı davranan zalimler dışında kimse ileri sürmez. Sakın ha, onlardan da korkmayın, benden korkun. Bana itaat edin ki, size olan nimetimi tamamlayayım ve böylece siz de doğru yolu bulabilesiniz.

Her nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a, Beytullah'a doğru çevir. Her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki, insanların ellerine, aleyhinize kullanacakları bir delil vermeyesiniz. Buna rağmen zâlimler gene de söyleyecek laf bulacaklardır. Saygı duyarak onlardan, korkmayın, saygı duyarak benden korkun. Böylece size olan nimetimi, İslâm'ı, fetihleri tamamlayayım da, hak yolda sebatkâr olasınız.

Her nereden çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. İçlerindeki zalimler dışında, insanların ellerinde sizin aleyhinize kullanacakları bir delillerinin olmaması için her nerede bulunursanız bulunun yüzlerinizi onun tarafına çevirin. Onlardan korkmayın, benden korkun ki, size olan nimetimi tamamlayayım. Böylece olur ki, hidayete erersiniz. [29]

29.Burada kastedilen nimet İslam nimetidir. "Olur ki hidayete erersiniz" yani bütün hayatınıza yön verecek bir hidayet çizgisi her yönüyle belirlenmiş... Devamı..

Her nereden çıkarsan (çık), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Siz de) Her nerede olursanız (olun) yüzünüzü onun yönüne çevirin. Öyle ki, onlardan zulmedenlerin dışında insanların, size karşı bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, Benden korkun, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Umulur ki hidayete erersiniz.

Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescid-i Harâm'a doğru çevir ve her nerede olursanız yüzünüzü o tarafa çevirin ki, Yahudî veya müşrikler için aleyhinizde bir hüccet olmasın (dinimizi terkedip kıblemize tâbi oluyorsunuz, demesinler); Ancak onlardan inad ederek nefislerine zulmedenler müstesna (bunlar her şey söyleyebilirler). Artık siz de onlardan korkmayın, benden korkun, tâ ki size karşı olan nimetimi tamamlayayım. Böylece hidayete kavuşmuş olabilirsiniz.

Nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-ül Haram tarafına çevir. Siz (ey müminler!) nerede olursanız, yüzlerinizi ona doğru çevirin. Ki insanların aleyhinize (kullanacakları) bir delilleri olmasın. (Müslümanların bir ilkesi, kıblesi yoktur, demesinler.) Zalim olanlar hariç. (Onlar diyecektir.) Sakın onlardan korkmayın. Benden korkun! Bir de bu kıble değişikliği, size olan nimetimi tamamlamam içindir. Artık doğru yolu bulmanız umulur.

Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o yöne çeviriniz ki haksızlık edenleri müstesna, insanların, aleyhinizde bir delili bulunmasın. Onlardan çekinmeyiniz, sadece benden çekininiz. Böylece size olan nimetimi tamamlayayım da belki doğru yolu bulursunuz.

Nereye gidersen git, döndüresin yüzünü Kâbeden yana, nerde olursanız yüzünüzü döndürünüz o yana, zalimlerden başka bir kimsenin size diyeceği olmaya, onlardan çekinmeyin, benden çekininiz, tümleyem sizlere ben nimetimi, ola ki siz doğru yola gidersiniz

Evet, nereden yola çıkarsan çık yönünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey inananlar! Siz de) nerede (ve ne halde) olursanız olun, yönünüzü o yana çevirin ki zalimlerin dışındaki diğer insanların size karşı kullanabilecekleri bir delilleri, aleyhinize (sizi küçük düşürecek) bir bahaneleri kalmasın. Artık onlardan korkmayın, Ben(im azabım)dan korkun ki size olan nimetimi tamamlayayım ve böylece doğru yolu bulabilesiniz.

Burada “Mescid-i Haram’a yönelin.” emrinden maksat; sadece namazları Kâbe’ye doğru ikame etmeyi değil, aynı zamanda yaşananların Allah’ın mesajları is... Devamı..

Her nereden hurûc ider isen yüzüni Mescid-i Harâm’a tevcîh it, her nerede bulunur iseniz yüzünizi o tarafa tevcîh idin, tâ ki tahvîl sizin aleyhinize medâr-ı hüccet olsun ânlardan korkmayınız benden korkunuz ki size ni’metler ihsân ideyim ve siz de râh-ı müstakîmde olasınız.

Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir. İnsanların zulmedenlerinden başkalarının size karşı gösterecekleri bir hüccet olmaması için, her nerede olursanız, yüzlerinizi oranın semtine çevirin, bu hususta onlardan korkmayın. Benden korkun da size olan nimetimi tamamlayayım. Böylece doğru yolu bulursunuz.

(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.

Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir. Nerede bulunursanız yüzünüzü yine o tarafa döndürün ki, -haksızlığa saplanmış olanları dışında- insanların aleyhinize kullanacakları bir delil bulunmasın. Onlardan korkmayın, benden korkun. Ve bir de size nimetimi tamamlayayım, siz de hidayete eresiniz

(Evet Resûlüm!) Nereden yola çıkarsan çık (namazda) yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o yana çevirin ki, aralarından haksızlık edenler (kuru inatçılar) müstesna, insanların aleyhinizde (kullanabilecekleri) bir delili bulunmasın. Sakın onlardan korkmayın! Yalnız benden korkun. Böylece size olan nimetimi tamamlayayım da doğru yolu bulasınız.

Her nereden yola çıkarsan çık, (namaz için) yüzünü Kutsal Mescide doğru çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü onun tarafına çevirin ki halkın size karşı bir eleştiri malzemesi olmasın. Zalimlere gelince, onlardan çekinmeyin, benden çekinin ki size olan nimetimi tamamlayayım ve siz de doğruya ulaşabilesiniz.

Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, benden korkun. Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınız.

Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescidi harama doğru çevir ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki nas için aleyhinizde bir hüccet olmıya, ancak içlerinden haksızlık edenler başka siz de onlardan korkmayın benden korkun, hem üzerinizdeki ni'metimi tamamlıyayım hem gerek ki hidayete eresiniz

(Resûlüm!) Ve (yine) nereden yola çıkarsan çık, (namaz kılacağın zaman) yüzünü (yönünü) Mescid-i Harâm’a doğru çevir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun, (namaz kılacağınız zaman) yüzünüzü (yönünüzü) Mescid-i Harâm’a doğru çevirin ki (kıblenin değiştirilmesi hususunda) insanların elinde (size karşı kullanacakları) bir delil olmasın. Ancak onlardan zâlim olanlar müstesna, (zira o inatçı kâfirler asla hakkı kabul etmezler). Onlardan korkmayın, benden korkun! (Emirlerime itaat edin! Ki böylece) size olan nimetimi tamamlayayım da hak yolda sebat edesiniz.

Her nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin. Zalimler hariç, insanların size karşı bir kanıtları olmasın. Siz, onlara saygı duymayın, Bana duyun ki size olan nimetimi tamamlayayım; böylece doğru yolu bulasınız.

(Evet habîbim) hangi yerden çıkarsan (namazda) yüzünü Mescid-i haraama doğru çevir. (Siz de ey mü'minler) nerede olursanız (olun) yüzlerinizi o yana döndürün. Tâki aleyhinizde, insanların, içlerindeki zaalim olanlarından başkasının (tutunabitaceği) bir hüccet (bir vesika ve bir i'tiraz mevzuu) kalmasın. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Tâki size karşı olan ni'metimi tamamlayayım. (Bu sayede) siz de hidâyete kavuşmayı ümîd edebilirsiniz.

Evet, nereden (yolculuğa) çıksan, bundan sonra (namaz kılarken) yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir. Ve (Ey mü'minler! Siz de) nerede olsanız, artık (namazda) yüzlerinizi onun tarafına çevirin ki, içlerinden zulmedenlerin dışında, insanlar (bilhassa yahudi ve müşrikler) için aleyhinize bir delîl olmasın! Artık onlardan korkmayın; öyleyse (ancak) benden korkun ki üzerinize olan ni'metimi tamamlayayım! Hem tâ ki doğru yolu bulasınız.

O halde her nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescit-i Harama çevir. Sizde (Ey inananlar!) nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin. Diğer insanların sizlere karşı (açığınızı aramak için) delilleri olmasın. Ancak zulme veya baskıya uğrayanlar hariç (yönelmenizi gizleyebilirsiniz). Onlardan korkmayın, benden korkun ki üzerinizdeki nimetimi (İslam’ı) tamamlayım. Umulur ki (İslam’a ) doğruya yönelirsiniz.

Her nereden yola çıkarsan çık, Mescid-i Haram’dan yana dön. Her nerede bulunursanız bulunun, ondan yana dönün ki insanlar bunu size karşı dayanak olarak kullanmasınlar. Meğer ki içlerinde kıyıcılık edenler bunu yapsınlar. Böyle olunca sakın onlardan korkmayın, yalnız Benden korkun ki size karşı olan iyiliklerimi sonuna erdireyim. Böylelikle siz, doğru yolu tutmuş olursunuz.

Her nereden çıkarsan çık yüzünü Mescid-i Haram canibine çevir. Her nerede bulunursanız yüzünüzü o canibe çevirin [⁶], tâ ki nâs/ın size karşı bir hücceti kalmasın [⁷]; Meğer ki içlerinden nefislerine zülüm edenler buluna. İşte onların itirazlarından [⁸] korkmayın, benden korkun. Bir de size nimetimi tamamlayayım, siz de doğru yolu bulasınız.

[6] Tekrar olarak zikrolunması istikbal-i kıblenin şanına ihtimam içindir, yahut biri Kabe huzurunda kılana, diğeri Medine'de ve sair yerde kılana, öb... Devamı..

Yine nereden yola çıkarsan çık/nereye gidersen git, (namaz kılarken) yüzünü Mescid-i Harâm’a çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o yöne çevirin ki, insanların içinde zulmedenler hariç sizin aleyhinize kullanabilecekleri bir delil olmasın. Onlardan çekinmeyin, Ben’den çekinin [va’hşevnî] ki size olan nimetimi tamamlayayım ve böylece siz de doğru yolu bulabilesiniz.

Her nereden çıkarsan, (namaz kılarken) yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir. İnsanların zulmedenlerinden başkalarının size karşı gösterecekleri bir delili olmaması için, her nerede olursanız, (namaz kılarken) yüzlerinizi o semte çevirin. O halde onlardan korkmayın, benden korkun. Ve (ayrıca bu kıble değişimi), size olan nimetlerimi böylece tamamlayayım ve de umulur ki doğru yolu bulursunuz diyedir.

Her nereden yola çıkarsan çık, namaz kılarken yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir!
Ey inananlar! Siz de nerede ve ne hâlde olursanız olun yüzünüzü o yöne çevirin ki, insanların size karşı kullanabilecekleri bir delilleri, öne sürebilecekleri bir bahaneleri kalmasın. Bunun için, söz ve davranışlarınızın birbiriyle uyumlu olması gerekir. Aksi hâlde, bizzat kendinizin uymadığı bir dine başkalarının inanmasını bekleyemezsiniz. Çünkü böyle bir tutarsızlık, İslâm’a çağırdığınız insanlara itiraz hakkı verir. Ancak onlardan, zulme saplanmış olanlar başka. Öyleleri, herhangi bir ilâhî delil ve gerekçeye dayanmadan hakîkati inatla reddeder, sizi zorbalıkla sindirmeye çalışırlar. Onlardan da korkmayın fakat Benden, yani emirlerime karşı gelmekten korkun ki, Ben de size verdiğim nîmetleri tamamlayayım ve böylece, doğru yolu bulabilesiniz.
Tıpkı atanız İbrahim’in duâsında olduğu (2. Bakara: 129) gibi:

Hangi yerden çıkarsan çık, yüzünü Mescid ül-Harâm yönüne çevir!
Hangi yerde olursanız olun, size karşı İnsanlar lehine hüccet / kanıt olmaması için yüzünüzü onun yönüne çevirin!
Onlardan zulmedenler hariç, artık onlara saygı duymayın, bana saygı duyun! Size nimetimi tamamlayayım!
Umulur ki hidayete erersiniz.

Resulüm! bundan böyle, nereye gidersen git, yönünü daima Mescidi Haram’a / Kabe’ye doğru çevir. Evet, nerede olursanız olun, yüzlerinizi hep ona doğru çevirin ki başkalarının, size karşı kullanacakları bir kozu olmasın, Ancak, karanlık güçlerle baş edemezsiniz, ama siz, onlardan değil benden çekinin ki ben de düze çıkabilmeniz için size yapacağım iyiliğimi bitirebileyim..

Nereden yola çıkarsan çık yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. Nerede olursanız olun; yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki insanların elinde size karşı bir koz olmasın. Bakın görün işte! Müslümanlar da bizim kıblemize uyuyorlar demesinler. Müslümanların bir kıblesi bile yok demesinler. Onların kıblelerinden yüzünüzü çevirirseniz, bize zarar verirler diye korkmayın! Veya kıblemiz değişti diye İslam’ı terk edecekler varsa korkmayın! Eğer illaki bir şeylerden korkacaksanız; Allah’a karşı gelmekten korkun! Bilin ki size olan nimetlerimi tamamlamak, doğru yolu size göstermek için ayetlerimizi gönderiyoruz. Unutmayın ki; Rabbinizin emirlerinde insanlar için, insanlık için faydalar vardır.

Nereden (yola) çıkarsan çık, (namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir! Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi onun tarafına çevirin ki aralarından haksızlık edenler (inatçılar) hariç, insanların aleyhinizde (kullanabilecekleri) bir delili bulunmasın! Sakın onlardan korkmayın! Yalnız bana saygı duyun! Böylece size olan nimetimi tamamlayayım da doğru yolu bulasınız.

Her nereden (yola) çıkarsan çık, yüzünü (namazda) mutlaka Mescid-i Haram’a doğru çevir. (Ey îman edenler!) Siz de; nerede olursanız olun, zalimlerin¹ dışındaki insanların, aleyhinize kullanacakları bir bahane bulamamaları için yüzünüzü (namazda) mutlaka o (Kâbe) tarafına çevirin. Size vereceğim nîmetlerimi tamamlamam ve dosdoğru yolunuzu bulabilmeniz için onlardan korkmayın, sadece Benden korkun.

O halde, nereden gelirseniz gelin, [namazda] yüzünüzü Mescid-i Harâm’a çevirin ve nerede olursanız olun yüzünüzü ona çevirin ki, zulüm yapmaya şartlanmış olmadıkça ¹²⁴ insanların size karşı hiçbir bahaneleri kalmasın. Onlardan korkmayın, Ben’den korkun. [Bana itaat edin] ki size olan nimetimi tamamlayayım ve böylece siz de doğru yolu bulabilesiniz.

124 Lafzen, “içlerinden zulme şartlanmış olanların dışında” (ellezîne zalemû yahut ellezîne keferû gibi ifadelerde geçmiş zaman kipinin kullanılmasınd... Devamı..

Nereden yola çıkarsan çık, yönünü Mescid-i Harama doğru çevir. Nerede olursanız olun sizde yönünüzü o yöne döndürün ki, yanlışta ısrar eden zalimlerin dışındaki insanların aleyhinize kullanacakları bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, benden korkun! Böylece ben de size verdiğim nimetimi tamamlayayım. Bu sayede umulur ki, siz de doğru yolu bulursunuz. 3/135, 33/39

Ve her nereden gelirsen gel, kesinlikle yüzünü Mescid-i Haram’dan yana çevir. Siz de nerede olursanız olunuz, yüzlerinizi Mescid-i Haram’dan yana çeviriniz ki, onlar içerisinden zulümde direnenler hariç, insanların size karşı kullanacakları bir delilleri olmasın. Onlara tazim göstermeyin, asıl Bana tazim gösterin! Böylece size olan nimetimi tamamlayayım[²⁹⁶] ve siz de bu sayede doğru yolu bulabilesiniz.[²⁹⁷]

[296] Nimetin ‘itmamı’ için bkz: 5:3, not 11. [297] Zımnen: Sizin için insanların ne dediği değil Allah’ın ne dediği belirleyici olsun.... Devamı..

(Ey Muhammed ümmetinin her ferdi) Nereden yola çıkarsan çık (namazda) yüzünü Mescid-i Haram'a çevir!, (evet sizler) Nerede bulunursanız bulununuz (namazda) yüzünüzü o yöne çevirin ki, insanların (özellikle kitap ehlinin) aleyhinizde kullanabilecekleri bir delili kalmasın (çünkü geçmiş kitaplara göre vaad edilen son peygamberin vasıfları arasında kıbleyi Kabe'ye çevireceğine ait işaretler vardır) Ancak o insanlar içinde zalim olanlar başka (çünkü onlar, delil aramadan ağızlarına geleni söylerler) Sizler sakın onlardan korkmayın; sadece benden korkun ki, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım da (bu sayede) hidayete; kurtuluşa ermeyi umabilesiniz.

(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescidi Haram’a doğru çevir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescidi Haram’a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir kozu olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.

Ve her nereden sefere çıkarsan hemen yüzünü Mescid-i Haram cihetine çevir ve her nerede bulunursanız yüzlerinizi, onun tarafına çeviriniz. Tâ ki nâs için sizin üzerinize bir hüccet bulunmasın. Ancak onlardan zalim olanlar müstesna. Artık onlardan korkmayınız. Ve benden korkunuz. Hem üzerinizdeki nîmetimi itmam edeyim, hem de hidâyete nâiliyetinizi ümit edebilesiniz.

Her nereden yola çıkarsan çık, sen yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir! Ve siz de ey müminler! Her nerede olursanız yüzünüzü oraya doğru çevirin ki Halk aleyhinizde kullanacak bir delil bulamasın. Yalnız onlardan haksızlık edenler başka! Siz de onlardan değil, Ben'den çekinin ve o tarafa yönelin ki size olan nimetlerimi tamamlayayım ve böylece siz de doğru yolu tutmuş olasınız.

Nereden (yola) çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir, nerede olursanız, yüzünüzü o yana çevirin ki, haksızlardan başka hiç kimsenin, aleyhinizde bir delili olmasın. Onlardan da çekinmeyin, benden çekinin ve (o yana dönün ki) size olan ni'metimi tamamlayayım, böylece yolu bulmuş olasınız.

Nereden çıkar isen çık yüzini Mescid-i Harâm tarafına çevir. Nerede bulunur iseniz bulununuz yüzinizi o tarafa çeviriniz. Tâ ki bu (kıble mes'elesi) nâs 'indinde 'aleyhinize medâr-ı hüccet olmaya. Ancak nefislerine zulüm idenler bunı sizin 'aleyhinize hüccet iderler. Onlardan (ta'nlarından) korkmayub benden korkınız. Bu, sizin üzerinize ni'metimi itmâm ve ikmâl içündir tâ ki hidâyete irişesiniz.[²]

[2] Yahûdîler (Mâdâm ki İbrâhîm 'aleyhisselâmın dîni üzerineyiz diyorsunuz, ne içün onun kıblesini terk itdiniz?) diyerek sizi ilzâma kalkamadılar [ka... Devamı..

Nerede (Namaza) kalkarsan, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü onun tarafına çevirin ki insanların size karşı bir delili olmasın.[*] İleri geri konuşan konuşur, onlardan korkmayın, benden korkun. Bu, size olan iyiliklerimi tamamlamam ve sizin de hedefinize ulaşmanız içindir.

[*] Yahudi ve Hristiyanlar Kâbe'nin tekrar kıble olacağını bildikleri için, kıble değişmeseydi bunu bize karşı kullanırlardı.

Nereden yola çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız yüzünüzü o yöne döndürün ki, insanların zulmedenlerinin dışında aleyhinize kullanacakları bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, benden korkun. Ben de size verdiğim nimeti tamamlayım. Böylece umulur ki, siz de doğru yolu bulursunuz.

Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Harama çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o yöne çevirin ki,(65) insanların size karşı öne sürecekleri bir bahaneleri kalmasın. Zulmedenler ise başka; siz onlardan korkmayın, Benden korkun. Tâ ki, Ben size olan nimetimi tamamlayayım; siz de doğru yola erişmiş olun.

(65) Hem seferî iken, hem de mukim halde kıbleye uyulması emredilmektedir.

Nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü ona doğru çevirin ki, insanların elinde sizin aleyhinize bir delil bulunmasın. Onların zulme sapanları müstesna. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Yüzünüzü Mescid-i Haram'a dönün ki, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Ve bu sayede güzeli ve iyiyi bulmanız da umulmaktadır.

daħı ol yirden kim çıķduñ, yüz dut yüzüñi mescidi’l ḥarām dapa. daħı ol yirde kim olasız pes döndürüñ yüzlerüñüzi andın yaña; tā olmaya ādemįlere sizüñ üzere ḥüccet illā anlar kim žulm eylediler, anlardan pes ķorķmañ anlardan daħı ķorķuñ benden. daħı tā tamām eyleyem ni'met ümi üzerüñüze daħı anuñ-içün kim siz ŧoġru yol dutasız.

Daḫı her ḳanda çıḳsañ dönder yüzüñi Mekkeye ḳarşu. Her ḳanda olsañuzdönderüñüz yüzlerüñüzi aña ḳarşu. Ḥattā ki olmaya ḫalḳuñ ḥücceti sizüñüstüñüze, lākin ol kişiler ki ẓulm eylediler kāfirlerden. Pes anlardanḳorḳmañuz ve benden ḳorḳuñuz, ḥattā ki tamām eyleyem benümni‘metlerümi sizüñ üstüñüze, illā kim siz hidāyet üstine ẟābit olasız.

(Ya Rəsulum!) Haradan (səfərə) çıxsan, (namaz vaxtı) üzünü Məscidülhərama tərəf çevir! (Ey müsəlmanlar!) Harada olsanız, üzünüzü o tərəfə döndərin ki, (özlərinə) zülm edənlərdən başqaları sizə irad tutmasınlar. Siz onlardan deyil, Məndən qorxun; Mən də sizə olan ne’mətimi tamamlayım (artırım) ki, siz haqq yolu tapasınız.

Whencesoever thou comest forth turn thy face toward the Inviolable Place of Worship; and wheresoever ye may be (O Muslims) turn your faces toward it (when ye pray) so that men may have no argument against you, save such of them as do injustice Fear them not, but fear Me and so that I may complete My grace upon you, and that ye may be guided.

So from whencesoever Thou startest forth, turn Thy face in the direction of the sacred Mosque; and wheresoever ye are, Turn your face thither: that there be no ground of dispute against you among the people, except those of them that are bent on wickedness; so fear them not, but fear Me; and that I may complete My favours on you, and ye May (consent to) be guided;


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.