22 Şubat 2017 Çarşamba / 26 Cemaziye'l-Evvel 1438

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA | KUR'AN'DA ARA! | FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL

 
FİHRİST
(Hızır (AS))
HARF SEÇİNİZ

A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I - İ
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
 
Kehf / 60
  

وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِفَتٰيهُ لَٓا اَبْرَحُ حَتّٰٓى اَبْلُغَ مَجْمَعَ الْبَحْرَيْنِ اَوْ اَمْضِيَ حُقُباً

Musa uşağına demişti ki: "Durmayıp ya iki denizin birleştiği yere varacağım veya uzun bir zaman yürüyeceğim."

Kehf / 61
  

فَلَمَّا بَلَغَا مَجْمَعَ بَيْنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَاتَّخَذَ سَب۪يلَهُ فِي الْبَحْرِ سَرَباً

İkisi (yürüdüler), iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular, (balık) sıyrılıp denizde yolunu tuttu.

Kehf / 62
  

فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتٰيهُ اٰتِنَا غَدَٓاءَنَاۘ لَقَدْ لَق۪ينَا مِنْ سَفَرِنَا هٰذَا نَصَباً

Orayı geçip gittiklerinde (Musa) uşağına: "Kahvaltımızı bize getir (de yiyelim), andolsun ki, bu yolculuğumuzdan (epey) yorgunluk çektik." dedi.

Tefsîrlerdeki rivâyete göre Hz. Mûsâ'nın buluşacağı zât, Hızır Aleyhisselâm, uşağının adı da Yûşa'dır. Fakat Kur'ân, ne Mûsâ'nın uşağının adından, ne de onun karşılaşacağı bilge kulun adından söz etmemiştir. Bu zâtın, sadece Allah'ın, katından ilim verdiği bir kul olduğunu söyler. Hızır'ın ebedî yaşadığı hakkındaki rivâyetleri, İbn el-Kayyim ve Âlûsî sağlam görmemişlerdir. Maddî hayât bakımından kıyâmete dek yaşayan bir kimsenin olmaması gerekir. Çünkü Enbiyâ Sûresinin 34 ncü âyetinde: "Senden önce hiçbir insana ebedî yaşama vermedik..." denmektedir. Demek ki maddî olarak ebedî yaşayan insan yoktur. Ancak Hızır'ın, bildiğimiz maddî hayâtla değil, misâl âleminde yaşaması düşünülür. Nitekim Sadre'd-dîn Konevî, Tabsıratu'l-mubtedî ve Tezkiretu'l-muntehî adlı eserinde, "Hızır'ın vücudunun misâl âleminde" olduğunu aktarmıştır. Hz. Mûsâ, Ledün ilminin temsilcisini aramak üzere yola çıkmıştır. İki denizin birleştiği yere varınca, tuttukları balığı, sakladıkları zenbil ile, bir su birikintisine koyup bir kaya gölgesine çekilmişler, burada Mûsâ uyumuş, balık da bu arada zenbilden sıyrılıp denize gitmiştir. Fakat durumu Hz. Mûsâ'ya söylemeyi unutmuştur. Hz. Mûsâ uyandıktan sonra kalkıp yürürler.
Kehf / 63
  

قَالَ اَرَاَيْتَ اِذْ اَوَيْنَٓا اِلَى الصَّخْرَةِ فَاِنّ۪ي نَس۪يتُ الْحُوتَۘ وَمَٓا اَنْسَان۪يهُ اِلَّا الشَّيْطَانُ اَنْ اَذْكُرَهُۚ وَاتَّخَذَ سَب۪يلَهُ فِي الْبَحْرِۗ عَجَباً

(Uşağı): "Gördün mü, dedi, kayaya sığındığımız vakit balığı unuttum. Onu söylememi, bana ancak şeytan unutturdu. (Balık), şaşılacak biçimde denizin içinde yolunu tuttu!

Kehf / 64
  

قَالَ ذٰلِكَ مَا كُنَّا نَبْغِۗ فَارْتَدَّا عَلٰٓى اٰثَارِهِمَا قَصَصاًۙ

(Musa): "İşte aradığımız o idi." dedi. Tekrar izlerini ta'kibederek geriye döndüler, (kayaya vardılar).

Kehf / 65
  

فَوَجَدَا عَبْداً مِنْ عِبَادِنَٓا اٰتَيْنَاهُ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَعَلَّمْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا عِلْماً

(Orada) Kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiştik ve ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.

Kehf / 66
  

قَالَ لَهُ مُوسٰى هَلْ اَتَّبِعُكَ عَلٰٓى اَنْ تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمْتَ رُشْداً

Musa ona: "Sana öğretilenden, bana da bir bilgi öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi.

Kehf / 67
  

قَالَ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْراً

(O da): "Sen benimle beraber bulunmağa dayanamazsın" dedi.

Kehf / 68
  

وَكَيْفَ تَصْبِرُ عَلٰى مَا لَمْ تُحِطْ بِه۪ خُبْراً

Sana bildirilmeyen bir şeye nasıl dayanabilirsin?

Kehf / 69
  

قَالَ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ صَابِراً وَلَٓا اَعْص۪ي لَكَ اَمْراً

(Musa): "İnşaallah, dedi, beni sabredici bulursun, senin emrine karşı gelmem."

Kehf / 70
  

قَالَ فَاِنِ اتَّبَعْتَن۪ي فَلَا تَسْـَٔلْن۪ي عَنْ شَيْءٍ حَتّٰٓى اُحْدِثَ لَكَ مِنْهُ ذِكْراً۟

(O kul): "O halde, dedi, eğer bana tabi olursan ben sana anlatıncaya kadar (yaptığım) hiçbir şey hakkında bana soru sorma."

Kehf / 71
  

فَانْطَلَقَا۠ حَتّٰٓى اِذَا رَكِبَا فِي السَّف۪ينَةِ خَرَقَهَاۜ قَالَ اَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ اَهْلَهَاۚ لَقَدْ جِئْتَ شَيْـٔاً اِمْراً

Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman gemiyi deliverdi. (Musa): "Halkını boğmak için mi gemiyi deldin? Gerçekten sen çok tehlikeli bir iş yaptın!" dedi.

Kehf / 72
  

قَالَ اَلَمْ اَقُلْ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْراً

(O kul): "Sen benimle beraber bulunmağa dayanamazsın demedim mi?" dedi.




Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.