16 Ağustos 2017 Çarşamba / 23 Zi'l-ka'de 1438

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA | KUR'AN'DA ARA! | FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL

 
FİHRİST
(Ruh)
HARF SEÇİNİZ

A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I - İ
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
 
Âl-i İmrân / 145
  

وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ اَنْ تَمُوتَ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِ كِتَاباً مُؤَجَّلاًۜ وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الدُّنْيَا نُؤْتِه۪ مِنْهَاۚ وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الْاٰخِرَةِ نُؤْتِه۪ مِنْهَاۜ وَسَنَجْزِي الشَّاكِر۪ينَ

Allah'ın izni olmadan hiçbir kişi ölmez. (Ölüm) Belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya sevabını (menfaatini) isterse, kendisine ondan veririz; kim ahiret sevabını isterse, kendisine ondan veririz, şükredenleri mükafatlandıracağız.

Âl-i İmrân / 185
  

كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِۜ وَاِنَّمَا تُوَفَّوْنَ اُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ فَمَنْ زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَاُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ

Her can ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz verilecektir. Kim ki hemen ateşin elinden çekilip kurtarılır da cennete sokulursa, işte o, kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka bir şey değildir.

En’âm / 70
  

وَذَرِ الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا د۪ينَهُمْ لَعِباً وَلَهْواً وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَذَكِّرْ بِه۪ٓ اَنْ تُبْسَلَ نَفْسٌ بِمَا كَسَبَتْۗ لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِيٌّ وَلَا شَف۪يعٌۚ وَاِنْ تَعْدِلْ كُلَّ عَدْلٍ لَا يُؤْخَذْ مِنْهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اُبْسِلُوا بِمَا كَسَبُواۚ لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَم۪يمٍ وَعَذَابٌ اَل۪يمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ۟

Bırak o dinlerini oyun, eğlence yerine koyan ve dünya hayatının aldattığı kimseleri de, sen o (Kur'an) ile (şunu) hatırlat ki, bir kişi, yaptığı işin eline teslim edilmeye görsün, (yoksa) Allah'tan başka onun ne bir dostu, ne de bir yardımcısı olmaz. (Amelinin elinden kurtulmak için) her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte onlar, kazandıklarının eline teslim edilmişlerdir. Onlar için kaynar sudan bir içki ve inkarlarından dolayı da acı bir azab vardır!

A’râf / 28
  

وَاِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَٓا اٰبَٓاءَنَا وَاللّٰهُ اَمَرَنَا بِهَاۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِۜ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti." dediler. "Allah kötülüğü emretmez, de, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?"

İsrâ / 85
  

وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الرُّوحِۜ قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَبّ۪ي وَمَٓا اُو۫ت۪يتُمْ مِنَ الْعِلْمِ اِلَّا قَل۪يلاً

Sana ruhtan sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ilimden pek az bir şey verilmiştir."

Rûh, Allah'ın emrinden, yani O'nun yaratma işlerindendir. O'nun mâhiyetini ancak Allah bilir. Rûhun kendisini göremiyorsak da varlığını, yaptığı işlerden anlıyoruz. Allah'a en yakın yaratık rûhtur. Rûh, hayât kaynağıdır, herşeye canlılık veren odur. Burada Rûh'un, peygamber'e vahiy getiren Cebrâîl olması daha güçlü bir olasılıktır.
Enbiyâ / 35
  

كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِۜ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةًۜ وَاِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

Her nefis, ölümü tadacaktır. Biz sizi sınamak için şerre de hayra da müptela kılıyoruz. Ve (sonunda) bize döndürüleceksiniz.

Ankebût / 57
  

كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ اِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

Her can, ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.

Lokman / 34
  

اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِۚ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَۚ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْاَرْحَامِۜ وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَداًۜ وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ بِاَيِّ اَرْضٍ تَمُوتُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ

Allah, (işte kıyamet) sa'atin(in ne zaman geleceği) hakkındaki bilgi, O'nun yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. (Her şeyi) bilen, (her şeyden) haberi olan yalnız Allah'tır.

Secde / 9
  

ثُمَّ سَوّٰيهُ وَنَفَخَ ف۪يهِ مِنْ رُوحِه۪ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ

Sonra ona biçim verdi, ona kendi ruhundan üfledi. Ve sizin için kulak(lar), gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

Ruh üfleninceye kadar insanı bir madde ve üçüncü şahıs olarak anlatan âyet, rûh üflendikten sonra derhal onu söz anlayan varlık yapıyor ve ikinci şahıs olarak ona hitâbediyor. Bundan, insanın, ancak rûh üflendikten sonra hitâbedilmeğe lâyık, değerli bir varlık olduğu anlaşılıyor.
Hâkka / 8
  

فَهَلْ تَرٰى لَهُمْ مِنْ بَاقِيَةٍ

Onlardan hiç geri kalan görüyor musun?

Hâkka / 25
  

وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِه۪ فَيَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي لَمْ اُو۫تَ كِتَابِيَهْۚ

Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke bana Kitabım verilmeseydi!"

Hâkka / 27
  

يَا لَيْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِيَةَۚ

Keşke (ölüm) işimi bitirmiş olsaydı!

İnfitâr / 1
  

اِذَا السَّمَٓاءُ انْفَطَرَتْۙ

Gök yarıldığı zaman,

İnfitâr / 2
  

وَاِذَا الْـكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْۙ

Yıldızlar saçıldığı zaman,

İnfitâr / 3
  

وَاِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْۙ

Denizler fışkırtıldığı zaman,

İnfitâr / 4
  

وَاِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْۙ

Kabirlerin içi dışına getirildiği zaman,

İnfitâr / 5
  

عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ وَاَخَّرَتْۜ

Her can, ne (yapıp) öne sürdüğünü ve ne (yapmayıp) geride bıraktığını bilir.

Şems / 1
  

وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙۖ

Güneşe ve onun aydın sabahına andolsun,

Şems / 2
  

وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۙۖ

Onu izleyen aya andolsun,

Güneş battıktan sonra doğan aya andolsun.
Şems / 3
  

وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَاۙۖ

Güneşi ortaya çıkaran gündüze andolsun.

Şems / 4
  

وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَاۙۖ

Onu örten geceye andolsun.

Şems / 5
  

وَالسَّمَٓاءِ وَمَا بَنٰيهَاۙۖ

Göğe ve onu yapana andolsun.

Şems / 6
  

وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَاۙۖ

Yere ve onu yuvarlayıp döşeyene andolsun.

Şems / 7
  

وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۙۖ

Nefse ve onu biçimlendirene,

Şems / 8
  

فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۙۖ

Ona bozukluğunu ve korunmasını (isyanını ve ita'atini) ilham edene andolsun ki:

Şems / 9
  

قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ

(Allah'tan başkasına tapmayarak) Nefsini yücelten kazanmış,

Şems / 10
  

وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَاۜ

(Yaratıklara taparak) Onu alçaltan da ziyana uğramıştır.




Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.