20 Eylül 2017 Çarşamba / 28 Zi'l-Hicce 1438

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA | KUR'AN'DA ARA! | FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL

 
FİHRİST
(Hikmet)
HARF SEÇİNİZ

A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I - İ
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
 
Bakara / 269
  

يُؤْتِي الْحِكْمَةَ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ اُو۫تِيَ خَيْراً كَث۪يراًۜ وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ

Hikmeti dilediğine verir. Hikmet verilen kimseye çok hayır verilmiştir. Bunu ancak sağduyu sahipleri düşünüp anlar(lar).

Hikmet, Íã (hkm) kökünden gelir. Hükm, hükûmet ve ihkâm mânâlarıyle ilgili olarak isim ve masdar olabilir. İslâm bilginleri, hikmeti çeşitli şekillerde tanımlamışlardır. Bütün tanımların birleştiği husus, hikmetin, sebep ve netîce ile ilgili, düşünce düzeyinden eyleme çıkabîlen bilgi olmasıdır. Hikmet, derin ve yararlı bilgidir. Bu bilgi ancak düşüncenin ürünü olacağından, yüce Allah "Ancak sağduyu sâhibleri düşünüp ibret alır" buyurmuştur. Kur'ân'ın amaçladığı hikmet, bir yığın işe yaramaz felsefî nazariyeler değildir. Asırlarca insanların kafalarını boş yere uğraştırıp durmuş olan bu tür nazariyelerden kaçınmayı, Hz. peygamber (s.a.v.) Efendimiz bize tavsiye etmişlerdir: "Allah'tan yararlı bilgi isteyiniz, yararsız bilgiden Allah'a sığınınız" (İbn Mâce, Du'â': 3, h. 3843; Beyhakî, Şu'abu'l-Îmân; Feydu'l-Kadîr: 4/108). Kur'ân insanların gözünü kâinİtın yaratılış yasalarını ve bir de kendi iç dünyâlarını incelemeğe yöneltir: "Biz onlara, âyetlerimizi ufuklarda (dış dünyâda) ve kendi içlerinde göstereceğiz" (Fussilet: 53) diyor. İşte Kur'ân, öğrenmeğe değerli iki bilgi yolunu böylece tesbit ediyor: Pozitif ilim ve insanın ruhunu temizleyip ebedî mutluluğa ulaştıracak dîn ilmi, ruh bilgisi. Kur'ân, develerin nasıl yaratıldığını, göğün nasıl yükseltildiğini, arzın nasıl döşendiğini, gölgenin nasıl uzayıp kısaldığını, ayın ve güneşin nasıl ışık verdiğini, gecenin ve gündüzün nasıl değiştiğini, kuşların nasıl gökte uçtuklarını incelememizi bize sık sık emrederken gözümüzü pozitif bilime çevirmekte; bu ilimle kâinât yasalarını keşfedip Allah'a daha gönülden bağlanmamızı istemektedir. Kur'ân, doğa yasalarına Allah'ın âdeti "Sunnetullah" diyor. Allah'ın yaratma âdetini yani sebep ve sonuç arasındaki ilişkileri, tabi'at kanunlarını iyi bilen insan, bu bilgisini imanla da desteklemişse işte Allah'a huşû'un, Allah'tan korkmanın zirvesine varmış, O'nu şuurla ve içten sevmesini bilmiştir. Bundan dolayıdır ki yüce Mevlâ: "Allah'a ancak bilgin kulları gereğince saygı duyar" (Fâtır: 28) demektedir. Kur'ân insan duyusuna çarpan bütün doğa olaylarını Allah'ın varlığının ve kudretinin âyetleri (işâretleri) görmektedir. Müslümanların görevi, bu âyetleri derince düşünüp incelemek, bunların yanından körü körüne geçmemektir: "Göklerde ve yerde nice âyetler vardır ki onların yanından (hiç düşünmeden) yüz çevirerek geçerler" (Yusuf: 105)



Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.