Râgıb el-İsfehânî'nin el-Müfredât fî Garîbi'l Kur'ân eserinde;
S-d-a - ص د ع
صَدْع : Cam, demir ve benzeri sert cisimlerdeki yarılmadır. صَدَعْتُهُ فَانْصَدَعَ ve صَدَّعْتُهُ فَتَصَدَّعَ /Onu yardım o da yarıldı, denir. Allah buyurur ki: يَوْمَئِذٍ يَصَّدَّعُونَ : O gün insanlar birbirlerinden ayrılırlar (30/Rûm 43). صَدَعَ الأَمْرَ : Meseleyi çözdü, sözü bu anlamdan istiâre edilmiştir. فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكِينَ : Sen; emrolunduğun şeyle (hak ile batılı birbirinden) ayır ve müşriklere aldırış etme (15/Hicr 94).

صُدَاع /Baş ağrısı da bu anlamdan istiâre edilmiştir. Zira o, acıdan dolayı baştaki yarılmaya benzemektedir. لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنْزِفُونَ : Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir (56/Vâkıa 19). Fecir’e صَدِيع denmesi de bu anlamdan alınmıştır. صَدَعْتُ الْفُلاَةَ : Çölleri katettim, تَصَدَّعَ الْقَوْمُ : Halk dağıldı.