29 Mart 2017 Çarşamba / 2 Recep 1438

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA | KUR'AN'DA ARA! | FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL

 
FİHRİST
(Amel Defteri)
HARF SEÇİNİZ

A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I - İ
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
 
Nisâ / 13
  

تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُطِـعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ

Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve Elçisine ita'at ederse Allah onu, altlarından ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük başarı budur.

Nisâ / 14
  

وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَاراً خَالِداً ف۪يهَاۖ وَلَهُ عَذَابٌ مُه۪ينٌ۟

Kim de Allah'a ve Elçisi'ne karşı gelir, O'nun sınırlarını aşarsa, Allah onu, sürekli kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır.

İsrâ / 13
  

وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ ف۪ي عُنُقِه۪ۜ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَاباً يَلْقٰيهُ مَنْشُوراً

Her insanın tair(kuş)ini boynuna bağladık, kıyamet günü onun için, açılmış olarak bulacağı bir Kitap çıkarırız:

Enbiyâ / 47
  

وَنَضَعُ الْمَوَاز۪ينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـٔاًۜ وَاِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ اَتَيْنَا بِهَاۜ وَكَفٰى بِنَا حَاسِب۪ينَ

Kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Hiç kimseye bir haksızlık edilmez (insanın yaptığı iş), bir hardal danesi ağırlığınca da olsa onu getiririz. Hesab gören olarak biz yeteriz.

Bazı tefsîrlere göre terâzîlerin konması, doğru hesap görmenin ve eylemlere uygun cezâ vermenin temsîlidir, sembolik bir anlam taşır. Abdullah ibn Abbâs'ın rivâyetine göre: iyi eylemler güzel şekillerle, kötü eylemler çirkin kılıklarla gelip terâzîlere konacaktır (Envâru't-Tenzîl).
Sâd / 16
  

وَقَالُوا رَبَّنَا عَجِّلْ لَنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ الْحِسَابِ

(Alay ederek) Dediler ki: "Rabbimiz, bizim (azab) payımızı hesap gününden önce, hemen ver."

Zümer / 69
  

وَاَشْرَقَتِ الْاَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ الْكِتَابُ وَج۪ٓيءَ بِالنَّبِيّ۪نَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Yer, Rabbinin nuru ile parlamış, Kitap (ortaya) konmuş, peygamberler ve şahidler getirilmiş ve aralarında adaletle hükmedilmiştir. Onlara asla haksızlık edilmez

Câsiye / 28
  

وَتَرٰى كُلَّ اُمَّةٍ جَاثِيَةً۠ كُلُّ اُمَّةٍ تُدْعٰٓى اِلٰى كِتَابِهَاۜ اَلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

(O gün) Her ümmeti (Allah'ın huzurunda) toplanmış görürsün. Her ümmet, kendi Kitabına (yaptığı işlerin tutanağı olan amel defterine) çağırılır: "Bugün yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız!"

Veya: "diz çökmüş görürsün..." ÌËèÉ (cesve), toplanma ve diz çökme anlamlarına gelir.
Vâkı’a / 8
  

فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِۜ

Sağın adamları (amel defterleri sağ tarafından verilenler), ne uğurlulardır onlar!

Müddessir / 52
  

بَلْ يُر۪يدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُؤْتٰى صُحُفاً مُنَشَّرَةًۙ

Hayır, onlardan her kişi kendisine açılan sahifeler verilmesini istiyor.

Nebe’ / 29
  

وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَاباً

Biz de her şeyi sayıp yazmıştık.

Nebe’ / 40
  

اِنَّٓا اَنْذَرْنَا‌كُمْ عَذَاباً قَر۪يباًۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْـكَافِرُ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ تُرَاباً

Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. O gün kişi, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlere bakar ve kafir: "Keşke ben, toprak olsaydım!" der.

Tekvîr / 10
  

وَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْۙۖ

(Amel) defterler(i) açılıp yayıldığı zaman,

Mutaffifîn / 7
  

كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَف۪ي سِجّ۪ينٍۜ

Hayır, (ölçü ve tartıda hile yapılamaz), doğrusu sapanların yazıcısı Siccin(aşağı zindan)dadır.

Mutaffifîn / 8
  

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سِجّ۪ينٌۜ

Siccin'in ne olduğunu sen nereden bileceksin?

Mutaffifîn / 9
  

كِتَابٌ مَرْقُومٌۜ

Yazılmış bir Kitaptır.

İnşikâk / 7
  

فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ۙ

(O zaman) Kimin Kitabı sağından verilirse:

İnşikâk / 8
  

فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَاباً يَس۪يراًۙ

O, kolay bir hesaba çekilecek,

İnşikâk / 9
  

وَيَنْقَلِبُ اِلٰٓى اَهْلِه۪ مَسْرُوراًۜ

Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.

İnşikâk / 10
  

وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ وَرَٓاءَ ظَهْرِه۪ۙ

Kimin Kitabı arka tarafından verilirse.

İnşikâk / 11
  

فَسَوْفَ يَدْعُوا ثُبُوراًۙ

O, ölümü çağıracak,

İnşikâk / 12
  

وَيَصْلٰى سَع۪يراًۜ

Ve alevli ateşe girecektir.

İnşikâk / 13
  

اِنَّهُ كَانَ ف۪ٓي اَهْلِه۪ مَسْرُوراً

Çünkü o, (dünyada) ailesi arasında (şımarık ve) sevinçli idi.

İnşikâk / 14
  

اِنَّهُ ظَنَّ اَنْ لَنْ يَحُورَۚۛ

O, hiç (Rabbine) dönmeyeceğini sanmıştı.

İnşikâk / 15
  

بَلٰىۚۛ اِنَّ رَبَّهُ كَانَ بِه۪ بَص۪يراًۜ

Hayır, Rabbi O'nu görmekte idi.




Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.