9 Haziran 2026 - 22 Zi'l-Hicce 1447 - Salı

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Kehf Suresi 68. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Vekeyfe tasbiru ‘alâ mâ lem tuhit bihi ḣubrâ(n)

İç yüzünü kavramana imkan olmayan birşeye nasıl sabredebilirsin ki?

(Bu halini de pek yadırgamam ve kınamam) Çünkü iç yüzünü bilmediğin (hikmet ve hakikati öğretilmediğin) bir şeye, nasıl sabredip dayanacaksın?” diye (hatırlatmıştı).

“İç yüzünü kavramana imkan olmayan tecrübe alanı içine girmeyen bir şeye, nasıl dayanabilirsin ki?”

“İç yüzünü bilmediğin, hakikatini kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredersin?” dedi.

Özünü etraflıca kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?"

(Böyleyken) 'Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?'

İç yüzünü bilmediğin şeye nasıl sabredeceksin?

“Bilgisini elde edemediğin bir şeye karşı nasıl sabredeceksin?” dedi.

“Hakkında hiçbir bilgin olmayan şeylere sen nasıl sabredeceksin?” dedi.

İç yüzünü bilmediğin bir şeye nice susabilirsin?»

67-68.(Kul,) şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. İç yüzünü kavrayamayacağın bir bilgiye nasıl sabredebilirsin ki?”

67, 68. O: "Benimle bulunmağa sabır idemezsin, ma’nâsını anlayamıyacağın ba’zı şeylere nasıl sabır idebilürsin?" cevâbını virdi.

67,68. O: "Sen doğrusu benim yaptıklarıma dayanamazsın, bilgice kavrayamadığın bir şeye nasıl dayanabilirsin?" dedi.

“İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”

O kul, “Doğrusu sen benimle beraberliğe sabredemezsin, (iç yüzünü) kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredersin?” dedi.

(İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?

"Bilmediğin bir şeye nasıl dayanabilirsin?"

"İçyüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin?"

Havsalanın almadığı şey'e nasıl sabredeceksin?

(Ve ekledi:) “İç yüzünü (hikmet ve hakikatini) kavrayamadığın bir şeye nasıl (sabredip) dayanacaksın?”

Haberdar edilerek iç yüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?

«(İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabr edersin?» dedi.

Özünü kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredebilirsin?”

“Hem içyüzünü kavrayamadığın (ve zâhiren yanlış anlaşılan) bir şeye (bir peygamber olarak) nasıl sabredeceksin?” (dedi).

Ve (sana bilgi vermeden önce) “İlim açısından ihata edemediğin bir şey hakkında nasıl sabredebilirsin ki?”

Sonra (neden olduğunu) kavrayamadığın bir olaya nasıl sabredebilirsin ki?” dedi.

Sen iç yüzünü bilmediğin bir işe nasıl olurda katlanabilirsin?"

67, 68. O, dedi ki benimle bulunmaya sabır edemezsin, ilminin, iç yüzünü kavrayamadığı bir şeye nasıl sabredersin?

“İçyüzünü bilmediğin/hakkında bilgin olmayan şeylere nasıl sabredersin?” dedi.

(Böyleyken) “İlim açısından ihata edemediğin bir şey hakkında nasıl sabredebilirsin?”

Öyle ya, iç yüzünü bilemediğin ve daha önce öğrendiğin dînî hükümlere ters gibi görünen şeyler karşısında nasıl sabredebilirsin ki?”

-"Bir haberini kavramadığın şeye nasıl sabredersin?".

Aklının sarmadığı bir şeye dayanamazsın. "

"Çünkü ben etrafımızda olacak olayların iç yüzünü bilirim! Sen iç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?"

(İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredeceksin?” [*]

Burada Hz. Musa’nın sabırlı olamayacağı bilinmesine rağmen, bir eğitim ilkesi olarak insanlara fırsat tanımanın gerekliliği vurgulanmış olmaktadır. Bu... Devamı..

(Devamla): “(Sırrını) kavrayamayaca-ğın bir bilgiye nasıl dayanacaksın?” (dedi.)

“çünkü tecrübe alanı içinde kavrayamayacağın şeye nasıl katlanabilirsin ki?” ⁷⁴

74 Lafzen, “tecrübe olarak kuşatamayacağın şeye (hubran). Râzî’ye göre, Hz. Musa gibi bir peygamberin bile eşyanın nihaî gerçeğini (hakâiku’l-eşyâ’ ke... Devamı..

– İç yüzünü bilmediğin şeylere nasıl katlanabilirsin ki? Dedi. 2/216

“Kaldı ki sen, tecrübî bilgi kapsamına tümüyle girmeyen şeye nasıl (ve neden) katlanasın ki?”

İçyüzünü kavrayamadığın bir işime karşı nasıl sabredebilirsin?" dedi. (Böylece onunla arkadaşlık yapamayacağını bildirmiş oldu, fakat Musa ısrar edip)

Bilgice kavrayamadığın o şey üzerine nasıl sabredebilirsin?

«Ve hakikatından tama men haberdar olmadığın bir şeye karşı nasıl sabredebilirsin?»

67, 68. “Doğrusu” dedi, “sen benimle beraberliğe sabredemezsin. Bütün yönleriyle kavrayamadığın meseleler karşısında nasıl kendini tutabilirsin ki? ”

Sana bildirilmeyen bir şeye nasıl dayanabilirsin?

"Ve 'ilminin ihâta itmediği şeye nasıl sabır idersin?" didi.

“İç yüzünü bilmediğin bir şeye nasıl dayanacaksın?"

Gerçek yönünü bilmediğin bir şeye nasıl sabredebilirsin?

“İçyüzünden haberdar olmadığın birşeye nasıl sabredebilirsin ki?”

"Havsalanın almadığı bir şeye nasıl dayanacaksın?"

Axir o‘‎zing egallab xabardor bo‘‎lmagan narsaga qanday sabr qila olasan?!

“daħı nite ķatlanasın anuñ üzere kim ķaplamaduñ anı śınamaķdın yaña!”

Daḫı nice ṣabr ide bilürsin ol nesneye ki sen anuñ ṣabrın bilmezsin.

Axı sən bilmədiyin (batininə, mahiyyətinə bələd olmadığın) bir şeyə necə dözə bilərsən?

How canst thou bear with that whereof thou canst not compass any knowledge?

"And how canst thou have patience about things about which thy understanding is not complete?"(2415)

2415 This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is ... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.