×
Kullanıcı

Şifre



Şifremi UnuttumKAYDOL
Ayarlar

 

Nahl / 90

اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَا۪يتَٓائِ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Türkçe Transcript

İnna(A)llâhe ye/muru bil’adli vel-ihsâni ve-îtâ-i żî-lkurbâ veyenhâ ‘ani-lfahşâ-i velmunkeri velbaġy(i)(c) ya’izukum le’allekum teżekkerûn(e)

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Şüphe yok ki Allah, adaleti, lütuf ve keremde bulunmayı ve yakınlara ihtiyaçları olan şeyleri vermeyi emreder ve çirkin olan, kötü görünen şeylerle haksızlığı nehyeder; öğüt alasınız diye de size öğüt vermededir.

Abdullah Parlıyan Meali

Şüphe yok ki, Allah adaleti ve iyilik yapmayı, yakınlara karşı cömert olmayı emredip, çirkin olan kötü görünen şeylerle, haksızlığı ve taşkınlığı yasaklıyor ve size böylece düşünesiniz diye öğüt veriyor.

Ahmet Tekin Meali

Allah adâletli, mûtedil davranmayı, adâleti gerçekleştiren, hak sahibine hakkını sağlayan, sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî bir düzen kurmayı, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman önderler, idareciler, askerî erkân ve müslümanlar olmayı, akrabaya yardım etmeyi emreder. Meşrû olmayan şehevî fiilleri, gayri meşrû ilişkileri, zinayı, haddi aşmayı, cimriliği, ahlâksızlığı, şeriatın suç saydığı ve haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği şeyleri, haksızlığı, saldırıyı, baskı ve zulmü, bozgunculuğu, şeriata karşı çıkmayı, kural tanımamayı, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü yapmayı ilminin-hikmetinin gereği yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliği sağlar. Size, düşünüp ibret almanıza vesile olur diye öğüt veriyor, sorumluluklarınızı hatırlatıyor, uyarıyor.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 5/8; 7/33; 16/126; 17/26.

Ahmet Varol Meali

Şüphesiz Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder, hayasızlıktan, kötülükten ve zorbalıktan da nehyeder. Olur ki öğüt alırsınız diye size öğüt veriyor.

Ali Bulaç Meali

Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz.

Ali Fikri Yavuz Meali

Muhakkak ki Allah, adaleti, ihsanı ve akrabaya vermeyi emrediyor. Zinadan, fenalıklardan ve insanlara zulüm yapmaktan da nehyediyor. Size böyle öğüd veriyor ki, benimseyip tutasınız. (ADÂLET: Her şeyi yerli yerine koymak demektir. Zulmün zıddıdır. Her hakkın başı, Allah hakkı olduğundan ona ortak koşmamak, tevhide iman etmek esastır. Bundan sonra ilâhi ölçülere göre her şeyin hakkını vermek adalettir. İHSAN: Farzları yerine getirmek, Allah'ı görür gibi kendisine ibadet etmek, bir şeyi güzel ve iyi yapmak mânâlarına gelir.)

Bahaeddin Sağlam Meali

Muhakkak Allah, adaleti, iyiliği ve akrabalara yardım etmeyi emreder; fahiş şeyleri, iğrenç şeyleri ve zulmü yasaklar. Size öğüt veriyor ki hatırlayasınız.

Bayraktar Bayraklı Meali

Gerçek şu ki, Allah adâleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; yüz kızartıcı işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp öğüt alasınız diye size öğüt veriyor.[274]

[274] Emredilen üç temel değer ve yasaklanan üç çirkin davranış hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 65-70.

Cemal Külünkoğlu Meali

Muhakkak ki Allah adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; ahlaksızlığı/hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. İyice anlayıp tutasınız diye size öğüt verir.

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Allah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder. Tutasınız diye size öğüt verir.

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

Diyanet Vakfı Meali

Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

 Allah Teâlâ bu âyette dünya nizamını sağlayan üç esası emrediyor; buna karşılık üç çirkin davranışı da yasaklıyor. Emrettiği esaslar: Adalet, ihsan ve akrabaya yardımdır. Yasakladıkları ise: Fuhuş, münker ve zulümdür. Adalet: Her şeyi tam olarak yerine getirmek, herkesin hakkını vermek ve ölçülü davranmak demektir. İhsan: İyilik etmek, hayır yapmak, bağışta bulunmak ve emredilen şeyi gerektiği gibi yerine getirmek demektir. İbadette ihsan: Allah’ı görür gibi ibadet etmektir. Akrabaya yardım: Uzak ve yakın akrabaya iyilik etmek, ihtiyaçlarını karşılamak ve onlara karşı iyi davranmak demektir. Fahşâ: Yalan, iftira ve zina gibi söz veya fiille işlenen günah ve çirkinliklerdir. Münker: Şeriat ve aklıselimin beğenmeyip fena kabul ettiği iş ve davranış demektir. Bağy: İnsanlara karşı üstünlük iddia edip onları, zulüm ve baskı altında yaşatmak demektir. İşte Allah Teâlâ bu üç kötü şeyi de yasaklamıştır.

Edip Yüksel Meali

ALLAH adaleti, iyilik yapmayı ve akrabaya yardım etmeyi emreder. Kötülükten, fenalıktan ve azgınlıktan ise sizi meneder. Öğüt almanız için sizi böyle aydınlatır.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.

Elmalılı Meali (Orjinal)

Haberiniz olsun ki Allah size adli, ihsanı ve yakınlığı olana atâyı emrediyor ve fuhşiyyâttan, münkerden, bagiyden nehyediyor, size va'zediyor ki dinleyip anlayıp tutasınız

Hasan Basri Çantay Meali

Şübhesiz ki Allah adaleti, iyiliği, (hususiyle) akrabaya (muhtâc oldukları şeyleri) vermeyi emr eder. Taşkın kötülük (ler) den, münkerden, zulm ve tecebbürden nehyeder. Size (bu suretle) öğüd verir ki iyice dinleyib ve anlayıb tutasınız.

Hayrat Neşriyat Meali

Şübhesiz ki Allah, adâleti, iyiliği ve akrabâya (muhtaç oldukları şeyleri) vermeyi emreder; fuhşiyâttan, kötülükten ve azgınlıktan da men' eder. İbret alasınız diye size(Allah, böyle) nasîhat eder.

İlyas Yorulmaz Meali

Allah, adaletli olmayı, insanlara iyilikler yapılmasını, akrabaların ihtiyaçlarının karşılanmasını emrediyor ve hayasızlığın, çirkin şeylerin yapılmasını ve (Allah'a) isyan etmeyi yasaklıyor. Düşünesiniz diye Allah size böyle öğütler veriyor.

Kadri Çelik Meali

Şüphe yok Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder; çirkinliklerden, kötülüklerden ve taşkınlıklardan ise sakındırır. Size öğüt vermektedir; umulur ki kendinize gelirsiniz.

Mahmut Kısa Meali

Hiç kuşkusuz Allah, insanlara karşı âdil davranmayı, olabildiğince merhametli, güler yüzlü, nazik ve lütufkâr davranarak dâimâ iyilik yapmayı ve özellikle yakınakrabaya, komşulara, dost ve arkadaşlaracömertçe ikramda bulunmayı ve acılarını, mutluluklarını paylaşarak onlarla sürekli ve samîmî bir dostluk ortamında olmayı emrediyor.
Buna karşılık; zina, fuhuş, cinsel sapıklık, çıplaklık gibi yüz kızartıcı ve utanç verici hareketleri, gerek Kur’an’ın, gerekse sünnetin asla onaylamayacağı görgüsüzlük, edepsizlik, terbiyesizlik türünden çirkinlikleri ve hak ve hukuka aykırı, onur kırıcı, saldırganca tutum ve davranışları yasaklıyor!
Bakın, Allah size böyle güzelce öğütler veriyor ki, düşünüp ibret alasınız:

Mehmet Türk Meali

Şüphesiz Allah, adaleti,1 iyilik yapmayı,2 akrabaya vermeyi3 emreder; her türlü aşırılığı,4 gayr-ı meşru işleri5 ve zorbalıkları6 yasaklar. O düşünüp tutasınız diye size (işte böyle) öğüt verir.

1 Adalet: Her şeyi yerli yerince yapmak, hakkı yerine koymaktır ve zulmün zıddıdır. Yani adalet, nizam-ı âlemdir. Şüphesiz esas hak; Allah’ın hakkı olan ilâhlık hakkıdır. Bu da Allah’a asla eş koşmamak, Allah’a istediğimiz gibi değil Allah’ın istediği gibi inanmaktır.
2 İhsan: Bir şeyi güzel yapmak ve birisine iyilik etmek demektir. Bu âyetten, bu iki mana da anlaşılır. Buna göre; a- İhsan: Allah’a sanki Onu görüyor gibi ibâdet etmektir. Her ne kadar biz O’nu göremiyorsak da O bizi görmektedir. Bk. (Yunus: 26, Tecrid-i Sarih) b- İhsan: İnsanlara sınırlarını Allah’ın belirlediği şekilde iyilik yapmak demektir. Yani; “kendisi için sevdiğini, Müslüman kardeşi için de sevmek” hadîsini uygulamaktır.
3 Akrabaya muhtaç oldukları hususlarda ihsan ve onları ziyaret şeklinde, ikram demektir. Bk. (İsra: 26)
4 Fahşa: Haddini aşmış, pek çirkin, aşırı edepsizlik, arzu ve istek, zina, adam öldürmek, hırsızlık gibi her türlü günâhlar, Allah’ın yasakladığı aşırı çirkinlikler ve arzular demektir. El-fâhişe olarak, zinâ anlamında kullanılır. Buna göre zinaya ve zina edene fâhişe adı verilmektedir. Ayrıca fâhişe kelimesinin namuslarını satan zinakar kadınlar hakkında da kullanıldığı bilinmektedir. Nisâ:19. ayette, fahşâ ve fâhişe kelimesi, zinadan kinaye olarak kullanılmıştır. Hakîkate ve normal ölçülere uymayan her işe de fâhişe denilir. Bu kelime, “şeytanın emrettiği kötü davranış ve hayâsızlık ve insanlar arasında yayılan kötülük ve fuhşiyât” anlamında da kullanılmıştır.
5 Münker: İnkâr mastarından ism-i mef’ul olup; “inkâr edilen, karşı çıkılan, reddedilen, dinde de örfte de iyi tanınmayan şey” demektir. Münkerin zıddı olan “ma’ruf” ise; ihsan, iyilik, aklın ve dinin hoş gördüğü şey demektir. Yani; hakkı olmayan şeyi istemek, başkalarının haklarına tecavüz etmektir ki adaletin zıddı, yani zulümdür. İslâm, toplumun sağlıklı bir yapıya kavuşup bu halinin devamını sağlamak için; “iyiliği emir ve kötülükten nehiy” esasını getirmiştir. Bir İslâm toplumunda,
6 Bağy: İstemede ileri gitmek, sınırı aşmak, hakkıyla yetinmeyerek başkasının canına, malına, ırzına kastetmek, saldırmak, tecavüzde bulunmak, kendisine sulhün yolları ve biçimleri gösterildiği halde haksızlıkla üst olma sevdası gütmek yani Allah’ın koyduğu kurallara karşı gelmek demektir. Ayrıca bağy; hak ve adalet ile ülkeyi yöneten İslâm devlet başkanına veya nâibine karşı, kendince doğru görülen bir sebebe dayanarak itaat dairesinden çıkmak anlamına da gelir. Bunlara “bâğî” denilir. Bağîler, arkalarında silahlı bir güç olan asilerdir. (Hâricilerin Hz. Ali'ye karşı takındıkları tavır gibi.) Müslüman, daima iyi, güzel ve hayırlı olan işlerin yanındadır. Kötü, çirkin ve zararlı olan işlerin de karşısında bulunur. Böylece, İslâm toplumunda kendiliğinden iyilikler güç bulur ve yayılır.

Muhammed Esed Meali

GERÇEK ŞU Kİ, Allah adaleti ve iyilik yapmayı, yakınlara karşı cömert olmayı 108 emredip utanç verici ve arsızca olanı, akıl ve sağduyuya aykırı olanı 109 ve azgınlığı, taşkınlığı yasaklıyor; ve size [böyle tekrar tekrar] öğüt veriyor ki, böylece [bütün bunları] belki aklınızda tutarsınız.

Mustafa İslamoğlu Meali

HİÇ şüphe yok ki Allah âdil davranmayı, iyilik yapmayı ve yakınlara karşı cömert olmayı[2182] emreder; ve her türlü utanç verici hayasızlığı, selim akla ve sağduyuya aykırı çirkinliği ve sınırları hiçe sayan taşkınlık ve azgınlığı yasaklar: size (bu) öğütleri verir ki, sorumluluklarınızı hatırlayabilesiniz.[2183]

[2182] Yakınların hem niteliği hem de niceliği konusunda hiçbir sınırlandırma yapılmamıştır. İlk müfessirler de âyetteki “akrabaya verme” emrini böyle anlamışlardır (Mukâtil). [2183] Zımnen: İnsanın doğuştan getirdiği şey ilk günah değil, sorumluluktur.

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Muhakkak ki, Allah Teâlâ adâleti, iyiliği ve karabet sahiplerine (muhtaç oldukları şeyleri) vermeyi emrediyor ve fuhşiyattan, münkerden, hukuka tecavüzden de nehyediyor. Düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

Suat Yıldırım Meali

Allah adaleti, hatta adaletten de fazla olarak ihsanı, en güzel davranışı ve muhtaç oldukları şeyleri yakınlara vermeyi emreder. Hayasızlığı, çirkin işleri, zulüm ve tecavüzü yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir. [16, 126; 5, 8; 17, 26; 7, 33]

Süleyman Ateş Meali

Allah adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder, fahşa(edepsizlikten)dan, münker(fenalık)den ve bağy(azgınlık)den meneder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.

Bu âyette, dünyâ ve âhiretin düzenini sağlayan üç güzel şey emredilmekte; dünyâ ve âhiretin düzenini bozan üç kötü şey menedilmektedir: Adâlet: Herşeyi tam yerine koymak, her hususta ölçülü hareket etmek, hakkı yerine getirmek demektir ki, zulmün karşıtıdır. Allah bunu emrediyor. Fahşâ: özellikle aşırı derecede şehvetlere uyarak, zinâ gibi yasaklara saparak ölçü dışına taşmaktır. Bunu da yasaklıyor. İhsân: güzellik, iyilik demektir. Güzel iş yapmak ihsân olduğu gibi, başkasına iyilikte bulunmak da ihsândır. İhsân, ibâdette en yüksek mertebedir. "Allah'ı görüyormuş gibi ibâdet etmek" ibâdette ihsân derecesidir. Bunun karşıtı olan münker kötü görülen şeyler, çirkin işlerdir. Öfkeye kapılarak hareket etmek ihsânın zıddı olan münkerdir. Allah, ihsânı emrederken zıddı olan bağy' (insanlara saldırmak, onların hakkını gasbetmek, zorbalık yapmak)ı yasaklamıştır. Kapsamlı anlamından ötürü Abdullâh ibn Mes'ûd: "Eğer bundan başka âyet olmasaydı dahi bu âyet, Kur'ân'ın, herşeyi açıklayıcı ve âlemlere hidâyet ve rahmet olmasına yeterdi!" demiştir (Envâru'ut-Tenzîl: 1/679).

Süleymaniye Vakfı Meali

Allah, adaleti, güzel davranışı, yakınlara[*] veren el olmayı emreder. Çirkinliği, kötülüğü ve aşırılıkları yasaklar. Allah size öğüt verir, belki bilginizi kullanırsınız.

[*] Akrabalık, iş, komşuluk, arkadaşlık türünden yakınlıklar manasına gelir.

Şaban Piriş Meali

Allah, adaleti, iyiliği ve yakınlara vermeyi emreder. Ahlaksızlığı, kötülüğü ve taşkınlığı yasaklar. Düşünesiniz diye size öğüt verir.

Ümit Şimşek Meali

Allah adaleti, iyiliği, akrabaya ikramı emreder; fuhşiyatı,(22) kötülüğü ve azgınlığı yasaklar. Düşünesiniz diye O size böyle öğüt veriyor.

(22) 6:151’in açıklamasına bakınız.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Şu bir gerçek ki; Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden/edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor.

M. Pickthall (English)

Lo! Allah enjoineth justice and kindness, and giving to kinsfolk, and forbiddeth lewdness and abomination and wickedness. He exhorteth you in order that ye may take heed.

Yusuf Ali (English)

Allah commands justice, the doing of good, and liberality to kith and kin, and He forbids all shameful deeds, and injustice and rebellion: He instructs you, that ye may receive admonition.(2127)

2127 Justice is a comprehensive term, and may include all the virtues of cold philosophy. But religion asks for something warmer and more human, the doing of good deeds even where perhaps they are not strictly demanded by justice, such as returning good for ill, or obliging those who in worldly language "have no claim" on you; and of course a fortiori the fulfilling of the claims of those whose claims are recognised in social life. Similarly the opposites are to be avoided: everything that is recognised as shameful, and everything that is really unjust, and any inward rebellion against Allah's Law or our own conscience in its most sensitive form.


Designed by ÖFK