28 Mart 2017 Salı / 30 Cemaziye'l-Ahir 1438

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA | KUR'AN'DA ARA! | FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL

 
FİHRİST
(Kozmağrafya)
HARF SEÇİNİZ

A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I - İ
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
 
Bakara / 29
  

هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاً ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ۟

O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı; sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, herşeyi bilir.

Bakara / 189
  

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَهِلَّةِۜ قُلْ هِيَ مَوَاق۪يتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّۜ وَلَيْسَ الْبِرُّ بِاَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقٰىۚ وَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ اَبْوَابِهَاۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Sana doğan aylardan soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir." Evlere arkalarından girmek iyilik değildir. İyilik, Allah'tan korkanın iyiliğidir. Evlere kapılarından girin ve Allah'tan korkun ki, başarıya eresiniz, umduğunuzu bulasınız.

Hz. peygamber'e, hilâlin neden önce ince görünüp sonra kalınlaşarak dolunay olduğunu ve tekrar incelip eski halini aldığını sormuşlardı. Onlara yanıt olarak inen bu âyet, hilâlin bu durumunun hikmetini açıklamıştır: İnsanların zamanı bilmelerine, vakitleri hesabatmelerine yardım etmektedir. Araplar, ihrâma girdikleri zaman bir gölgeliğe oturmaz evlerine gitmek zorunda kalsalar, gölge altından geçmemek için kapıdan girmez, arka duvardan açtıkları bir delikten geçip evin bahçesine girerler ve bu uygulamayı bir iyilik sayarlardı. Kur'ân, iyiliğin böyle şekillerle değil, gönüldeki takvâ, Allah'a bağlılık ile olacağını belirtmektedir.
Yûnus / 5
  

هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَٓاءً وَالْقَمَرَ نُوراً وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّن۪ينَ وَالْحِسَابَۜ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ذٰلِكَ اِلَّا بِالْحَقِّۜ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

Güneşi ziya, ay'ı nur yapan; yılların sayısını ve (vakitlerin) hesabı(nı) bilmeniz için aya (dolaşma) konaklar(ı) düzenleyen O'dur. Allah, bunları (boş yere değil), gerçek ile (hikmeti uyarınca) yaratmıştır. Bilen bir kavim için ayetleri açıklamaktadır.

Hicr / 16
  

وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِي السَّمَٓاءِ بُرُوجاً وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِر۪ينَۙ

Andolsun biz, gökte burçlar yaptık. Ve onu bakanlar için süsledik.

Burc: yüksek köşk, demektir. Gökte toplanan birtakım yıldızlar kümesine burc denilir. Bu âyet, gökte bulunan çeşitli yıldız kümelerine işâret etmektedir.
Hicr / 17
  

وَحَفِظْنَاهَا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۙ

Ve onu, her recim (taşlanmış, kovulmuş uydurma sözler atan) şeytandan koruduk.

İsrâ / 12
  

وَجَعَلْنَا الَّيْلَ وَالنَّهَارَ اٰيَتَيْنِ فَمَحَوْنَٓا اٰيَةَ الَّيْلِ وَجَعَلْـنَٓا اٰيَةَ النَّهَارِ مُبْصِرَةً لِتَبْتَغُوا فَضْلاً مِنْ رَبِّكُمْ وَلِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّن۪ينَ وَالْحِسَابَۜ وَكُلَّ شَيْءٍ فَصَّلْنَاهُ تَفْص۪يلاً

Biz gece ve gündüzü, (kudretimizi gösteren) iki ayet yaptık. Gece ayetini sildik, gündüz ayetini aydınlatıcı yaptık ki hem Rabbinizin lutfunu arayasınız ve hem de yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Biz her şeyi açık açık anlattık.

Bu âyetten gece âyetinin, karanlık, gündüz âyetinin de aydınlık olduğu anlaşılır. Karanlık ve aydınlık olayları, Allah'ın kudretinin belirtilerindendir. Abdullah ibn Abbâs ve başka sahâbîlerden gelen rivâyetlere göre gece âyeti Ay, gündüz âyeti Güneştir. Eğer gece ve gündüz âyetlerinden maksat Ay ve Güneş ise,"Gece âyetini sildik" ifâdesinden, Ayın da bir zamanlar Güneş gibi ışık veren parlak bir yıldız iken zamanla ışığını ve ısısını kaybettiği anlamı çıkar. Güneş hâlâ ışık ve ısısını yaymağa devam etmektedir ve bu özelliğini daha çok uzun zaman koruyacaktır. Ancak kıyâmet olayında Güneş de öteki yıldızlar gibi büzülüp karartılacak, ışığını ve ısısını kaybedecektir. Ayın, önceleri Güneş gibi parlak bir yıldız olup sonradan ışığını kaybettiği bilinmiyordu. Bilimsel çalışmaların saptadığı bu gerçeğe Kur'ân, asırlar önce işâret buyurmuştur.
Enbiyâ / 33
  

وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ ف۪ي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

Geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yaratan O'dur. (Bunların) her biri bir yörüngede yüzmektedir.

Bu âyet, bütün gök cisimlerinin bir felekte (yörüngede) yüzmekte olduğunu söylüyor. Kur'ân indiği sırada ilim çevrelerinde egemen olan Batlamyus teorisine göre güneşi ve ayı hareket ettiren, felektir. Oysa âyet, o teorinin tersine, Güneşin ve Ayın felekte yüzdüklerini söylemiştir. Bugünün ispatlı verilerine göre de bu varlıkların her biri, Kur'ân'ın dediği gibi, kendine özgü bir yörüngede, tıpkı bir uzay gemisi gibi yüzmektedir.Yüce Kudret, şu uzayda birbirine çarpmadan yüzen sayısız, küresel gemiler yaratmıştır.
Mü’minûn / 17
  

وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَٓائِقَۗ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِل۪ينَ

Üstünüzde de yedi tabaka (yedi gök) yarattık. Biz yaratmadan gafil değiliz.

Yani yarattığımızı biliriz. Her şeyi bilgimize göre yaratırız. Yarattıklarımız körü körüne, kendiliğinden meydana gelmiş değildir. Biz kör bir tabiattan ibaret değiliz. Yarattıklarımız, doğanın eseri değildir. Her şey bizim derin ilim ve hikmetimizle var olmaktadır.
Yâsîn / 37
  

وَاٰيَةٌ لَهُمُ الَّيْلُۚ نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ فَاِذَا هُمْ مُظْلِمُونَۙ

Gece de onlar için bir ayettir. Gündüzü ondan soyup, alırız, birden onlar karanlıkta kalıverirler.

Yâsîn / 40
  

لَا الشَّمْسُ يَنْبَغ۪ي لَـهَٓا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِۜ وَكُلٌّ ف۪ي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

Ne güneş aya erişebilir, ne de gece, gündüzün önüne geçebilir. Hepsi bir felekte (yörüngede) yüzmektedirler.

Sâffât / 6
  

اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْـكَوَاكِبِۙ

Biz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik.

Sâffât / 7
  

وَحِفْظاً مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ

Ve (onu) ita'at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk.

Sâffât / 8
  

لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَأِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ

O (şeyta)nlar mele-i A'layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır.

Mülk / 5
  

وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَ وَجَعَلْنَاهَا رُجُوماً لِلشَّيَاط۪ينِ وَاَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ السَّع۪يرِ

Andolsun biz, en yakın göğü lambalarla donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve o(şeyta)nlara da çılgın ateş azabını hazırladık.

Haber çalmak için göğe çıkan cinler, meteor taşlarıyle, ışınlarla karşılaştılar. Artık bu göğü delip ötesine geçmeyi, gayb haberlerini çalmayı başaramadılar. Bir başka tefsîre göre yıldızları şeytânların, zan ve hayallerine göre saçma şeyler söylemelerine vesîle yaptık. Müneccimler (astrologlar) bunlara bakıp birtakım şeyler saçmalarlar.
Nâzi’ât / 27
  

ءَاَنْتُمْ اَشَدُّ خَلْقاً اَمِ السَّمَٓاءُۜ بَنٰيهَا۠

Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? (Allah) onu yaptı.

Nâzi’ât / 28
  

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوّٰيهَاۙ

Kalınlığını (tavanını) yükseltti, onu düzenledi.

Târık / 1
  

وَالسَّمَٓاءِ وَالطَّارِقِۙ

Göğe ve tarık'a andolsun.

Târık / 3
  

اَلنَّجْمُ الثَّاقِبُۙ

Parlayan yıldızdır.

Târık / 11
  

وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الرَّجْعِۙ

Dönüşlü göğe andolsun,

Yani her dönüşünde harekete başladığı noktaya gelen yıldızlara veya denizlerden aldığı yağmuru yere döndüren buluta andolsun.



Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.