27 Nisan 2017 Perşembe / 31 Recep 1438

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA | KUR'AN'DA ARA! | FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL

 
FİHRİST
(Din)
HARF SEÇİNİZ

A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I - İ
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
 
Fâtiha / 3
  

اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ

(O) Rahman'dır, Rahim'dir.

Rahmân ve Rahîm: (rahime) fi\linden yapılmış, mübâlağa bildiren iki isim sıfattır. Rahmet kalbdeki acıma duygusudur. Bu duygu sâhibini Lûtuf ve iyiliğe sevk eder. Rahmân'daki mübâlağa (abartma) daha fazladır. Bundan dolayı Allah'tan başkasına Rahmân adı verilemez, fakat Rahîm adı verilebilir. Nitekim Hz. peygamber (s.a.v.): "Mü\minlere şefkatli, rahîmdir" (Tevbe: 128; Ahzâb: 43) şeklinde nitelendirilmiştir. Rahmân\ın tam anlamıyle Türkçe karşılığı yoktur. Çok merhamet eden, rahmeti herşeyi kuşatan, ihsanı herşeye yaygın sözleriyle açıklanabilir. Rahmân'ın rahmeti, ezelî rahmettir. Bu rahmet, iyiye de, kötüye de, mü'mine de, kâfire de yaygındır. Varlıklar zorunlu olarak bu rahmetten yararlanıp varlık alanına çıkmışlardır. Rahîm de çok merhametli demektir. Fakat bu rahmet, varlıkların başlangıcından çok sonuçlarına, yani âhirete ilişkindir. Bundan dolayı Allah "Dünyânın Rahmânı, âhiretin rahîmidir". Yani O\nun ihsanı, dünyâda inananlara da, inanmayanlara da yagındır. Âhirette ise yalnız inananlara özgüdür (Râğıb el-Isfahânî, Müfredât) Allah'ın herşeyi yaratması, Rahmânlığının rahmetinden ileri gelir. Bu fıtrî (yaratılış) rahmetinden uzak kalan hiçbir şey yoktur. Her varlık bu rahmetin içindedir. Rahîm\in rahmeti, irâdeleriyle çalışanları yaratılış amaçlarına götürür. İyilerin mükâfât, kötülerin cezâ görmesi, rahîmlik rahmetinin eseridir. Demek ki Rahîm adının içeriğinde Allah'ın adâleti, mükâfâtı ve cezâsı da vardır. Bundan dolayı "Rahmân, bütün mahlûkatı rahmetiyle yaratıp besleyen; Rahîm, âhirette mü'minlere Lûtfuyla cennet veren, kâfirlere de adâletiyle azâbedendir" diye tefsîr edilmiştir.
En’âm / 70
  

وَذَرِ الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا د۪ينَهُمْ لَعِباً وَلَهْواً وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَذَكِّرْ بِه۪ٓ اَنْ تُبْسَلَ نَفْسٌ بِمَا كَسَبَتْۗ لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِيٌّ وَلَا شَف۪يعٌۚ وَاِنْ تَعْدِلْ كُلَّ عَدْلٍ لَا يُؤْخَذْ مِنْهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اُبْسِلُوا بِمَا كَسَبُواۚ لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَم۪يمٍ وَعَذَابٌ اَل۪يمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ۟

Bırak o dinlerini oyun, eğlence yerine koyan ve dünya hayatının aldattığı kimseleri de, sen o (Kur'an) ile (şunu) hatırlat ki, bir kişi, yaptığı işin eline teslim edilmeye görsün, (yoksa) Allah'tan başka onun ne bir dostu, ne de bir yardımcısı olmaz. (Amelinin elinden kurtulmak için) her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte onlar, kazandıklarının eline teslim edilmişlerdir. Onlar için kaynar sudan bir içki ve inkarlarından dolayı da acı bir azab vardır!

Şûrâ / 8
  

وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَهُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ يُدْخِلُ مَنْ يَشَٓاءُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ۜ وَالظَّالِمُونَ مَا لَهُمْ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ

Allah dileseydi, onları bir tek millet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere gelince: Onların ne velisi ne de yardımcısı vardır.

Şûrâ / 9
  

اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَۚ فَاللّٰهُ هُوَ الْوَلِيُّ وَهُوَ يُحْـيِ الْمَوْتٰىۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟

Yoksa Allah'tan başka veliler mi edindiler? Veli yalnız Allah'tır. Ölüleri O diriltir. O her şeye kadirdir.

Şûrâ / 21
  

اَمْ لَهُمْ شُرَكٰٓؤُ۬ا شَرَعُوا لَهُمْ مِنَ الدّ۪ينِ مَا لَمْ يَأْذَنْ بِهِ اللّٰهُۜ وَلَوْلَا كَلِمَةُ الْفَصْلِ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْۜ وَاِنَّ الظَّالِم۪ينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Yoksa onların, kendilerine, Allah'ın izin vermediği dini koyan ortaklar mı var? Eğer (bir süre fırsat verilmesi hakkında) karar olmasaydı derhal aralarında hüküm verilir(işleri bitirilir)di. Kuşkusuz zalimler için acı bir azab vardır.

Beyyine / 4
  

وَمَا تَفَرَّقَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُۜ

Kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Beyyine / 5
  

وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ حُنَفَٓاءَ وَيُق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ د۪ينُ الْقَيِّمَةِۜ

Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din oydu.




Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.