4 Aralık 2022 - 10 Cemaziye'l-Evvel 1444 Pazar

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Bakara Suresi 119. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Seç/Sil


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

İnnâ erselnâke bilhakki beşîran veneżîrâ(an)(s) velâ tus-elu ‘an ashâbi-lcehîm(i)

Şüphe yok ki biz, seni dosdoğru bir müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik, zaten sen, o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.

(Ey Resulüm!) Şüphesiz Biz Seni bir müjdeci ve bir uyarıcı (inzar ve irşad edici) olarak, Hakk (Kur’an) ile gönderdik. Sen cehennem ehlinin (sapkınlık ve suçlarından) sorumlu değilsin.

Ey Muhammed! Doğrusu biz seni Kur'ân'la dosdoğru bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.

Biz seni gerekçeli, hikmete dayalı, hak bir kitap olan Kur'ân ile Kur'ân'daki hakça düzeni toplumda gerçekleştirmen için rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı, sevgimizi müjdeleyici, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcı olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdik. Kâfir olarak ölüp kaynayan, köpüren Cehennem azabına maruz kalanlardan sen sorumlu değilsin; cehennemliklerle ilgili herhangi bir talepte bulunma.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 3/20; 50/45; 88/22. Son cümledeki mânâ, İmam Nâfî ve İmam Yâkub’un kıraatına dayanılarak ilâve edilmiştir.

Seni bir müjdeleyici ve bir korkutucu olarak hakla gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.

119.Abdurrezzak`ın Muhammed bin Ka`b el-Kurazi`den rivayet ettiğine göre, Resulullah (a.s.): "Keşke anne ve babamın ne yaptığını bilseydim" diye buyur... Devamı..

Şüphesiz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın.

Şüphe yok ki, biz seni rahmetimizin müjdecisi ve azâbımızın habercisi olarak hak Kur'an ile gönderdik; sen o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.

Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak gerçeklerle gönderdik. Sen artık, Cehenneme ehil olanlardan sorumlu değilsin.

Doğrusu biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.

Kimini müjdelemek, kimini de kocundurmak üzere seni hakla gönderdik, cehennemlik olanlardan sana bir şey sorulmaz

(Ey Muhammed!) Biz seni hak üzere müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin. 

Bkz. 17/105, 25/56, 33/45, 34/28, 35/24, 48/8

Biz seni hakîkati i’lân ve ihtâr içün gönderdik cehenneme gideceklerden sen mes’ûl değilsin.

Doğrusu Biz, seni hak ile, müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir. Sen, cehennemliklerden sorumlu tutulmayacaksın.

Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

Doğrusu (ey peygamber), biz seni hak ile desteklenmiş bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Yakıcı azaba mahkûm olanlardan sen sorumlu değilsin.

Doğrusu biz seni Hak (Kur'an) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.

Biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

Şüphe yok ki, Biz seni hak ile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik. Sen, o cehennemliklerden sorumlu değilsin.

Şek yok: biz seni hakkile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi gönderdik; sen o Cehennemliklerden mes'ul de değilsin

Doğrusu, Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.

(Habîbim) şübhe yok ki biz seni (rahmetimizin) kâmil bir müjdeci (si) ve (azabımızın) gerçek korkutucu (su ve habercisi) olarak o Hak (Kur'ân) ile gönderdik. Sen cehennemin arkadaşlarından (cehennemlik olanların küfürde ayak diremelerinden) mes'ul olacak değilsin.

(Habîbim, yâ Muhammed!) Şübhe yok ki biz seni, hak (dîn) ile, bir müjdeleyici ve(aynı zamanda) bir korkutucu olarak gönderdik; ve (sen) Cehennem ehlinden suâl olunmayacaksın!

Biz seni, Hak (Kur’an) ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ateşe girecek olanlardan sen sorumlu değilsin.

Gerçekten biz seni dosdoğru Kur’an ile birlikte müjdeleyici, öğütleyici olarak gönderdik. Cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

Muhakkak ki, seni biz müjde verici, Allah azabı ile korkutucu olarak doğruluk ile [⁸] gönderdik. Sen Cehennemliklerden sorulmazsın. [⁹]

[8] Abes olarak değil, yahut Kur'an ile, İslâm ile, hidayet ile.[9] Yahut «sorma» demektir.

(Ey peygamber!) Muhakkak ki Biz seni hak ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem [cahîm] ehlinden sen sorumlu değilsin⁷⁹.

79 Ayette geçen “la tus’el” fiili bazı kıraatlarda “la tes’el” şeklinde okunmuştur. O zaman anlam, “cehennem ehli için Ben’den bir şey isteme!”demekti... Devamı..

Doğrusu biz seni müjdeci ve uyarıp korkutucu olarak, hak ile göndermişizdir. Sen, o büyük ateş (Cehennem) ehlinden sorumlu değilsin.

Doğrusu, ey Muhammed, Biz seni, iman edenleri cennet ile müjdeleyen ve inkârcıları cehennem ile uyaran bir Elçi olarak gönderdik. Eğer inkârcılar, tüm uyarılara rağmen imanı reddederlerse üzülme; çünkü sen, kendi isteğiyle cehennemlik olanlardan sorumlu değilsin.
Öyleyse, onları ‘kazanma’ uğruna bile olsa, bu inkârcılara yaranmaya çalışma, çünkü:

Biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak Gerçek ile gönderdik.
Cahîm / Yakıcı Alevli Ateş arkadaşlarından sorumlu tutulmazsın.

Seni de, iyi ve kötü haber dozunu ayarlayıp dengeyi sağlaman için gönderdik. Sen, ateşe mahkum olanlardan sorumlu değilsin...

Şüphesiz seni gerçekleri açıklayan ayetlerimizle müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen inanmayarak, şımarıklık yaparak, yasalarımıza karşı çıkarak, kendi kendilerini cehennemlik yapanlardan sorumlu değilsin.

Şüphesiz ki biz seni bir amaç ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın.

(Ey Muhammed!) Şüphesiz Biz, seni hak (Kur’an) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden kesinlikle sorumlu da değilsin.¹

1 Âyetin son bölümü, Peygamberimizin: “Keşke babamın ve annemin şu anda ne yaptıklarını bilseydim.” demesi üzerine indirilmiştir. (Kurtubî, Taberî, Vâ... Devamı..

Doğrusu Biz seni [ey Peygamber,] hakikat ile gönderdik: bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak; yakıcı ateşe mahkum olanlardan sen sorumlu değilsin.

Biz seni hak/Kuran ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Zira cehennem halkından sen sorumlu değilsin. 39/19, 22/41

Gerçekten biz seni, hakikat ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; ateş ashabından sen sorumlu değilsin.[²²⁹]

[229] Kur’an’ın bu kendine has ve başka hiçbir metinde rastlanamayacak olan metaforik üslûbu gereği, bir tek pasaj içerisinde ilk bakışta konuyla hiç ... Devamı..

Şüphe yok ki, Biz seni hak ile mübeşşir ve münzir olarak gönderdik. Sen cehennem ashâbından mes'ul olmazsın.

Biz seni sırf Kur'ân'la müjdelemen ve uyarman için gerçeğin ta kendisi olarak gönderdik. Yoksa sen cehennemliklerden ötürü sorguya çekilecek değilsin. [3, 20; 88, 22; 50, 45]

Doğrusu biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

(Yâ Muhammed) Biz seni hak ile (mü'minler cennet ve sevâbı) müjdeleyici ve (küffârı 'azâb ile) korkudıcı olarak gönderdik, sen, ehl-i cehennemden sorulmazsın. (Onlardan mes'ûl olmazsın)

Biz seni, doğru bilgiyle müjdeleyesin ve onunla uyarasın diye elçi olarak gönderdik. Cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın.

Biz seni hem müjdeci, hem de korkutucu olarak hak ile gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

Biz seni hem müjdeleyici, hem de sakındırıcı olarak, hak ile gönderdik. Yoksa sen Cehennem ehlinden sorumlu değilsin.

İnan olsun ki, biz seni hak üzere bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen, cehennem ehlinden sorgu suale çekilmeyeceksin/cehennem yâranından sen sorumlu değilsin.

bayıķ biz viribidük seni ḥaķk-ıla müşteleyici, daħı ķorķıdıcı. daħı śorıñılmayasañ ŧamu islerinden.

Taḥḳīḳ biz gönderdük yā Muḥammed, ḥaḳ bile muştılayıcı mü’minlerecenneti, ḳorḳudıcı kāfirleri cehennemden. Daḫı ṣorulmazsın cehen‐nem ehlinden.

(Ya Rəsulum!) Biz səni (mö’minlərə) haqq ilə (Qur’anla) müjdə verməyə və (kafirləri) qorxutmağa gondərdik. Cəhənnəm əhli barəsində isə sən sorğu-suala tutulmayacaqsan.

Lo! We have sent thee (O Muhammad) with the truth, a bringer of glad tidings and a warner. And thou wilt not be asked about the owners of hell fire.

Verily We have sent thee in truth as a bearer of glad tidings and a warner: But of thee no question shall be asked of the Companions of the Blazing Fire.


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.